HANGİ RENGE BOYARSANIZ BOYAYIN!
Trump şöyle bir bakıyor, tam dişime göre her şeyi alırım diyor alıyor!;
Bakın; doğalgaz alacaksınız dedi, Boeing alacaksınız dedi, F35 şi
vermem dedi, KAAN motoru vermem dedi, bunlar kibar akıllı çocuklar dedi,
siz nadir toprak elementlerini verin dedi verdik, Papa ne istiyorsa yapın
dedi, Papa Türkiye’de ve bende sana meşruiyet vereyim dedi.
Zelenski den Ukrayna’dan petrol ve doğal gaz ve şu anda büyük
oranda Rusya’nın kontrolündeki bölgede olan kömür kaynaklarının yanı
sıra çok zengin kritik mineraller titanyum, zirkonyum, nikel, kobalt, lityum,
grafit, berilyum, galyum ve uranyum anlaşmasını imzalamasını istemiş
ve dünyanın gözü önünde zelenskiyi madara etmişti.
Trump’ın, Kanada, Panama Kanalı ve Grönland diyor da
şimdilik zaman ne gösterecek..
İşte bu Trump bizimkilerine de arada bir aklına gelince hafiften
diş gösteriyor ve akıl veriyor akıllı olun diyor..
Elbette her şeyin bir sonu var ABD de böyle kalmayacak
mutlaka belasını bulacak..
ABD, Türkiye’ye tam “çocuk kandırma” muamelesi yapıyor.
Sen, “ PKK’nın kapatılmasını” mı istiyorsun…
Sen, “Silah bırakma kapsamına PYD’nin de alınmasını” mı istiyorsun…
Tamam, bundan böyle PKK ve PYD isimlerini duymayacaksın.
Zaten her iki isim de çok eskimiş ve yıpranmıştı, hop ikisi bir anda
buharlaştırıldı, yerine “SDG” kondu.
“Suriye Demokratik Güçleri”…
Kim bu “SDG”?
Yahu bizim bildiğimiz PYD.
Hani emperyalist ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde kurup büyüttüğü terör örgütü.
Etnik milislerden ve isyancı gruplardan oluşan, liderliğini Kürtlerin
yaptığı bir koalisyon.
Ekim 2015’te kurulan “Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi”nin
resmi askeri kanadı.
Lideri, Mazlum Kobani (Abdi) general unvanı verildi..
Mazlum Kobani (Abdi) adı daha düne kadar “PYD/YPG lideri” olarak anılıyordu,
Türkiye’nin bu isimlere alerjisi olduğu dillendirilince, “PYD/YPG” gitti
yerine “SDG” geldi.
Olup biten bu.
Yani ha “Ali Veli”, ha “Veli Ali”!
Değişen bir şey yok.
Efendim, biz Suriye’de “üniter devlet” istiyoruz.
Tamam…
Ne yapıldı, ABD, SDG lideri Mazlum Kobani’yi (Abdi) uçakla aldı Şam’a götürdü,
Suriye geçici lideri Ahmet El Şara ile el sıkıştırdı, anlaşma imzalattı.
Ne olacak yani, ikisi de kukla, kuklacı nasıl oynatırsa öyle oynar.
Bu gelişmeye bizimkiler çok sevindiler,
“Gördünüz mü, kuzeyde ayrıca Kürdistan’ı kurdurmadık, onları da
Şam’a bağlattık” diye.
Özellikle yandaş basın bu işe çok sevindirik oldu.
Bir adım ötesini görebilmek Uluslararası ilişkilerde bugünü değil,
bir adım ötesini görebilmek önemli.
Bugünkü sekiz maddelik anlaşmanın haber haline getirilmiş şekli özetle şöyle:
“Suriye’de Şam yönetimiyle ülkenin kuzeydoğu bölgesini
kontrol eden Suriye Demokratik Güçleri (SDG) anlaşmaya vardı.
Suriye’de geçici yönetimin lideri Devlet Başkanı Ahmet El Şara
ve SDG Komutanı Mazlum Abdi, sekiz maddelik antlaşmayı 10 Mart’ta imzaladı.
Antlaşma, Suriye’deki tüm etnik ve dini azınlıkların haklarını güvence altına alıyor.
SDG kontrolündeki bölge ve altyapıların Şam’a bağlanmasını
ve SDG’nin Suriye Ordusu’na entegre edilmesini öngörüyor.
Şam yönetimi ve SDG’nin her maddenin uygulanması için
ayrı komiteler kurması ve bunların yılsonuna kadar hayata geçirilmesi planlanıyor.”
Aslında Kürdistan’ın varlığını resmen kabul eden antlaşma
dediğim gibi, bu antlaşma “çocuk kandırma” antlaşması.
Türkiye’nin duymak istemediği “PYD/YPG” gitti, yerine “SDG” geldi.
Yani göz boyuyorlar ya, isim değiştirince sanki özü değişiyormuş gibi!
Ama ne yaparsan yap, varlık sebepleri aynıdır emperyallerin uşaklarıdır..
İsmi değişince, o terör örgütü “terör örgütü” olmaktan çıkıyor mu?
Kaldı ki, Şam’da imzalanan bu antlaşma, PYD’yi “SDG” adı altında meşrulaştırıyor.
Bu antlaşmada iki taraf var, iki taraf da birbirinin varlığını kabul ediyor.
Böylece “Suriye’nin kuzeyindeki PYD varlığı” tescillenmiş oldu.
Tıpkı Irak’ta olduğu gibi…
Şunu artık kabul edelim.
Suriye’nin kuzeyinde artık özerk bir bölge var.
Buranın adı bugün “Şam’a entegre özerk bölge”dir, yarın bilmem ne olur.
Söylemek istediğim şu:
Suriye’de Türkiye’yi memnun edecek “yeni olağanüstü bir durum” yok.
PYD, durduğu yerde duruyor.
Yaşanan, sadece bir “isim değişikliği”.
Akıllıklar ya, eşeği boyadılar, bize zebra diye yutturmaya çalışıyorlar.
Bunu ABD yapıyor da bizim iktidardakilerine ne demeli
Bizim iktidar ve ortağı terörist başını kurucu önder yaptılar!
Öcalan, “PKK’nın kurucu önderi” öyle mi?
“Abdullah Öcalan, PKK’nın kurucu önderidir.”
Kim söylüyor bunu?
Onlarca yıldır Türk milletine “en milliyetçi parti” diye yutturulan MHP’nin genel başkanı…
Bahçeli’nin şu muhteşem (U) dönüşüne bakar mısınız?
Öcalan; dün “vatan haini”, dün “bebek katili”, dün “terörist başı”,
dün “40 bin kişinin katili” idi, bugün ise “PKK’nın kurucu önderi”!
Vallahi sevinelim, “PKK’nın kurucu önderi” yerine “PKK’nın ulu önderi”
olarak da ilan edilebilirdi.
Çok geçmedi, MHP Başkan Ydsı İsmail Özdemir, konuya açıklık getirdi:
“Kabul edelim ya da etmeyelim, bu teknik bir gerçeklik.
Genel Başkan bu gerçekliği dile getirdi.
Bazı şeyleri Türkiye’nin aşması lazım.
Daha geniş ve olumlu düşünmeliyiz.
Ülke olarak birçok hedefimiz var.
Avrupa ile Türkiye arasında da önümüzdeki günlerde güzel gelişmeler göreceksiniz.”
Demek ki neymiş?
Öcalan’ın “PKK’nın kurucu önderi” olması, “teknik bir gerçeklik” miş.
Vay canına!
Kim ölçüp biçmiş, “Öcalan’ın PKK’nın kurucu önderi olmasına” kim karar vermiş?
“Öcalan’ın PKK’nın kurucu önderi olması”, neden bir “teknik gereklilik” miş?
BOP projesi tıkır tıkır işliyor
Yazılan senaryonun, BOP senaryosunun mükemmelliğine bakar mısınız?
1970’li yıllardan başlayarak, ülkemizdeki Kürtler, “Türk milliyetçiliği”
ayağıyla ayrıştırıldı mı?
Ayrıştırıldı…
Duygusal olarak koparıldı mı?
Koparıldı…
Devlete düşman edildi mi?
Edildi…
ABD ve görünen görünmeyen yerli işbirlikçileri, Öcalan’a PKK’yı kurdurdu mu?
Kurdurdu…
PKK, 1978’den itibaren on binlerce vatandaşımızın canını aldı mı?
Aldı…
On binlerce ocak söndü mü?
Söndü…
Ana ve babaların evlat acısı, bu milletin yüreğini yaktı mı?
Yaktı…
Devletimizin kasasından terörle mücadele için yüz milyarlarca dolar çıktı mı?
Çıktı…
Türkiye’nin enerjisi, “terörle mücadele uğruna” heba oldu mu?
Oldu…
Özetle, Türkiye “terörle mücadelede” 40 yılını kaybetti.
Bugün bulunması gereken noktadan 40 yıl geride…
Yazılan senaryoyu tıkır tıkır işlettiler,
Türkiye’nin iliğini kemiğini emdiler.
Ve geldiğimiz nokta
Geldiğimiz, Türkiye’nin getirildiği noktaya bakar mısınız?
“Bebek katili” unutuldu.
“Terörist başı” unutuldu.
“40 bin kişinin katili” unutuldu.
“Şehitlerin kanı” unutuldu.
“Gazilerin çektiği çile” unutuldu.
“Anaların feryatları” unutuldu.
“Şehit eşleri ve çocuklarının gözyaşları” unutuldu.
“Yakılan ve boşaltılan köyler” unutuldu.
“Terörle mücadele uğruna devletimizin kaybettiği 100 milyarlarca dolar” unutuldu.
Acı, endişe ve kâbus gibi geçen 40 yıl unutuldu.
Şimdi Türkiye’ye bu acıyı yaşatan “terör örgütü” meşrulaştırılıyor,
terörist başı Öcalan “PKK’nın kurucu önderi” ilan ediliyor.
ABD emperyalizminin yazdığı şu senaryoya bakar mısınız?
Dün “toplumu ayrıştırma” görevini üstlenen MHP, bugün
“PKK ve Öcalan’a meşruiyet kazandırma” rolünde.
Bakın, bakın!
Siz de bunu net olarak göreceksiniz.
Oldu olacak
Yazılan senaryonun devamında neler var bilmiyorum.
Belki vardır, belki yoktur…
Ama oldu olacak, “DEM’in adının PKK olarak değiştirilmesine,
genel başkanlığına da Öcalan’ın getirilmesine” izin verilsin.
Madem Bahçeli, Öcalan’ın “bebek katili-terörist başı” olan sıfatlarını
“PKK’nın kurucu önderi” olarak değiştirdi, bence daha ilerisini de yapar.
PKK madem silah bırakacak, Öcalan madem “PKK’nın kurucu önderi” oldu,
her ikisini de alalım TBMM çatısı altına taşıyalım.
Zaten Bahçeli’nin ilk önerisi de “benzer” değil miydi?
Şu unutulmasın!
Bir sorun, “sorunu yaratan” tarafından çözülmez.
Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terörü bitirmek için,
terörist başı-bebek katili Öcalan’dan “yardım ister” hale getirildi.
Öcalan, “PKK’nın kurucu önderi”, öyle mi Devlet Bey?
Madem bebek katilini “PKK’nın kurucu önderi” ilan edecektiniz, neden
bu ülke 40 bin şehit verdi?
Neden analar gözyaşı döktü?
Neden eşler dul, çocuklar babasız kaldı?
Şimdi yine demiş atalarımız,
Karamanın koyunu sonra çıkar PKK nın oyunu!
Akıl ve mantığın algılamakta zorlandığı, olaylar zinciri yaşıyoruz.
Siyaset allak bullak.
Kimin eli kimin cebinde anlamak mümkün değil.
İşi bilenlerle, işe gidenler birbirine karıştı.
Ortalık tam bir Arap saçı.
Bugüne kadar ırkçı suçlamalara hedef olan MHP, ülke huzuru için Barış Güvercini oldu.
Siyasette baş döndüren gelişmeler yaşanıyor.
Enflasyon ve pahalılığı, geride kaldı.
Millet önce, HUZUR dedi.
Siyaset, MHP’nin feykiyle şaşkın.
Kimse cevap veremiyor.
Her parti tuş olmuş durumda.
Yaşananlara, siyasi partiler cevap bile veremeyecek durumda.
KROKE durumu yaşıyor.
Uzun yıllar içişleri bakanlığı yapmış, Süleyman Soylu ne diyordu mecliste?
“Terör örgütünden ahlak bekleyen ahmaktır.
Terör örgütünden hukuk bekleyen ve terör örgütünden,
acaba ondan bir şey olur mu diye, ona yaslanan hain oğlu haindir.
Terör örgütünden merhamet, vicdan bekleyen vicdansızdır”
sözleri TBMM’de milletvekillerince dakikalarca ayakta alkışlanmıştı.
Türkiye olmazları başaran bir ülke.
İktidar, kendini ortaya koydu.
40 yıl sonra “YA BARIŞ YA BARIŞ” dedi.
Millet, 41 yıl sonra 30 bin şehit veren milletimiz, barış gelecek mi?
Beklentisine girdi.
Veya 5-6 yıl önceki gibi fiyaskoyla mı bitecek, göreceğiz.
İktidar kararlı hareket ediyor.
Ama karşında terör örgütü PKK var.
Endişeliyiz.
Süleyman Soylu’ nun dediği gibi ahmaklığımız mı ortaya çıkacak,
yoksa 40 yıl sonra Türkiye özlediği BARIŞA MI kavuşacak.
Sonunda Öcalan gelsin mecliste konuşsun derken, birde baktık ki,
AKP, MHP ve DEM li üç vekil Öcalan’ı İmarlı da ziyaret ettiler.
Önemi bütün kamuoyuna Kürtlerin lideri Öcalan dır mesajı verilmesiydi.
Öcalan bu eşiği de aştı bundan sonrası düzlük istediğini alır, çünkü bu aşamalar
pazarlıkta vardı merdivenleri basamak basamak çıkıyorlar.
Yani BOP un eşikleri adım adım geçiliyor!
İnşallah.. Milletin beklediği, huzura kavuşuruz.
(Yanlış anlaşılmasın benim endişem ABD, İsrail ve BOP ..önceki yazdığım
yazılarımı takip edenler bilir Uluslararası küresel güçler çizdikleri planlar doğrultusunda
diğer ülkelere yön ve yer veriyorlar, aksi taktirde barışı istemeyen insan değildir.).
İşin sonunda PKK, karamanın koyunu sonra çıkar oyununu oynarsa da,
o zaman Cumhurbaşkanının dediği gibi, bu işin sonucu kendileri için çok kötü olur.
Şimdi ABD eşeği boyayıp zebra yapınca, eşek zebra olmuyorsa!
İktidardakilerde Terörist başına kurucu önder demekle, kurucu önder
olunmuyor..-araştırma- Vesselam…
Hoşça kalın, dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
