ERDOĞAN’IN YOLU VE TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ!
Bu ülkede yolsuzluk hiç bitmez, neden balık baştan kokar..
MHP Milletvekili LU.ın eşi EU’ın Kuzey Kıbrıs’taki üniversitesinde
600’den fazla kişiye “sahte diploma” verildiği ortaya çıktı.
Devletin elektrikle ne işi var?
Devlet ayakkabı yapar mı?
Devlet mensucatla şekerle karayoluyla suyla
kaldırımla kanalizasyonla neden uğraşsın ki?
Babalar gibi satarım demişti bir zamanlar ipe un seren adam
birisi gelmiş elinde dolmakalemle ‘bakınız sevgili vatandaşlarım’
Diyerek elde avuçta ne varsa tüm alın terini fütursuzca satmanın
önünü açmış birisi gelmiş elinde Kur’an-ı sallayarak gözünün
içine soka soka tüm kurumların içini boşaltmış..
Hiç kimse de uyarmadı ki Allah ile arama girme!
İnandığı varlıktan değil de yaratılan varlıktan korktu-tırstı
ne can ne de mal, güvenliğimiz kalmış..
Dört bir yanımız resmen ateş çemberi ateşi çıkaranlarla ateşi
söndürmek istemeyen aynı kişiler hiçbir ülke ne iç ne de
dış siyasetimizi kaale almıyor..
Geçen yüzyılın çeyreğinde sözü dinlenen önemsenen
cumhuriyetten görmezden gelinerek insan çöplüğüne
dönüştürülen cumhuriyete vardık.
Çok değil 25 yılda ülkeyi yönetenleri hiçbir çaba harcamadan
kâğıt parçasıyla kandırarak tüm bunları yapanların en başında
ömründe muhtarlığa dilekçe vermemiş kişilerin anayasa Mahkemesi’ne
bireysel başvuru hakkı için referandumda evet oyu kullanmış olmasıyla başladı..
İşte ne olduysa ondan sonrasında olan oldu
ve şirazesinden çıktı her şey..
Şimdi geldiğimiz en son durum ortada hiç kimse hiçbir mahkeme
hiçbir kurum bir diğerine ne saygı ne de riayet etmiyor
kaldı ki en üst makamda olanlar;
mahkemelerin sahibiymiş gibi el sallayıp kendileri mahkemelerin
kararına uymadıkları yetmiyormuş gibi kendilerinin yönlendirmeleri
sonucunda alınan mahkeme kararlarına uymayacak olanları tehdit ediyor..
Şimdi de seni yönetenler sonsuzluğa göç eden kemal Sunal ustanın
dediği gibi; ‘ağzının ortasına salıncak kurmuş’ işini görüyor..
sonuç:
yüz metre karelik eve gelen elektrik faturası bilmem ne kadar lira..
aynı eve gelen doğalgaz ‘da bilmem ne kadar lira..
Suyun metreküpü meşrubatlarla yarışıyor..
Bir bağ maydanoz 15-25 lira
Simit kadar bir ekmek 25 lirayı geçti
bir kilometre öteye dolmuş ücreti 20-35 lira arasında bir rakam
olan cahil halkımıza oluyor..
Birden bire her şey üç dört katına çıktı..
Gelirlerimizse küçücük makyajlarla süslendi bu örnekleri defaten
herkes yaşıyor..
insanlar çaresiz, insanlar bezgin, insanlar bıkkın..
Yorulmuş ağaç gibi içten içe çürümekte çocukların geleceği karanlık..
Çevre yaşanabilir olmaktan çıkalı çok oldu
sokak canlıları çıkartılan en son yasayla resmen telef ediliyor..
Kadınlar katlediliyor, çocuklar kaçırılıyor..
Uyuşturucu kullanımı yaşı ilköğretim seviyesinde her günümüz
ahlarla oflarla geçiyor ama yine de;
Yüreğimiz umutsuz olmaya hakkımızın olmadığını söylüyor.
Yarın ne getirir ne götürür zamanla göreceğiz
geçmişte bu halk ne badireler atlattı.
Türkülerimiz de yakılıyor inceden bunu da yeneceğimize
atlatacağımıza eminim sabahın sahibi vardır çünkü!
Sabahın sahibi var!
Gamlanma gönül gamlanma!
Evet şöyle bir etrafımıza ve geçmişe bakacak olursak..
Tarihte ben devletim diyen kudretli aktörler olmuş.
Bunların bir kısmı padişah, kral, sultan bir kısmı
sadrazam vezir vb hüviyetlerde roller oynamış aktörler.
Köprülü Mehmet Paşa bunlardan bir tanesidir.
Sultandan görevi alırken ön şart sunuyor.
Diyor ki, bir dakika, ben şu, şu, şu kararları alırım ve
burada devlet adına kararların altına imzayı ben atarım.
Sizde bana soru soramazsınız.
Ben size hesap veririm, sizde bana güç verirsiniz.
Çok enteresan bir tercih ve çok enteresan
bir güç kullanım mekanizması.
Fransız kralı 14. Luis de benzer bir şeyler söylüyor.
Ama o ben gücü talep ederim demiyor. Ben gücü bulum diyor.
Artık o şu bu değerler kilise vesaire şu bu diyenlere
diyor ki devlet benim.
Benzer rolü oynayan modern çağda aktörler yok mu?
Var. Hitler de o zirveye ulaşmış bir adam.
Öyle ki danışmanları, yargıçlara diyor ki’’ ya anayasa,
yasa, kanunlar, tüzükler bunlara takılmayın.
Siz mevcut durumda bu şartlar altında Führer nasıl karar alırdı?
Böyle düşünün ve siz kararınızı alın. Biz sizin arkanızdayız.
Hiç korkmayın, size hiçbir şey olmaz.
Net bir şekilde yolunuza devam edin. Değil mi?
Nereye geleceğiz Erdoğan’a.
Erdoğan’da ben devletim demeye başladı.
Yani tavırlarıyla, ortaya koyduğu performanstan
Erdoğan eşittir devlet kartını bu şekilde oynamaya ve muhalefete
şunu söylemeye başladı. Galiba siz bunun farkında değilsiniz.
Size bunu göstereyim, siz bu gücü bir görün.
Ondan sonra pazarlık etmek ve bu realiteyi kabul
etmeyi düşünürseniz neden olmasın.
Pazarlıkta yapabiliriz. Ne demek bu? Şu demek.
Erdoğan’ın muhalefete biçtiği rol şu.
Ben size şayet kazanırsanız bir şekilde tüm engelleri aşar
kazanmayı başarırsanız yerel yönetimlerde elde ettiğiniz
kazanımları rant olarak bırakayım.
Bu size fazlasıyla yeter. Yargılamam, kılınıza dokunmam.
İhale alın verin çevrenizi abat edin. Orada top çevirin.
Ama bana rakip olup cumhurbaşkanı olmak gibi bir şirke girmeyin.
Telef olursunuz. Kendi ifadesiyle ne dedi?
Telef olmayı düşünen telef olmayı riske alan CHP li
siyasileri görüyorum dedi.
Bakalım kaç tanesi daha cumhurbaşkanı olma
hayalleriyle telef olup gidecek dedi.
Telef olup gitmek yani hayvan gibi katledilmek,
öldürülmek, yok edilmek anlamına geliyor.
Mevcut yargı sisteminde uyguladığı baskının, tazyikinin
yeterli olmadığını görünce rakiplerini, muhalefeti hayvan
gibi yok etmekle tehdit etti.
Çıkıp bundan özür dilemedi. Bir dil sürçmesidir demedi.
En ufak bir açıklama yapılmadı saray cenahından
bu planlı ve kasti bir şekilde söylendi.
Görün şunu artık ben devletim devlet benim.
Oyunu buna göre oynayacaksanız oynayın.
Oynamayacaksanız size uygulayacağım her zulme razı olacaksınız.
Yani Erdoğan, İmamoğlu’nun olmadığı bir yarış tertip ediyor deniliyordu.
Meğerse yarış olmadığı bir Türkiye tezgâhı kuruyorlarmış.
Yani İmamoğlu ve ekibini çökertmek değil sadece hedefi.
Yarışın olmadığı çok partili sistemin sadece göstermelik olduğu,
birinci parti konumuna yükselirsen Kılıçdaroğlu gibi oraya kayyum
atanacağı, kendisine karşı anketlerde güçlü bir rakiple onun
karşısına çıkarsanız hücrelere tıkılacağı yani aşağıda kalırsanız,
belediyecilik oynarsanız, % 5 şi aşamazsanız.
Birinci parti olma ihtimaliniz yoksa ne kadar güzel bu sirkin
içinde farklı rollerle jonglörlük yapın.
Halkı eğlendirin. Herkes oo demokrasi varmış,
aman sabahlar olmasın diye aynı hizada dursun.
Mutlu mutlu yoluna devam etsin.
Yok siz başrole soyunur ve benim makamıma göz diker ve
siyesi bir şirke girerseniz bir yarı tanrıya karşı uygulanabilecek
en berbat şeydir siyasi şirk günahı.
O zaman telef olursunuz.
Yani yarışın olmadığı bir Türkiye’nin tesis edilmesi gerekiyor.
Bunu sadece kendisi ve kendi dönemi için istemiyor.
Şunu gördüler. Zaman ilerledi ben yaşlandım.
Geri dönüşü mümkün olmayacak bir yola girdik.
Ve artık ülkeyi Bilal’e devretmem gerekiyor.
Bir dönem daha ben yönettikten sonra Bilal’in bile seçim kazanabileceği
ve muhalefetin bunu kabul edeceği bir rejim inşa etmemiz gerekiyor.
Seçim kazanılacak derken tıpkı Azerbaycan’da,
Rusya’da olduğu gibi masa üstünde seçimi kazanacak.
Muhalefet de evet sen kazandın diyerek onu meşrulaştıracak.
Yani bu sistemin vuku bulabilmesi için ya da onun açısından
kemale erebilmesi için muhalefetin diz çöküp, biat edip,
boyun büküp bu rejimi kabul etmesi gerekiyor.
Peki, muhalefet bunu kabul ederse halk bunu kabul eder mi?
Erdoğan bu soruyu kendisine soruyor mu?
O muhtemelen, halk kabul etmezse ne olur?
Benim yüzbinlerce polisim, bekçim, askerim var.
Halk çıkıp iktidarı devirecek değil ya.
Diye düşünüyor olabilir. Ama eğer gerçekten Bilal Erdoğan için
bir gelecek planı yapıyorsa böyle bir rejimle Türkiye’nin ekonomik
olarak refah toplumuna ulaşmasının imkânsız olduğunu ve o rejimin
Bilal’in ya da Erdoğan’dan sonra hanedanlığı kim devralacaksa
onun üstüne çökeceğini görebiliyor olması gerekiyor.
Ama kurumların kalmadığı görülüyor, Yargıtay yok, TSK yok,
Anayasa mahkemesi yok, mahkemeler yok, Danıştay yok, Sayıştay yok,
yok oğlu yok. Kurumların tamamı parti teşkilatına dönüşmüş durumda.
Parti teşkilatları gibi hareket ettikleri için Erdoğan’ın gidişatına
dur deyip frenleyebilecek ve haklının hakkını verebilecek hatta belki de
kusursuz bir seçim organize edebilecek kurum kalmadı diyebiliriz.
Yani görülen o ki, Erdoğan ya hep ya hiç kumarını oynamak zorunda kaldı.
Artık masadan kalkma ihtimali çok çok düşük.
O evreyi çok ciddi bir şekilde geçti.
Çünkü baştan itibaren ülkenin her bir noktası talan edildi.
İşçisi, memuru, çiftçisi, öğrencisi, emeklisi velhasıl bütün
toplum kesimi ekonomik olarak batmış durumdalar.
Erdoğan petrol ya da doğalgaz bulmadan bu bataklıktan şimdi de
gelecekte de kendisi ve varislerinin çıkamayacağını bildiğinden,
ülke yönetimini muhalefetsiz duruma getirmek istiyor.
Bakın Trump dönemi bittikten sonra kartlar yeniden karılmaya
başlandığında Türkiye’de böyle bir rejimin yani Azerbaycan türü vari
bir rejimin petrol ve doğalgaz olmadan yürütülmesi, devam ettirilmesi
imkânsıza yakın. Türkiye’nin demografik gerçekleri de buna izin vermiyor.
Artık yaşlanan, emekli sayısı artan, istihdam politikaları yerlerde sürünen,
rant oluşturamayan, turizmi bile çok ciddi bir şekilde kar edemeyen
bir ekonomi durumuna ülke durumuna gelmiş durumda.
Öyle ki birde hazineye bağladıkları hortumlar var.
şehir hastaneleri gibi, köprüler gibi, havaalanları gibi.
Tabipler odası bir açıklama yaptı.
18 şehir hastanesinin sahibi 7 şirkete o kadar ciddi paralar
ödenmiş ki 71 milyar lira, ilk 7 ayda bu şu anlama geliyor diyor
tabipler odası bu parayla en az 100 yataklı 78 devlet hastanesi yapılabilir.
Devlet neden hastane kiralar ve bir kere yapabileceği hastaneyi
kiralayarak 20kere 30 kere para ödeyerek satın alır.
Bunlar resmi enstrümanlarla oluşturulmuş yolsuzluk hortumları.
Bunun dışında yapılmış çok daha ciddi boyutlara ulaşmış hamleler,
yolsuzluklar olduğu için de geri dönme ihtimalleri çok çok düşük.
Onun için çok büyük umutlar bağlansa da Türkiye’nin doğabilecek
çatışmacı iklimden en rahat çıkabileceği opsiyonun
MHP nin bu gidişe dur demesiyle vuku bulabileceği görülüyor.
Bunun dışındaki ihtimaller çok kötü ihtimaller.
Başta Erdoğan ve ailesi için.!..-araştırma- Vesselam…
Hoşça kalın, Dostça kalın, Sağlıklı kalın
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
