SAHTE DİPLOMA SKANDALI, BAKIN HİÇ İSTİFA EDEN VAR MI?
Türkiye, şimdiye kadar karşı karşıya kaldığı en
kapsamlı dijital kimlik sahteciliği vakasıyla sarsılıyor.
Elektronik imza ile üniversite sistemlerine girildi,
mezuniyetler üretildi, notlar değiştirildi.
İki ayrı iddianamede toplam 199 kişi hakkında dava açıldı,
skandal tüm yükseköğretim sistemini sarstı.
Üniversite mezunu olmayan kişilere sahte diplomalar düzenlendi,
kamuya atanma süreçleri etkilendi, bazı durumlarda hayatını
kaybetmiş kişilerin kimlikleri kullanıldı.
Tüm bu işlemler, Türkiye’nin dijital devlet altyapısının
temelini oluşturan e-imza sistemi aracılığıyla gerçekleştirildi.
Türkiye, şimdiye kadar karşı karşıya kaldığı en kapsamlı
dijital kimlik sahteciliği vakasıyla sarsılıyor.
Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen
son iddianameye göre 220 şüpheliden 65’i hakkında dava açıldı.
Skandal, kamuoyunda “Sisteme nasıl bu kadar kolay sızıldı?”
“Bu sahtekarlık kimleri kapsıyor?” sorularını beraberinde getirdi.
İddialar arasında, 400 akademisyenin sahte diplomayla atandığı
bilgisi de yer aldı.
Diğer yandan, sahte diploma ile kamu görevine atanan MHP’li bir
siyasetçinin eşi ile Osmanlı hanedanı mensubu olduğu ileri sürülen
bir başka şüpheliye dair iddialar da kamuoyunda geniş yankı buldu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, mayıs ayında yine sahte diploma ve
ehliyet düzenlemeleriyle bağlantılı olarak 134 kişi hakkında daha dava açmıştı.
Hazırlanan iki iddianameye göre toplam sanık sayısı 199’a ulaştı.
Evet, Ülkemizde çok büyük bir rezalet yaşıyoruz.
E- devlet rezaleti ile karşı karşıyayız.
Yüzyılın skandalı karşımızda.
Bu ortaya çıkan bilinen yani bir çete tarafından yapılan skandal.
Diplomalar değil sadece farklı farklı şeyler de yapılmış.
Tapular, sahte kimlikler, arama kararı olanlara sahte kimlikler bulunmuş,
ölmüş insanların diploma kayıtları alınıp başkalarının üstlerine geçirilmiş.
Düşünsenize sadece bir yazılım yatırımı ile birlikte belki de milyonlarca
dolarlık bir servet elde ediyorsunuz ve mevcut piyasadaki tüm diplomaları
değersiz hale getiriyorsunuz.
Zaten çok değersizdi.
Zaten Türkiye’deki üniversitelerin kalitesi yerlere çakılmış durumda.
Yani diploması gerçek olan akademisyenlerin kalitesiyle sorgulanır durumda.
İçlerinde çok iyi dersine çalışan genç akademisyen kuşaklar var.
Onları bir tarafa koyacak olursak parti teşkilatı üstünden makam sahibi olmuş,
titil sahibi olmuş insanların zaten sergilediği performanstan dolayı çok çok kötüydü.
Türkiye’deki üniversite imajı şimdi bir de diplomaların
sahte olduğu tam rakam bile bilinmiyor.
Bu yüzyılın e-devlet skandalıdır çok doğru.
Türkiye’nin e-devlet projesi, e- nabız projesi gerçekten başarılı projeler ama
her şeyi şark kafasıyla yaptığımız gibi 21. ci yüzyılın en önemli enstrümanı
olan dijitalleşmeye de şark kafasıyla yaptığımız için içişleri bakanlığının
tüm sağlık taramaları tüm nüfus kayıtları Google da dolaşabiliyor.
Bunların hepsi başlı başına hadiseler. Neler olmuş?
Yani İmamoğlu’nun 33 senelik diplomasını yatay geçişi bahane
ederek bu adam derslerine çalışmış, sınavlarına girmiş.
Gerçek bir diploması var.
Sadece yatay geçişi tartışmalı buldukları için ki orada da bir tartışma yok ve
benzer bir hadiseyi Hulusi Akarın kızı yaşadığında zaman aşımı kararı vermiş.
Türkiye’deki yargı sistemi.
Bu adamların yönettiği ülkede bir torbacı, sahte diplomayla
narkotik baş komiseri olmuş.
Tam bir Bektaşi fıkrası gibi. Yani bu şu anlama geliyor.
Liyakatsizlikle atananlar vardı ya hani eleştiriliyordu sınavlarda
yeterli puan alamıyorlar falan vs diye.
Karşımızda çok daha korkunç bir tablo var.
Bileğinin hakkıyla dersini çalışan yani liyakat sahibi olabilmek için dirsek
çürüten gençlerin sokaklarda kaldığı, ev genci muamelesi gördüğü,
üç harfli marketlerde raf dizebildiği bir rejimde muhtemelen doğru düzgün
bir ortaokuldan mezun olma şansı olmayacak kadar düşük zekâya sahip insanlar
dijital imzaları ele geçirmiş çetenin sayesinde makam ve mevki sahibi olmuşlar.
Tabi burada enteresan bir hadise var.
Tam da BTK nin başında yani Bilgi ve Teknoloji Kurumunun başında ulaştırma
bakan yardımcısı ÖFS ın 6 fakülte, 2 yüksek lisans, 2 doktora,
13 sertifika programı varmış.
İki doktorayı sen ne zaman hangi ara yazdın?
Bu kadar bürokrasi kariyeri yaparken yani biri Twitterde şey
yazmış çok gülünecek, karışık diploma yüklemişler beyefendiye.
Ne buldularsa hangi bölümden hangi alandan?
İki doktora, iki yüksek lisans, 6 fakülte bitirmiş bu delikanlı.
Daha genç bir yaşta. Bir de şehzade torunu var.
Osmanlı ailesinden gelen. İnönü Üniversitesinden sahte tarih diploması almış.
Ona da şöyle bir yorum yazmışlar.
Ulan zaten müfredatın üçte ikisi dedenin babanın hikâyesi.
Orada da mı geçemedin? Ağlanacak halimize gülüyoruz da.
Neden oluyor bunlar? Bunların olma sebebi şu. Balık baştan kokar.
Baştakilerin diploması bile tartışmalı olduğu için yani onlar her şeylerini
sahtekârlıkla yaptıkları için düzeni sahtekârlık üzerine kurup beşli çeteyle
hazineyi hortumladıkları için aşağıdakiler de söyle diyor; bu pastadan kim pay kapabilirse, kim ne kadar alabilirse onu almamız gerekiyor.
Yani aidiyetiniz olduğu sürece yakalanan çetenin başındaki
adam ülkü ocakları başkanı çıkmış. Bir il veya ilçe olabilir.
Sahte diplomayla birlikte kariyer yapmış çok geniş bir kitle var karşımızda.
Abdurrahman Dilipak ta şöyle demiş;
‘’ 40 kadar milletvekilinin diploması şaibeliymiş.’’
Normalde prosedür işletilirse ki işletilmeyeceğini hepimiz biliyoruz.
Bunların vekilliklerinin düşürülmesi ve erken seçime gidilmesi gerekiyor.
Bunlar ama çok değerli AKP için.
Daha doğrusu Erdoğan’ın istediği dönemde erken seçim kararı alabilmek
için şu an boşta gezen, açıkta duran, satın alınabilecek kim varsa
yakalayıp paraya ve makama boğup partilerine çekmeye çalışıyorlar.
Meclisten o kararları çıkartabilmek için. Tabi ki hiçbir şey olmayacak.
Tabi ki hiçbirisinin üstüne gidilmeyecek.
Liyakatin entellektüelitenin, çalışmanın, dil öğrenmenin, üretmenin,
yazmanın, çizmenin aşağılandığı, çakallığın, sahtekârlığın, hırsızlığın,
dolandırıcılığın kutsal sayıldığı bir rejime sönüşmüş durumda izlediğiniz
adına devlet dediğiniz sistem.
Bu sürdürülebilir bir şey değil.
Yani Türkiye’nin yaşadığı çok yönlü iflasın sebebi bu.
Ahlaka dönme şansı yok, demokrasiye dönme şansları yok.
Hukuka dönme şansları hiç yok.
Gırtlaklarına kadar pisliğe batmış aktörlerin rol oynamaya çalıştığı,
insan yönetmeye çalıştığı bir rejimle karşı karşıyasınız.
Bu adamlar senelerce muhalefette iken HZ Ömer adaleti anlatıp
en şedit cüheladan yani Ebu Cehilden çok daha katmerli bir yere savruldular.
Emin olun Ebu cehil diye hakaret ettiğimiz adamın bile devlet ve adalet
anlayışı, bunların devlet ve adalet anlayışından çok daha iyi olabilir.
Sahte diplomalar olayında Türkiye’deki tartışmaları anlamaya çalışıyorum.
Çok acayip bir şeyle karşı karlıyayız gerçekten.
Bunu yapan bir çete bir çetenin organizasyonu.
Yakalandılar ve içlerinden bir itirafçı çıktı, şimdi akıllardaki şüphe şu.
Bunu düzenli olarak yapan devlet içinde bir organizma var mı?
Çok kapalı devre çalışan ve istediğine istediği diplomayı
veren acaba bu çete onlardan mı bunu öğrendi?
Tek başına bu çetenin mi aklına gelmiş bu sahtekârlık.
Bu çakalların aklına gelmiş olan rejimin tüm kuvvetlerini devlet
içinde kılcal damarlarına kadar yemin etmiş olan ya da ant içmiş
olan bu rejimdeki aktörlerin aklına gelmiş olamaz mı?
Ya da bunu bugüne kadar bu nasıl bir skandal ki?
Bir itirafçı çıkmadan hiç kimse anlayamadı, göremedi mi?
Daha da ötesine gidecek olursak, şimdi bir kere burada zaaflar var.
Birincisi, dijital güvenlik zaafı var.
İkincisi, normal güvenlik zaafı var, hiç kimse fark etmemiş.
Rektöründe mi fak etmedi? Kayıt yapan sekreterlerde mi fark etmedi?
Noterde mi fark etmedi? Herkesten mi geçti bu diplomalar?
Demek ki farklı boyutlarda bazı zafiyetler var.
Ya bir şey oldu. Daha çok büyük bir şey oldu.
Daha önce eşine benzerine rastlamadığımız boyutta bir dolandırıcılık.
Derinliklerinin nereye kadar gittiğini çok fazla bilmiyoruz.
Ama artık ortaya siyasiler de çıkmaya başladı.
Sadece akademisyenler değil.
Sadece halıcılıktan psikoloğa terfi eden çakal esnaf değil.
Siyasiler de boy göstermeye başladılar.
Bir kişi, bir kişi çıkıp istifa etmeyecek mi?
Bu olayın, bu hadisenin hiç mi suçlusu yok?
AKP bu gün açıklama yapmış.
Diyorlar ki, ’dünyanın her yerinde olabilecek bir şey.
Dünyanın her yerinde gerçekten de dijital sahtekârlıklar olabilir.
Bu çok riskli ve çok tehlikeli bir alan.
Ama dünyadaki normal demokrasilerde bu ebatta bir skandal olmaz.
Hadi oldu diyelim bir saniye geçmeden o işin başındaki adam her şeyi bırakır.
Türkiye’deki ne yaptı? Türkiye’deki CV sinden iki tane mezuniyetini sildi.
Aktüel CV sinden iki doktora çalışmasını ve iki üniversite mezuniyetini sildi.
Fazla yazmış, fazla yükleme yapmışlar tedbirden
hemen onları sildiler bir kişi çıkıp ta istifa etmez mi?
Koskoca ülkede hiç mi utanan bir insan yok?
Hiç mi üzülen, ar eden, ben artık insan içine çıkamam diyen bir kişide mi yok?
Yani normal bir demokraside bu iş kurumun başındaki saniyesinde istifa eder.
Onun bağlı olduğu bakanlık 24 saat içinde görevi bırakır.
İşin başındaki vatandaşı biliyorsunuz.
O meşhur soyadı Sayan olan kadın bakanın kardeşleri, kuzenleri,
akrabaları böyle bir sayan sürüsü devletin en önemli kritik yerlerini
büyükelçiliklerinden tutunda genel müdürlüklere kadar istila etmiş durumdalar.
Onlardan bir tanesi bu da. Demek ki neymiş?
Birincisi liyakatli insanları almazsanız, arkası çok güçlü insanları
çok kritik yerlere getirirseniz bana nasıl olsa dokunulamaz duruşu
ve anlayışıyla oraları çiftliğe çevirirler.
Çiftlikte bile düzen var. Bir ahıra çevirir.
Türkiye’de sahte diploma boyutlarından sonra şöyle bakacak olunursa.
Yani dünya felsefesi bu istifa olayına nasıl bakıyor?
Siyaset bilimini babalarından Maxeber diyor ki,
‘’Kamusal görevler kutsaldır ve hesap vermek en önemli vatandaşlık görevidir.
Yani bürokrasi şeffaf olmalı.
Şeffaf olmazsa yozlaşır, istifa süreci çok hızlı işletilmezse tüm bürokrasi çürür.
Biz neyi görüyoruz, korkunç bir çürümeyi.
Yani skandalın büyüklüğü bir yana, bu kadar büyük skandaldan sonra çıkıp
istifa eden bir kişinin olmaması skandaldan çok daha büyük bir ahlaksızlık.
Avrupa’da onur kutsaldır. Gelişmiş demokrasilerde onur kutsaldır.
Türkiye ve Şarkta koltuk kutsaldır.
Onun için kimse o kutsal terk etmek istemez.
Onur da çok önemli bir şey olmadığı için, kutsal koltuğunu
kaybedip onurlu olmayı istemezler.
Şimdi bakın onur, erdem bunlar insanı insan yapan, insanı diğer
insanlarla ilişkiye girerken güçlü yapan çok önemli değerlerdir.
Avrupa’ya bakıyorsunuz bize göre komik gerekçelerle istifa haberleri duyuyoruz.
Örneğin bakan bir yerden bir yere gidecek. Helikoptere kızını oğlunu da almış.
Almanya’da olmuş istifa ediyor. Ya gidiyordu zaten helikopter bir koltuk boştu.
Hayır, bunun küçüğünü yapan büyüğünü de yapar.
Bir kere yapan her zaman yapar.
Başkasına yapan devlete de yapar, sana da yapar felsefe bu.
Onun için ahlaksızlığın ya da yasaların dışına çıkmanın, şaibeli işlerin
büyüğü küçüğü yoktur diyerek net bir istifa uygulaması yapıyorlar.
Türkiye’de istifalar genelde ya zorla tepeden emirle ya da krizin çok büyük
kamunun kaldıramayacağı boyutlara gelirse ancak o şartlarda vuku bulabiliyor.
Bir de hâlihazırda Türkiye’deki rejimde göreve gelirken de seni bir güç getiriyor.
Oradan ayrılacaksan affını isteyeceksen de hizmet etmekten
o reisine onu da çok üst bir makam sağlıyor.
Yani senin elinde olan bir şey değil.
Onurlu erdemli bir tavır sergilemek.
Onun için kamunun güçlü olması, erdemli bir şekilde halka
mesafe koyması vs bunlar çok önemsenmiyor.
Ama ne oluyor? Bir açıkta kalan gençler ülkeye küsüyor.
Tüm umutlarını yitiriyorlar.
Bakın bu hadiseden sonra göreceksiniz yurt dışı planlarını onla çarpacak insanlar.
Diyecekler ki, ‘’yeter artık ben soğuk suya atlıyorum.
Neresi gelirse yeni bir hayat kuracağım. Buranın adam olma şansı yok.
Neden yok? Bir istifa eden bile yok. Yani bu hadiseden utanan, gücenen bir şey yok.
Onurlu yaşayabilmem için farklı bir rejime göçmem lazım.
Yani ahlakı önceleyerek iktidara gelen İslamcı güçler, gücü
kutsayarak ahlakın üstünden silindir gibi geçtiler. İstifa eden yok.
Tepeden inme bir hukuk uygulanıyor. Sahtekârlık havada uçuşuyor.
Yargı eliyle, güçle kul hakkı yeniliyor.
Baskıcı bir rejim inşa ediliyor ve bunlar dinle meşrulaştırılıyor.
Bu kabul edilecek bir şey değil.
Din adına bunları yapamazsınız diye tepki gösterilmelidir.
Artık ahlaksızlık paçalardan sızıyor.
Bu tabloyu Türkiye’nin kaldırma, daha fazla sırtlanma ve takati kalmadı.
Bu gidişat otokrasinin son rötuşlarıdır.-araştırma-derleme-Vesselam-
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen