RAMAZAN YAZAR’dan 3 MAYIS TÜRKÇÜLÜK VE ATATÜRK!… « Kırşehir Anadolu Haber

BELEDİYE MECLİSİ TOPLANDI

GÜNDEM, YEREL HABERLER

RAMAZAN YAZAR’dan 3 MAYIS TÜRKÇÜLÜK VE ATATÜRK!…

Bu haber 03 Mayıs 2025 - 13:43 'de eklendi ve 916 views kez görüntülendi.
3 MAYIS TÜRKÇÜLÜK VE ATATÜRK!…
Her yıl 3 Mayıs, Türkiye ve dünya genelinde
çeşitli tarihi olayların yıldönümü olarak öne çıkar.
Türkçülük Günü olarak bilinen bu tarih,
Türk milliyetçiliği tarihinde dönüm noktası olan olaylarla doludur.
Aynı zamanda, uluslararası alanda da önemli hadiselerin yaşandığı günün tarihte bıraktığı izler ve etkileri..
Bilinen binlerce yıllık tarih içinde sayısız devlet kuran biz Türkler, acaba o kurduğumuz devletler içerisinde muktedir olabildik mi?
Ya da bazılarının iddialarına göre, Osmanlı örneğinde olduğu gibi devlet yaşamının kritik noktalarını; devşirme, mühtedi, dönme ve hizmetlilere mi teslim ettik?
Bu durum günümüzde de sürüyor mu?
Türklerin, ırkçı olmadığı herkes tarafından bilinen bir gerçek!
Bana Türk’ü tarif et deseniz; kendine aşırı güvenli ve bu nedenle tedbirsiz, alçak gönüllü, çalışkan, sabırlı, hoş görülü, hümanist
bir insan tipidir derim.
Böyle olması ise bazı zafiyetlerin ortaya çıkışına ve bu zafiyetin bir hastalık haline dönüşmesine neden olmuştur.
Kendisi de Türk olmayan Selçuklu veziri Nizamülmülk’ün Türkleri eğitimden uzak tutması örneğinde olduğu gibi devlet ve sosyal
hayatın ellerine teslim edildiği bir çok gayr-ı Türk, bugüne kadar neler yapmıştır, bilinmesi gereken bir konudur.
Yani hastalığı teşhis etmezsek ne hastalığın farkına varırız ne de bu hastalığın toplumsal bünyeye verdiği zararları anlayabiliriz.
Türklerin, Türk olmayanları devletin ve sosyal yaşamın kritik noktalarına taşıması bir ruhsal hastalıktır.
Düşünün, bir Türk devleti olan Osmanlı Devleti’nde, 218 sadrazamdan sadece 100’ü Türk’tür!
Ya padişah anaları?
Hem de bunun defalarca yanlışlığının farkına varılmasına rağmen!
Üzülerek ifade etmeliyim ki; Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı’da gelenek haline gelmiş olan; devleti, bilim odaklarını ve sosyal yaşamı
Türk olmayanlara teslim etme zihniyeti, günümüz Türkiye’sinde de devam etmektedir.
Aşık Paşazade bize 560 yıl öncesine dair, Bizans dönmesi Rum Mehmet Paşa’ya ilişkin bir olay anlatır ve; “Rum Mehmet Paşa’nın İslam dinine girmiş olmasına rağmen,
Bizans’ın eski soyluları ile irtibatta olduğunu, onların telkinleri doğrultusunda hareket ettiğini, İstanbul’un bir gün yeniden Bizanslıların
eline geçmesini beklediğini” diye nakleder.
Siz günümüzde Rum Mehmet Paşaların olmadığını ve etkili makamlarda bulunmadığını mı zannediyorsunuz?
Osmanlı’ya hâkim olmuş bu gayr-ı Türkler, Anadolu ve Rumeli’de yaşayan Türkleri, yaptıkları uygulamalarla isyan ve ihtilal hareketlerine mecbur etmiş, ardından da “taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmayın” diyerek vahşice yaptıkları ile tesirleri günümüze
kadar gelen hadiselerin müsebbibi olmuşlardır.
Muhteşem Yüzyıl dizisi ile Türk halkının da dikkatini çeken, bahsettiğimiz gayr-ı Türklerden Pargalı İbrahim Paşa; kendisinin ve diğerlerinin ulaştığı gücü vurgulaması bakımından Avusturya Kralı Ferdinand’ın elçilerine söylediği sözler çok ilginçtir:
“Bu büyük devleti idare eden benim, her ne yaparsam yapılmış olarak kalır; zira bütün kudret benim elimdedir.
Memuriyetleri ben veririm; eyaletleri ben tevzi ederim; verdiğim verilmiş ve red ettiğim red edilmiştir.
Büyük Padişah, bir şey ihsan etmek istediği veya ihsan ettiği zaman bile eğer ben onun kararını tasdik etmeyecek olursam
gayr-i vaki gibi kalır.
Çünkü her şey harb, sulh, servet ve kuvvet benim elimdedir.”
Unutulmasın ki; yazıda bahsi geçen Pargalı İbrahim ve Rum Mehmet Paşalar idam edilmiştir.
Hani Osmanlı, Türk devletiydi?
Evet, terminolojide Türk devleti ama uygulamada arada bulasın!
Türklerde yabancıya karşı hayranlık ve teslimiyet, maalesef bir aşağılık kompleksine yol açmıştır.
Zannetmişizdir ki; biz hiç bir şeyi yapamayız ve başaramayız!
Hâlbuki bu algı yanlıştır ve bu yanlışlığı ispatlayan son örnek,
Nobel Ödülü kazanan ve Türklüğü ile gururlu Aziz Sancar’dır.
Onun için gidip; siyaseti, bürokrasiyi, üniversiteyi, medyayı yetmedi din ve diyanet işlerini de gayr-ı Türklere bırakmışızdır.
Buna bir tek dur dediğimiz dönem; 1919 – 1938 arasında yaşayan
“Büyük Türk” Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türkler için bir “reklam arası”
verdiği dönemdir.
Halen de onun kırıntıları ile idare etmekteyiz.
Türk olmak..
Atasına saygılı olmak.
Cumhuriyeti korumak..
Bayrak ..Aıle..Vatan..
Vede en büyük Türk Mustafa Kemal Atatürk ..
Bunlar bizim kırmızıçizgimiz.
bunlarla oynayanı..
Çizerız.
Atatürk’ten bir anı;
Bir gün Atatürk arkadaşlarıyla birlikte otururken Nuri Conker, diğerlerine şaka ettiğini işaret ederek Atatürk’e karşı;
‘’Canım’’ dedi.
‘’Türklük mürklük ne imiş?
Zaten bütün insanlar birbirine karışmıştır.
Bunun Türk’ü, Acem’i, Fransız’ı, Rus’u olur mu?
Deyince..
Atatürk hemen herkesten çok sevdiği arkadaşı Nuri Conker’e şunu demiş.
‘’Bana bak Nuri,
Her şakana eyvallah ama Türklüğüme ilişme.
Benim hayatta yegâne övüncüm servetim Türklükten başka bir şey değildir’’.
”Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir.” (Mustafa Kemal Atatürk)
”Türkçülük öyle şerefli bir bayraktır ki bu bayrağı vatanın her köşesinde
durmadan dalgalandırmak her Türk’ün ilk ve milli vazifesidir.”
(Mustafa Kemal Atatürk)
Atatürk;
“Başınıza geçireceğiniz adamların asli cevherine dikkat ediniz”
veya “beni Türk hekimlerine emanet ediniz” gibi sözleri boşuna söylememiştir.
Türkler benim bu yazdıklarımı yine dikkate almayacak, buna karşılık gayr-ı Türkler, bu yazıyı satır satır dikkatle okuyarak varlıklarını
korumak için nasıl tedbir alacaklarını veya Türklere fener tutan bu garibi, nasıl etkisiz hale getireceklerini düşüneceklerdir…
Dedim ya, hastalık bizde akıl ve ruh tutulması yaratmış.
Atatürkten sonra, günümüze kadar ülke yönetiminde maalesef birileri çöreklenmiş ülke ekonomisini batırdıkları gibi, ülkenin bütünlüğü ilede oynuyorlar.
Ama çaresi halktadır, halk uyandığı zaman ülkemizde şaha kalkacaktır.. !
“3 Mayıs Türkçülük Günü, Türklere ve kendini Türk hissedenlere kutlu olsun…” Vesselam…
Hoşça kalın, Dostça kalın, Sağlıklı kalın
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.