LOZAN, TÜRKİYE’NİN KURULUŞ, BAĞIMSIZLIK, TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ VE TAPU BELGESİ..
Lozan Antlaşması TÜRKİYENİN TAPU BELGESİ ve günümüze yansıması..
Birileri son zamanlarda iyice gemi azıya aldılar bilinçlileri dâhil çoğu ülkenin geçmişinden
habersiz İngiliz Amerikan mandalarını isteyen boyunduruğu özleyen güruhlardır.
Kurtuluş savaşını verirken hangi zorluklarla verildiğini de akıl hocaları bin bir kılıf
bulup o muazzam destanı ve destanı yaşayanları karalamaya karalatmaya çalışıyorlar..
Birazcık okursak, araştırırsak, incelersek görürüz..
DEM li bazı milletvekilleri uçmuşlar, sanki Türkiye’yle savaşmışlar zafer elde etmişler.
Biz ve önderimiz Lozan’ı tanımıyoruz, Türkiye tekrar SEVR antlaşmasındaki
yerlere dönün diye, bu işler Öcalan’ın bırakın demesiyle oluyor mu?
Ne diyor Cemil Bayık, önderimiz diyor ama söz hakkının da
cezaevinde yatanda değil, sahada pratikte olan umarlarda diyor!..
PKK silah bırakıyor da, nereye kime bırakıyor bırakıyor.
PKK den ayrılanlar nereye gidecek ve bunlar kim, bunlar hakkında nasıl
bir işlem yapılacak.
PKK dan ayrılan birilerinin yeni bir örgüt kurmama garantileri var mı?
PKK zaten artık gündem de değildi.
PYD vardı. PYD, PKK nın boşluğunu doldurmaya kalkarsa ne olacak?
Cevaplanması gereken bir sürü soru var.
PKK diasporası, PKK nın işletmeleri, illegal işletmeleri,
mahkemeleri, toplanan haraçlar ve toplayıcılar..
Yurt dışı unsurlarının o ülke istihbaratı ile ilişkileri,
medyaları stk ları vb bu işler nasıl olacak.
Çatı KCK ise, PYD, YPG, PJAK, vb ne olacak?..
PKK nin silahları bırakmak için LOZAN antlaşması ın tanınmamasını şart koşması..
Yani, “Lozan’dan girmişler işe.
Ancak şu unutulmasın, Lozan’ı hedef alan Türkiye’yi hedef alır.
Doğrudan doğruya devletin kuruluş senedini hedef aldıklarını görüyorum.
Bu çok önemli.
Bir diğer taraftan da ‘Silahlı mücadeleyi bıraktık’ diyor, yani silahları bıraktık demiyor.
Bunun ne anlama geldiğini zaman içinde anlayacağız.
Şunu söylemeliyim, karşımızdakinin terör örgütü olduğunu unutmamalıyız.
Bu terör örgütünün Şam şeytanı, Bağdat hırsızı bir kafa taşıdığını ve ortaya çıkan
durumu kendi menfaatleri doğrultusunda nasıl istismar edeceğini, edebileceğini görelim.
Ve tedbirlerimizi ona göre geliştirelim.
Ortada Türkiye Cumhuriyeti Devleti lehine sonuçlanabileceğini düşündüğümüz
durumun tam tersi bir hesap kitap olabilir.
Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir.”
Günümüzde çokça dillendirildiği ve birilerinin kaçamak yapıp itibarsızlaştırma
çalışmaları yaptıkları için ve kendimiz için bilinen bu konuyu biraz daha detayına
inip, bu araştırmayı yapıp yazmak şart oldu.
Bilhassa bölücüler Lozan Antlaşmasının yok hükmünde sayılmasını istiyorlar..
Lozan Antlaşması, Türkiye’nin toprak bütünlüğünün garantisi ve tapu belgesidir.
Bu anlaşma, Türkiye Büyük Millet Meclisi ülkelerle Birleşik Krallık, Fransa,
İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya ülkeleri arasında
24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lozan anlaşması imzalanmıştır.
Lozan Antlaşması ile birlikte, Osmanlı İmparatorluğu’na son derece
ağır şartlar dayatılan Sevr Antlaşması geçersiz sayılmıştır.
Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını belirlemiş,
kapitülasyonları kaldırmış, boğazlar meselelerini çözmüş, azınlıkların
ülkelerinde düzenlemiş ve Osmanlı’dan kalan borçları hafifletmiştir.
Lozan Antlaşması’nın imzalandığı günün önemi, Türkiye’nin uluslararası
alanda güçlülüğü ve saygınlığını ortaya koymasıdır.
Lozan Antlaşması’nın imzalandığı kimler vardı:
• Türkiye Büyük Millet Meclisi: Türk Kurtuluş Savaşı’nın lideri Mustafa Kemal ‘in
kurduğu ve başkanlığını yaptığı millî hükümeti temsil eden heyetin başkanı İsmet Paşa,
• Birleşik Krallık: Lord Curzon
• Fransa: Maurice Pelle
• İtalya : Marki Garroni
• Japonya: Kentaro Otchiai
• Yunanistan: Elefterios Venizelos
• Romanya: Constantin Diamand
• Yugoslavya: Miloutine Yovanovitch idi.
Lozan Antlaşması, Türkiye’nin I. Dünya Savaşı’ndan sonra yaşadığını aşmasını
ve yeni bir devlet olarak başarıyı sağlamış, Türkiye’nin modernleşme ve
demokratikleşme stratejisinin de etkilenmesi sağlandı.
I. Dünya Savaşı’nın sonuçları ve Osmanlı İmparatorluğu’nun durumu:
Lozan Antlaşması’nın arka planını sürdürebilmek için, I. Dünya Savaşı’nın
sonu ve Osmanlı İmparatorluğu’nun varlığının bilinmesi gerekir.
Ayrıca Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı ve Milli Mücadele’nin önemi de
bu konuda önemli bir rol oynamıştır.
Boyuta ilişkin kısaca bilgi vermek gerekiyor.
I. Dünya Savaşı, 1914–1918 yılları arasında Avrupa merkezli küresel bir savaştır.
Osmanlı İmparatorluğu, Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan’dan oluşan
İttifak resimleri ile İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya, Japonya, ABD ve Yunanistan’dan
oluşan İtilaf resimleri arasında yer almaktadır.
Savaş sonunda İttifak resimleri yenilenmiş ve Osmanlı İmparatorluğu dağılmıştır.
Osmanlı topraklarının bir kısmı İtilaf resimleri tarafından işgal edilmiş,
bir kısmı da yeni kurulmuş devletlere bırakılmıştır.
Osmanlı Devleti, 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalamak zorundadır.
Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti, askeri ve siyasi olarak İtilaf Devletlerinin denetimine girdi.
II. Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı ve Milli Mücadele’nin önemi:
Kurtuluş Savaşı, Türk milletinin işgal altındaki topraklarını kurtarmak mücadelesidir.
Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı genellikle 19 Mayıs 1919 tarihi olarak kabul edilir.
Bu tarihte Mustafa Kemal, Samsun’a gönüllü Milli Mücadele’yi başlatmıştır.
Milli Mücadele sırasında Türk Ulusal Hareketi nin örgütlenmenin sağlanması.
Bu örgütlenme içinde Ankara Hükûmeti, Heyet-i Temsiliye, Kuvâ-yi Milliye
ve Kuvâ-yi Seyyâre gibi kurumlar bulunmaktadır.
Kurtuluş Savaşı sırasında Türk Ulusal Hareketi, batıdaki Yunan ordusuna,
güneydeki Fransız ordusuna, doğudaki Ermenistan güçlerine ve
padişah yanlısı isyancılara karşı mücadele etti.
Kurtuluş Savaşı’nın en önemli muharebelerinden bazıları şunlardır:
Sakarya Meydan Muharebesi (23 Ağustos — 13 Eylül 1921),
Büyük Taarruz (26 Ağustos — 9 Eylül 1922),
Dumlupınar Meydan Muharebesi (30 Ağustos 1922)
ve İzmir’in Kurtuluşu (9 Eylül 1922).
Kurtuluş Savaşı sonunda Türk Ulusu kesin zafer kazandı ve işgalci kuvvetler
Anadolu’dan çekilmek zorunda kaldılar.
Lozan Antlaşması ise Kurtuluş Savaşı’nın sonucunda imzalanan barış anlaşmasıdır.
Lozan Antlaşması ile birlikte, Osmanlı İmparatorluğu’na son derece ağır şartlar
dayatılan Sevr Antlaşması geçersiz sayılmıştır.
Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını belirlemiş, kapitülasyonları kaldırmış,
boğazlar meselelerini çözmüş, azınlıkların ülkelerinde düzenlemiş
ve Osmanlı’dan kalan borçları hafifletmiştir.
Lozan Konferansı ve Katılımcıların Rolleri
• Türkiye Büyük Millet Meclisi: İsmet Paşa, Türkiye’nin kayıtsız şartsız
ayrılık talebini savunmuş ve Sevr Antlaşması’nın geçersizliğini ilan etmiştir.
• Birleşik Krallık: Lord Curzon, Türkiye’nin sınırlarını daraltmak ve boğazlar
üzerinde kontrolü sağlamaktır.
• Fransa: Maurice Pelle, Türkiye ile iyi satışları denemek istememiş ve
bazılarını tavizler ayırmış.
İsmet Paşa toplantı masasında içeriye kalkmış elindeki notlara bakarak konuşmasını yapıyor.
• İtalya: Marki Garroni, Türkiye ile dostane bir tutum sergilemiş ve bazı hakları tanınmıştır.
• Japonya: Kentaro Otchiai, Türkiye’nin talep talebini desteklemiş ve araçlık yapmıştır.
• Yunanistan: Elefterios Venizelos, Türkiye ile barış yapmak istemiş ve Ege adalarının
çözülmesine çalışmıştır.
• Romanya: Constantin Diamand, Türkiye ile iyi komşuluk ilişkileri arasında istemiş ve
kardeşlerin haklarının ihlali çalışmıştır.
• Yugoslavya: . Miloutine Yovanovitch, Türkiye ile genişlemeye istekli ve Balkanlardaki
sorunları çözmeye çalışmıştır.
Lozan Antlaşması ile Türkiye’nin sınırları şu şekilde belirlendi:
• Batıda Yunanistan ile Meriç Sınır Nehri olarak kabul edildi.
Ege adalarının çoğu Yunanistan’a bırakılmıştır ancak Gökçeada, Bozcaada ve Meis
Türkiye’ye verilmiştir.
• Güneyde Suriye ile sınır 20 Ekim 1921’de Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması’na
göre çizilmiştir. Hatay bölgesi ise 1939’da Türkiye’ye katılmıştır.
• Doğuda Ermenistan ile sınır 13 Ekim 1921’de Moskova Antlaşması’na göre belirlendi.
Kars, Ardahan ve Artvin Türkiye’ye verilmiştir.
• Kuzeyde Gürcistan ile sınır 16 Mart 1921’de Kars Antlaşması’na göre çizilmiştir.
Batum Gürcistan’a bırakılmıştır.
• Irak ile sınır ise Musul sorunu nedeniyle Lozan’da çözülememiştir.
Bu sorun daha sonra 5 Haziran 1926’da Ankara Antlaşması ile çözülmüştür.
Musul ve Kerkük, Irak’a verilmiştir.
Lozan Antlaşması ile Türkiye’deki azınlıkların durumu şu şekilde düzenlenmiştir:
• Azınlık tanımı sadece din esasına göre yapılmıştır.
Yani Türkiye’deki Müslüman olmayanların azınlıkları sayılmıştır.
Etnik veya dilsel azınlıklar tanınmamıştır.
• Azınlıklar Türk vatandaşı sayılmış ve eşit haklara sahip olmuştur.
Azınlıklar kendi dillerini konuşma, eğitim alma, ibadet etme ve dernek kurma gibi
haklara sahip olmuştur.
• Azınlıkların malları koruma etiketiyle ve konulan mallar iade edilir.
• Azınlıklara ait vakıflar yeniden kurulmuştur.
• Azınlıklara ait okullar devlet denetimine tabi tutulmuştur.
• Nüfus mübadelesi kararı alınmıştır.
Yani Türkiye’deki Rumlar Yunanistan’a, Yunanistan’daki Müslümanlar Türkiye’ye gönderilmiştir
ancak İstanbul’daki Rumlar ve Batı Trakya’daki Müslümanlar bu mübadeleden muaf tutulmuştur.
• Boğazlar ve Türk boğazlarının durumu: Lozan Antlaşması ile boğazlar sorunu
şu şekilde çözülmüştür.
• Boğazlar, Türkiye’nin elinde kalan ancak boğazların askersizleştirilmesi ve
silahsızlandırılması kararı alındı.
• Boğazlarda bir uluslararası kurul kuruldu.
Bu komisyonun boğazlarının yönetimini, denetimini ve parasını sağlamakla görevli olmuştur.
• Boğazlardan barış zamanında ticari gemiler hızına geçebilmiştir.
Savaş zamanı geldiğinde ülkelerin ticari gemileri geçebilmiştir.
• Boğazlardan savaş gemilerinin iletimi ise sınırlamalara tabi tutulmuştur.
Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin savaş gemileri boğazlardan geçebilmiştir ancak Karadeniz’e
kıyısı olmayan ülkelerin savaş gemileri ancak Türkiye’nin izniyle boğazlardan geçebilmiştir.
Lozan Antlaşması’nın Türkiye Üzerindeki Etkisi
I. Türkiye’nin bağımsızlığının ve uluslararası alanda statüsünün korunması:
Lozan Antlaşması ile Türkiye, eşit ve bağımsız bir devlet olarak uluslararası toplum
tarafından düzenlenecektir.
Türkiye, kapitülasyonlardan kurtularak yabancı devletlerin ekonomik ve siyasi
müdahalelerine son verdi.
Türkiye, yeni sınırlar içinde toprak bütünlüğünü sağlamış ve boğazlar üzerindeki
bölgeyi korumuştur.
Türkiye, azınlıkların haklarının güvencesini alarak insan haklarına uygun bir devlet olduğunu
göstermiş ve Osmanlı’dan kalan borçların kapasitesi konusunda rahatlığı sağlamıştır.
Antlaşmanın Türk toplumunda ve siyasetindeki yansımaları:
Lozan Antlaşması, Kurtuluş Savaşı’nda kazanılan askeri zaferler siyasi bir zaferle
taçlandırılmış ve Mustafa Kemal ‘in ve Ankara’nın meşruiyetini pekiştirmiştir.
Lozan Antlaşması, Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte Türk toplumunun modernleşme
ve laikleşme hizmetlerinin katkısıyla ortaya çıkıyor.
Aynı zamanda Lozan Antlaşması, Türk toplumunda milli birlik ve beraberliğin
arttırılmasını güçlendirdi.
Lozan Antlaşması’nın Önemi ve Değerlendirmeler
I. Antlaşmanın dönemdeki uluslararası işgücündeki yeri:
Lozan Antlaşması, Türkiye ile komşu ülkeler arasında yeni bir ilişki zemini oluşturulmuştur.
Lozan Antlaşması ile Yunanistan ile arasındaki savaş sona ermiştir.
Yunanistan ile nüfus mübadelesi kararı alınmıştır.
Yani Türkiye’deki Rumlar Yunanistan’a, Yunanistan’daki Müslümanlar Türkiye’ye gönderilmiştir
ancak İstanbul’daki Rumlar ve Batı Trakya’daki Müslümanlar bu mübadeleden muaf tutulmuştur.
Ayrıca Ege adalarının çoğu Yunanistan’a bırakılmıştır ancak Gökçeada,
Bozcaada ve Meis adası Türkiye’ye verilmiştir.
Antlaşmalara göre kaydedilen detaylar:
• Lozan Antlaşması ile Suriye ile sınır 20 Ekim 1921’de Fransa ile imzalanan
Ankara Antlaşması’na göre çizilmiştir.
• Hatay bölgesi ise 1939’da Türkiye’ye katılmıştır.
• Lozan Antlaşması ile Ermenistan ile sınır 13 Ekim 1921’de Moskova Antlaşması’na
göre belirlendi.
• Kars, Ardahan ve Artvin Türkiye’ye verilmiştir. Lozan Antlaşması ile Gürcistan ile sınır
16 Mart 1921’de Kars Antlaşması’na göre çizilmiştir. Batum Gürcistan’a bırakılmıştır.
• Irak ile sınır ise Musul sorunu nedeniyle Lozan’da çözülememiştir.
Bu sorun daha sonra 5 Haziran 1926’da Ankara Antlaşması ile çözülmüştür.
Musul ve Kerkük Irak’a verilmiştir.
Farklı tarihi ve antlaşmaları nasıl değerlendirmiştir?:
I. Türkiye;
Lozan Antlaşması, Türk tarihçileri tarafından genellikle olumlu bir şekilde yorumlanmıştır.
Antlaşma Türklerin dönüm noktası olarak kabul edilmiştir.
Örneğin tarihçi Halil İnalcık, Lozan Antlaşması’nın Türkiye’nin uluslararası alanda halkını
ve saygınlığını gösterdiğini gösteren bir belge olduğunu söylemiştir.
Ayrıca, İlber Ortaylı da Lozan Antlaşması’nın Türkiye’nin komşu ülkelerdekilerle
çerçevelenmiş bir çerçeve olduğunu belirtmiştir.
II. Batılılar
Lozan Antlaşması, Batılı tarihçiler tarafından ise daha farklı bir şekilde ele alınmıştır.
Antlaşma, Batılı devletlerin Türkiye’ye karşı izledikleri politikaların başarısızlığını göstermiştir.
Örneğin tarihçi David Fromkin, Lozan Antlaşması’nın Birinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da
yeni bir siyasi düzenin oluşumuna katkıda bulunduğunu ifade etmişti.
Ayrıca, Erik-Jan Zürcher de Lozan Antlaşması’nın Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyanın
sorunlarına çözüm üretmek için bir referans noktası olarak dağıtılması vurgulanmıştır.
III. Günümüz
Lozan Antlaşması, günümüzde tarihsel ve güncel olarak daha farklı bir perspektiften değerlendirilmektedir.
Örneğin tarihçi Sevtap Demirci, Lozan Antlaşması’nın Türkiye’nin ayrımı ve toprak bütünlüğü için
mücadelenin sonucunu söylemiştir.
Lozan Antlaşması’nın Türkiye’nin modernleşme ve demokratikleşme stratejisinin birleştiğini belirtti.
Lozan Antlaşması’nın bugünkü ki Yansımaları
I. Türk dış politikasının etkisi ve günümüzdeki önemi:
Lozan Antlaşması, Türkiye’nin uluslararası alanda insanı ve saygınlığı gösterdiği bir belge
olarak kabul ediliyor ve Türkiye’nin yerli ülkelerdekilerle uyumlu bir çerçeve olarak görülüyor.
Aynı zamanda Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyanın sorunlarına çözüm süreci için
bir referans noktası olarak kullanılmaktadır.
Antlaşma, Türkiye’nin bölgesel ve küresel güvenlik iyileştirmeleri aktif bir rol oynamasını sağlamıştır.
Lozan Antlaşması ile Türkiye, NATO’ya üye olmuş, Avrupa Konseyi’ne katılmış, Birleşmiş Milletler’in
kurucu üyelerinden olmuş ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın kurucu ülkeleri arasında yer almıştır.
II. Lozan Antlaşması’nın hala tartışılan ayrıntıları ve güncelliği:
Lozan Antlaşması, bazı farklı yorumlara açık olduğu için tartışmalara neden olmuştur.
Örneğin, boğazların yönetimi, Musul’un yöntemleri, Kıbrıs’ın durumu, Ege adalarının hakları
ve azınlıkların korunması gibi siyasetler Lozan Antlaşması ile ilgili çeşitli görüşlerin ortaya
çıkmasının nedeni olmuştur.
Lozan Antlaşması, 2023 yılında da geçerliliğini yitireceği iddiaları asılsızdır.
Lozan Antlaşması, süresiz olarak geçerli olan ve kişilerin rızası olmadan değiştirilemeyen
uluslararası anlaşmalardan biridir.
Lozan Antlaşması’nın iptal edilebilmesi için yeni bir anlaşma yapılması gerekir.
Sonuç olarak;
Lozan Antlaşması, Türk milletinin ve toprak bütünlüğü mücadelesinin sonuçta
imzalanan bir zafer, bir onur ve bir özgürlük belgesidir.
Bu antlaşma ile Türk milletinin ulusal, ulusal ve bağımsızlığının korunması için
gösterdiği irade ve kararlılığı uluslararası alanda da kanıtlanmıştır.
Ayrıca, bu anlaşma ile Türk milleti, modernleşme ve laikleşmenin katkısı eklenmiş
ve milli birlik ve beraberliğin görülmesi güçlenmiştir.
Aynı zamanda uluslararası ticaret için de önemli bir anlaşmadır.
Bu antlaşma ile Türkiye, eşit ve bağımsız bir devlet olarak kararlıdır.
Bu antlaşma ile Türkiye, komşu ülkelerle sınırlayan bir çerçeve oluşturulmuştur.
Bu sözleşme ile Türkiye, bölgesel ve küresel güvenlik politikası aktif bir rol oynamıştır.
Türkiye’nin kaderi için önemli bir rolü var.
Bu anlaşma ile Türkiye, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olarak dahil edilmesi bulunmaktadır.
Bu anlaşma ile Türkiye, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda ilerlemeye katkıda bulunmaktadır.
Bu anlaşma ile Türkiye, barışçıl, işbirlikçi ve örnek bir dış politika izlemesine katkı bulunmaktadır.
Velhasıl;
Atatürk sevgisi halkımızın kalbinde kök saldığı için Atatürk’e doğrudan hücum etmek
yerine, onun eseri ve Türk Milleti’nin tarihindeki en büyük siyasi zafer olan
Lozan Antlaşmasını kötülemektedirler.”
Son yıllarda Atatürk’e ve devrimlerine karşı yoğun bir karalama ve itibarsızlaştırma
kampanyası yürütüldüğüne tanık oluyoruz ama beyhude uğraşıyorlar..
Bunun için Mutlu Çelik, in şiirini dökmenin zamanı;
“Ne ararsın Tanrı ile aramızda?”
İşgaldeki hali sakın unutma..
İkide bir Atatürk’e dil uzatma.
Sen anandan gene çıkardın amma..
Baban kimdi bilemezdin, Şerefsiz…
LOZAN Barış Antlaşmasının (24 Temmuz 1923), İstiklal mücadelemizin önderi
Gazi Mustafa Kemal ve de tüm milli mücadele kahramanlarımıza sonsuz minnet ve
Şükranlarımızı sunuyoruz. Ruhları şad olsun. “-araştırma-derleme- Vesselam…
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
