Türk siyasi tarihinde böyle bir dönem yaşanmadı.
Bundan sonra da böyle bir dönem muhtemelen yaşanmayacak.
Daha önce siyaset tarihinde baskıcı dönemlere şahit olduk.
Bunların tamamı darbe dönemlerine ait hadiselerdi.
Sivil iktidarın her şeye hâkim olduktan sonra yaptığı,
ortaya koyduğu tablo çok enteresan.
500 ün üstünde bürokrat, belediye çalışanı ve yakını tutuklandı.
Tam 15 belediye başkanı içeride, 16 ncısı da gözaltına alındı ve
tablo her yerden şunu söylüyor.
Yurt dışından çıkan yorumlarda bu istikamette.
Kazanamayacaklarını anlayınca rejim değişikliğine gidiliyor.
Yani ağır çekimde izlediklerimiz şeyler bir rejim değişikliği.
De facto bir rejim inşa ediliyor.
Bu anayasa güvencesi olmayan, Erdoğan’ın gücü ve
kudreti üzerine inşa edilen bir rejim.
Yani Erdoğan ne kadar güçlü ve kudretliyse bu rejimde
o kadar güçlü ve kudretli olacak.
En zayıf yanı ne o zaman?
Erdoğan bir gün ölüp gittiğinde bu sistemi kime bırakırsa,
o ne kadar güçlüyse rejim o kadar güçlü olacak.
Yani bir milletin kaderi bir kişinin ya da ailenin kaderine
endekslenmiş durumda.
Belediye başkanlarının tutuklanmaya alıştırılması diye
bir süreç yaşıyoruz.
Türkiye tarihinde kısa bir dönemde bu kadar çok belediye
başkanının art arda tutuklandığı ikinci bir dönem yok.
Neye alıştırıyorlar milleti?
Görülen endişe şöyle, Esenyurt’ tan başlayıp kitleleri bu
sürece alıştırıp İmamoğlu’nu aldılar.
Şimdi coğrafi bölge değiştirdiler.
Ankara ve etrafında geziyorlar.
Hedeflerinin Mansur Yavaş olduğu görülüyor.
Hedef seçilme ihtimali olan herkesi silip süpürmek.
Özgür Özelin yıldızı mı yükseliyor, yeni bir lider mi doğuyor?
Çok başarılı bir şekilde bu süreci yönettiği için o da
bir gün seçilebilir bir hale mi gelir?
Biz tedbiren şimdi den ona dokunulmazlığını kaldırma
davasının sürecini, fezlekesini başlatalım.
Eğer iş oraya gelirse onu da götürecekler yani tablo bundan ibaret.
Seçilme ihtimali olan kim varsa yani hareket eden herkese ateş ediyorlar.
Bu neyi gösteriyor?
Bu aslında bir çaresizliği gösteriyor.
Zira halk şu seviyeye gelebilir, kim aday olursa olsun vereceğim.
Kimmiş hiç kimseye bakmayacağım.
Muhalefetin ortaya koyduğu ortak aday kimse onu
seçeceğim derse iş oraya gelirse ne yapacaksın?
% 65 mi tutuklayacaksın?
Muhalif kitlenin aşağı yukarı geldiği oran % 65 civarında.
Bakın Özgür Özele anlatmış İmamoğlu kendisini tutuklama sürecini
başlatan yargıçlardan biri diyor ki ya bu iş böyle.
Seçimi siz kazanırsanız sizde bizi yargılarsınız.
Bu nasıl bir ifade, böyle mi adalet dağıtılır?
Senelerce Hz Ömer adaleti diye sokak sokak gezip kitleleri ikna eden
adamlar cahiliye döneminin Ebu Cahilini mumla aratır seviyeye geldiler.
Bu nasıl bir ifade ya?
Sizde başa geçerseniz yani biz hukuk ve adalet dağıtmıyoruz demiş adam.
Bizim burada yaptığımız güç ekseninde iktidarımızı nasıl devam ettirebiliriz?
Onun peşinde koşturuyoruz.
Şimdi yeni bir karar aldılar, Adıyaman belediye başkanı
Abdurrahman Tuttere Adıyaman’da çok sevilen bir insan.
CHP içinde de çok sevilen, selam verdiğinden Adıyamanlı öğrenciye
burs isteyen, asfalt isteyen, yardım isteyen bir adam deprem görmüş bir yeri
ayağa kaldırmak için kendini ortaya koyan bu adamı görevden aldılar.
Ev hapsine çıkarmışlardı, şimdi görevden aldılar.
Yani AKP çok güzel bir şey bulmuş.
Sandığın hiçbir önemi kalmadı artık.
Sandıkta kaybettiğini bir yargıcın bir kâğıda yazdığı bir kararla geri alıyorlar.
Bu çok partili hayatın bittiği anlamıdır.
Bu arada bir Öcalan süreci var.
Bir yandan PKK silah bırakıyor, diğer yandan Türkiye’yi mutlak otoriter
bir rejim olarak yönetmeye çalışan adam döneminde PKK silah bırakıyor.
Burada muazzam bir çelişki yok mu?
Demokratikleşme süreci olmadan, hukuka dönme olmadan inanmak zor.
Ve PKK ve Öcalan, Erdoğan’a güvendi ve silahları bıraktı.
Bu duruma silahları bıraktı gibi bakılmaz.
Bu durum PKK ile Erdoğan rejimi arasında bir çatışmasızlık
anlaşması olarak görülür.
Karşılıklı olarak ne verildi ne alındı dışarı yansıtılan bir şey yok ama
görülen yeni anayasa, federatif düzen, umut hakkı vb leri.
Terörsüz Türkiye diye başlatılan süreçte biz muhalefetsiz Türkiye’yi
yaşıyorsak zil çalıp oynayacak durumda olmadığımız görülüyor.
Ve Erdoğan, Cumhur İttifakı olarak milletimizin yıllardır beklediği o
tarihi müjdeyi yine birlikte vereceğiz.
İttifak ortakları olarak ilk günden itibaren nasıl tam bir dayanışma içinde
hareket ettiysek bundan sonra da yine birlikte yol yürüyeceğiz.
Muhtemelen bu cumartesi,
Erdoğan kitlelere muhtemelen bunu müjdeleyecek.
‘’TERÖRSÜZ TÜRKİYE’Yİ BAŞARDIK’’… diye bayrakları açacaklar.
Bir de Erdoğan’ın adına yazılmış twittler var.
O twettleri kendisi yazmıyor, kendi dili de değil.
Okursanız, yolsuzluklardan bahsediliyor.
Bu tarihin en büyük yolsuzluk vs benzerleri.
Bir AKP linin başka bir AKP liye yolsuz demesi, rüşvetçi demesi,
hırsız demesi dünyanın en büyük oksimoronudur.
Bundan daha büyük oksimoron görülmemiştir.
Belgeleriyle, delilleriyle her şey ortada değil mi?
Neler yapılmış, neler edilmiş?
Tapelere yansıyanlar hariç. ABD ki davaları biliyorsunuz hiçbir delile
itiraz etmediler.
Tetkiklerini istemediler.
Sustular, delilleri kabul ettiler.
Türkiye’de ne diye onları tabanlarını anlatmışlardı.
Bunlar montaj.
Öyle bir şey yok.
Bunlar iftira. ABD de demediler bunları.
Biz bu delillerin tetkiklerini istiyoruz.
Bunların hepsi montaj ifadesi kullanılmadı.
Şimdi bu adamlar çıkıyor.
Hazineyi beşli çete üzerinden kendilerine bağlayan elektrik dağıtım şirketini
devletten alıp kendi şirketlerine verip elektrik fiyatlarını üçe beşe katlayıp
oradan tüm milleti 86 milyonu söğüşleyen adamlar çıkıp başkalarına
rüşvetçi vb lerini diyebiliyorlar.
Bunlar nerede oluyor biliyor musunuz?
Bunların olduğu ülkede bir rekor kırılmış.
İstatistiklere bakıldığında en fazla üniversite mezunu işsizi olan ülke
Türkiye Cumhuriyeti. Erdoğan rejiminin deki her üç işsizden bir tanesi
üniversite mezunu ve açık ara tüm Avrupa ülkelerinin önünde gidiyorlar.
Bu gençlerin tek bir maaş alamadığı en baba yiğidinin üç harfli marketlerde
raf dizdikleri bir ülkede yolsuzluk üstünden siyaset yapıp hazineyi beşli çeteyle
kendilerine bağlayan adamlar muhalefeti susturmak için hamle yapabiliyorlar.
Bu ara iletişim başkanı Fahrettin Altun’u görevden alıp çok enteresan
bir kurumun başına getirmişler.
Görülen o ki, 19 Marttan sonra AKP nin bilyaları dağıldı ve bir suçlu arıyorlar.
Neden biz İmamoğlu’nu ve CHP nin hırsız olduğunu kitlelere anlatıp
inandıramıyoruz diye bir suçlu arıyorlar.
Şimdi burada Fahrettin ne yapsın?
AKP darmadağın olmuş.
Ekonomi çökmüş.
Demokrasi yok.
Hukuk yerlerde sürünüyor.
Tarihin en kötü krizlerinden birini yaşıyor ülkemiz.
Geri dönüşü de imkânsız.
Şimşek gelmiş ilaç diye acı reçeteyi halka vermiş.
Netice alamıyor.
Her taraftan tel tel dökülen AKP yi iletişimle kurtaramazsınız.
Bu sıvamayla yapılacak bir şey değil.
Sıvadığınız şeyde tutmuyor, paçalarınızdan sızıyor.
Bu sıvamayla kurtarılabilecek bir yapı değil artık bu saray rejimi.
Bakın yabancı şirketlerin raporlarına bakın Türkiye’den iflas edip kaçanlar.
Adamlar diyorlar ki milyarlar batırdık.
Yargı yok, hukuk yok, demokrasi yok, özgürlük yok.
Girdiğimize bin pişman olduk.
Zar zor kaçıp kurtulduk.
Türkiye’den çıkan yatırımcıların böyle feveran ettiği dünyayı
ayağa kaldırdığı bir yapı bahsedilen.
Buraya kimse centini (sent) yatırmaz.
Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden bir tanesi inşaat.
Faizler tüm dünyada yükselince çöktü.
İkincisi turizm yerlerde sürünüyor.
Şimdi inşaatçılardan sonra, turizmciler iflas edecek.
O kadar büyük anlaşma yapmışlar, dolar, altın karşılığı, oteller tutulmuş,
kiralanmış, karşılığını alma ihtimalleri çok düşük.
Ülkenin döviz girdisi de yerlerde sürünecek.
Bu tablodan kaçan kaçana bir ülkeden iletişim başkanını değiştirerek
netice alabileceklerini zannediyorlar. Ve siz patır patır
tutuklamalarınıza devam edin.
Bakarsınız halk vazgeçer, pişman olur, pes eder. İktidarınız devam eder.
Önemli olan sizin keyfiniz, saraylarınız, milyarlarınız.
Halk aşağıda ezilmiş, altta kalmış.
Çokta umurunuzda olduğu zannedilmiyor.
Zira şu açlık yoklukta bile cansiperane hala iktidarı savunan
bir % 30- 35 olması bile bu ülke adına korkunç utanılası bir mucize.
Negatif bir mucize.
Bu bakımdan bunların tadını çıkartın ve ülkenin siz yönettiğiniz sürecebir yerlere
gelemeyeceğini % 70-80 lere anlatılamamış olmanın cezasını da büyük halk
kitlesi çekiyor ve Aziz Nesin’i rahmetle anıyoruz. .-alıntı-araştırma- Vesselam…
Hoşça kalın, Dostça kalın, Sağlıklı kalın
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
