YAZ Kİ YAZMIŞ OLASIN! « Kırşehir Anadolu Haber

YAZ Kİ YAZMIŞ OLASIN!

Bu haber 06 Kasım 2025 - 18:24 'de eklendi ve 750 views kez görüntülendi.
YAZ Kİ YAZMIŞ OLASIN!
Bunu da “Yaz” diyen çevremin sayesinde yazdım biraz da..
“Neden yazmıyorsun?” ..
Diye soruyorsun ya yolda, çarşıda, pazar da vb lerinde..
Hadi, yazmış olmak için bir şeyler yazmaya çalışayım bari senin hatırına.
Beğenmezsen de kusura bakma.
Sahi kaç gün olmuş klavye başına oturalı?
Ne kadar zaman geçmiş öyle?
2018’de emekli, oldum, 2019 da hafif hafif dokunmaya başladım
hayatın yapraklarına..
Aslında galiba yaşama boş vermişim de haberim yok imiş!
Allaha dualarımda ‘Aklımıza mukayyet olmamızı sağla” diyorum hep…
Bu aralar acayip duygulara kapılmış hallerdeyim.
Anlatıyorsun, “ha” ya da “hu”, deyip kem, küm edip dudak büküyorlar.
Ve bir müddet zaman geçtikten sonra!
“Haklıymışsın” diyorlar.
Sonra birileri çıkıp bunun adını bilgiççe ‘noktalıyorlar!”.
Ömrümün herhangi bir deminde,
yazın hayatımın hiçbir döneminde para için yazı yazmadım.
Yazmam. Yazamam. Fıtratımda yok.
O yüzden de bırakın “yazılarımı”, “yazar” bile olamadım!
Makası ters ucundan tutup yaşamın isyan cephesinde yer aldım.
Sonuçta, öğrencilik hayatımda ve öğretmenlik mesleğinde olduğum gibi,
hayatım boyunca isyankâr olmanın abukluğuyla…
Oradan oraya savrulup durdum.
Yazmak benim için iş değil, yaşam tarzımdı!
Ne yaparsam yapayım harcanmış bir hayattan öteye ulaşamadım.
Yazdım ne oldu, yazmazsam ne olacak?
Sorusuna da cevap bulamadım.
Bizim Sinoplu Diojenin yaptığı gibi çırayı yakarak denize atarken,
“Ne yapıyorsun?” diyenlere “Denizi yakıyorum” diyemedim.
“Deniz de yanar mı yahu?” sorusuna
“Yakamasam da cıss dedirtiyorum ya sen ona bak”
cevabını bile veremedim.
İçinde durduğum yaşam denilen lağım kokulu denizin ‘cıss’
deyip demediğini bile duyamadım!
“Bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden
Kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
Kötülere kul olmasına iyi insanın”
“Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar”
Shakespeare
Tam da böylesi bir girdaba düştüm.
Anaforun sardığı bedenim çekiliyor bilmediğim derinliklere …
İsyan ediyorum zifiri karanlıkların efendilerinin,
marifet belledikleri iğrençliklere…
Lanet okuyorum, ülkemde ve yeryüzündeki kötülükleri taçlandıran,
adına kader denilen haşa haşa…
Shakespeare dedim ya sizlere, neden?
“Olmak ya da olmamak” cümlesinin bendeki yansıması ‘’yaz ki yazmış olasın’’
oldu, hayli uzun süredir boğuşmaktan yoruldum…
Bir insanın ortalama ömrü üççeyrek asırdan ibarettir.
Üçüncü çeyreğini geride bırakmaya başladım..
Üçüncü çeyrek te çürümüş tahta basamaklı merdiveni çıkıyorum..
Beklemekle geçirdik ben ve benim kuşağım,
bekledik neyi beklediğimizi dahi bilmeden.
Heder mi ettik?
Bilmiyorum.
O sorunun da cevabını bir türlü bulamıyorum.
Heba ettik etmesine, cefasını da çektik, bir türlü sefasını süremedik.
Eylemsizliklerine yenilmiş insanların ruhsal çöküntüsünü içindeyiz.
… Ve hiçbir eylem yapamadığımız için de sadece bekliyoruz.
‘’Gün doğdu hep uyandık’’..
“Sarı saçlım, mavi gözlüm” diye türküler çığırdık, çığırıyoruz.
Ve sen, ben ulusun ve ülkenin gidişinden hayıflananlar çıplak
hakikatle yüzleşmenin getirdiği yıkımdan bir kurtarıcı bekliyoruz.
O’nun bunun peşinde hazan yaprağı gibi bir sağa, bir sola savruluyoruz.
Lider diye sahtekârları çökmüş omuzlarımızda taşımaktan da usanmıyoruz.
Neyi beklediğimizi bile bilmeden bekliyoruz.
Eylemsizliklerini adını siyaset dedikleri tiyatro sahnesinde sergileyen birileri
oyunun adını geçmişten, Müdafa-i Hukuk, kimileri ise ‘Kuvva-ı Milliye’, diğerleri
ise ‘Atatürkçülük’ koymuş sadece seyredip beklememizi istiyorlar.
Hiçbir şey yapmadan kurtarıcı bekliyoruz.
Beklediğimiz kurtarıcı, hiç gelmeyecek olan Gazi Atatürk Hazretleri mi, ?
Yoksa ilahi bir yanlışlık eseri o’nu Türk ulusuna bahşeden Yaratıcı mı?
Onu da bilmiyoruz.
Birilerinin hala daha “Tanrı Türkü Korusun” dediğine göre
yine Tanrı’dan medet umuyoruz.
Tanrı da bıktı usandı bizden haşa..
Bütün hışmıyla seyrederek göklerden diyor ki haşa:
“Siz kendinizi bile korumaktan acizken, sizi korumamı nasıl istersiniz benden”
Ve hezeyanlı bir beyinden sezeryanlı bir doğum ancak bu kadar olur.
Ve Ayeti celile buyuruyor ki;
Bu, Allah’tan bir lütuf ve nimettir.
Allah, Her Şeyi Bilen’dir, En İyi Hüküm Veren’dir. –
Fadlen minallahi ve ni’meh, vallahu alimun hâkim
Hucurât Suresi 8. Ayet
Velhasıl;
Sürç-ü lisan ettiysem affına sığınmakla olur. Vesselam…
Hoşça kalın, dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen

Ramazan YAZARramazanyazar@kirsehiranadoluhaber.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.