EMİR KOMUTA ZİNCİRİ VE KÜRESEL EMPERYALİZM!..Bese Hozat kimdir ve ne demişti?11 Temmuz 2025’te keleş yakma partisindeki komutan!PKK’lı Hozat ne demişti..Açıklamalarında “PKK kadroları af maf istemiyor.Eve dönüş yasası falan istemiyor.Bilmem şu suç, bu suça göre şey istemiyor.Hiç kimse suç işlememiş, suç işlemediği için de af istemiyor.Af, suç işleyenler için yapılır.Biz suç işlememişiz ki af isteyelim.Biz soykırım altında tutulan, yüz yıldır soykırım saldırılarına maruz kalan bir halkınözgürlük, demokrasi mücadelesini verdik.” ifadeleri aslında sürecin bir turnusol kâğıdı.Teröristin bu ifadeleri tartışılıyor.Sanki bu ifadeler yeniymiş gibi.Üstelik bu teröristin Terörsüz Türkiye hedefinin aksatılması için konuşturulduğu ifade ediliyor.Oysa bu PKK’lı 11 Temmuz 2025’te KELEŞ YAKMA partisinde de yaptığıaçıklamalarda açıkça silah bırakmak bir teslimiyet değil, siyasallaşma stratejisidir, demişti.“Amed’de, Ankara’da, İstanbul’da siyaset yapmak istiyoruz”diyerek örgütü meşru siyasi aktör haline getirme niyeti açıkça ortaya konuyor.“Top karşı tarafın sahasında” diyerek sorumluluğu devlete yüklüyor, süreci şartlı hale getiriyor.Bu söylem, terörün değil, silahı bırakıp siyasallaşarak kazanım elde etme planının parçasıdır.Stratejik bir manevradır.PKK’lı Hozat, 11 Temmuz’daki sözde “silah bırakma” açıklamasında da aynı söylemleridile getirmişti.O gün bu ifadeler açıkça ortadayken, süreç adına güzellemeler yapılmış,“ümit dolu bir döneme giriyoruz”, “bu adımı memnuniyetle karşılıyoruz”diyerek silah bırakma tiyatrosu alkışlanmıştı.Silah bırakmanın arkasındaki strateji, talepler ve ideolojik yönelim isebilinçli bir şekilde görmezden gelinmişti.Bugün aynı kişinin benzer içerikteki açıklamalarına tepki gösterenler,aslında dün görmezden geldikleri gerçekle yüzleşmektedir.Toplumu yalnızca “silah bırakıldı” başlığına odaklayıp, bu bırakmanın ardına gizlenensiyasal hedefi ve stratejik tasarımı yok saymak, siyasi olduğu kadar stratejik bir körlüktür.Hozat’ın son açıklamaları aslında teröristbaşının ve örgütün stratejik gerçekliğidir.Kamuoyuna “süreci sabote eden sert çıkışlar” gibi sunulan bu sözler, içerik bakımındanteröristbaşının 2013’ten 2025’e kadar defalarca dile getirdiği kavramların ve hedeflerinneredeyse kelimesi kelimesine tekrarından ibarettir.İlginç olan ise söylem aynı olmasına rağmen eleştiri oklarının Hozat’a yöneltilmesi;buna karşılık örgüt ideolojisinin mimarı olan teröristbaşının bu çerçevenin dışınaitilerek adeta “ayrıştırılmış bir çözüm aktörü” olarak pazarlanmak istenmesidir.Bu ikircikli tutum hem örgütün stratejik bütünlüğünü parçalıymış gibi göstererek yanlış bir algıüretmekte hem de meseleyi gerçek kaynağından uzaklaştırarak sürecin özünü perdelemektedir.PKK’lı Hozat’a tepki koyanlar bu ifadelerin asıl sahibi teröristbaşını görmezden geliyorlar.Hozat’ın açıklamaları ve bu söylemi, teröristbaşının yıllardır dile getirdiği temel stratejik çerçeveninneredeyse kelimesi kelimesine tekrarıdır.Bu yalnızca ideolojik paralellik değil, doktrinel devamlılıktır:1) ÖCALAN’IN ÜÇ AŞAMALI STRATEJİSİ İLE “İKİNCİ EVRE” SÖYLEMİ TAM ÖRTÜŞÜYORTeröristbaşının 1999 İmralı savunmalarından 2013–2015 çözüm süreci veikinci çözüm süreci metinlerine kadar tüm belgelerde açık bir stratejik şema vardır:1. Aşama: Silahlı güçlerin geri çekilmesi / çatışmasızlık2. Aşama: Yasal–anayasal düzenlemeler (özgürlük yasaları, demokratik özerklik altyapısı)3. Aşama: Demokratik siyaset + demokratik konfederalizmin kurumsallaşmasıBese Hozat’ın “Artık ikinci evreye girdik” ifadesi, bu şemayı birebir tekrar eder.Teröristbaşının 2013 Nevruz mektubunda şu vardı: “Artık yeni bir sürece geçiyoruz.Demokratik siyasetin, yasal dönüşümün dönemine.”Nitekim Öcalan, 2025’te ilettiği değerlendirmelerde de 2013 Nevruz mektubundakiaynı çizgiyi sürdürerek sürecin ‘yasal dönüşüm ve demokratik siyaset dönemine girdiğini’yinelemiş, ikinci aşamanın ancak kapsamlı hukuki düzenlemelerleilerleyebileceğini bir kez daha vurgulamıştır.”Bu ifade ile Hozat’ın söyledikleri arasında hiçbir fark yoktur.2) “Özgürlük yasaları”, “demokratik entegrasyon yasaları” DOĞRUDAN ÖCALAN DİLİDİRÖcalan’ın metinlerinde sürekli geçen kavramlar şunlardır:“Özgürlük yasaları”“Demokratik siyaset yasaları”“Demokratik ulus hukuku”“Demokratik özerklik için yasal çerçeve”“Kadro entegrasyonu”Öcalan bunu 2010–2015 arasında defalarca vurgulamıştır.Öcalan 2025’te İmralı’dan ilettiği değerlendirmelerde de yine ‘özgürlük yasaları’,‘demokratik siyaset zemini’, ‘hukuki dönüşüm’, ‘demokratik ulus perspektifi’ ve ‘kadrolarınsiyasal alana entegrasyonu’ gibi aynı terminolojiyi kullanarak örgütün ikinci aşamaolarak gördüğü yasal düzenleme sürecinin başlatılması gerektiğini tekrarlamıştır.Dolayısıyla Hozat’ın kullandığı kavramlar PKK içi literatürde Öcalan kaynaklıdır,başka bir yerden gelmez.3) “Af istemiyoruz, suç işlemedik; af değil özgürlük yasası” söylemi ÖCALAN’IN TAM TEKRARIDIRTeröristbaşı 1999 sonrası savunmalarında ve 2013–2015 görüşmelerinde defalarca şunu söylemiştir:“Biz suç işlemedik, meşru savunma yaptık.Af istemiyoruz.Sorunun çözümü özgürlük yasalarıdır.”23 Şubat 2013’te “Ne ev hapsi ne de af, bunlara gerek kalmayacak.Herkes, hepimiz özgür olacağız.”19 Haziran 2025’te “Kendi özgürlüğümü bireysel bir sorun olarak görmedim.Felsefi olarak da kişi özgürlüğü toplumdan soyut olamaz.Birey özgürleştiği oranda toplum, toplum özgürleştiği oranda birey özgür olabilir.Bu eğilimin gereğine bağlı kalınacağı tabidir.” diyerek aynı tutumu ifade etmiştir.Aynı söylem, Hozat’ın ifadelerinde birebir tekrar edilmektedir:Af yok → örgütsel statü talebi var.“Suç işlemedik” → terör eylemlerinin meşrulaştırılması.“Özgürlük yasası” → PKK’nın toplu politik özne olarak kabul edilmesi.Bu, Öcalan’ın “meşruiyet – suçsuzluk – siyasi statü” üçgeninin aynısıdır.4) “Soykırım saldırıları”, “yüz yıllık soykırım”, “varlık ve kimlik mücadelesi”,ÖCALAN’IN TESLİM ETTİĞİ ANLATIDIRÖcalan’ın tüm metinlerinde Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürtlere yönelik:“soykırımcı ulus devlet”,“inkârcı sistem”,“yüz yıllık soykırım rejimi”,“kültürel soykırım” uyguladığı iddiası tekrar eder.Bu iddialar Bese Hozat’ın cümlelerinde birebir görünür:“Yüz yıldır soykırım saldırılarına maruz kalan bir halk…”Bu ifade, Öcalan’ın “Kürtler yüz yıllık soykırım kıskacı altındadır” cümlesinin aynısıdır.25 Nisan 2025’te PKK’ya gönderdiği yazıda devlet ve milletle beraber olan Kürtlerisoykırımı destekleyenler olarak tanımlamıştır.5) “Demokratik siyaset yapacaklar, demokratik toplum çalışması yapacaklar”ÖCALAN’IN “KADRO TRANSFORMASYONU” TEZİDİRÖcalan 2000’lerden beri şunu savunmaktadır:“Silahlı kadrolar demokratik siyasete ve demokratik toplum örgütlenmesine dönüşecektir.”Bu: örgütün tasfiyesi değil, dönüştürülerek siyasal alanın içine taşınması anlamına gelir.Hozat’ın cümlesi bundan başka bir şey değildir:“Bu insanlar gidecek, demokratik siyaset yapacak.”Bu tam anlamıyla Öcalan’ın “Konfederalizmin kuruluşu” stratejisidir.6) “Örgütün tepesinden en yeni savaşçısına kadar özgürlük yasası çıkacak”→ ÖCALAN’IN ÖRGÜTSEL BÜTÜNLÜK VE KURUCU AKTÖR TALEBİÖcalan’ın temel doktrini şudur:PKK bireysel suçlardan aklanan bir yapı değil, kolektif bir siyasal kurucu özne olarak tanınmalıdır.Öcalan defalarca: “Ben ve hareketim çözümün aktörü olmalıyız.” demiştir.Hozat’ın “en tepesinden en yeni savaşçıya kadar özgürlük yasası çıkacak” sözü,tam olarak bu çizgiyi tekrar eder.Bu ifade, örgütün topyekûn yasallaştırılması talebidir.VELHASIL;HOZAT’IN SÖYLEMİ, ÖCALAN’IN STRATEJİK DOKTRİNİNİN TEKRARIDIRBütün unsurlar birleştiğinde şu açıkça görülür:• Sürecin aşamalı ilerlemesi → Öcalan• Yasal dönüşüm talebi → Öcalan• Af reddi, suçsuzluk iddiası → Öcalan• Soykırım anlatısı → Öcalan• PKK kadrolarının siyasi alana taşınması → Öcalan• Kolektif örgüt statüsü talebi → ÖcalanHozat’ın söylemi, teröristbaşının yıllardır yerleştirdiği paradigmanın aynısıdır;içerik farkı yoktur.Hozat’ın bu söylemi, Öcalan’ın çözüm süreci boyunca dile getirdiği tüm kavramların,aşamaların ve taleplerin neredeyse birebir tekrarından ibarettir.İşin özü şudur: Hozat’ın sözleri üzerinden koparılan tepkiler, aynı söylemingerçek sahibini perdelememelidir.Aynı dağın yeli aynı fitnenin sahipleridir.Şunu unutmamak lazım; Küresel Emperyalizm (Dünya Sömürgeciliği)boş durmuyor ve bu gidişle de boş durmayacak.Yıllardır Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) için uğraşıyorlar.Ortadoğu’da “Arap Baharı” diye çıkardıkları fitne, bu maksatlarınıgerçekleştirmenin bir gereği . bu zalimler, “Arap Baharı” fitnesiyle Arapdünyasını darmadağınık ettiler.BOP sinin en önemli ve büyük bir projesi, “Büyük İsrail” projesi olması.Bugün emperyalizmin hedefinde, tam 22 İslam ülkesinin bulunduğu belirtilmektedir.Bu zalimlerin hedefinde bu İslam Ülkelerinin sınırlarının değişmesi,yönetimlerinin yerle bir edilmesi, bölünmesi, parçalanması kısaca emir vedirektiflerine alarak kontrol altında bulundurmaları.Tarihten beri bu düşünce ve istekleri için var güçleriyle çalıştılar veçalışmaya da devam ediyorlar.Şimdiye değin başaramadıkları gibi şimdiden sonra da başaramayacaklar.Küresel emperyalizmin Müslümanları zayıf düşürmede, Müslümanlar arasındakaos ve tefrika çıkarmada kullandığı en büyük araç fitnedir.Bu gerçek, tarihten beri böyledir ve bugünde aynen mevcut durumdadır.Gerek küresel güçler olan “ emperyalizm, liberalizm, sosyalizm, kapitalizm, laisizm,sekülerizm ve diğerleri” isteklerini gerçekleştirmek ve gerekse dikta zalim rejimleriniyönetime getirebilmek ve ayakta tutabilmek için her tür fitne ve entrikalara başvurdukları,hile ve düzenbazlıkları yaptıkları hem tarihi olarak bilinmekte hem de günümüzde görülmektedir.Küresel emperyalizmin, farklı isimlerle belirtilen sistemlerinin yanı sıra ajanlıklarınıyapan ve faaliyetlerini yürüten; FBA, FETO, CİA, MOSSAD, BAAS, SAVAK gibibirçok kuruluş ve yapıları da mevcutturKüresel emperyalizmin tek hedefi, “Müslüman Ümmet” dolayısıyla Müslümanmemleketler yani “İslam Coğrafyası”.Maksatları dünya hükümranlığını kurarak, bütün dünyanın zenginliklerindenyararlanmak ve kendi dışındaki insanları da kendilerine köleleştirmek.Müslüman memleketlerde, hakların kazanımları, halkın bilinçlenmeleri, uyanmalarıgibi mücadeleleri, birlik olmaları gibi durumları, emperyalizm için büyük bir kayıp.Bu güçler, bütün bunlar için hem gerekli önlem ve tedbirleri alıyorlarhem de fitne ve fesatlık gibi ne gerekiyorsa yapmaktan asla geri durmazlar.En son cennet mekân Memleketimizde bu zalim Yahudi uşaklarınınFETO’yü sahnede oynatmaları…Suriye’de Baas’a destek vermeleri…Mısır’da Baltacı fitnesiyle geri alma savaşı…Yemen’de Husi Darbesi…Tunus’ta Temerrüd Hareketi…Libya’da Halife Haftar fitnesi…IŞİD, DAEŞ, PYD, PKK gibi birçok belalar ve fitneler…Bunlar görünüm itibariyle sadece sahnede oynattıklarının bir kısmı.Kim bilir dünya genelinde çıkardıkları fitneleri ve yaptıkları fesatlıkları.Günümüzde emperyalistlerin zulümlerinden kurtulabilmek için biz MüslümanÜmmet olarak, öncelikle emperyalistlerin politikalarını iyi tanımalı, sonra kendi akidemizive dinimizi iyi öğrenmek ve inancımızın gereklerini yerine getirmek için kendi aramızdagüç birliği oluşturmalıyız.Sonuç olarak, kısa bir şekilde belirtecek olursak; Hakk ve Hakk’ın gönderdikleriylemeşgul olmayan Müslümanları, maalesef batılın işgal etmesi kaçınılmaz bir durumdur.Asıl ve en önemli mesele, Müslüman’ın kulluk görevinin gereklerine gerektiğigibi riayet etmesidir.Hak ve doğru olan birdir, tektir.Doğrunun dışında ne olsa da doğru değildir.Bu ara, BOP’a devam 2010’lu yıllarda, daha AKP-MHP ittifakıyokken, Ülkenin bu ittifaka böldürüleceğini yazılıp, çizilip, söyleniyordu.Aynı yıllarda gazeteci Aytunç Altındağ da benzer ifadeler kullanarakuyarılarda bulunuyor, toplumu uyanmaya çağırıyordu.1999’da Öcalan Türkiye’ye teslim tarihi. Ama ABD’nin, PKK’nın bitmesineizin vermeyeceğini, Türkiye’yi sol bir partiye değil, bir İslamcı parti ile birmilliyetçi partiyi bir araya getirip böldüreceklerini, halkın yüzde 60’ınınsola karşı olduğunu, sol bir partinin böyle bir işe tevessül etmesi halindeiç savaş çıkabileceğini, bunun da maliyetinin Batı için de büyük olacağını,ama bir İslamcı parti ile bir milliyetçi partinin bu misyonu yüklenmesihalinde seçmenin başka çare kalmadığını düşünerek bunu sineye çekeceği,planın bu olduğunu zaten yazılıp çiziliyordu.Aynı yıllarda ABD Dışişleri bakanı Condoleezza Rice, Büyük Ortadoğu Projesi’nindevreye soktuklarını, bu kapsamda 22 ülkenin sınırlarının değişeceğini açıklar.Açıkça söylenmese de bu 22 devlet içinde Türkiye de vardır.O tarihten bugüne plan tıkır tıkır yürür, Irak üç parçaya bölünür, Suriye’deEsat tasfiye edilerek kabile ve mezhep bölgelerine ayrılır.Topluma BOP, Ortadoğu’yu bir demokratikleştirme ve despot yönetimlerdenkurtarma projesi olarak sunulur. O yıllarda Mehmet Metiner, Perinçek’le katıldığıbir TV programında BOP’un bir demokratikleşme programı olduğunu savunur.Perinçek, itiraz ederse de Metiner bu ABD projesini Ortadoğu’nun kurtuluşreçetesi olduğunu söyler.Abdullah Gül’ün, Erdoğan’ın da aynı tarihlerde BOP’u masumlaştıran benzerbeyanları vardır. Bugün gelinen nokta ne kadar makyajlanırsa makyajlansın BOP’unTürk-İslam dünyasını parçalamak için kurgulanmış bir plan olduğunu ortaya çıkarmıştır.BOP, girdiği hiç bir ülkeye demokrasi getirmemiştir.Esat’ın yerine ikame edilen Şara, Esat’tan daha demokrat bir kişi değilİkisi de farklı ideolojilerin despotlarıdır.Filistin bu plan çerçevesinde kanla yıkandı.On binlerce bebek, çocuk, kadın bun un için öldürüldü.Hedef hem İsrail’in etrafında ondan güçlü devlet bırakmamak,hem de Ortadoğu’nun kaynaklarını sömürmektir.Tom Barract, “Ortadoğu’da ulus-devlet istemiyoruz, ulus devlet güçtür,”derken işte bugün gelinen noktanın arkasındaki iradeyi ifşa ediyordu.Öcalan’la halvete girmelerin, Türklüğü bir sorun olarak görmenin,yeni anayasa taleplerinin arkasında hep bu ABD planı vardır.Hedef, Türkiye’yi etnik parçalara bölerek küçültmek, etkisizleştirmektir.Kürtler bu küçültme planında kullanılan aparatlardan sadece biridir.İşleri bittiğinde BOP onları da yutacaktır.Nitekim İsrail’in ABD Büyükelçisi Huckabee,” Nil’den Fırat’a kadar olan topraklarTevrat ve İncil’de Yahudilere vaat edilmiştir, bütün Ortadoğu İsrail’in olsun”diyerek, bugün bazılarının Kürdistan dediği toprakların da nihai planda İsrail’inolacağını, olması gerektiğini söyledi.Yani Kürtler için bir Kürdistan değil, İsrail’in yutması için bir Kürdistan kurgulanıyor.Bazıları da hala Apo ile iş tutmanın ülkeyi terörden kurtaracağını sanıyor.Milli/ulus devleti dağıtmak, Türkiye’yi yok etmektir.Dilden, üniter yapıdan, vatandaşlık tanımından taviz vermek bu yolun taşlarını döşemektir.Bu aymazlık, bu nemelazımcılık böyle devam ederse, korkarım ki BOPburada da hedefine ulaşacak, devlet içinden devletler çıkarılacaktır.Şu anda ABD-İSRAİL ve yan güçler İran’a bütün güçleriyle saldırıyorlar.Hedef BOP ve Proje içerisindeki 22 ülke. Biz ise yukarıda belirttiğimiz gibi biriİslamcı diğeri milliyetçi parti ile sonumuzu beklemekteyiz;-derleme–araştırma-Vesselam…Hoşça kalın, Dostça kalın, Sağlıklı kalınRamazan YazarEmekli Teknik Öğretmen