TUZ ŞEHRİ ÇANKIRI-2 « Kırşehir Anadolu Haber

TUZ ŞEHRİ ÇANKIRI-2

Bu haber 31 Aralık 2023 - 15:50 'de eklendi ve 224 views kez görüntülendi.

 Burada yemekleri ve ikramları yazmayacağım, her şey Türk Töresince en güzel bir şekilde yerine getirildi.

      İnsan hayatında bazen kötü şeyler bazen de iyi şeyler peş peşe gelir. Biz Çankırı’da güzellikleri peş peşe yaşamaya başladık. Daha önce Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi’nde görev yapan şimdi ise Urfa Harran Üniversitesi Rektörü olan çok sevdiğimiz dost insan M. Tahir Güllüoğlu Hocamızda buraya gelmişti. Muhabbetle sarıldık, hasret giderdik. Dışarıdan güzel bir Çankırı Türküsü ruhumuzu okşuyordu. “Aşkınla Perişan Yâri Görünce”.

      Yolumuz Taş Mescit’e düştü. Manevi havası insanı büyüleyen bir mekân, SKS Daire Başkanı Murat Yıldırım Bey burası ile ilgili bilgiler aktardı bizlere. Zaman içerisinde ilgisizlikten bütünüyle yıkılan bu eserin sonradan aslına uygun bir şekilde yapıldığını en son olarak belediyeden üniversiteye devredildiğini belirten Yıldırım, kurulduğu yıllarda Mevlevi Dergâhı olarak da kullanıldığı Taş Mescit şimdi ziyaretlerin yanı sıra sohbet toplantılarının yapıldığı, yılda bir semazenlerin gösteri sunduğu önemli bir mekân haline geldiğini söyledi.

      Geleneksel aylık Ahi Meclisi toplantımızı hemen yan taraftaki odada Ahi Meclis Başkanımız Tarihçi Kazım Ceylan’ın başkanlığında yaptık. Sohbete katılan değerli dostlar Ahilik ile, Kırşehir’in, Çankırı’nın ve Ülkemizin sorunları ve çözüm yolları hakkındaki düşüncelerini paylaştılar. Meclis toplantımıza Ankara’dan katılan dostlarımız kendi alanlarında ilgi çekici konulara parmak bastılar. Rektörlerimizde değindikleri konular, ülkemiz, Türk ve İslam Dünyası için önemle üzerinde durulması ve acilen uygulanması gereken konulardı. Hele hele dostluğumuz önceki yıllara dayanan Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tehir Güllüoğlu’nun alışılmışın dışında bazı sorunları cesaretle dile getirmesi neden çağın gerisinde kaldığımızın en güzel göstergesiydi. Kırşehir’den sohbete katılan değerli arkadaşlarımızda görüşlerini meclise sundular.

      Sohbet güzel olunca insan vaktin nasıl geçtiğinin farkına varamıyor. Artık dinlenmenin e uyumanın zamanı gelmişti. Üniversitenin misafirhanesinde odalarımıza çekildik. Çok temiz pırıl pırıl odalarımız, evimizdeki rahatlığı bulduk misafirhanede. Anlaşılan o ki rektörümüz değerli insan Ahi Prof. Dr. Harun Çiftçi sadece üniversitenin kampüsündeki birimlerle değil dışarıdaki birimlerle de yeterince ilgileniyor.

      Herhalde herkes bu yorgunluğun üzerine derin bir uykuya dalmışlardır. Onlar uyuyadursunlar ben sabah olmadan birazcık Çankırı’dan ve Çankırı Karatekin Üniversitesi’nden bahsedeyim.

      Yeşillikler ortasında bir Çankırı hayal ederken cadde ve sokaklarında, park ve evlerin önündeki ağaç ve yeşillilerden başka göze çarpan yeşil alan görmek mümkün değil. Tepeler arasına sıkışmış “Y” harfini andıran Orta Anadolu’nun kır şehirlerinden biri Çankırı. Tepeler bizim bildiğimiz yamaçları yürüyerek çıkılacak tatlı meyilli görünümlü değil uçuruma benzer dik görünümlü özel bir coğrafi yapı gibi duruyor.

      Her yaratılanın kendine has bir özelliği ve kendine has bir güzelliği vardır. Çankırı’nın güzelliği de bu coğrafi yapısından ileri gelmektedir belki de. Ya da ben böyle sevdim Çankırı’yı.

      Kırşehir’de rant uğruna yıktığımız taş binalarımız, okullarımız ve sadece üç tanesini restore edip kurtarabildiğimiz tarihi konaklardan hariç katlettiğimiz cumbalı evleri ve konakları düşündükçe içim cız ediyor.

      Çankırı bu bakımdan bizden çok daha duyarlı davranıp eski yapılarına sahip çıkmışlar. Bazılarını restore edip kullanılır hale getirmişler. Yerle bir olan Taş Mescit’i aslına uygun olarak yeniden yapmışlar. Çarşıya yakın olan yerlerde bazı eski evler atıl durumda gözüküyor ama inşallah onlarda onarılıp kullanılır ve turizmde görülecek yerler haline getirilirler.

      Diyeceksiniz ki her tarafı tepelerle çevrili bu şehirde üniversite nereye kurulmuş. Çankırı Karatekin Üniversitesi Kastamonu Yolu tarafında bir tepenin yarı düzlüğünde kurulmuş şirin bir yerde. Arabayla dolanarak çıkılan yola bakarsanız şehrin bir hayli dışında olarak görünüyor. Üniversitenin şehre bakan tarafına geldiğinizde şehir ayaklarınızın altında gibi gözüküyor. Çankırı Karatekin Üniversitesi’nin bulunduğu bu güzel yerleşkeye Uluyazı Kampüsü deniliyor.

      Bir yanda yıkan insanlar olduğu gibi bir yandan da bulunduğu yeri imar edip yaşanılabilir duruma getiren güzel insanlar da var. 2007 Yılında kurulan üniversitenin rektörleri ekipleriyle birlikte Devletimizin büyük imkanları ve yerel yönetimlerinde destekleri ile çok çalışıp böyle güzel bir kampüsü Çankırı’ya kazandırmışlar. Ahi Rektörümüz Prof. Dr. Harun Çiftçi’nin yönetimi ile birlikte çok güzel çalışmalara imza attıklarını gördük. Üniversitenin girişinde başlayan güzel görüntüler bütün kampüsün içinde daha da göz alıcı hale geliyor. Yapısıyla, parklarıyla, yürüyüş yoluyla, yeşilliğiyle insanı büyüleyen şirin bir yer olmuş.

      Rektörümüzün çalışmalarını sosyal medyadan takip edenlerdenim. Görüştüğüm bazı üniversite mensupları çok değil çok çok fazla çalıştığını hatta “ Gecenin bir anında kampüsün bir yerinde görmeniz mümkündür.” diyorlar. Görünen o ki Ahi Rektörümüz çok daha güzel işlere imza atacak ve Çankırılılar’ın gönlünde yer alacaktır.

      İkinci güne yine çok hızlı başladık. İlk önce Eldivan İlçesine bağlı Sevdiköy’de bulunan Hacı Murad-i Veli Cami ve Türbesi’ni ziyaret ettik. Cami ve Türbe’nin bulunduğu yeri ve çevresini çok güzel bir şekilde düzenlemişler. Arabalar için park yeri, oturup dinlenme yerleri, içecek ikram yeri ve koskoca alan pırıl pırıl tertemiz. Bir köy yerinde böyle bakımlı ve korunan yere rastlamak gerçekten çok önemlidir. Orada gönüllü görevli olarak çalışan kişiye ve köy halkına bu mekâna sahip çıkıp korudukları için çok teşekkür ediyorum. Ziyaretçisi bol olsun. Grubumuzda araştırmacı tarihçilerimizin olması bir hatırlatmayı yapmamızı gerektirdi. Hacı Murad-i Veli’nin hayatını anlatan kitabenin tarihi bakımından bir gözden geçirilmesi gerektiğini belirttiler.

      Hızlı bir şekilde şehir merkezine döndük. Bu sefer uğrak yerimiz iki katlı tek sıra üzerine yapılmış önleri avluya bakan küçük odalardan oluşmuş Çivitçioğlu Medresesi oldu. Bu odalardan bir bölümü dershane bir bölümü ise yatakhane olarak kullanılıyormuş. Restore edilip mekâna uygun etkinliklerin yapıldığı ve devamlı açık bulunan nezih bir mekân haline getirilmiş.

      Oradan ayrılıp Buğday Pazarı Cami ve Medresesi’ne geldik. Bir avlunun içinde bulunan cami ve medresenin asıl dokuları bozulmadan itina ile tamiri yapılmış hoş bir mekân haline getirilmiş. Buradaki medresede iki katlı tek sıra halinde yönleri avluya bakan küçük odalardan oluşmuş. Turizme yönelik olarak kadınlar yöresel ürünlerini burada satıyorlar. Çay, gözleme çeşitleri, diğer içeceklerden elde ettikleri gelirlerle hem kooperatiflerine hem de aile bütçelerine katkıda bulunuyorlar. Hep dikkatimi çeken bu yerlerin çok bakımlı ve tertemiz olmalarıydı.

      Ve gezi olarak son göreceğimiz yer Sultan Süleyman Ulu Cami oldu. Camiyi ziyaret vaktimiz öğle namazına denk geldi. Mabetlerimiz her zaman ihtişamlı, ferah ve huzur veren yerlerdir. Adına uygun muhteşem bir cami dünya durdukça tek bir taşı bile düşmesin inşallah.

      Bizleri bu güzel mekanları hiç sıkılmadan isteyerek gezdiren ve rehberlik eden gönül insanları hemşerimiz Personel Daire Başkanı Ünal Hendek, SKS Daire Başkanı Murat Yıldırım, Özel Kalem Müdürü Ahmet Rıdvan Topkara, Şube Müdürleri İsa Özdemir ve Halim Aydın Beylere çok teşekkür ediyorum. Sizlerin yaptıkları misafirperverliğin daha ötesinde olan bir Türk Töresi olsa gerek.

      Sebebi ne olursa olsun ayrılıklar her zaman hüzünlüdür. Artık vedalaşmanın zamanı gelmiştir. Hem Çankırı’da kalan hem de Ankara’da gelen dostlarla helalleşip arabamıza binecektik. İlk önce çok sevdiğimiz Kırşehir Türk Ocağı’nda beraber olduğum iki güzel insan Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi ve Urfa Harran Üniversitesi Rektörü Tahir Güllüoğlu ile sonrada tanımaktan mutlu olduğumuz değerli dostlarla kucaklaşıp vedalaştık ve Kırşehir’e doğru yola çıktık.

      Yine arabada Kırşehir’den giden Ahi dostlarıyla beraberdik. İnsanları anlayabilmek için yol arkadaşlığı yapmak gerekir derler. Bu güzel insanlarla her zaman yol arkadaşlığı yapılır, dostluklarına güvenilir. Arabada genel ve özel sohbetler, şakalaşmalar derken Kırşehir’deyiz.

VEYSEL TURGUT     KIRŞEHİR
Veysel TURGUT
Veysel TURGUTveyselturgut@kirsehiranadoluhaber.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.