RAMAZAN YAZAR DAN SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ VE DESTANI!… « Kırşehir Anadolu Haber

RAMAZAN YAZAR DAN SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ VE DESTANI!…

Bu haber 22 Aralık 2025 - 19:58 'de eklendi ve 835 views kez görüntülendi.
SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ VE DESTANI!..
Bu topraklar kanla yoğrulmuş vatan olmuş, her bir karışında rengini
kandan aldığı al bayrağımız dalgalanmış ilelebette dalgalanacaktır.
Şimdi bakalım, Sarıkamış’ta Neler Olmuş?
Son 140 yılın en acı olaylarından biri olarak nitelendirilen
Sarıkamış Harekatı’nın 111. yıldönümünde şehitlerimizi
Rahmetle anıyoruz.
Sarıkamış Harekâtı (22 Aralık 1914), I. Dünya Savaşı sırasında
Osmanlı İmparatorluğu ve Rus İmparatorluğu arasında Sarıkamış’ta
gerçekleşen kara çatışmalarından biridir.
Başarısızlıkla sonuçlanan bir askeri girişimdir.
Kasım 1914’te Azap ve Köprüköy’e saldıran Rusların, 3.Ordu
Komutanı Hasan İzzet Paşa tarafından mağlup edilip dağıtılmıştır.
Hasan İzzet Paşa dağılmış Rus ordusunu yakalamak yerine
orduyu 15 kilometre geri çekmiştir.
Hali hazırda dağıtılmış olan Rus ordusunu yok edip Bakü Petrollerine
ulaşmak ve Alman İmparatorluğu’nun sanayi ihtiyacını karşılamak
harekâtın amaçlarından biridir.
Ayrıca 1877’deki 93 Harbi, Osmanlı İmparatorluğu’nun yenilgisi ile
sonuçlanınca Batum savaş tazminatı olarak Rusya’ya verilmiş, Sarıkamış,
Kars, Ardahan ve Artvin de Berlin Antlaşması ile Rusya’ya bırakılmıştı.
Bu yurt topraklarını geri almak amacıyla, 1914 yılında dönemin
Başkomutan Vekili olan Enver Paşa, 19 Aralık tarihinde “Sarıkamış Harekâtı”
planlarını kurmaylarına sundu.
Osmanlı ve Alman kurmay heyeti planı kabul etmiştir.
Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisinde yer alan bilgilere göre;
Türk ordusunun Sarıkamış’ta 90.000 şehid verdiği neredeyse genel bir
kabul halini aldıysa da bu doğru değildir.
Şehid sayısı konusunda en güvenilir tesbit Ruslar’a aittir.
Zira şehid naaşları, karların erimeye başlaması üzerine Rus yetkililerinin
nezareti altında müslüman köylülerden oluşturulan işçi grupları vasıtasıyla
toplanıp imamlar gözetiminde icra edilen dinî merasimin ardından toplu
mezarlara defnedildi.
Büyük bir ciddiyetle yürütüldüğü anlaşılan defin işlemlerinin tamamlanmasından
sonra her bir mezarın başına oraya kaç şehid defnedildiğini gösteren bir tabela asıldı.
Böylece 18.000’i Sarıkamış civarında olmak üzere toplam 23.000 şehidin
defnedildiği tesbit edildi (Maslofski, s. 152).
Ancak bunların dışında naaşlarına ulaşılamayanlarla 11. Kolordu’nun
Aras vadisinde verdiği şehidler de vardı.
Bunlar da göz önüne alındığında toplam şehid sayısının Üçüncü Ordu
Kurmay Başkanı Felix Guse’nin de ifade ettiği gibi 30.000 civarında
olduğu anlaşılır (Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi, s. 41).
General Yudeniç’in günlüğünde ifade edildiğine göre 200 kadarı
subay olmak üzere 20.000 civarında Türk askeri de esir edilmişti.
Rus savaş raporlarına göre sadece 9. Kolordu’dan
esir alınan 200’den fazla subay ve 6000 asker vardı.
9. Kolordu Kumandanı Ali İhsan Latif Paşa da üç tümen kumandanı
ve bütün karargâhıyla birlikte esirler arasındaydı (Nikolski, s. 92, 94, 97).
Rus basını onun esaretini abartılı bir şekilde duyurdu.
Hakkında küçültücü ifadelere yer vererek 30.000 kişiyle birlikte
esir düştüğünü yazdı (İhsan Latif, s. 6-7).
Osmanlı basını ise bu haberleri yalanlayarak gerçeği kamuoyundan
saklama yoluna gitti.
Götürüldükleri kamplarda yaralarına bakılmayan ve çok kötü
şartlarda tutulan esirlerin önemli bir bölümü hayatını kaybetti.
Sağ kalanlar ise Bolşevik İhtilâli’nden sonra dönebildi.
Şehidler ve esirlerden başka etraftaki köylere dağılanlar, hastalar ve yaralılar da vardı.
8 Şubat 1915 tarihli kayıtlara göre hastahanelerde 15.808 hasta ve yaralı
bulunuyordu (Birinci Dünya Harbinde, II, 476). Özellikle tifüs çok can almıştı.
Hâfız Hakkı Paşa da Erzurum’da bu hastalıktan ölenler arasındaydı (12 Şubat 1915).
Ruslar’ın kayıpları da çok fazlaydı. General Yudeniç’e göre Ruslar 26.000
asker kaybetmişti ve bunların bir kısmı donarak ölmüştü (Shaw, s. 834).
General Maslofski’nin verdiği rakamlar biraz daha ayrıntılıdır.
Ona göre 20.000’den fazla ölü, yaralı ve hasta, 9000’den fazla donarak ölen vardı
(Umumî Harpte Kafkas Cephesi, s. 149).
Kumanda kademesinin deneyimli subayları da ölenler arasındaydı.
Bu kayıplara esir düşen 2000’in üzerindeki Rus askeri de ilâve edildiğinde
Rus ordusunun uğradığı toplam zayiatın 30.000 civarında olduğu ortaya çıkar.
Sarıkamış macerası aslında abartıldığı ölçüde yüksek kayıp rakamları ile değil
Osmanlı Devleti’nin askerî gücünün müttefiklerinin savaş hedefleri uğruna
heba edilmesinin bir göstergesi olarak tarihteki yerini almalıdır.
Sarıkamış Şehitleri Hikâyesi
Yıl 1914…Yer Sarıkamış…
Sarıkamış’ta 60 bini donarak olmak üzere 78 bin şehit vermiştik.
1914 yılının 15-22 Aralık tarihleri arasında, Sarıkamış yakınındaki Allahuekber
dağlarında, Kars’ı Ruslardan geri almak için harekata katılan 60 bin
asker donarak öldü.
Başkumandan vekili Enver Paşa büyük bir güçle, Rusları hiç beklemedikleri
bir yerden, Allahüekber dağlarından aşarak vurmayı ve Kars’ı yeniden vatan
topraklarına katmayı hedeflemişti.
Allahuekber dağlarının yer yer 2-3 bin rakımlı geçitlerinde
ısı sıfırın altında 30 dereceye kadar düşüyordu.
Türk askerlerinin büyük bölümü ise çölden gelmişti ve üzerlerinde yazlık
üniformalar vardı.
Sarıkamış’ta dondurucu soğuk altında askerlerimizin durumunu
Kurmay Subay Şerif Bey “Sarıkamış” adlı kitabında şöyle anlatıyor:
“Yol kenarında karların içinde çömelmiş bir asker, bir yığın karı kollarıyla
kucaklamış, titreyerek, feryat ederek dişleriyle kemiriyordu.
Kaldırıp yola sevk etmek istedim.
Beni hiç görmedi. Zavallı çıldırmıştı.
Bu suretle şu lanetli buzullar içinde biz belki on bin kişiden fazla insanı
bir günde karların altına bıraktık ve geçtik”.
Rus Kafkas Ordusu Kurmay Başkan Vekili Dük Aleksandroviç Pietroviç
Sarıkamış’ta gördüklerine anılarında şöyle yer vermiş:
“İlk sırada diz çökmüş 9 kahraman. Mavzerleriyle nişan almışlar,
tetiğe asılmak üzereler ama asılamamışlar…
İkinci sırada cephane taşıyanlar var, sandıkları bir avuçlamışlar ki,
kainattan hırslarını almak istiyor gibiler.
Öylesine kaskatı kesilmişler… Ve sağ başta Binbaşı Nihat.
Dimdik ayakta, başı açık, saçları beyaza boyanmış, gözleri karşıda…
Allahuekber dağlarındaki son Türk müfrezesini teslim alamadım.
Bizden çok evvel, Allah’larına teslim olmuşlardı.”
Allahuekber dağları, 37 bin şehit verilerek aşıldı ve Sarıkamış kuşatıldı.
Sarıkamış kuşatma harekatı aşırı soğuk ve açlık yüzünden,
hedef ele geçirilemeden, 5 Ocak 1915’de sona erdi.
Osmanlı Ordusu bu dağlarda, 60 bini donma sonucu tam 78 bin şehit verdi.
Rus birlikleri de bu savaşlarda 32 bin askerini kaybetti.
1914 yılının 15-22 Aralık tarihleri arasında, Sarıkamış yakınlarındaki
Allahuekber Dağları’nda, Kars’ı Ruslardan geri almak için harekâta
katılan 60 bin askerimiz donarak şehit oldu.
Sarıkamış Harekâtı Türk tarihinin en dramatik olaylarından biridir.
Elbette kahraman bir milletin evladıyız fakat Bizim kahramanlıklarımız
aynı zamanda zaferlerle birlikte acılarda yaşatmıştır.
Yemen’in kavurucu sıcağından, Sarıkamış´ın dondurucu soğuğuna
yazlık elbiseyle çarıksız koşan körpe fidanların hikâyesi yakar sinemizi.
Asırlarca içten içe altını oyan dış ve iç mihraklar ve yıkılan bir devin
çıkardığı feryadının adıdır, Yemen, Çanakkale, Sarıkamış…
Sarıkamış denince içim burkulur dağ taş çarıksız cesetlerle görünür
gözüme, hüzün kaplar içimi.
Binlerce Anadolu evladı gömüldü karlara gecenin kör vaktinde
mosmor bedenle.
Sarıkamış şehitler yurdu, Sarıkamış acılar yurdu.
Yokluk içinde karlı dağları zemherinin kavurucu soğuğunda aşmaya çalışan,
ayakkabısız, paltosuz Anadolu çocukları.
Biz bu şehitlere borçluyuz.
Onlar olmasaydı, belki de bu topraklarda Ruslar olacaktı.
Sarıkamış, Türk Tarihinin ve savaşlarının en acı olanıdır.
Bu acıyı fedakârlıkları, cesareti, ulvi davranışı en iyi şekilde idrak edip
gençlerimize aktarmalıyız
Ölümsüz nağmelerle milletimizin hafızasına nakşolan bu facia ve
kahramanlık, on binlerce vatan evladının buz tutmuş feryadı, dağlardan
taşlardan yankılanan, kalanların ise ağıtlarına yanık türkülerine dönüşmüş
ve milletine mal olmuştur.
Tarihin bu acılı sayfası halkın hafızası olan türkülerle ve ağıtlarla
kayda geçirilmiştir.
Sarıkamış Harekâtı’nda Mehmetçik her zamanki cesaret ve kararlığıyla
üzerine düşeni yerine getirmiş aldığı emirle yola koyulmuştur.
Sarıkamış cennet kokar bu günlerde…
Şehitlerin düştüğü toprak başka…
Yüreğini dayar karlı toprağına ve sanki fısıldaşır sarıçamlar ile…
Rabbin muştusu ile teselli bulur seyredenler.
Onlar gitmiş ve kutlu Peygambere komşu olmuşlardır.
Onları Peygamber kucaklamıştır, saçlarını okşamıştır.
Şehit bu, kolay mı?
Can pazarında vermiştir canını.
Allah ile alış – veriş yapmıştır.
En büyük alış – verişi yapmıştır.
Şehitler bilir bunu.
“Gitti gelmez bahar yeli şarkılar yarıda kaldı”
Bir tarih ve hüzün bir kelepçe gibi sıkar yüreklerimizi…
Binlerce fidan bu…
Her biri Kırşehir’den Erzurum’a, Diyarbakır’a, Urfa’ya kadar…
Anadolu’nun ve Yemenin bir köşesinden gelmiş yalın ayak yazlık kıyafetle.
Doğusu Batısı ile, Türkü Kürdü ile birlikte.
“Sözün bittiği noktaya ” Sarıkamış.
Destan mı desek facia mı desek…
Çünkü sonu az çok belli olan bir maceraydı bu…
Ancak Anadolu’ya karşı oynanan emperyalist oyunla karşı karşıya olduğu
dönemdi bu dönem, Milli Mücadele iklimiydi.
Anadolu insanının, kadını erkeği ile vatanın üzerine kapandığı bir yaman iklimdi.
Ve emperyalizme karşı bir haysiyetli duruştur.
Anadolu toprağı Sarıkamış’ta böyle yoğrulmuş,
Allahuekber Dağlarında böyle harman olmuş yiğitler.
Ne diyordu Derviş Yunus;
” Ölürse ten ölür, canlar ölesi değil.”
Yine bir şairimiz;,
“İnsan büyür beşikte mezarda yatmak için /
Kahramanlar can verir yurdu yaşatmak için.
Şimdi ise bu şehitlerimizin kanlarıyla, canlarıyla kazandığı bu aziz vatan
toprakları, bir tek mermi atmadan kağıt üzerinde her türlü ayak oyunlarıyla, kendi
çıkarları için yerli ve yabancı işbirlikçilerle el birliğiyle parçalanmaya çalışılmaktadır.
Ve 22 Aralık1914 En uzun gece…
Binlerce vatan evladı savaşa gittiği Allahuekber dağlarında donarak şehit oldu.
Vatan uğruna can veren tüm kahramanlarımızı minnetle anıyoruz.
Onlar dondu, Biz yandık..Ruhları şad olsun
Sarıkamış Şehitlerimizi minnet ve şükranla yâd ederken, bu topraklar için
toprağa düşmüş olan tüm aziz şehitlerimize de Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.
Ruhları şad, mekanları Cennet olsun….İnşallah.. –araştırma-derleme-
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.