RAMAZAN YAZAR DAN ESKİDEN ZAMANIMIZA « Kırşehir Anadolu Haber

RAMAZAN YAZAR DAN ESKİDEN ZAMANIMIZA

Bu haber 16 Haziran 2025 - 14:51 'de eklendi ve 790 views kez görüntülendi.
ESKİDEN ZAMANIMIZA!…
(BİZDE Mİ ESKİDİK NE!)
Yeni bir emeklilere, çalışanlara asgari ücret ve maaş artışı
gündem de ya iktidar hemen TUIK i devreye sokarak önlemini aldı.
Bütçe zaten açık üstüne açıkta, maliye bakanının dediği gibi
şu emekliler ortalığı karıştırıyorlar ah bir onlar olmasa!..
Hani eskiden diye başlarız ya bazen söze,
işte o eskiden dediğimiz ne kadar eski, düşündünüz mü hiç?
Saat mi, gün mü, hafta mı, ay mı, yıl mı?..
Yani “eski” kavramı neye göre eski?
Az önceki de eski sayılmıyor mu?
Hayatımızın şu anı, öncesine baktığımızda
çocukluğumuz mu eski, gençliğimiz mi?
Acaba özlem duyduğumuz yaşantımız mı eski?
“Nerede o eski dostluklar?” mı?
“Ah, şu Köprü köyünde bir balık yemek vardı,” mı eski?
“Eskiden şu domates buram buram kokardı,” mı?
“Artık hiçbir şeyin eskisi gibi tadı kalmadı,” mı eski?
Kimisi için eski, hatıralarda yaşayan anlar;
Kimisine göre eski modası geçmiş bir kıyafet, teknolojik
özelliği düşmüş bir telefon, model yılı dolmuş bir araba…
Eskiyi kabullenmek bile şekilcilik mesela;
Bir restoranda günümüz modern yemeklerini yerken onu yıllanmış
eski bir şarabın tadıyla şahlandırmak, milyonlar harcayıp lüks bir
ev yaptırıp duvarına eski bir tablosunu asmak, klasik eski bir araba
alıp hafta sonu şöyle güneş gözlüğümüzü takıp yolların tozunu attırmak…
Aslında değer yargılarımız, yaşadığımız zaman dilimi,
içinde bulunduğumuz toplumun bakış açısı ayırıyor eskinin biçimini.
Bazen keyif aldığımız, bazen gösteriş yaptığımız,
bazen de anlamasak bile hayatımızın bir köşesinde olması
gereken bir figür olarak algıladığımız o eski yanlarımız…
Eskiler iyidir aslında, sağlamdır, değerlidir, candandır,
yapay değildir eskiler; emek vardır eskilerde, eskiler paha biçilmezdir…
Bazen korkarız eskimekten, zamana direnmeye çalışırız.
Yüzümüzdeki çizgilerden, düşüncelerimizden, yaşam tarzımızdan,
bizden daha yenilerini gördüğümüzde zamanın bizden silemediği
deneyimlerimizi güçlü yanımız olarak görmektense başkalarının
bizi artık gereksizmiş gibi sınıflandırmasından çekiniriz.
O yüzden zamana direnmeye çalışıp ilaçlar, kremler kullanırız,
kendimiz değilmişçesine yapay bir davranış kültürü oluştururuz,
aslında kendimizi zaman içerisinde yok saymaya başlar
ve çaresizce zamanı tersine çevirmeye çalışırız.
Ama unutmamalıyız ki,
Eskiler bizi biz yapan her şeydir.
Ve zamanımıza bakalım!..
Yaşadıklarımız artık bizlere mizah gibi geliyor..
Bakın Maliye Bakanı Şimşek;
“66 lira olan emekli maaşını tam 14.500 liraya yükselttik” demişti.
Yav senim kıymetini bu millet bilemiyor!
Var ol!
Nur ol!
Sen olmasan hükümet ne yapardı, emeklilerinde vay halineydi…
Dar gelirliler, fakir fukara, emekliler sana duacılar!..
Bakanın bir yakını bile “Geldiğimiz refah seviyesini korumalıyız!”
demiş.
Tabi ki, sağ olsunlar, her gün et yemekten midelerim isyan ediyor..
Ne bereketli maaşmış?
Harca harca bitmiyor(!) bırakın yurt içini, Avrupalıların emeklileri
gibi dünyayı gezip, 5 yıldızlı otellerde konaklamaktan bıktık yahu(!)
evde oturmaya zaman bulamıyoruz.
Para o kadar çok ki, Ocakta gelen 11.54 zam bile gereksizdi.
Hatta çevrede itina ile fakir arıyoruz, biraz yardım edelim diye!.
Niyet hayır olsa da, çevrede hiç fakir kalmamış!
“Sığınmacı kardeşlerimize yardım edelim, belki ihtiyaçları vardır”
dedik ama nafile.
Her şeyleri var maşallah.
Devletimiz birde garipler için Suriye’de yazlık ev yapıyormuş.
Canlarım(!) ısı farkından dolayı, burayı kışlık gözüyle görüyorlar.
Bundan dolayı gitmeyi düşünen ise maalesef yokmuş.
Neden mi?
En sevmedikleri kişilerden birer birer kurtuluyorlar..
Artık sonsuza kadar hep beraber mutlu mesut, yaşarız.
Hastane muayene ücretlerine %500 zam yapanlardan Allah razı olsun!
Ellerinizi lütfen korkak alıştırmayın!.
İnanılmaz derecede uygun bir zam!.
Yani bin katıda olabilirdi.
Buna da şükür!
Hem de çok şükür!
Zaten maaşa gelen 11.54’lerden de rahat rahat öderiz.
Bu yazdıklarım işin mizah tarafı şimdi gerçekler bakalım
Eskiden kişi emeklilik için gün sayar, erken emekli olmak için
ise kalan prim günlerini borç harç ödeyerek emekli olurdu.
Çünkü alacağı ikramiye o kadar kıymetliydi ki, bir ev
bir otomobil alacak kadar para geçerdi emeklinin eline.
Üstelik emekli maaşı, asgari ücretin ortalama 2 katıydı.
İşte bu yüzden bir an önce emekli olmak isterdi insanlar.
Yıllarını, durmadan dinlenmeden çalışarak geçiren
gariban işçi, emekli olacağı günü hayal ederdi.
Çünkü emekli olduğunda huzura kavuşma, rahatlama,
kalan ömrünü en azından dinlenerek geçirebileceğini bilirdi.
Şimdilerde ise böyle bir şeyi hayal bile edemiyorsunuz.
Ve Türkiye’de insanlar artık emekli olmak istemiyorlar!
Öyle ki, emekliliği gelen birçok vatandaş, eğer şanslıysa
işine devam edebiliyor ve bu durumu da şöyle özetliyor:
“Emekli olup da napcam.
Evde dırdır mı çekecem?
Çalışmaya alışmışım, emekli olursam canım çok sıkılır.
O yüzden elim ayağım tutana, gücüm yetene kadar çalışacam!”
Gerçekten böyle mi düşünüyorlar dersiniz?
Hayır tabii ki; emekli olacak kişi, yaşam şartlarının çok zora
gireceğini, tabiri caizse kuru ekmeğe muhtaç kalacağını
bildiği için bu şekilde avutuyor kendini.
İki kere iki dört, emekli olduktan sonra, geçim sıkıntısı çekeceğini biliyor!
Merak etmeyiniz, o bildiğiniz klasikleşmiş ıvır zıvır laflardan bahsetmeyeceğim.
TV, gazete ve sosyal medyadaki emekli haberlerini bir kenara itiniz.
Emeklilerin halinden anlamak için şöyle etrafınıza bakmanız yeterli.
Çarşı caminin önünde, Atatürk heykeli civarında, Ceviz Kafe meydanındaki
banklarda, kahvehanede vb pinekleyen onlarca emekli var çevremizde.
Şöyle yanlarına yanaşıp aralarında konuştuklarına kulak misafiri
olduğunuzda daha iyi anlayabiliyorsunuz vaziyeti.
Ben birilerinin yanına yanaşıp dinledim sohbetlerini.
Emekliler dertleşiyordu.
Yaşları tahminen 70- 75 civarında…
-Bizimkinin kankaları gelecekmiş mecburen çıktım dışarıya.
Kahvehane alışkanlığımda yok otursan kafeye 3-4 kişi gelse çay içse…
– Vallahi doğru söylüyorsun abi, nasıl gideceksin.
Bir tanıdık geliyor ona da ısmarlasan bir türlü ısmarlamasan bir türlü.
Ne yapacağını bilemiyor insan.
Anlattıkları bunlarla da kalmıyor…
-Hafta sonu torunlar gelecek diye korkuyorum.
Üç torun var, çocuklara 50 şer lira harçlık versen bir işe yaramıyor.
100 lira vereyim desem para yok.
-Çarşıya pazara gidip doğru dürüst bir şeyler de alamıyorum.
Kaç yıldır aynı ceketi, aynı pantolonu, aynı ayakkabıyı giyiyorum.
Bayram gelecek diye ödüm kopuyor.
Çünkü para yok. Sözlerini çok işittik..
Hani konuşulup yazılacak çok mevzu var da..
O kadar güzellikleri yere göğe sığdıramıyoruz..
Bu ara İsrail İran’a vurdu şimdi büyük abilerinden ABD, İngiltere, AB vb.den
Destek bekliyor niye BOP un 3. Aşaması ve devamı için..
Bu savaşta bize de büyük katkılar çıkacak nedir derseniz, İsrail İran’ın petrol
tesislerine de saldırıyor bu neyi getirir petrol ihtiyacını, zaten bizimkilerde dört gözle
zam yapmak için bekliyorlardı al sana ekstra fırsat yap yapabildiğin kadar dış güçler!..
Şimdi dâhili fırsatçılara da fırsat doğdu ürünlere nakliye zammı deyip vatandaşa
Yükledikçe yükleyecekler, zaten denetim yok vicdan yokkk..
Fazlada uzatmaya da gerek yok vatandaş bu durumlara alıştırıldı!..Vesselam….
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.