RAMAZAN YAZAR DAN VERİN BENİM GENEL BAŞKANLIĞIMI! « Kırşehir Anadolu Haber

RAMAZAN YAZAR DAN VERİN BENİM GENEL BAŞKANLIĞIMI!

Bu haber 28 Haziran 2025 - 13:02 'de eklendi ve 812 views kez görüntülendi.
VERİN BENİM GENEL BAŞKANLIĞIMI!
Son günlerde Kılıçdaroğlu havalara girdi, diyor ki, mühürcümü
verin yer önemli değil ben her yerde başkanlık yaparım diyor!
Gündemin en önemli konusu CHP nin kurultay davası.
Aslında halkın gündemi bambaşka özellikle ekonomi açlık, yoksulluk,
sefalet, hukuksuzluk, adalet vb ama CHP böyle bir kaosun içine itildi.
2023 yılında Özgür Özelin genel başkan seçildiği şaibe karıştı
iddiasıyla, delegelerin satın alındığı falan, iddiasıyla başlayan dava.
Bütün bu yaşadıklarımızın ana sebebi nedir biliyor musunuz?
Biliyorsunuz da bazılarınızın aklına gelmiyor veya he ya diyeceksiniz.
Bizi kim ve hangi koşullarda yönetiyorlar.
2017 referandumuyla kabul edilen ve 9 Temmuz 2018 tarihinden itibaren
uygulanmaya başlanan bu sistemde, yürütme yetkisi ve görevi,
Cumhurbaşkanı tarafından, anayasaya ve kanunlara uygun olarak
kullanılır ve yerine getirilir dendi ve olan oldu ve işin içinden çıkılmıyor..
Zaman içerisinde ülkemizde üretim bitti, ithalata dayanan bir ülke olduk
Fabrikalarımızın yanında, limanlarımız, kıylarımız, koylarımız vb.. satıldı.
Karar verici merci denetim ve hesap soran olmadığından ne yaparsa
Yapsın evet efendim siz daha iyi bilirsiniz, daha güzelini yaparsınız a geçtik.
İktidarın çevresi yol gösterici , burası yanlış diyebilecek kimseler kalmadı..
Velhasıl, tek adam rejimini sindire sindire yaşıyoruz..
Hani Reis hep der ya, ’nereden nereye..’’ evet nereden nereye..
Yine Reisin hiç aklına gelir miydi acaba yıllar sonra CHP nin genel
başkanlığını yapmış birisinin koltuk sevdası için avuçlarına düşeceği..
Ve Özgür Özel diye birinden ve hepsinden kurtulma fırsatının
hep bir arada olup, sonucunu kendisinin belirleyeceği bir durum!
Burada en çok sevinen elbette iktidar kanadı ve elbette Reis.
Neden derseniz Reis kendisini üç defa sandığa gömen İmamoğlu’nu
yargı eliyle bertaraf etti, dört duvar içine kilitledi dosya var mı yok!
Derken CHP içinden istediği koltuğu alamayanlar ve kaygan zeminde
olanlar, bilemiyorum mutlaka hiçbir şey karşılıksız değildir, mutlaka
bir şeyler koparmışlardır dediler ki kongrede sakatlık var, bunu
dört gözle bekleyen ya da zaten danışıklı döğüştür hazır kıta daldılar
İmamoğlu ve CHP ye. İmamoğlu ve bazı belediye başkanları tutuklu..
Yetti mi yetmedi Özgür Özel milyonları sokağa döktü döküyor..
Kim rahatsız iktidar, buna dur demek için çareler aranırken fırsat
ayaklarına geldi ve Kılıçdaroğlu CHP yi başka ellere bırakamam dedi.
Buna mutlaka Reis kıs kıs gülüyordur düştünüz mü elime diye..
Hâlbu ki Kılıçdaroğlu ta başında CHP kongreleri tertemiz deseydi iş
kapanacaktı ama kendisi de biliyor ki kongreyle koltuğa oturamayacaktı.
Hemen açıklama yaptı ben miting falan yapmam yargı sonucuna
bakarım, sanki daha önceleri adalet diye yollara düşen başkalarıydı,
demek ki, O da göstermelikmiş koltuğa daha sağlam yapışmak içinmiş.
Velhasıl;
Yargı daha doğrusu iktidar altın tepside koltuğu Kılıçdaroğluna devredecek
o da güya nazlanıyor, neymiş siyasette hainlik ve ihanet bitmezmiş
Tekrar şöyle bir irdeleyelim konuları ve olacakları;
Kılıçdaroğlu CHP ye el koyma planında oynayacağı rolü şöyle
meşrulaştırmaya çalışıyor, ‘’Ben partimi kayyıma bırakmam’’.
Peki, sorulacak soru, kayyım mı daha kötü?
Kılıçdaroğlu mu daha kötü?
Bu soruya geri dönüp bakacak olursak, Kılıçdaroğlu çok daha kötü.
Son yaşananlara bakıldığında Kılıçdaroğlu kötü bir insan.
Çünkü Kılıçdaroğlu iyi bir insanı, mazbut inşanı oynayan adam.
Kılıçdaroğlu CHP nin başına geçip CHP yi ele geçirmek istiyor.
Hiçbir kayyım CHP yi ele geçiremez.
Kayyım gelir kongreyi düzenler.
Hiçbir şeyin altına imza atmaz.
Yeni genel başkanın meşru ortamda, rejimin istediği
meşru ortamda seçilmesini sağlar ve çekilir.
Kılıçdaroğlu ne yapacak biliyor musunuz?
Köylerden, mahallelerden, ilçelerden başlayarak delegeleri inceleyerekten
geçirip kendisini genel başkan olarak seçecek bir parti yapılandıracak ve
rejimin istediği gibi tekrar seçim kazanma ihtimali olmayan % 25 i hiçbir
zaman aşamayan bir parti haline getirip yoluna devam edecek.
Tartışmasız olarak görülüyor ki.
Kılıçdaroğlu kötü değil, çok kötü bir opsiyondur.
Şayet CHP nin başına geçerse.
Zira bu kötülüklerin başkahraman gitti TGRT ye mülakat verdi ve TGRT yi övdü.
TGRT yi biliyorsunuz, İmamoğlu’nun tutuklanmasını, CHP nin dolandırıcı
sahtekâr bir parti olduğunu, CHP nin yolsuzluklar yaptığını sabah akşam
rejimin en pislik kalemşörleriyle anlatan kanala çıktı mülakat verdi.
Tabi bu konuda kendisini tebrik etmek gerekiyor.
En azından artık kartlarını açık açık oynuyor.
Diyor ki, ‘’ben bu saftayım’’.
Şimdi Kılıçdaroğlu’ nun TGRT ye çıkmasına CHP tabanının
köpüreceğini, çok kızacağını bilmiyor mu?
Biliyor. Öyle bir derdi yok ki.
Artık gücü CHP tabanından almayacak ki.
Artık gücü TGRT nin dolaylı sahibi olan emrine
amade hizmet ettiği saraydan alacak.
Onun için o da mesajı o kanala veriyor.
Taban, delege, seçmen hiç umurunda bile değil.
Hatta CHP nin gelecekte alacağı oy oranı da umurunda değil.
Erdoğan’ın kayyım olarak atamasına çok net bir şekilde bel
bağladığı için istikametini o çizgide çiziyor.
Burada kendi tabanına CHP sine aptal muamelesi yapmaya kalkıyor.
Hani partinin arı namusu için butlanı kabul etmiyormuş gibi.
Bir önceki genel başkan, iki önceki genel başkan, üç önceki
genel başkan çıkıp dediler ki bu kapıdan içeri kayyım giremez.
Özgür Özelin koluna girer direnirim, direnirim, direnirim…
Sen ne yaptın?
Rejimin yargısını meşrulaştırdın.
Dedin ki ‘’yargı kararlarına uymak zorundayız.’’
Şimdi bu kurultay davası CHP yi yıpratacak, bölecek, enerjisini
orada kaybettirecek ve buradan bir şey çıkıyor.
Bir iktidar oyunu çıkıyor.
Fatih Altaylı kendisine gelen bir duyumu paylaştı.
Kanalına gönderdiği mektupta.
Diyor ki Kılıçdaroğlu Özgür Özele demiş ki, ‘’İmamoğlu’ndan
vazgeç, onu unut.
Ya kendin aday ol, ya da Mansur Yavaş ı aday yap.
Yolunuza böyle devam edin. ‘’ yani postacılıkta yapıyor.
Sarayın arzuları istikametinde partinin nasıl bir yol alması
gerektiğini Özgür Özele dikte ediyor.
Bak böyle yaparsan belki sarayla pazarlık hakkın olabilir.
Bu da şunu gösteriyor ki İmamoğlu’ndan çok korkuyorlar.
Zira toplumun çok farklı kesimlerinden oy alabilen adam.
Seçim kazanmayı, sandığa sahip çıkmayı bilen bir adam.
Mansur Yavaş sandığa sahip çıkamıyor.
Parti teşkilatı üzerinde çok güçlü yaptırımı yok.
Önceki seçimlerde Ankara’daki fark çok daha büyüktü.
İki önceki seçimde Melih Gökçek e karşı kazandığı seçimi kaybetti.
Sandıklara sahip çıkamadığı için.
Ve Kılıçdaroğlu nerede duruyor diye yapılan saha çalışmasında araştırmalarda,
Kılıçdaroğlunu Cumhurbaşkanı olarak görmek isteyenlerin sayısı 0.3.
Bunların hangi şekillerde Kılıçdaroğlunu beğendikleri herkes biliyor.
Yani kimlik siyaseti üzerinden Kılıçdaroğlu’ na destek veren bir kitle.
Burada CHP şöyle bir oyuna getiriliyor.
Şu anda birinci parti olmuş.
Partiye hamle yapılıyor ve yeni bir enstrüman doğuyor.
Nedir bu enstrümanın adı?
Bundan sonra herhangi bir seçimde birinci parti olup seçimi alma ihtimali
olan partiye sizin kongrenizde rüşvet vardı. Sizin kongrenizde rüşvetler döndü.
Bize duyumlar geldi. 2-3 tane itirafçı var deyip tüm partilere el konulabilir.
Bakın burada çerle çöple uğraşılmaması gerekiyor.
Bunun adı çok partili hayatın de facto bitirilmesidir.
Türkiye’de çok partili hayat bitmiştir.
Ortalıkta gezinen % 2-5 lik partiler olabilir.% 30-35 şi aşıp birinci parti
konumuna geldiğiniz zaman size bulan atanıyorsa, kayyım atanıyorsa,
adayınız hapse tıkılıyorsa çok partili hayat bu ülkede işlemiyor demektir.
Türkiye’de çok partili göstermelik bir hayat vardır.
İktidar oyununda Erdoğan’ın ve AKP nin önüne geçen herkes
budanır rejimidir bunun adı.
Şimdi ise Kılıçdaroğlunun gelişine zemin hazırlanmak için hamleler yapıldı.
Çok net bir Kılıçdaroğlu muhalifi olan Fatih Altaylı yı hapse tıktılar.
Önce bir mıntıka temizliği yapılarak muhaliflerin sesleri susturuldu.
Neden tepki verilmesin, söylem üretilmesin, biz muhalefeti
istediğimiz gibi yönlendirelim hamlesi yaptılar.
Özgür Özel de çıktı dedi ki, İBB sini vermediğim gibi CHP yide vermeyeceğim.
Şimdi hazırlıklar yapılıyor 30 Haziranda alınacak karara kadar o akşam
öncesinde tüm il başkanları Ankara’ya davet edilecekmiş.
CHP de nöbetleşe nöbet tutularak net bir tavır sergilenecekmiş.
Burada amaçlanan şu, Kılıçdaroğlu bak parti seni istemiyor.
Parti seni isteseydi zaten zerre kadar cesaretin olsaydı iş buralara gelmesin.
Yargı eliyle CHP rezil edilmesin diye çok meret bir şey yaptı Özgür Özel
kongreyi tekrarlayarak.
Genel başkanlığını masaya koydu.
Kılıçdaroğlunun hiçbir zaman yapmadığı ve yapamayacağı bir şeyi yaptı.
Dedi ki, Kılıçdaroğluna gel tekrarlayalım, çıkabilir misin karşısına çıkamazsın.
% 25 de bıraktığın pespaye hiçbir seçimi kazanamayan partiyi % 35-40 arası
bir parti yapmış.
Büyükşehirlerin tamamını kazanmış.
En az iki tane cumhurbaşkanlığını kazanacak aday çıkartmış.
Bu kadar başarı üzerine cesareti yetmediği için Özgür Özelin karşısına çıkamadı.
Şimdi saraya el pençe durup yalvarıp diyor ki ne olursunuz bu partiyi bana verin.
Bu parti CHP nin Kılıçdaroğluna verildiği gün çok partili hayatın
üstüne tabutuna son çivinin çakıldığı gündür.
Bitmiştir çok partili hayat.
Bu ne demek?
Seçimle iktidarı değiştirme, AKP yi değiştirme önüne betondan,
taştan duvarlar örülmüş, yargı eliyle bu süreç bitirilmiş demektir.
Sadece bunu CHP, MHP kongre vesaire bu çerçeveden bakmayınız.
Bu çok partili hayatın de facto bitirilmesi hamlesidir.
Ve Kılıçdaroğlu, on binlerce gencin işi olmayan, yuva kuramayan, iş bulamayan,
kariyer planı yapamayan, ülkeyi terk etme planları yapan on binlerce gencin
şu anda hayatlarını karartıyorsun.
Onları sokak ortasında bırakıyorsun.
Onların ülkeye bakışını umutsuz bir yere hapsediyorsun.
Ve hepsinden daha kötüsü belki de onların hayatlarıyla oynuyorsun.
Hayatta tutunabilmek için budan sonra çok büyük risklere girecekler.
Kendilerini ortaya koyacaklar.
Yurt dışına çıkmaya çalışacaklar.
Belki çok daha kötü şeyler yapacaklar bilinmez.
Şu anda on binlerce gencin hayatıyla oynuyorsun.
Saraya hizmet edip karşılığında bir koltuk alabilmek için ve
o koltuğun hiçbir karşılığının olmayacağını biliyorsun.
Çünkü gerçekten de bir şekil de CHP ye kayyım olarak atanmayı ve
oraya el koymayı başarırsan gerçek CHP liler başka bir parti kurup
yollarına o istikamette devam edecekler.
% 3-5 lik madara olup bu toplumda hiçbir karşılığının olmadığını sadece
CHP markasıyla eski bir bürokrat eskisinin nerelere gelmiş olabileceğini
göstereceksin geçmişte sana muhtaçtı CHP liler.
Muhalif sol kesim seküler kesim sana mahkûmdu.
Onun için o oy oranlarını alabiliyordun.
Yoksa senin bir entelektüel karşılığın olmadığı, iki lafı bir araya
getiremediğin, cesur bir siyaset örneği ortaya koyamadığın, bom boş
bir adam olduğunu gözleyeceğiz bu süreç sonunda.
Ve tarihin kapkaranlık sayfalarında Türk solunun en utanç adamı
olarak yerini alacaksın.
Kılıçdaroğlu sadece şahsi çıkarları için pespaye bir rejimden
kurtulma umutlarını yo eden bir aktör olmayacak.
Heykelin dikilecek.
Türkiye’nin gelmiş geçmiş en kötü siyasetçisiydi diyecek insanlar.
Tabi son anda kafası dank edip kendisine gelmezse,
Bütün bu sıkıntıların ana sebebi ilk satırlarda yazdığım gibi tek adam rejimi ve
bu rejimden kurtulup parlamenter sisteme dönmediğimiz müddetçe ülke ve ülke
vatandaşları olarak daha çok uzun hava söyleriz, ağıtlar yakarız..
Çünkü tek adama dokunacak şimdilik hiçbir güç yok, bütün her şey tek elde,
dilediğini dilediği gibi yönlendiriyor, karşısına çıkmaya yeltenenleri de bir şekilde
ve olmadı olmadık şekilde yargı eliyle çeşitli gerekçelerle telef ediyor..
Bundan kurtuluş var mı zor ülkemizde kullanılacak çok kişiler var.
Bunun için bu ülkenin acilen normalleşmesi lazım, hukukun üstünlüğü, hak, adalet,
özgürlük, eşitlik, sosyal adalet vb benzeri kavramların bu topluma girmesi gerekir.
Ancak hep deriz ya Allahtan ümit kesilmez, inancımız sonsuz, Allahtan Ümit
Kesilmez.-araştırma- derleme –alıntı-Vesselam…
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.