YENİ REJİM ARAYIŞLARI, KÜRT VE ALEVİ CUMHURBAŞKANI YARDIMCILIĞI! « Kırşehir Anadolu Haber

YENİ REJİM ARAYIŞLARI, KÜRT VE ALEVİ CUMHURBAŞKANI YARDIMCILIĞI!

Bu haber 21 Temmuz 2025 - 17:09 'de eklendi ve 870 views kez görüntülendi.
Başka çıkar yolları kalmadı, Ülkemizle oynadılar da oynuyorlar.
Fırsatını bulduklarında dâhili ve harici bedhahlar yükleniyorlar.
Türkiye’de yeni bir düzen kuruluyor.
Buna rejim mi diyeceğiz?
Yeni bir siyasal sisteme mi geçiliyor?
Tam adının konulması için daha çok erken ama ortaya çıkan aktörlerin, kafasını
siperden çıkaran aktörlerin sıfatlarına bakıldığı zaman oldukça şüphenilmesi gereken,
bu işin nereye gideceği, bu aktörlerin bir arata gelmesinden sadece başlı başına
bunların bir araya gelmesinden okuyarak endişelenebileceğimiz bir düzen inşa ediliyor.
Kim inşa ediyor bu düzeni?
Bu düzeni AKP ve MHP birlikte inşa ediyorlar.
Karşılıklı olarak bir sürecin içindeler.
Temel hedef, demokrasi, hukuk, özgürlükler, hatta otokrasi bile değil.
Temel hedef bunun çok daha ötesinde Erdoğan’ın ömür boyu cumhurbaşkanı olarak
kalabileceği, seçimlerle değişimin önünün tıkandığı, kapalı devre bir şekilde Türkiye’yi
yönetecekleri, değerler üstünden bir Türkiye inşa etmek yerine çıkarlar üstünden mevcut
pastayı kimlik ekseninde paylaşabilir miyiz sorusu üstüne kurulmuş bir yapı.
Buna şöyle bakılırsa, baş aktör Erdoğan ve yanında Bahçeli ve hemen yanlarında
pozisyon alan Öcalan var.
Şimdi bu üçlüyü bir araya getirebilecek olan değer, ideoloji hangisidir?
Şimdi bu aşamada çıkıp ta barış, kardeşlik, bin yıllık kardeşlik falan demesin.
Net bir şekilde toplumun satın alacağı kardeşlik duygusuyla paketlenmiş birliktelik var.
Bir iş birliği var burada.
Yoksa 47 sene devlete silah sıkan, gencecik askerleri öldüren artık Selahattin Demirtaş’ın
bile yeter şu silahı bırakın, Türkiye’yi demokratikleştirmek ancak buradan çıkabilir noktasına
geldiği yerde onun tutuklanması için lobi yapan adamların bugün böyle çok
masumane, ‘’biz bıktık kardeşim böyle olamaz ‘’
diyerek silahları yaktığına toplumun çoğunluğu inanmış değiller.
Her halükarda bu bir barış süreci değildir, silah bırakma süreci değildir.
Bu olsa olsa karşılıklı çatışmasızlık sürecidir.
Ama bunu ötesinde de bir şeyler oluyor anlaşılan.
Yani bir birliktelik inşa ediliyor, burada bu üçlünün masanın 4 ncü ayağı olması için
planladıkları başka bir aktör daha var. Kılıçdaroglu.
Onun üstüne verilen görevin burada Kürtleri Türkler ve Ümmetçilik anlayışıyla AKP nin
yanında Alevilerin temsil edildiği pasta paylaşılırken Alevilerin alacağı payın hamisi olması
istendiği bir adam var.
Ama Aleviler o kadar net bir duruş sergiledi, o kadar bu işin içinde olmayacaklarını,
Kılıçdartoğlu’nu kabul etmeyeceklerini, böyle bir tablonun içinde poz vermek istemediklerini
o kadar net bir şekilde gösterdiler ki, Kılıçdaroğlu’nun CHP nin başına dönmeme
ihtimali bile olabilir.
Çünkü hiçbir karşılığı olmayan, mezhepsel olarak da karşılığı olmayan bir adam
çıkıyor karşılarına.
Evet Aleviler. Alevilerin cumhuriyete olan inancı, demokrasiye olan inancı Türkiye’deki
toplum kesitlerine bakıldığı zaman ortalamanın çok üstünde olduğu için bu kare içinde
kolay kolay fotoğraf verecekleri zannedilmiyor.
Temsili 3-5 tane Kılıçdaroğlu’nun etrafındaki adamlara bakmayınız.
Burada ülke çapındaki, demokrasi ve cumhuriyet yanında saf tutan çok geniş bir
Alevi kitlesi söz konusudur.
Peki, nasıl bir düzen inşa etmek istiyorlar?
Burada ne var?
Burada kimlikleri tanıyan ve demokratik çerçevede onun üstüne hukukun üstünlüğüne
dayalı şeffaf hesap verebilen demokratik bir cumhuriyet inşa etmek değil.
Kimlikleri bir araya getirerek mevcut pastayı çıkarlar üstünden nasıl paylaşırız?
Bunun üstüne kafa yormuşlar.
Yani bir değerler üstünden bir şey inşa etme ihtimali yok bu adamların ortak bir değerleri
olmadığı gibi güç haricinde, güce neredeyse tapınmak haricinde bir ortak paydaları da yok.
Erdoğan’ın ömür boyu cumhurbaşkanı olacağı, iletişim başkanlığı, MİT ve satın alınmış
medyayla halkın tekrar uyuşturulacağı ve yollarına bu istikamette devam edebilecekleri
bir şeye girmiş durumdalar.
Tabi İslamcılara bu bir ümmet üstünden vatandaşlık anlayışı olarak pazarlanacak bir yapı.
Milliyetçilere farklı bir ambalajla, Kürtlere biz haklarımızı aldık.
Çokta bizi ilgilendirmiyor.
Gerisi ambalajıyla paketlenebilecek bir kare var karşıda.
Peki, bu düzende ne var? Bu kurmak istedikleri düzende demokrasi yok, hukukun üstünlüğü yok.
Hesap verebilirlik yok, şeffaflık yok.
Yani daha ötesine geçilecek olunursa, bunların yokluğuna vatandaş alışmıştı.
Muhalefette yok.
Muhalefetin o masaya davet edilmediği, çağrılmadığı, yok kabul edildiği, tutuklandığı bir
test sürüşü yapıyorlar
Türkiye’nin üstünde şu anda.
Biz muhalefetsiz bir Türkiye inşa edebilir miyiz?
Erdoğan’ın çevresinde toplanan geçmişin muhalifleri ile rejimi
meşrulaştırma şansımız var mı hususunda bir test sürüşü yapıyorlar.
Buradan refah toplumu çıkmaz.
Buradan seçkin ve sarayın etrafında konuşlandırılmış kitlelerin onların masalarında aşağıya
düşen kırıntılarından alacakları payla rejime verecekleri destek gibi çok çirkin bir kare çıkar.
Ama buradan tüm Türkiye’nin refaha ulaşacağı, güçlü bir devlet olacağı, kendi
imkânlarıyla Ortadoğu’ya rol model bir rejim inşa edeceği bir yapı çıkmaz.
Ortadoğu ve Orta Asya’ya rol model olma iddiası ile yola çıkan İslamcılar, Ortadoğu
otokratik rejimlerini rol model olarak kabul edip oturdukları yere oturdular.
Bu adamlar o kadar güçlüler ki, ellerinde para var, silah var,
istihbarat var, medya var, yargı var yani yok yok.
Şimdi böyle bir gücü düşündüğünüz zaman sizde ister istemez ne olacak?
Bu filimin sonu nereye gidiyor?
Ellerinde olmayan şey şu; halk ve Türkiye rüyaları, Türkiye projeleri ve Türkiye hayalleri yok.
Kendi iktidarlarını devam ettirebilmek haricinde yan, orayı terk etmemek haricinde kafalarında
bir gündem yok.
İkinci bir madde de yok.
Böyle mutat şeyleri açıyorlar, kapatıyorlar.
Sanki Türkiye’de farklı bir gündem varmış gibi bir şeyler oluyormuş gibi ama taş üstüne taş
koyulamadığı bir rejimle yüzleşmek durumunda kalındı.
Bakın 17 belediye başkanı tutuklandılar.
Kimden? Cumhuriyetin kurucusu bu ülkede demokrasinin yanında.
Modern devletin yanında olmak için adeta yemin etmiş bir parti.
CHP Türkiye tarihinde darbe dönemleri hariç böyle bir dönem yok.
Sınırları zorlayarak bir istikamette yollarına devam ediyorlar.
Bu rejimin başarılı olma ihtimali var mı?
Bu rejimin kurulmuş olmasını başarı olarak kabul ediliyorsa evet başarılı olama ihtimalleri var.
Peki, bu rejimin bir refah toplumu oluşturması işlevsel modern bir devlet olma ihtimali var mı?
Hayır, böyle bir şey yok.
Bu birlikteliğin çok uzun süre devam ettirilebilme olasılığı da yok.
Yani tüm kurumları yanlarına aldılar.
TSK hususunda bazı korkuları var.
Deprem oluyor çıkarmıyorlar TSK yı. yangın oluyor çıkarmıyorlar TSK yı.
Demek ki TSK hususunda kafalarında bir endişeleri var.
Ama onun dışında yargıçlarıyla, paralarıyla, istihbaratıyla, medyasıyla,
Danıştay’ı, Sayıştay’ı vs. inanılmaz derecede hâkim oldukları bir güç var karşıda.
Bu rejimin destekçisi Ankara araştırma ve danışmanlık saha çalışması yapmış.
İlkokul ve altı olan seçmen kitlesinde Erdoğan’ın oy oranı % 52, İmamoğlu’nun ise % 48 ze yakın.
Lise ve ortaokul mezunlarına gelince, İmamoğlu % 58 ze çıkıyor, Erdoğan % 43-44 düşüyor.
Araları eğitim arttıkça fark ta açılıyor.
Yüksekokula gelince İmamoğlu’nun oy oranı % 73. 5. Erdoğan’ın oy oranı % 27. 5.
Gerçekten de eğitim seviyesi arttıkça yerlerde sürünen, akıllı insanların, okuyan insanların görebildiği
endişe verici bir yere doğru türküye giderken, katıksız bir cehalet üstüne ve kimlik siyaseti, sünnicilik,
Kürtçülük, suculuk, buculuk üstüne inşa edilmeye çalışılan bir rejim var.
Bu rejimin Türkiye’de geleceği yok.
Bu rejimin de facto olarak kuruluyor oluşu bir başarı anlamına gelmez.
Sadece Türkiye biraz daha iflas eder, biraz daha dibe vurur bu şekilde devam edemez.
Bunu devam ettirmeyi Ortadoğu’da bile başaramadılar.
Petrolleri, doğalgazları olmayan rejimlerin böyle bir evreye savrulduğunda başlarına neler geldiğini
küresel medyadan dramatik bir şekilde izliyoruz.
Türkiye’nin oraya kadar gitmemesini, aklını başına toplamasını, bir an önce bu korkunç yoldan
dönmesini temenni ediyoruz
Mevcut din ile siyasetin karıştırıldığı, güç ile dinin karıştırıldığı ve din okumalarının da,
hayat okumalarının da, devlet ve demokrasi okumalarının da entellektüelite ile hiçbir alakası
olmayan adamların köşe başlarında durduğu ve artık rejimi seçimle değiştirebilecek miyiz?
Değiştiremeyecek miyiz sorusu dışında hiçbir sorunun kalmadığı bir dönemden geçiyoruz.
Yol haritası da şöyle olacak.
Erdoğan YSK daki üstünlüğünü kullanarak hamle yapmamak ve seçimi gerçekten sandıktan
çıkartabilmek için elinde kaç tane kart varsa hepsini sonuna kadar oynayacak.
Netice alamazsa YSK ile hamle yapar mı?
Bakın bu Türkiye’nin önündeki en önemli sorulardan bir tanesi.
İstanbul seçimlerinde yaptıklarını hatırlayacak olursak net bir şekilde yok canım onu da
yapamazlar artık diyemiyoruz.
Artık hiçbir şey için onu da yapamazlar artık diyemiyoruz.
Ama CHP aktörlerinin direnişi, CHP tabanının direnişi bu şekilde devam ederse kafalarından
geçirdikleri acaba bunu da mı denesek diye plan yapmaya başladıkları birçok şeyi gömmek zorunda
kalacaklarını görmemiz gerekiyor.
Muhalefetin stratejisi her an her şey olabilir.
Yani Özgür Özelinde dokunulmazlığı kaldırılıp artık parlayan ve iddialı bir lider olduğu için o da tutuklanabilir.
Mansur Yavaş adaylığını açıklarsa, ona da hamle yapmak için fırsat kolluyorlar.
İmamoğlu’nu hücrelerde süründürüyorlarsa, Mansur Yavaşa da benzerlerini yaparlar.
CHP sinin kitlelere vereceği mesaj şu.
Türkiye artık rayından çıkmış bir saray rejimi tarafından yönetilmektedir.
Muhalefet bundan sonra ortak akılla kimi aday gösterilirse onun arkasında durup bu berbat rejimi
sandıkta neticelendirmek dışında hiçbir yol ve çare kalmamıştır.
İmamoğlu ve Mansur Yavaş dışında bir adayla seçime girmenin elbette handikapları olabilir.
Görünen şu ülke iyi bir yere gitmiyor.
İyi bir yere gitmezken, Türkiye bunları konuşurken PKK silah bırakıyor.
CHP de çözüm süreci ile alakalı bir açıklama ve bir görüşme yaptı.
Özgür Özel dedi ki,’’ çözüm süreci komisyonunda yer almanın her şartta mümkün olmayacağını
söylememiz gerekiyor.
Yani sen kendi iktidarını devam ettirebilmek için bir oyun kurmuşsun.
Çıkar birliği üstünden eski aktörleri bir araya getirerek Türkiye’yi esir alabilecek bir hamle
yapmaya çalışıyorsun.
Ama dışarıdaki görüntüsü ne?
Pazarlandığı paketini PKK silah bırakıyor.
CHP pazarlık yapmadan, hiçbir hamle yapmadan, hiçbir şey almadan çözüm sürecine tam
koşulsuz destek verdiğinde aslında bu oyunun bir parçası olacak.
Burada Özgür Özelin stratejisi yerinde gözüküyor.
Özgür Özelin DEM partisi ile yaptığı görüşmede şu fikir ön plana çıkıyor.
Kent uzlaşıları ile yapılan tutuklamalardan vazgeçilmeli ve DEM partisi de bunu taraflara
ileteceğini söylemiş.
Şimdi düşünebiliyor musunuz?
DEM partisinin referans parti olduğunu ve CHP üstündeki baskıların azaltılması için aracı rolü
oynayabileceği bir konuma geldi Türkiye’de.
Kent uzlaşılarının terörle ne alakası var?
Kürt ve Alevi, cumhurbaşkanı yardımcılığı!
Bahçeliden yeni bir talep dedi ki,
‘’cumhurbaşkanlığının bir Kürt, bir de Alevi yardımcısı olsun.’’
Tabi bu bilindiği gibi Lübnan modeli iktidarı mezhepler ve etkin
kimlikler üstünden paylaştırıp rejimi onun üstüne inşa etmek.
Avrupa birliği modeli bitti, Kopenhag kriterlerini Ankara kriteri yaparız.
Bizi tam üye yapmazlarsa bu standartlarla yolumuza devam ederiz projesi bitti.
Lübnan modeliyle Erdoğan’ın merkezinde olduğu ve sarayı bırakmadığı
bir proje üstünde çalışıyorlar.
Ortak yurttaş kimliği üstüne inşa edilmiş devlet sistemlerine bir bakalım.
Bu güzel yapılacak bir şey olsaydı tek bir tane aklı başında demokrasi
bunu kullanmaz mıydı? Kullanırdı.
Neden bu plana savrulmak zorunda kaldılar?
23 sene içinde tek bir tane Alevi valisi olmayan Erdoğan cumhurbaşkanı
yardımcısı atayacak. O ne anlama geliyor?
Demokratikleşmeden hukuka dönmeden, kimlik siyaseti üstünden iktidar
paylaşımı yapalım. Gelin siz bize destek verin.
Bizim toplumsal desteğe ihtiyacımız var. Yerlerde sürünüyoruz.
Demokrasi ve hukuka dönme ihtimalimiz yok ama demokratikmiş, hukuk
hukukiymiş gibi hamleler yapmak ve sizleri bizim masamıza almazsak bile,
masamızdan düşecek kırıntılarla size şöyle böyle bir şeyler oluşturma
ihtimalimiz var hamlesidir bu.
Böyle bir projeye, böyle bir masaya oturmak cumhuriyetten,
demokrasiden, çok partili hayattan vazgeçmek demektir.
Değerler üstünden değil, çıkarlar üstünden inşa edilen bir birlik öneriyor saray.
Gelin çıkarlarımızı birleştirelim biz gövde ve baş olalım, siz de ayakları oluşturun.
Birazda sizin üstünüzden koşalım. Teklifi yapmışlar.
Biz iktidarda kalmak zorundayız, burayı terk edemeyiz.
Seçim kazanamıyoruz, muhalefete yapmadığımız kalmadı.
Ölüsü de dirisi de seçim kazanıyor.
Ve artık Alevilerin ve Kürtlerin eteğine yapışalım.
Dün size küfrediyorduk, sövüyorduk ama bizin masamızda neler var bir bilseniz.
Arta kalanlar bile sizi abat eder.
Dışarıda yarı çıplak baskı altında İmamoğlu gibi bir hayatı mı tercih ediyorsunuz?
Yoksa bizim soframıza gelip abat olanların ve bizim lütfettiğimiz kadar
payını alanların hayatını mı tercih ediyorsunuz?
Öncelikle şuna bakalım, demek ki toplumsal desteğe ihtiyaçları var.
Yani bunu demokrasi ve hukukla yapamayacakları için kimlik
üstünden yapmaya gayret etmeleri şunu gösteriyor.
Seçimleri askıya aldıkları ve masa başında seçim kazandıkları bir
orta Asya rejimine gitmek istemiyorlar.
Hala seçim kazanabilen, halk desteğini arkasına alabilen, vay be helal
Olsun yine ne yaptı? Etti.
Kitleleri arkasına toparlamayı bildi demesi gerekiyor Erdoğan’ın.
Yoksa bahçeliyle olan birlikteliklerinin teorik olarak devam edebilme ihtimali yok.
Bir şekilde destek bulmak zorundalar.
Bu hikâyenin olumlu yanı.
Öyle ta da böyle ilkel, primitif hiçbir karşılığı olmayan İşte demokrasi, hukukun
üstünlüğü ve değerler üstünde inşa edilmiş bir demokrasiye dönemeyecekleri
için gerçekten paçalardan ilkellik sızan mezhep, ırk üstüne inşa edilmiş bir
paylaşım şebekesi kurulmaya çalışılıyor.
Seçim kazanma ihtimali olan muhalefeti ezeceğiz, üstlerinden geçeceğiz.
Sizde bizim masamızda olur bize destek vereceksiniz.
Onların aldığımız haklarını, hukuklarını aramızda pay edeceğiz.
Planın adı özetle bu yol haritası bundan ibaret.
Zira demokrasi ve hukuka dönme ihtimalleri olmadıkları için toplumsal
desteği bu şekilde oluşturmaya çalışıyorlar. Seçmeni ikna etmek.
Şimdi Alevi ve Kürtleri ikna etmek haricinde cumhurbaşkanlığı
yardımcılığı dediğimiz Türkiye’de seçimle gelinen bir makam değil.
Artı yürütme içinde bir karar alma mekanizmaları yok, bir güçleri yok.
Erdoğan yurt dışına gidecekte vekâleten lütfederse onlardan birini vekil olarak
atayacakta iki günlüğüne orada cumhurbaşkanlığı oynayacak hepsi bu.
Şimdi Erdoğan’ın da önerdiği böyle bir şey.
İki tane cumhurbaşkanı yardımcısı hiçbir yürütme üzerinde etkileri yok.
Birer tane ofisleri olacak.3-5 tane Alevi dostunun, 3-5 tane Kürt dostunun
atamasını yapabilirse devlet içinde aliyyülâlâ hepsi bu kadar. Rejim burada
şunu gösteriyor. Seçim kazanma ihtimali olan muhalefeti yok edeceğiz.
Âmâ bu süreç bize hem maddeten hem de siyasi olarak pahalıya patlıyor.
Biz bir şekilde kitleleri yanımıza çekebilmek için masamızdaki pastanın neyse
ucunu göstermemiz gerekiyor. Kısmen de olsa bazı şeyleri paylaşacağız.
Hepsini kaybetmektense bir azcığını veririz.
Şimdi burada rol oynayacak Alevi aktör, Kürt aktör çıkar mı? Çıkabilir.
Kitleleri arkasına takar mı? Takamaz.
Hem Aleviler, hem Kürtler bir kez o kadar dayak yemişler ki ister istemez
muhalif bir kimlik oluşturmuşlar.
Bunların Erdoğan rejiminin onlara yaptıklarını unutmaları imkânsız.
Bir de bu kitlelerin satın alınabilmesi çok zor. Siyasileşmişler.
Değerler üstünden siyaset yapmak üzere neredeyse ant içmişler.
Bunlar bir de şunu görmüşler.
Tüm Türkiye’yi güzelleştirmeden sadece Erdoğan’ın kanatları altında
soluklanacak kadar güç sahibi olmayı hiç kimseyi rahatlatmayacaktır.
Bunu rahat bir şekilde gördüklerini varsayalım.
Şimdi bazı suçsuz yere yatan insanların zulüm uğradıkları kaçınılmazdır.
Bu kadar zulüm eden bir iktidara sahip çıkanların da nefes alma ihtimali yok.
Bu KHK dramları da bu CHP elitlere yapılanlar da tarihin en karanlık sayfalarında
bir utanç olarak ilgililerin boyunlarına yafta olarak yazılacak ve asılacaktır.
Aslında ne yapacağını bilemeyen korkan bir yapı var ki bu yapı Türkiye’ye
hem vakit kaybettiriyor, hem de demokrasi ve hukuk devletini aşındırıyor bir taraftan da
intikam duygularını tırmandırıyor. Yani seçimle iktidar el değiştirse bile birilerine
merhametli olunması gerektiği söylenebilecek.
Şu an Ülkenin savrulduğu yer böyle. . Derleme–araştırma- Vesselam…
Hoşça kalın, Dostça kalın, Sağlıklı kalın
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
Ramazan YAZARramazanyazar@kirsehiranadoluhaber.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.