SEÇİM 2027 DE DE, BASKIN SEÇİM 2026 SONBAHARDA..!
Ne diyerek gelmişti 2002 de Erdoğan;,
*Benim vatandaşım,
*Çöpten rızık, pazardan atık topluyorsa,
*Meydanlar açız diye bağırıyorsa,
*Ev kirasını, suyu, elektriği ödeyemiyorsa,
*% 25 şi açlık sınırının, % 50 si yoksulluk sınırının altındaysa,
ÜLKEYİ BU HALE MEVCUT HÜKÜMET GETİRMİŞTİR! Diyordu.
Devletin başına geçince kademeli olarak,
Sen kalk Devlete ait Kamu Kurum taşınmazları fabrikaları,
Arazileri Ormanları Sat,
Filmin Sonunda Marketçilik Yapmaya başla..
Devlet Fabrika İşletmez dediler.
Tarım kredi adıyla bakkal açtılar.
Devlet üretmez dediler.
Millet bahçesi adıyla çay bahçesi kurdular.
Devlet fabrika işletmez dediler.
TOKİ adıyla müteahhitliğe soyundular.
Bunları neden yapıyorsunuz?
Diye sorulduğunda halkın menfaati için dediler.
Ama biliniyor ki fabrikalar kapatılırken, halkı çaya, bakkala,
betona mahkum ettiler.
Üretimi durdurdular. İstihdamı bitirdiler.
Geleceği ipotek ettiler.
SEKA yı yıktılar yerine çim serdiler.
Şeker fabrikalarını sattılar, yerine market açtılar.
Et balık kurumunu kapattılar et ithal ettiler.
Sümerbank’ı yok ettiler.
Giyimi dışa bağladılar.
Şimdi ne oldu?
Millet işsiz güçsüz kirasını ödeyemez hale geldi.
Gençler iş arıyor.
Emekliler geçinemiyor.
Esnaf siftah yapamıyor.
Ama onlar hala halkın menfaati diyor.
Şimdi de yeni bir oyun.
Devlet kiralık ev yapacakmış.
Kira ödeyemeyene kira satacakmış.
Bu milletin aklıyla alay etmeyin.
Halk üretim istiyor.
Halk fabrika istiyor.
Halk alın teriyle kazanmak istiyor.
Çay bahçesiyle değil, bakkala değil, betonla değil geleceğini
inşa edecek gerçek devlet adamaları istiyor.
Erdoğan; ‘’aziz milletime çağrı yapıyorum, yastık altındaki
altınlarınızı çıkarın gelin bunları TL ye çevirin’’ dediği tarihte
çeyrek altın kaç paraydı?
Sadece 350 tl idi.
Bugün çeyrek altın kaç para 12.500 tl civarında.
Yani reisin o günkü yatırım tavsiyesine uyarak çeyrek altınını
bozduranlar, bugün sadece bir çeyrek altında 12.150 tl den
fazla para kaybetmiş olacaklardı.
Bakın millet ve ülke bakan atamaları vb
ile oyalanırken ocak ayında ne oldu biliyor musunuz?
454 milyar faize para ödedik..
Cumhuriyet tarihinin en yüksek faizini ödedik.
’nas var nas ‘’ diyerek Allah’ın haram kıldığı faizi ödedik.
Ne diyordu Erdoğan;
’’Bunların kafası basmaz, ben ekonomistim ekonominin kitabını yazdık’’
denilen işte buydu ve ekonomimizin ve vatandaşlarımızın hali belli..
Ve Erdoğan ne demişti?
Suriyelilere 40 milyar dolar harcadık, evvel Allah bir 40 daha harcarız!”
Ve şimdi Erdoğan’a tekrar bakalım!
Erdoğan seçim kararı alır mı?
Erdoğan gibi girdiği her seçimi kazanmış bir politikacı bu atmosferde
seçime gider mi?
Gitmez!..
Neden mi nedeni gayet açık.
Ocak ayında yeni maaşlar belli oldu mu oldu.
Bu maaşlardan kim memnun?
Hiç kimse.
Memura, emekliye, asgari ücretliye bir dokunan bin ah işitiyor..
Bu maaşlara tepkili bir taban varken
Erdoğan böyle önemli bir seçimi riske atar mı?
Hiç sanmam..
Seçimin galibini her zaman ekonomi belirler..
Çok uzağa gitmeye gerek yok, son seçimde Erdoğan,
memur, emekli ve asgari ücretliye yüksek maaş artışı yaptı.
Beş yıl boyunca artış yapılmayan bayram ikramiyesini
bin liradan iki bin liraya çıkardı.
Bununla da yetinmedi, emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT)
düzenlemesini hayata geçirdi.
Tam beş milyon kişiyi ilgilendiren kritik bir karardı.
Biliyorsunuz özellikle emekliler, son 2-3 yıldır yapılan artışlardan dertli..
Erdoğan her fırsatta; ‘’emeklilerin yaşadığı sıkıntıların farkındayız,
yalnız bırakmayacağız’’ mesajını veriyor.
Emeklilerin ve asgari ücretlilerin, çektikleri eziyeti iyi bir artış
oranıyla unutacaklarının Erdoğan farkında!..
Görülen o ki; kabinedeki değişiklikler iki bakanla sınırlı kalmayacak..
Kahin olmaya gerek yok, maaşların yüksek artışı konusunda vanayı
açacak bir kabine seçime götürecek..
Bütün bu durumlara bakarak baskın seçimden bahsedelim;
Türkiye’de işler kötüye gidiyor. Ekonomi dibe vurdu.
Diğer taraftan da Bahçeli Öcalan’a ‘’umut hakkı’’ diye bastırıyor.
‘’Terörsüz Türkiye sürecinde Öcalan üzerine düşen görevi yaptı’’.
‘’Bizde ona verdiğimiz sözü tutalım umut hakkı olması lazım.’’
MHP gurup toplantısında bunu yüksek sesle tekrarladı Bahçeli.
Seçim 2027 nin sonunda sonbaharda yapılacak beklentisi var.
Bahçeli’de bastırıyor umut hakkı diye. DEM ve Kürt seçmenin
bir kısmı bekliyor Öcalan’a verilen sözlerin yerine getirilmesi için.
Erdoğan seçimde Kürt seçmeni yanında tutmak istiyor bunun
içinde Öcalan’a verilen sözlerin yerine getirilmesi bekleniyor.
AKP partililer kendi aralarında konuşuyor.
Ekonominin kötüye gittiğinin farkındalar.
Gündeme getirdikleri bir konuda şu ’’2026 içinde baskın Seçim’’
bu aynı zamanda Erdoğan’ın aday olabilmesinin yolunu da açmış olacak.
Bakın 2027 nin sonbaharı beklenecek olursa birincisi,
ekonominin çöktüğü görülecek. İkincisi Öcalan’a verilecek
umut hakkı beklentisi bilhassa DEM bu konuda bir gelişme bekliyor.
Tabi şimdi Öcalan’a umut hakkı verildi bir kısım Kürt seçmenin
oyları alındı diyelim.
Buraya kadar iyi birde madalyonun arka tarafı var hani derler ya;
‘’Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak’’. Kürt oyları alacağız
derken milletin Erdoğan’ı sandığa gömmeyeceğini kim söylüyor.
Görülen o ki böyle bir durumda Öcalan’a umut hakkı verildiğinde
Erdoğan sandıktan çıkamaz, seçimi kesinlikle kaybeder.
DEM ve de Kürt seçmen ne kadar desteklerse desteklesin
Erdoğan seçimi kaybeder. Bundan dolayı seçimi daha da erkene
alarak bu iki durumdan da kurtulunabilinir. Şimdiki hesapları bunlar.
Seçim erkene alınırsa, yani 2026 sonbahara alınırsa..
Bu durumda DEM ve Kürt seçmene denilebilir ki; tamam Bahçeli’nin
Öcalan’a verdiği umut hakkı sözünün arkasındayız.
Seçimleri yapalım, seçimlerden sonra ilk yapacağımız
icraat Öcalan’ın umut hakkı olacaktır.
Böylece hem Kürt seçmenin desteğini Erdoğan’ın yanında tutabiliriz
Hem de diğer kamuoyunun bunlar Öcalan’ı serbest bırakıyorlar
tepkisel oy verilmesini engellemiş oluruz…
Yani Öcalan durumuna ve ekonominin kötüleşmesine karşı endeksli bir
baskın seçim erken seçim AKP kurmayları tarafından ciddi ciddi konuşuluyor.
Onun için otoyollar, köprüler satılarak kaynak yaratılacak.
Bu kaynakta temmuz ayı içerisinde yüksek bir maaşla emekli, memur ve
asgari ücretlilere yansıtılarak Erdoğan sözünü tuttu sizi dar boğazdan
kurtardı denilecek..
Hem de, seçim 2026 sonbaharında yapılırsa Erdoğan ‘’anayasa
engeline takılıyor’’ tartışmasını da yaşamamış olacak..
Böyle görüyorum ve yazıyorum..
Seçim 2026 sonbaharında yapılacak..
Ve şimdi gündeme bakalım,,
Erdoğan, daha da otoriterleşme kararı aldı.
Türkiye’de zaten demokratikleşmenin ekonomik, kültürel, felsefi ve
toplumsal temeli yoktu.
Daha önce de belirttim, örneğin Kürtlerle ilgili hak taleplerinin
hiç biri demokratik oylamadan veya referandumdan geçmez.
Kürt sorunun adil çözümüne engel olan anayasanın ilk dört maddesini
halk oylamasından asla geçiremezsiniz.
Her Kürt hakkı en az %70 hayır oyu ile ret edilir.
Türk toplumunun kahır çoğunluğu herhangi bir Kürt reformuna kapalı.
Tarihten ve demokrasiden habersiz insanlar bu düşüncemi yadırgayabilirler.
Ama durum bu.
Gerçek de bu.
Sovyetler Birliğini dağıtan Gorbaçov herhalde bunu halktan ve partiden izin
alarak yapmadı.
ABD başkanı Abraham Lincoln bir yasa ile köleliği kaldırdığında iç savaş çıktı.
Bu savaşta bildiğim kadarıyla 90 bin insan öldü ve köleciliği savunanlar bu
savaşta feci ezildi.
Erdoğan adalet ve içişleri bakanlarını değiştirmekle kendisine bir operasyon
birliği kurmuş oldu.
Yeni içişleri bakanı Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi önceki yıllarda Kuran’ı
ezbere okuma yarışmasında Türkiye birincisi olmuş.
Yani dini bütün biri!
Erzurum valiliğinden doğru İçişleri bakanlığına atandı.
Adalet Bakanlığına da İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek getirildi.
Akın Gülek’in dosyasında birçok operasyon var, ancak en belirgin olanı
CHP’ye yönelik operasyonları yönetiyor olmasıydı.
Özgür Özel, Akın Gülek’in adalet bakanı olmasına tepki göstererek:
“yarın bugünden zor olacak,” dedi.
CHP mecliste Akın Gülek’i protestoya hazırlanıyor.
Ve içişleri bakanı operasyon çekecek, savcı adalet bakanı tutuklatacak.
Bu ikiliye bu nedenle operasyon birliği adı uygun gibi duruyor.
Bu ikilinin aynı zamanda süreçle ilgili de atanmış olduklarını düşünülüyor…
AKP-MHP iktidarı Kürtleri memnun etmese de bazı adımlar atmaya hazırlanıyor.
Bu adımların ne olduğunu göreceğiz, ancak bu bir mecburiyet, bazı adımlar
atmak zorundalar.
Kürt sorunu iyice uluslararası bir hal aldı ve bundan kaçış yok.
Terörsüz Türkiye konusunda beklenilmeyen adımlar atılabilir.
Öcalan’ın ve DEM in taleplerinin büyük çoğunluğu karşılanabilir.
Anayasanın ilk dört ve dokunulamaz denilen maddelerine dokunabilirler
yapı o şekilde inşa ediliyor.
O kadar ki, federatif bir yapıya bile kapı aralanabilir, gidişat onu gösteriyor.
Atılacak ufak tefek adımlara en şiddetli itiraz CHP, IYI parti ve Zafer Partisi
kitlesinden gelecek.
Kemalist ulusalcılar şiddetli tepki gösterecek.
Belki de ortalık toz duman olacak.
AKP-MHP iktidarı kendilerince uygun gördükleri bu süreci sonuna kadar
götürebilmek için kararlı davranmak zorundalar.
Kararlı davranmak bazı Türklerin canını yakabilir.
Kürtlere yönelik bir iç operasyon beklemiyorum.
Zaten operasyon luk bir durumları yok.
Kürtleri rahatsız etmeyi gerektirecek bir neden yok.
Yüzde yetmiş nüfusun gıda maddelerine erişmekte zorluk çektiği Kürt köy ve
şehirleri kendi hallerinde, kendi olanaklarıyla bir hayat sürdürüp gidiyorlar.
Kan yok, çatışma yok, isyan yok.
Durduk yere gidip Kürtlere çatmanın bir anlamı yok.
PKK ile anlaşma olmazsa durum başka.
Bu yazıda onu hesaba katmamak gerekir.
İki yeni bakan, AKP-MHP iktidarını seçimi kazanacak şekilde Türkiye
toplumuna ve siyasetine şekil verecekler.
Mansur Yavaş’ın arkadaşı Keçiören belediye başkanının CHP’den istifasıyla
Özgür Özel mesajlarıyla zaten kayış atmıştı.
Mansur Yavaş’ın da CHP içindeki kayışı her an atabilir, buna zorlanıyor.
Yolsuzlukta ve organize suçlarda Türkiye dünya sıralamasının en üst
basamaklarına tırmanmış olmasından kaynaklı yeni içişleri bakanından
bolca yolsuzluk operasyon izleyebiliriz.
Akın Gürlek in adalet bakanı olmasıyla CHP Kılıçdaroğlu ve mutlak butlan konuları
alabildiğine kamuoyu ve medya da gündem olmaya ve tartışılmaya başlandı.
CHP’nin 2023 yılında yapılan ve Özgür Özel’in genel başkan seçildiği
38. Olağan Kurultayı’na ilişkin açılan davanın istinaf süreci devam ederken,
Ankara kulislerinde dikkat çeken bir iddia gündeme geldi.
Akın Gürlek in adalet bakanı olmasından sonra bazı gelişmeler hız kazanıyor.
Erdoğan’ın seslerinden olan TGRT Haber, mahkemenin “mutlak butlan” kararı
verebileceğini ve Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlığa dönebileceğini öne sürdü.
TGRT, “İstinaf, Kılıçdaroğlu’nun listesini istedi. CHP’ye çağrı heyeti atanabilir” dedi.
Bayram sonrası mahkemeden “mutlak butlan” yönünde bir karar çıkabileceğini
söyleyen TGRT, “CHP’ye mutlak butlan gelecek. CHP’de Kılıçdaroğlu geri geliyor” dedi.
Mutlak butlan davası CHP’nin 2023 yılında yapılan 38. Olağan Kurultayı ile 2025’te
düzenlenen 21. Olağanüstü Kurultayı’nın, usulsüzlük iddiaları nedeniyle “mutlak butlan”
yani baştan itibaren geçersiz sayılması talebiyle dava açıldı.
Davada, bu kurultaylarda alınan kararların ve seçilen yönetimin hukuken geçersiz
olduğu ileri sürülüyor.
Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi, davayı aktif husumet yokluğu ve konusuz
kalma gerekçeleriyle reddetti.
Bu nedenle mevcut parti yönetimi ve kurultay kararları hukuken geçerliliğini sürdürüyor.
Ancak dosyanın istinaf mahkemesine taşınmasıyla birlikte yargı süreci devam ediyor.
Demokratikleşmenin ekonomik ve toplumsal temeli olmadığı için
Erdoğan daha da otoriterleşerek bazı sorunları çözmeye çalışacak;
ancak her şey çok zor. . -araştırma-Vesselam-
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
