RAMAZAN YAZAR DAN ÜLKEMDE Kİ SİYASET!… « Kırşehir Anadolu Haber

RAMAZAN YAZAR DAN ÜLKEMDE Kİ SİYASET!…

Bu haber 03 Temmuz 2025 - 18:13 'de eklendi ve 823 views kez görüntülendi.
ÜLKEMDE Kİ SİYASET!…
Halkımız ekonomik sıkıntılarla cendere içinde..
Piyasalar felaket, esnaf, çiftçi kan ağlıyor..
Sanayici, inşaatçı, memur, İşçi, emekli kan ağlıyor…
Ekonomi hızla dibe doğru ilerliyor…
Millet günü nasıl geçireceğinin derdinde…
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 2 Temmuz 2025 tarihi
itibarıyla geçerli olmak üzere doğal gaz tarifelerine zam yapıldığını duyurdu.
Yeni tarifeye göre konut aboneleri için doğal gaz fiyatlarında ortalama
%24,6, oranın da artış uygulanacak.
Elektrik zammını hesaplayamaz olduk çok şükür..
Akaryakıt zamları her hafta otomatiğe bağlanmış durumda, yalnız akaryakıt mı, ?
elektrik, doğalgaz, diğerleri de zaten bunlara bağlı olarak zam üstüne zam alıyorlar..
Hani bunları hak ettlk ml ettik, neden görünen dağın uzağı olmaz ne demişti
her seçim dönemi reis ‘’verin yetkiyi görün etkiyi’’ şimdi etkiyi görüyoruz.
Yine diyeceğim bu günler hala iyi günlerimiz,
çünkü ne demişti Haim Nahum Doktrinin de;
1-Aç bırakacaksın,
2-İşsiz bırakacaksın,
3-Borca esir edeceksin,
4-Dininden uzaklaştıracaksın,
5-Böleceksin,
6-Böldüklerini birbiri ile çarpıştıracaksın,
7-Yumuşak lokma haline getirip yutacaksın.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan
Şimdi hangi maddedeyiz siz bilin de, kimin umurunda, baştakilerinin mi?
Onlar geleceklerini, koltuklarını daha da sağlamlaştırıp vatandaşın sırtından
İnmemenin hesapları peşindeler bunu içinde yapmadıkları oyun yok.
Halk açmış, açıkmış, işçisi, memuru, öğrencisi, öğretmeni, emeklisi vb leri
Perişanmış kimin umurunda varsa koksa bir avuç yandaş azınlığın rahatı..
Tekrar ediyorum bu iktidar ömrünü uzatmanın ve koltuklarının sağlamlaştırmanın
peşindeler siyaseti ülke için ülkenin geleceği için yapmıyorlar kendileri için yapıyorlar.
son verilen %24,6 doğalgaz zam nedeni nedir biliyor musunuz ve neden
01 Temmuzda açıklandı, haziran enflasyonu ve düşük çıksın bütün çalışanların,
Emeklilerin maaşları en düşük seviyede yansısın diye oyun için de oyun, hesap
içinde hesap yapıyorlar..
Ancak….
Kimin umurunda?…
Ülkenin manevi değerleri büyük tehlike altında…
Ülkenin bütünlüğü büyük tehlike altında…
Ülkenin üretimi büyük tehlike altında….
Ülkenin tüketimi büyük tehlike altında…
Adalet sistemi çökmüş…
Eğitim sistemi çökmüş…
Ülkede ahlak çökmüş…
Getirdikleri sağlıkta dönüşüm rezilliği çökmüş…
Ülke insanının birbirine güveni çökmüş…
Bireylerin ve toplumun duygu durumu çökmüş…
Siyaset yapıyorlarmış, bunun adı siyasetmiş….
Yahu siz kimi kandırıyorsunuz?…
Antidemokratik uygulamalarla, türlü beceriksizliklerle,
vekillerinizle ve birlikte çalıştığınız kimselerde liyakat,
oy potansiyeli ve millete hizmet yeteneği ve arzusu
aramayarak, sadece ve sadece kendinize yakınlık,
finans kaynağı, yağdanlık ve yalakalık kriterlerini
kullanarak bu vatana ve millete bir faydanız
olmayacak gibi…
Faydanızın olduğu tek yer, iktidar partileridir…
Sorsan Siyaset yapıyorlar…
Yaptığınız siyaset yöntemini değiştirmezseniz,
bu millet sizin iktidar olduğunuza asla inanmayacak
ve inanmıyor da….
Salt toplumun gazını almak için iktidar partisiymiş
gibi görünmeye çalışıyorsanız, inanın rolünüzü
felaket oynuyorsunuz…
Her yanınızdan güvensizlik akıyor, Millet her şeyin farkında…
Vebaliniz çok büyük, ödeyemezsiniz….
Sorsan siyaset yapıyorlar…
Kimin için, ne karşılığı, kime karşı, nasıl?….
Sorsan siyaset yapıyorlar….
Sevsinler sizin sahtekâr, şeytani, millete faydasız,
hizmet ettiğiniz yere ve kendinize faydalı siyasetinizi…
Düşün milletin yakasından…
Bırakın iyi polis kötü polis oyununu…
Hepimiz biliyoruz topunuzun ne olduğunuzu hepimiz biliyoruz…..
Bakın önceden siyasetin bir ahlakı vardı..
İnsanlar bir davaya inanır o dava ve dava adamlarının peşinden giderlerdi..
Doğru veya yanlış o konuya girmiyorum, anlatmak istediklerim,
hemen hemen hangi insanın ne yapıda, ne düşüncede olduğu bilinirdi.
Şimdilerde ise Ülkemizin siyaseti geçmişten günümüze şekil değiştirdi.
Siyaset anlayışı değişirken siyasî profiller de değişti.
Kimi “hiç hak etmediği kadar” yıllarca saltanat sürdürdü,
kimi “hiç acımadan” kısa sürede alaşağı edildi.
Eskiden toplum psikolojisi çok farklıydı.
Geçmişte, 70 ve 90’lı yıllarda radyoların egemen olduğu bir
Dönemde İnsanlarımız, ‘rey’ini verirken siyasetçinin ses tonuna
ve konuşma üslûbuna göre hareket ederdi.
Belki de çoğu rey (oy) verdiği siyasetçiyi yolda görse tanımazdı.
Her şey bir umut uğruna yapılırdı.
En önemlisi de çok çabuk ikna olurdu İnsanlarımız…
O zamanki umutla şimdiki farklıydı.
O zaman ülke sağlam bir geleceğe adım atsın diye oy verilir,
“kişisel menfaatler” arka plana atılırdı.
Yani ne ideoloji vardı, yani “kişisel çıkar” ve “bireysel beklenti”…
Ama şimdi devir değişti, seçenekler çoğaldı.
Öyle çoğaldı ki, neredeyse birey sayısı kadar seçenek ortaya çıktı.
Kitle iletişim araçları da değişti.
Değişen yapısıyla siyasîler 24 saat evimizde, cebimizde…
Kimi merak ediyorsanız anında nete girip, bütün şeceresini görebiliyorsunuz.
Tabi ki bu durum bir siyasiye entegre olmanıza izin vermiyor.
Kimi kendinize yakın hissederseniz ya da birey olarak “çıkar”
elde edebilecekseniz onu seçme olasılığınız artıyor.
Yani parti, ideoloji ikinci plana atılıyor.
İş, aş, makam ve mevki daha ağır basmaya başlıyor.
Kişisel menfaatler, ülke menfaatinin önüne geçmiş oluyor.
Öyle ki, yeni nesil bunu çok daha iyi (!) yapmaya başladı.
Masa başı iş, küçük bir unvan her şeylerine yetmeye başladı.
Gerisi umurlarında bile değil…
Kişisel çıkarlar, ülke çıkarlarının önüne geçince; bir yerlere
gelebilmek için “iktidarın doğrultusunda fikir beyan etmek”
işin en kestirme yolu oldu.
Bir anlamda bu yol insanlarımızın en çok tercih ettiği yol olmaya başladı.
Bir de başına buyruk tipler var: adam siyasetçidir, siyasi tavrını pekâlâ
açıklayabilir ve tercihi doğrultusunda demeçler verebilir, propaganda yapabilir.
Bundan daha doğal bir şey de olmaz.
Öbür yandan eski ya da yeni anayasadan hiçbir haberi yoktur,
Ne olur ne değişir kafa bile yormaz ama şu anki siyasi güç
doğrultusunda fikir beyan eder.
Hedeflediği bir makam vardır ya da devletle bir iş yapma beklentisi vardır,
birdenbire cengaver kesilir sanki ondan bir düşünce
bekleyen ya da soran varmış gibi…
Özellikle her seçim dönemlerinde böylesine isimlere o kadar çok
rastlıyoruz ki, inanın bizler dahi artık şaşıp kalıyoruz.
Dün A partisi diyen, bugün B partisi ile yatıp kalkmaya başlıyor.
Başta da dedim ya, artık günümüzde ne parti, ne de her hangi bir ideoloji kaldı.
Kestirme yol neresiyse, herkes oraya hücum etmeye başladı.
Şimdilerde izlenen yol “Emevi siyaseti” entrika, hile, zulüm; ihanetten beslenen..
Yaralar insanlığı tüketir haysiyeti merhametin aksine, melanetten beslenen..
Sevginin, kardeşliğin ilerisi, gerisi bir olur, diri olur, insanlığın irisi
İnanç istismarcısı, siyasetin kirlisi Arif olandan değil, cehaletten beslenen
Her ne yapsan nafile, yine olmaz şap şeker İkilik taraftarı riya tohumu eker
Ne şiddeti terk eder, ne zulümden el çeker rüsva olmak isteyen, rezaletten beslenen
14 asır önce hüküm süren Emeviler, yani Ebu Süfyan lar, Muaviyeler ve Yezitler,
zulümde, haksızlıkta, entrikada ve desisede sınır tanımadıkları, tarihin
lanetlenecek utanç sayfalarında okuna gelen ve okuna giden zillet halleridir..
Çünkü,
“Yargıyı” muhalife sopa yalanları, yelkenler pupa iftiraları heybedeki turpa
Alkışçılarına “akçeli” torba susmayanlara “ağulu” çorba vererek kendi siyasi
saltanatlarını sürdürenlerin usül, esas, kanun, nizam, ayıp, günah, hakeza hudut,
mudut tanımadıkları konusundaki ceberrutlukları su götürmez hakikate dönüşmüştür..
“Kumpasla, kurguyla” oluşturulan suça dahil ettikleri muhaliflerden siyasetçilerin,
bilim insanlarının, hukukçuların, iş insanlarının, öğretmenlerin, öğrencilerin,
gazetecilerin, yazarlar, şairlerin hepsi tutsak edilmiş durumda..
Velhasıl;
Uygulanmakta olan “Muaviye siyasetine” teslim olmayanları,
“ayıptır, günahtır, yazıktır” demeksizin
* Terör olaylarıyla”…
* “İhale yolsuzluğuyla”…
* “Hainlikle”…
* “Dinsizlikle”…
* “İftira ve ithamla”…
İltisaklı pozisyona oturarak, tutsakhanelerde yıllarca tutsak edilip, zulme ile
abad olmaya çalışanlar tiranları isim isim saymaya gerek var mı?.
Bu bir anlamda Hasanların ve Hüseyinlerin yok edilmesi anlamına gelecektir.
Düşünen ve “neden, niçin, nasıl” diyebilen Bir Türk vatandaşı olarak, nihai diyeceğim o dur ki;
Bazı soruların yanıtlarını bulmak ve olayı aydınlatmak için müthiş polis olmaya
gerek yok, sadece biraz liyakat, biraz ciddiyet, biraz mesuliyet yeterlidir..
Madem başka Türkiye yoktur; o halde, heybeti, turpu ve Bizans oyunlarına tevessül etmeden,
adalette, hakta, hukukta, ahlakta ve insanlıkta buluşup çözümlere beraber ulaşmak gerekir..
Küfrü ve hakareti, cüret sananlar değil masumlar üzerine korku salanlar değil
Yalanla, yanlış ile kara çalanlar değil hakikatten haz alan, faziletten beslenir
Haramın lügat adı, kazanç ve kar oldukça bozulan ahlak, hukuk; çatlayan ar oldukça
“Emevi siyaseti,” ülkemde var oldukça “Kirli siyasetçiler”, felaketten beslenir
Nasihati, hutbesi, safsata, yalan yerde havuzu haram ile boşalan, dolan yerde
“Şüpheli abdest” ile imamlık olan yerde din alıp, din satanlar ibadetten beslenir
Ne diyelim;
Allah sonumuzu hayretsin… –araştırma-Vesselam…
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.