İNSAN HAYATI BU KADAR UCUZ MU?
Tv lerde haber kanallarını izlemek yürek ister.
Son günlerdeki otel yangınları (Antalya Alanya’da, Bolu’da vb) onlarca insanlarımızı kaybettik neden, olması gereken önlemlerin
alınmadığı için bu otellerin bazıları da turistik oteller..
Trafik kazaları, gasp, hırsızlık, kavga, kundaklama, cinayet, işkence, dolandırıcılık, taciz, tecavüz, uyuşturucu ve sanal bahis, fuhuş, mafya ve çete haberleri gırla gidiyor.
Haraç çetelerinin, mafya örgütlerinin, yolsuzluk şebekelerinin her gün bir yenisini duyuyoruz.
Ceza evlerinden izinli çıkıp suç dosyalarına yeni olayları ekleyenlerde ülkemiz güvenliğine tuz biber ekiyor.
”Denetimli Serbestlik” adı altında hiç de denetlenemeyen suçlular aramızda dolaşıyor.
Onlarca suç dosyası olan fakat serseri mayın gibi her an patlamaya hazır kişilerle yaşıyoruz farkında olmadan…
Cezaevlerinde yatan mahkûm sayısının 360 bine ulaştığı söyleniyor.
Bir yılda dört yüze yaklaşan kadın cinayetleri neredeyse kadın cinsini yok etmeye karşı cinnet halini almış durumda.
Kız çocuklarımızı yalnız başına parklara bırakamaz olduk.
Bırakın yalnız başına bırakmayı, hiç bir çocuğu sevemez olduk yaşadığımız paranoyadan.
Özel hastanelerin bazıları, hastaneye götürdüler hele yaşlısınız bıçak değmemesi gerekiyor bazı namuslu doktorlar defalarca söylemişler bıçak değerse masadan kalkamaz diye ama yine dediğim gibi özellerin eline düşünce sırf ameliyat parası alacağım diye neşteri vuruyor akabinde; eks oldu kurtaramadık başınız sağ olsun ya zaten kurtaramayacağını biliyorsun, neşter vurulmayacağını biliyorsun neden bile bile son ölüm fermanını imzalıyorsun..
Daha da deşilse neler çıkıyor neler, her insandan değişik hikayeler dinleyip hayretlere düşüyorsunuz ama burası Türkiye..
Yeni doğan bebeklerimiz dâhil güvende değil görüyoruz.
Çocuklarımız güvende değil anladık…
Lakin biz büyükler çok mu güvendeyiz!
Trafikte yüreğimiz ağzımıza geliyor.
Ufak bir yanlış anlaşılma olurda, birilerinin silahlı veya sopalı saldırısına maruz kalırım diye panik halinden çıkamıyorum.
Çarşı pazarda gönül rahatlığı ile selam alıp veremiyor,
iki çift kelam edemiyorum yanlış anlaşılırım diye.
Millet; ne zaman nerede patlayacağı belli olmayan saatli bomba sanki.
Olur ya…
Durduk yerde gümbürtüye gitmeyelim!
Geçenlerde şahit olduğum bir olay iyice ürküttü beni.
Yaşları 15-18 civarında olan üç dört tane genç belli ki öğrenciler yolun tam ortasını işgal etmişler, güya sohbet ediyorlardı.
25 Aralık Caddesi sanki otoban çarşı tarafından olsun hastane tarafından olsun arabaların her an bir kazaya neden olması hani
‘’Allah esirgedi ‘’ denir ya onları yaşıyoruz..
Gençler sanki yolun ortasında rodeo yapıyorlar..
Tavırlarından belli ki gençler bir maraza çıkarmak için neden arıyorlar..
Yani yolların yapılması, güzelliklerin gelmesi, sıcak asfalt bulunmaz bir nimette, bu yolları kullanmasının bilmeyen yaya ve sürücülere
ne demeli, yada önlem düşünmeyen ilgililere..
Ya bu insanlar bu şekilde değillerdi büyüğü küçüğü herkes birbirlerine saygılılardı..
Ne olmuş nasıl olmuşta bizim insanlarımız bu hale gelmişti.
Velhasıl,
Artık…
İlçemizde belki de çarşı civarı olması hasebiyle karşıdan karşıya güvenle geçemiyoruz…
Trafikte insanların bilhassa çocukların başlarına bir felaket gelecek diye endişeleniyorum..
Bir başkası, sürekli gelen sahte bir telefonla yığınla bir borç yükünün altına girebilirdim.
Herhangi bir şebeke tarafından yasa dışı işlere karıştığım söylenebilir ve bundan kurtulmam için yüklü miktarda para ödemem istenebilirdi.
Gittiğim bir düğünde rastgele atılan kör bir kurşunla hayatımız son bulabilir.
Aldığım döviz sahte çıkabilirdi.
Yıllarca kendimin diye güvenerek oturduğum evim bir başkasına da satılmış olabilir.
Yolda yürürken keyfini yetirmeye çalışan ehliyetsiz alkollü birinin kurbanı olabiliriz.
Ailemden herhangi birine SGK’nın karşılamadığı amansız bir hastalığa düçar kalıp sokaklarda yardıma muhtaç hale gelebiliriz.
Daha bir sürü aklınıza ve hayalinize gelmeyecek işler…
Abartıyorsun diyenler çıkabilir…
Bu ve buna benzer olayları tv ekranlarında her akşam görüyor, duyuyor ve izliyoruz.
Bugün bizim başımıza gelmemiş olması yarın gelmeyecek anlamına gelmiyor.
İşin en acı tarafı ise…
Bu tür olayları yaşadığımızda adaletin tecellisi noktasında hepimizin endişeleri olduğu yadsınamaz bir hakikat.
Belki de…
Gerçekte asıl bu hakikat bizi endişelendiriyordur!
Ama bizlere vız gelip tırıs gidiyor..
Ne dersiniz! Vesselam…
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
