RAMAZAN YAZAR DAN Kendini Beğenmiş Ukala şişkin İnsanlar! « Kırşehir Anadolu Haber

RAMAZAN YAZAR DAN Kendini Beğenmiş Ukala şişkin İnsanlar!

Bu haber 21 Kasım 2025 - 16:13 'de eklendi ve 624 views kez görüntülendi.
Kendini Beğenmiş Ukala şişkin İnsanlar!
Özel konulara pek girmek istemiyorum ama öyle anlar oluyor ki,
İster istemez dokunup geçmen gerekiyor yani hatırlatmak gerekiyor.
İnsanların ukalalığı kendini beğenmişliği yani egosu tavan yaptı ise…
Bu tipler isterler ki, herkes ki, herkes kendinden bahsetsin, her yerde gündem olsun,
fırsatını bulunca da tanınan birilerinin gölgesinde kendinden bahsedilsin yani egolarını
yenemeyen aşağılık duygularını bu şekilde kapatmaya çalışan tiplerdir.
Büyüklerimiz boşa söylememişler;
İnsan 7 sinde neyse 70 şinde odur..
İnsanlar arasında artan kibir ve kendini beğenmişlik son yıllarda
giderek artan bir endişe haline geldi.
Ekonomik belirsizlikler, eğitim sistemi kusurları, değişen toplumsal
değerler, dijital dönüşümün etkisi ve medya ve popüler kültürün etkisi
gibi çeşitli faktörler bu olguya katkıda bulundu
Gelir Eşitsizliği ve Ukala Davranışlar
Sahip olanlar ile olmayanlar arasındaki uçurumun her zamankinden
daha büyük göründüğü bir dünyada, daha fazlasına sahip olanlarda
bir üstünlük duygusunun oluşması şaşırtıcı değildir.
Ekonomik farklılıklar, kendini beğenmiş veya küçümseyici olarak
algılanan davranışları besleyebilir..
Eğitim Kalitesizliğinin Ukalalığının Nasıl Etkilendiği
Eğitim sistemi bireyleri eleştirel düşünme becerileri ve empati ile donatmada
başarısız olduğunda, istemeden kibri besleyebilir.
Sağlam bir eğitim temeli olmadan, bireyler güvensizliklerini maskelemek
için kibirli tavırlara başvurabilirler.
Çocukluk Dönemindeki Eğitim ve Ukala Tutumlar
Kabul edelim, nasıl yetiştirildiğimiz kim olacağımızı şekillendirir.
Çocukluk deneyimleri yetişkinliğe taşınan davranışları şekillendirebilir.
Bir çocuk üstünlük duygusunu teşvik eden bir ortamda yetiştirilirse,
büyük ihtimalle kibirli eğilimler sergileyerek büyüyecektir.
Geleneksel değerler modernleşme karşısında aşındıkça, alçakgönüllülük
ve başkalarına saygı da aşınabilir.
Sosyal Medya İkilemi ve Ukala Tavırlar
Ah, sosyal medyanın iki ucu keskin kılıcı.
Bizi hiç mümkün olduğunu düşünmediğimiz şekillerde birbirine bağlarken, aynı
zamanda bireylere algılanan üstünlüklerini sergilemeleri için bir platform da sağlıyor.
Dijital çağ, insanların çevrimiçi kişiliklerini görkemli bir hava yansıtmak için
düzenlemesiyle kibirli davranışları artırabilir.
Medyanın Örnek Aldırma Etkisi ve Ukala Tutumlar
Medya, günümüzde pek çok insanın hayatında güçlü bir araç haline geldi.
Sosyal medya, televizyon programları ve diğer platformlar aracılığıyla sürekli
mükemmel, lüks ve ukala bir yaşam tarzı gösteriliyor.
İnsanlar bu örnekleri gördükçe, benzer şekilde gösterme ihtiyacını duyabilirler.
Bu da ukala tutumların büyümesi ve iyileşmesine neden olabilir.
Sonuç olarak, Türkiye’de artan kibir eğilimi, dikkatli inceleme ve potansiyel
çözümler gerektiren daha geniş bir toplumsal sorunu yansıtıyor.
Bu makalede özetlenen ekonomik eşitsizlikler, eğitimsel zorluklar, kültürel
değişimler, dijital etkiler ve medya etkisi gibi temel nedenleri ele alarak daha
empatik ve uyumlu bir toplum geliştirme fırsatı doğar.
Türkiye’de daha saygılı ve birbirine bağlı bir toplum oluşturmak için çabalamamız
ancak bu faktörleri anlayıp ele alarak mümkündür.
Kendini beğenmiş ve kibirli insanlar, genellikle sorgulama veya eleştiriye
tahammül edemezler.
Gerçeğe ve hatta nezaketli bir karşı görüşe bile öfkeyle tepki verirler.
Onlar, fikirlerini kabul etmeyen ve riayet göstermeyenleri
aşağılamaya ve sindirmeye çalışan zorbadırlar.
Bu kibirli ve küstah insanlar, kendilerini diğer insanlardan
üstün hisseder ve ayrıcalıklı bulurlar.
Söz konusu bu “kendine hak görme” ve başkalarına yukardan bakıp aşağılama
arzusu; onların (ortak) karakteristik özelliği olan öfke, eleştiriye tahammülsüzlük ve
zorbalık davranışlarını açıklar.
Normal koşullarda, konuşmacılar doğru olduğunu iddia etikleri bir şeyi ifade
ettiklerinde, muhataplarına karşı bir sorumluluk alır ve bunun karşılığında da
onlardan saygı çerçevesinde bir muamele bekleme hakkına sahip olurlar.
Konuşmacılar muhataplarına karşı samimi olmakla, öne sürdükleri iddiaların
doğru olduğuna inanmak için ellerinde iyi sebepler olmasıyla ve mevcut
fikirlerine yönelik meşru meydan okumalara karşı bu fikirleri savunmaya
hazır olduklarını göstermekle mükelleftir.
Fakat kibirli insanlar, mevcut görüşleri aleyhine hiçbir itiraz hiçbir
zaman için meşru değilmiş gibi davranır.
Yani, iddialarının, karar verme noktasında (veya değerlendirme ve
hükme bağlama hususunda) sanki özel bir otoritesi varmış gibi davranırlar.
Kibirli insanlar, sözüm ona sahip oldukları üstünlüklerinden dolayı,
kendilerini ayrıcalıklı ve özel otoriteler olarak görürler.
İşte bu yüzden de sorgulanmayı gayri meşru görürler.
Diğer yandan, onlara yönelik eleştirileri aşağılayıcı bulurlar, çünkü bu,
sözüm ona iddia edilen otoriterliklerinin kabul edilmesi noktasındaki
bir başarısızlığı (veya yenilgiyi) gösterir.
Dolayısıyla da bu duruma öfkeyle karşılık verirler.
Öfke; birine/birinin değer verdiği bir şeye kasıtlı olarak zarar verdiği
(veya saygısızlık yaptığı) algılanan kişiye yöneltilen olumsuz bir duygudur.
Bu duyguya misilleme yapma veya ödeşme (veya intikam alma) hırsı da eşlik eder.
Kibirli insanlar, eleştiriyi aşağılayıcı ve küçük düşürücü bulurlar; çünkü bu (onlar için),
kibirli kişiye herhangi sıradan bir insanmış gibi davranmakla eşdeğerdir.
Kibirli insanlar, herhangi bir sıradan insan olmadıklarını düşünürler.
Üstün olduklarına inanır ve böyle de muamele görmek isterler.
Tehdit, gözdağı verme ve aşağılama, kibirli insanların öfkeyle
misilleme yapma yöntemleri arasında yer alır.
Bu davranışlar, diğer insanların statüsünü aşağı çekmek için tasarlanmıştır
ve bu sebeple de, kibirli insanların toplum içindeki üstün konumlarını
muhafaza etmelerinin en etkili (ve özellikle başvurulan) yollarıdır.
Gözdağı ve tehditlere maruz kalan kişiler, gelecekteki tatsız deneyimlerden
kaçınmak için, çoğunlukla susarak ve kendilerini sansürleyerek yanıt verirler.
Bu kişiler, çekingen (olabilir) ve üstün bir statüyü küstahça savunmaya
çalışanlara karşı meydan okuma cesaretinden yoksun olabilir.
Aşağılamanın da buna benzer etkileri vardır.
Aleni bir şekilde aşağılanmış olanlar, buna direnecek cesareti nadiren bulabilirler.
Bunun yerine, halka açık bir şekilde azarlanmaktan utanç duyarlar.
Onlar için böylesi bir muameleye maruz kalmak, sıklıkla,
olumsuz bir etki olarak öz-saygılarının düşmesine sebep olur.
İşte bu nedenden dolayı sindirme ve aşağılama, özellikle de başkalarını aşağı
çekip kendilerine üstünlük sağlamak isteyenler tarafından benimsenen etkili taktiklerdir.
Peki ama kibirli insanlar niçin başkalarını aşağılamaya bu kadar hevesli ve eğilimidir?
Niçin bu kadar öfkeliler?
Aristoteles’in ifade ettiği gibi cevap, onların güvensizliklerinde yatıyor.
Bu apaçıktır, çünkü kibirli olan insanlar üstün veya benzersiz bir otoriteleri
olmadığını içten içe bilirler; bu yüzden de diğer insanlara zorbalık yaparak,
kırılgan hallerini agresif bir şekilde savunma ihtiyacı hissederler.
Bundan dolayı da kibirli kişiler, genellikle, özen gösterdikleri
titiz rasyonelleştirmelerle meşgul olur.
O kadar da özel olmayabilecekleri şüphesini bastırmak için nihayetinde
sürekli olarak egolarını beslemeleri gerekir.
Bakın çokça gösterilen örnekte Sâdi Şiraz derki;
“Bir çiçeğe fazla su verirsen çürür,
insana gereğinden fazla değer verirsen kudurur.”
İnsanların egoları, ben merkezli ve olan davranış ve de tavırlarıyla
ayrıca insanların sadece kendilerini düşündüklerini,
hep birilerinin sırtına basmak istemeleri, açıkçası toplumun her kesiminde
ciddi manada huzursuzlukların başında yerini almaktadır.
Bizler toplum olarak gereksiz, karaktersiz ayrıca siyasetin içinde
olup yalan dolanla yaşamakta olan beş kuruş etmez boş insanlara
özellikle de günümüzde siyaset yapmakta olan birçok ahmak
siyasetçiye fazladan değer vermekle kendimize ve toplumumuza
ne kadar kötülük yapmış olduğumuzu bir kez daha görmemiz gerekmektedir.
Bu konu üzerinden sizlere “Derviş ve Hükümdar” ile ilgili
gerçek hayatta yaşanmış bir olayı paylaşmak isterim.
Bir derviş çöl kenarında oturmuş tefekkür ederken, yanından hükümdar geçti.
Bu dünyanın endişe ve dertlerinden kurtulmuş olan derviş,
ne kafasını kaldırdı, ne de ilgi gösterdi.
İktidarından müthiş gurur duyan hükümdar onun bu ilgisizliği
karşısında öfkeden deliye döndü ve
-Yamalı cübbeleriyle bu dervişler hayvanlardan farksız dedi.
Hükümdarın veziri dervişin yanına gelip onu sorguya çekmeye başladı:
-Dünyanın büyük sultanı yanından geçti ve sen ne ayağa kalktın
ne de önünde eğildin.
-Bu küstahlığın sebebi nedir?”
Derviş ardı ardına sıraladı cevaplarını:
-Sultanınıza söyleyin, ondan mükâfat bekleyenlerin önünde eğilmesini beklesin.
-Ona söyleyin, idareciler halklarını korumak için vardır.
-İnsanlar idarecilere itaat etsin diye yaratılmamıştır.
-İdareci, fakir-fukaranın bekçisidir.
-Koyunlar çoban için var edilmemiştir, bilakis çoban koyunlara hizmet etmek için vardır.
-Çevrenize bir bakın.
-Bir kişi dertsiz-tasasız safa sürerken, diğerleri sıkıntıyla geçinmeye çalışıyor.
-Bir gün gelecek, aptalca düşüncelerle dolu beyinler toprakta çürüyüp gidecek.
-Kaderin karşı koyulmaz hükmü beyan edildiğinde, ortada ne efendi kalacak, ne de köle.
-Kabirleri açın da un ufak olmuş kemiklere bakın bakalım.
-Sonra da bana hangisinin zengine, hangisinin fakire ait olduğunu söyleyin.”
Hükümdar, dervişin bu sözlerini duyunca derinden etkilendi, utandı.
Dervişe sordu:
-Ey derviş, dile benden ne dilersen!
-Beni bir daha rahatsız etmemeni istiyorum.
-Peki!
Ama ne olur bana bir nasihatte bulun.
-Servet senin elindeyken dikkat et.
-Çok geç olmadan şu hakikati anla:
-Servet ve saltanat kimsede kalmaz, elden ele dolaşır, bir kuş gibi daldan dala konar.
Unutmayın!
Üstat Sâdi Şirâzî şöyle der;
-Padişahken zulmedersen, padişahlıktan sonra dilenci olursun.
Egosu tavan yapmış insanlardan olmamanız ve olmamamız dileğiyle.
Yani hangi konumda olursan ol, ne yaparsan yap, Kaman’lı tabiri ile
‘’ne şişiyon ya da ne şişkinleşti haaa..’’ derlerse hapı yuttun..
Ne yaparsanız yapın geri vitese takamazsınız!. Vesselam…
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.