ÇANAKKALE ZAFERİNİN 111. YILI VE BAZI DENSİZLER!…
Dönmeyi Düşünmediler
Bu vatan uğuruna canlarını feda ettiler.
18 Mart’ta canı pahasına düşman birliklerine karşı geden Kahraman Türk Ordusu’nu saygı ve minnetle anıyoruz.
Çanakkale Savaşları,
Birinci Dünya Savaşı içinde, tarihin en kanlı bölümü olarak bilinir.
Türk’ün sayısız zafer, şan ve şerefle dolu tarihinin en parlak sayfasıdır
“ Savaş zaruri ve hayati olmalıdır.
Milleti savaşa götürünce, vicdanımda acı duymamalıyım.
Öldüreceğiz diyenlere karşı, ölmeyeceğiz diye savaşa girebiliriz.
Lakin millet hayati tehlikeye maruz kalmadıkça; savaş, bir cinayettir.”
M. Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk 1915 yılında milletimizin hayatı tehlikeye düştüğü için kaçınılmaz olarak yapılan Çanakkale Savaşı, milletimizin kaderini ve tarihin gidişini değiştirmiştir.
Ülkemize bağımsızlık getiren ve Cumhuriyetimizin kuruluşuna kapı açan Çanakkale savaşlarının 111.yılında unutmayalım ki bugünleri onların sayesinde yaşıyoruz.
İngilizler ve Fransızlar çıkar birliği yaparak, Osmanlının başkenti İstanbul’u ele geçirme niyetinde idiler.
Çanakkale Boğazından gemilerini rahatlıkla Karadeniz’e geçirmek istiyorlardı.
Bütün güçleri ile boğaz girişlerini ateş altında tutarak, 18 Mart 1915’de su üstü
su altında muharebe gemileri ile taarruza geçtiler.
Boğaz girişinde bir kısım gemileri batırıldı.
Bir kısmı da kullanılamaz hale getirildi.
Çok sayıda ölü verdiler ve 18 Mart Boğaz muharebesi Türklerin kesin zaferi ile sonuçlandı.
Deniz yoluyla boğazı aşamayacağını anlayan emperyalistler, kendi yanlarına aldıkları
paralı yabancı güçlerle birlikte Gelibolu yarım adasına çıkarak, karadan boğazı savunan
tabyaları susturmak istediler.
Bu harekât için askerlerini ve donanma sayılarını artırarak en üst seviyeye çıkardılar.
Topraklarımızda sarsılmaz bir iman ve iradeyle karşılaştılar.
Anadolu yakasında seddülbahir, arı burnu ve Kum Kale bölgelerine çıkarma yaptılar.
Aylarca süren kara muharebelerinde sonuç alamadılar.
Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal’in askeri birlikleri ile yaptığı olağanüstü
savunma karşısında arkalarında binlerce ölü bırakarak bölgeyi terk ettiler.
Türklerin zaferi ile sonuçlanan Çanakkale Muharebelerine yaklaşık 500.000 kişi ile
katılan Türk askerlerinden sonuçta; 57.000 şehit,21.000 hastalıktan ölüm,10.000 kayıp,
100.000 yaralı,64.000’i hasta olmak üzere 252.000 zayiat verilmiştir.
İngilizler, Fransızlar ve onların maşaları,500.000 kişi ile katıldıkları muharebeyi
252.000 kişi zayiat vererek yarım adayı arkalarına bakmadan terk ettiler.
Türkiye’nin kaderini belirleyen “ Çanakkale Geçilmez “ sözünü tarihe altın harflerle
yazdıkları gün, Türkiye Cumhuriyetinin temelleri de atılmış oluyordu.
Mustafa Kemal, Ulusumuz gönlünde milli kurtarıcı, kahraman olarak bayraklaştırıyor,
Kurtuluş savaşımızın Baş Komutanı ve Türkiye Cumhuriyetinin kurucu önderi güneş gibi doğuyordu.
111 yıldır Çanakkale Geçilmedi..
Çanağı doldurmak için, bin yalamalık yapanlar türeyene kadar…
Çanak-çömlek kadar bile, vatan meselesine ehemmiyet vermeyen nesil üreyene kadar…
Çalma-çırpma aidattan sayılana kadar…
Çanak antenler icat edilip, vaktini tv karşısında bitirenlerimiz çoğalana kadar…
Çene kahramanları peydah olup, gerçek kahramanlar görülmez olana kadar…
Çevresindeki herkesin, kendinin etrafında döndüğünü sanan veletler konuşana kadar…
Çekirdek ailemiz gelip, nene-dedelerimiz huzurevine gidene kadar…
Çemberi gül oyalı nenem, gül torununa bayramda bile hasret kalana kadar…
Çatal dilli yöneticiler çuvallayana kadar…….
Çatalı millete verip, kendileri kepçeyle çorba kasesine dalanları -işinin ehli- sandığımız
güne kadar..
Çerez çemen yer gibi, çiklet çiğner gibi konuşan hocalar hortlayana kadar…
Çomar lığı çare diye bilenler çevreyi sarana kadar….
Çitten atlamayıp, düz yoldan gideni ahmak saydığımız ana kadar.
Çevreyi zehir varilleriyle doldurup çimene hasret yaşayana kadar…
Çağlayanlarımızı kurutup, damacanadan su içene kadar…
Çoraplarımız, yün olmaktan çıkıp, Çin’deki fabrikalarda, plastikten üretilip, ayağımıza
verilene kadar……
Çitimiz çubuğumuz, unumuzu elemeden, fast-food restoranlarda biblo olana kadar….
Çiftçimiz, tarhana çorbasını paket poşetten döküp, kaynatana kadar……
Çitiliniz, yerli tohumdan değil de, İsrailli GDO dan yeşerene kadar..
Kuzumuz, danamız, deniz aşıp gemilerle gelene kadar…
Çeltiğimiz, çetenimiz Kanada’dan olana kadar….
”Çık gel Selahattin” diyerek sorumluluğu bin sene önce gitmişlere vermekle sorunu
çözene kadar..
Çökezlettiği din kardeşinin hakkını hiçe sayanlar; ibadet ettiğine kani olana kadar…
Çukurluk zirve yapana kadar…..
Çemkirene alkış tutup, birbirimize saygıyı sepetleyene kadar…..
Çarıklı, bin yama çeketli halimizle, kanaatimizin de bittiği saate kadar…
Cet odalarında ahbap olup, akrabaya akrepleştiğimiz dakikaya kadar….
Çamurdan, balçıktan olduğumuzu unutup çamurlaşana kadar…
Çelikten bileklerimizi, paslı çiviye çeviren aymazlığımız genlerimize işleyene kadar….
Çanakkale Geçilmezdi!
Taaa ki..
Çanakkale geçilmez Türk tarihinde çok önemli bir yeri olan ve “Çanakkale Geçilmez”
sözcükleriyle zihinlere kazınmış bu önemli olayı anmadan geçmek olmazdı.
Tarihimizde, geçmişte yaşanan olaylarla bütünleşip öyle kalıplaşmış sözcükler,
öyle ifadeler vardır ki; o sözlere dokunmak, o ifadeleri değiştirmek, bozmak ve de
istismar etmek son derece yanlıştır.
Yanlışın da ötesinde densizliktir.
Saygısızlıktır, geçmişin yadsınmasıdır, nankörlüktür, patavatsızlıktır.
Dahası art niyetin, art düşüncenin dışa yansımasıdır..
Bakın bir köprü yaptık diye, daha çok köprüler yollar yapılırda; sana bu yolların yapılmasının çığırını açan ve bir savaşın kaderini değiştiren tarihi gerçeklerle hiçbir şekilde alay edemezsiniz..
“Çanakkale geçilmez…” ifadesini bozup, “Çanakkale’yi geçilir kıldık” gibi saygısız ve küstah bir ifade son derece yanlıştır.
“Çanakkale geçilmez” ifadesi, kutsal bir eylemin sonunda doğmuş, kutsal bir
eylemi anlatan, kutsal bir ifadedir.
Gerekçesi ne olursa olsun, hiçbir olay için bu ifade bozulmaz, bozulamaz.
Ama bozuldu.
Üç beş kendini bilmez, yapılan sıradan bir köprüyü ön plana çıkarmak için
bu densizliği yaptı ve “Çanakkale geçilir” dedi.
Tabi buradaki kutsal ifadeyi, kanında bozukluk olanlar anlayamazlar, bir kısımlarda
Dedelerinin yapamadığının intikamını alma peşindeler..
Şu ana kadar da bu densiz söyleme karşı çıkan da olmadı.
Bu densiz, nefret söylemine sessiz çoğunluk karşı çıkıyor, “Çanakkale geçilmez” ifadesini,
“Çanakkale geçilir” olarak değiştirmeye kalkanların niyetlerini seziyor, onları kınıyoruz.
Bu iş Atatürk’ün adını statlardan silmeye benzemez.
Vebali ağırdır.
Çanakkale, koca bir dünya savaşının sadece bir cephesi olsa da Çanakkale hem kazanan
hem de kaybeden için her yönden çok pahalıya mal olmuş, kurşunların havada çarpıştığı
bir savaştır.
Çanakkale Savaşı, ordumuzu zafere taşıyan Mustafa Kemal gerçeğini ortaya çıkarmış,
milletimiz, bu savaşta 500 bin evladını şehit vermiştir.
Dökülen bunca kanın, yitirilen bunca canın sonunda kazanan Atatürk ve silah arkadaşları olmuş, düşmana geçit verilmemiştir.
“Aman efendim, ne var ki bu benzetmede, bundan 111 yıl önce yapılmış bir savaşın
sloganının tersyüz edilip kullanılmasında ne sakınca var ki…” diyemezsiniz.
Bu densizlik, millet olma bilincinin temellerinin atıldığı, ülkemiz Kurtuluş Savaşı’nın ön hazırlığı olan bir savaşta ölen insanlarımıza saygısızlıktır.
Çanakkale Savaşı, Batılı Ülkelerin oluşturduğu uzlaşmaya karşı Atatürk ve silah
Arkadaşlarının savunmada olduğu bir savaşın adıdır.
3 Kasım 1914 yılı – 18 Mart 1915 yılı tarihleri arasında deniz savaşları olarak yapılmış,
25 Nisan 1915 – 9 Ocak 1916 tarihleri arasında ise Gelibolu yarımadasında
kara savaşları olarak yapılmıştır.
Türk Milleti bu savaşta pek çok kardeşini kaybetmiştir.
Ancak yine de millet birlik olmuş ve çok büyük bir zaferi elde etmiştir.
Çanakkale Savaşları, tartışmasız yüzyılımızın en büyük savaşlarından birisidir.
Birinci Dünya Savaşı’nı galip bitirmek isteyen düşman devletler, gemileriyle
Çanakkale Boğazı’nı geçip İstanbul’u almak istiyorlardı.
Çanakkale Zaferi, dünya tarihinde bir dönüm noktası olmuş, tarihin akışı üzerinde Türk Ulusu, belirleyici bir rol oynamıştır.
Çanakkale Zaferi’nin, özellikle genç nesillere iyi anlatılması, ecdadımıza ve Şehitlerimize bir borcumuz olduğu gibi, geleceğimizin de teminatıdır.
Çanakkale’yi geçilmez kılarak, ülkemize özgürlük ve dünyaya barış getiren, anlatmakta sözcüklerin ve kalemlerin yetersiz kaldığı
Çanakkale Savaşlarının 111.yılında, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, saygı ve minnetle selamlıyorum.
Unutmayalım ki bugünleri onların sayesinde yaşıyoruz-araştırma-. Vesselam…
Hoşça kalın, Dostça kalın, Sağlıklı kalın
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
