YENİDEN DOĞUŞ, YA DA NEVRÛZ… « Kırşehir Anadolu Haber

YENİDEN DOĞUŞ, YA DA NEVRÛZ…

Bu haber 21 Mart 2025 - 17:09 'de eklendi ve 853 views kez görüntülendi.
YENİDEN DOĞUŞ, YA DA NEVRÛZ…
Başlık yeniden doğuş diyoruz ya, gerçekten yeniden doğuşa ihtiyacımız var..
Ülke olarak şu an ne yaptığımızı ne yapacağımızı şaşırmış vaziyetteyiz.
Halk öyle bir çıkmazın içerisindeki kime güveneceğini bilemiyor.
Birileri insanların gözüne baka baka her türlü yalan iftira kumpas insanları,
Ayrıştırmak için manevi değerlerinin köklerini kesmek, için her şeyi yapıyorlar..
Sonrada kendileri yapmamış gibi söylemleri yok mu, işte milyonlar kanıyor..
Hani beka sorunu deniyor ya işte her konuda beka sorununu yaşıyoruz…
Bakın birileri Nevruzu bahane ederek ülkeyi parçalamak ayrıştırmak için;
Günlerdir, haftalardır, aylardır bu günleri bekliyorlardı ayrılık tohumları atabilmek için..
Zaten yönetenlerde dünden hazırlar çünkü kendi ifadelerine göre bir görevleri var..
Nevruz gelmiş neyimize, zaten havalar da mevsimlerde şaşırdılar, kış belli değil yaz belli değil.
Önceleri kışı bilirdik karı bilirdik, tabiatta bilirdi ona göre her şey uyanırdı…
Şimdilerde öylemi birileri halkı aldatıp kandırırken, mevsimlerde tabiattı kandırıyor..
Kışın kışı yaşayamıyoruz, bahar geldi baharı yaşayamıyoruz, her şey değişti..
İki gün önce her tarafta olduğu gibi Kamanımızda da ağaçlar çiçek açmış her taraf rengarenkti..
Şimdi ise o rengarenk ağaçlar ve çiçekler yağan kar ile beyaza dönüştü..
Meyve vermek için açan çiçekler dün donarak size meyve yok dediler sanki mevsimlerde
Birileri ile yarışıyorlar, hani birileri diyorlar ya her musibetin başı emekliler vb leri
Sanki mevsimlerde meyve vermemek için yarışıyorlar değil mi?
Neyse konu uzun şimdi su diyeceğiz, kar örtüsü diyeceğiz, hayat diyeceğiz diyecek çok ta biz yine de güzelliklerden ve nevruzdan bahsedelim!..
“Baharın, dirilişin, ihyanın ve yeniden hayat bulmanın müjdecisi
Nevruz kutlu olsun diyelim”
Tüm diğer kadim topluluklar gibi Eski Türkler de yeni yılı kutluyordu.
Eski Türklerin yeni yılı, Bugün de Nevruz
Nevruz, Türk dünyasında, ortak kültürel değer olması yönüyle önemli bir yere sahip olup Türklük dünyasında ve Anadolu’da ortak inanmalarla, ortak heyecanlarla yüzyıllardır Türk kültürüne özgü özelliklerle kutlanılmaktadır.
Nevruz, kökü çok eski bir geleneğinin Anadolu’da yeniden şekillenip günümüzde de şenlik ve kutlama biçiminde sürdürülen bir örneğidir.
Doğanın uyanması ateşle kutlanır.
Çünkü ateş evreni canlandıran güneşin dünyadaki uzantısıdır.
Her ne kadar Kaman halkı kısmen Nevruzu yeni yeni kavrıyor..
Nevruzda her şeyin yeniden doğduğuna inanılır.
Nevruz tabiatın uyanışı ve İlkbaharın gelişinin habercisidir.
Kar çiçeği bu haberi ilk olarak halka müjdeler.
Nevruz kutlamalarının başlangıcı 21 Mart gece ile gündüzün eşit olduğu ve zaman hesaplamasında bir başlangıç olduğu gündür.
Kışın çıkışı, baharın gelişi…
Her ne kadar Kamanda artık o eski karları göremiyorsak ta..
Beyazın güzel, saf, temiz ve asla leke kaldırmaz olduğunu biliyoruz…
Kışı güzel kılan neydi kardı ve kar bütün çirkinlikleri örterdi…
Karın yağışını seyretmeye doyum olmazdı…
Milyonlarca beyaz kelebeğin, küçük titreyişlerle yere inmesini seyretmek ayrı bir güzelliktir…
Kar, aynı zamanda tabiatı da kış uykusuna yatıran, doğayı sarıp sarmalayan muhteşem örtüdür…
Bütün bu güzelliğinin yanı sıra karın dondurucu, çileli bir yönü de vardır ve bu yönü oldukça da zorludur…
Günü geldiğinde güzel ama bir o kadar da dondurucu olan kar, yavaş yavaş doğadan çekilmeye başlar ve adeta kum kum olmuş soğuk kar yumaklarının arasından kar taneleri kadar seyrine doyum olmayan güzel, temiz, zarif ve latif bir güzellik fışkırırdı…
Beyaz fanusun içinde titreyen mor bir damla halindeki Kardelenler…
Beyaz ve mor kardelenler kışın bittiğini, baharın gelmekte olduğunu müjdeleyen öncü çiçektir…
O kadar narin ve zariftir ki, dokunmaya bile kıyamazsınız…
Kar içinden fırlayan kardelen, aynı zamanda çileden çıkışı, doğumu müjdeler…
Uzun kış mevsimi boyunca beyaz örtü altında uyuyan doğa, bütün haşmetiyle uyanmakta; sarı, kırmızı, yeşil, mor, pembe rengarenk çiçeklerini insanlara sunmaya hazırlanmaktadır.
İşte Nevrûz, doğanın bu kutlu doğum günüdür…
Nevruz, doğanın olduğu kadar Türk Milletinin de bir anlamda tarih sahnesine yeniden çıkışının müjdecisidir…
Türk Milleti’nin en büyük destanı Ergenekon’da rivayet olunur ki, Göktürklere savaş açanlar, hile ile bu savaşı kazanırlar.
Savaştan sağ olarak kurtulan Göktürkler sarp dağlardan geçerek kimsenin kendilerini bulamayacağı bereketli bir ovaya yerleşirler.
Ergenekon adı verilen bu yurtta giderek çoğalırlar.
Ergenekon, kendilerine yetmeyince, etraflarındaki, demir bir dağı eriterek buradan çıkmak isterler ve bir çıkış ararlar.
Millete bir Bozkurt yol gösterir ve Ergenekon’dan çıkarır.
İşte Ergenekon’dan ayrılış günü, yeni yılın da başlangıç tarihi olarak kabul edilir.
Göktürk Hakanları her yıl bu tarihte kızdırdıkları demiri örs üzerinde çekiçle döverek, o günü simgeleştirirlerdi…
Bu tarih Türkler için bir kurtuluş günü olarak kabul edilir ve doğadaki dirilişle özdeşleştirilir.
Bu gün dünyanın çeşitli yerlerindeki Türk devletlerinde Nevruz, yeniden doğuşun günü olarak coşku ile kutlanıyor…
Yalnızca Türk devletlerinde değil, Doğu Milletlerinin birçoğunun geleneksel yapısında Nevruz kutlaması var…
Uzak doğudan tutunuz da dünyanın birçok ülkesine kadar…
Çünkü Nevruz tam anlamıyla bir Şark bayramı…
Dün Orta Asya’daki Türk yurtlarında Nevruz coşkusu vardı.
Aynı coşku Türkiye’de de vardı…
Millet, sevgiyle, saygıyla kucaklaştı, bayramlaştı.
Nevruz, sevgi ve saygıdır…
İnsanların kardeşçe kucaklaşması, milli birlik ve beraberliğin, birlikte yaşama arzusunun ortaya konmasıdır.
Geleneksel yapının devam ettirilmesi, bolluk ve bereketin sembolüdür.
Ve Nevruz, hayata yeniden merhaba demektir…
Mevlana gibi yeni şeyler söylemek lazım.
Nevruz dirilmenin sembolüdür.
Baharın; letafetin, zarafetin, taravetin…
Nevruzu yeni bir fırsat bilelim, yeni bir kardeşlik, yeni bir barış…
Güzel olmaz mı?
Hala doymadınız mı nice cana?
Bu ülke insanı hep ölecek mi böyle?
Hep karalayacak mı birbirini, hep arkadan vuracak mı?
Renk cümbüşünü üç renge indirip onunla diğer renkleri yok sayacaksak nevruz, nevruz olur mu şimdi?
Neden siyasi bir mana yüklüyoruz ve insanları bununla meşgul ediyoruz.
Nevruz taş atmak mıdır?
Araç yakmak mıdır?
Slogan atmak mıdır?
İnsanları rahatsız etmek midir?
İnsanlara etiket yapıştırmak mıdır?
Nevruz eğer böyle bir şey ise terk edelim nevruzu.
Uzak dursun bizden, yaklaşmasın asla!
Eğer ülkemde yaşayan herhangi bir insanın canına kastedecekse nevruz, gelmesin daha iyi.
Huzuru derdest edecekse nevruz, hiç gelmesin ülkeme.
Toprağıma düşmesin cemre, sahte gözyaşları ıslatmasın toprağımı ve yalancı baharlarını getirmesin ülkeme nevruz.
Bayramı haram, güzel günleri verem ediyoruz.
El ele kol kola; dil dile, din dine yürümeliyiz cemre misali insanların fikrine, gönlüne.
Açmalıyız yediveren gül gibi renk renk, koku koku.
Dal dal olmalıyız, Türk’ü Kürt’ü Laz’ı Çerkez’i ile…
Köklerimizi salmalıyız ülkem coğrafyasının dört bir yanına.
El âlem birlik neymiş görsün, bahar neymiş anlasın.
Köklerimiz tutmalı bizi; Çanakkale gibi, Sarıkamış gibi…
Ölsek bile amacımız bir olmalı, nevruzu kutladığımız ve üzerinde yaşadığımız bu toprak uğruna olmalı bu.
Çiçeklerimiz var birbirimize sunacağımız.
Yemişlerimiz var birlikte yiyeceğimiz.
Çocuklarımız var beraber oynayacak…
Çeşmelerimiz var aynı tastan su içeceğimiz.
Türbelerimiz var kol kola duaya duracağımız.
Camilerimiz var saf saf namaz kılacağımız.
Başkası dost değildir bize.
Komşuyuz, akrabayız, dostuz, arkadaşız.
Bu coğrafyanın ekmeğini yemişiz, suyunu içmişiz, toprağına yüz sürmüşüz.
Aynı takımını tutmuşuz ele güne karşı.
Kız almışız kız vermişiz birbirimize.
Aynı küfrü dilimize dolamışız.
Aynı esprisine gülmüşüz, aynı acısına karalar bağlamışız.
Uğruna savaşmışız bu ülke için, vurmuşuz, vurulmuşuz.
Bir tarih yaratmışız en şaşaalısından hem.
Barışa uzansın istiyorum kalpler, huzura atılsın istiyorum sloganlar, gülen çocukların hatırına kutlansın istiyorum bayramlar.
Yeşersin bir nevruz çiçeği gibi boy boy açılsın Ülkemde kardeşliğimiz.
Kaç binyıl yaşadık beraber, kaç bin yıl daha yaşayacağız kim bilir?
Nevruz yeni bir umut olsun istiyorum Türkiye’mde.
Herkes kendi kimliği ile Türkiye çatısı altında dostça kardeşçe yaşasın istiyorum.
Kilise’de, Havra’da, Sinagog’da, Cemevi’nde, Cami’de ibadetini yapsın özgürce.
Tek çarpsın yürekler, insanı esas alsın cümle zatlar.
Güzel insanlardan bahsedin, kavgasız gürültüsüz.
Mutlu bir yarına inandırın bizleri.
Kutlu bir aydınlığa çıksın ülkemiz.
Nevruz gelecekse böyle gelsin.
Nevruz, bu amaçların gerçekleşmesi için kutlanmaktadır.
Diğer bayramlarda olduğu gibi, Nevruz kutlamalarında da paylaşılan kederler azalır, sevinçler çoğalır.
Pir Sultan Abdal, Nevruz gerçeğini şöyle ifade ediyor:
‘Âşık olan canlar bugün gelirler
Sultan Nevruz günü birlik olurlar
Hallak-ı cihanda ziyâ olurlar
Himmeti erince Nevruz Sultan’ın’
Nevruz (Yeniden Doğuş, Yeni Günlerimiz) Bayramımız kutlu olsun Türkiye’m. Vesselam…
Hoşça kalın, dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.