RAMAZAN YAZAR DAN EKÜMENİKLİK TÜRKİYE’DE ‘DEVLET İÇİNDE DEVLET YARATMAKTIR! « Kırşehir Anadolu Haber

BELEDİYE MECLİSİ TOPLANDI

GÜNDEM, YEREL HABERLER

RAMAZAN YAZAR DAN EKÜMENİKLİK TÜRKİYE’DE ‘DEVLET İÇİNDE DEVLET YARATMAKTIR!

Bu haber 09 Aralık 2025 - 18:07 'de eklendi ve 822 views kez görüntülendi.
EKÜMENİKLİK TÜRKİYE’DE ‘DEVLET İÇİNDE DEVLET YARATMAKTIR!
Ekümenik, patrik 200 yıllık süreç ve bitmeyen kin..
Patrik Bartelomeos’un “Ekümenik” sıfatını kullanmasının Türkiye’nin
bölünmez bütünlüğüne bir tehdit olduğunu bilmeyen kalmadı.
Bu “Ekümenik” sıfatını hazmeden, “ne var bunda” diyenler,
özellikle herkes okusun bunun ne anlama geldiğini.
Sene 1821’di.
Mora’da Yunan İsyanı patlak verdi ve Mora’daki Türkler katledilmeye başlandı.
Aslında bu isyan planlı programlı bir organizasyondu.
İsyanı başlatan Filiki Eterya örgütü, 1814’te Odessa’da kurulmuştu ve isyanı
başlatan Filiki Eterya lideri, Aleksandr İpsilanti aslen İstanbullu bir Rum’du.
İpsilanti aynı zamanda Rus Çarı’nın da yaveriydi.
1821’de Yunan İsyanı patlak verdiğinde, Fener Rum Patrikhanesinin
başında V. Gregorius vardı. V. Gregorius, Mora’lıydı.
Hem Moralı olmasından, hem de Yunan Milliyetçisi olması sebebiyle
Filiki Eterya ile temas halindeydi.
İsyancı Yunanlara destek verilmesi için hiç çekinmeden Rus Çar’ına mektup
yazmış, Türklerin sadece Mora’dan değil, İstanbul’dan da kovulması gerektiğine
dikkat çekmişti.
Yunan İsyanı ile direkt alakalı olan Patrik V. Gregorius’un foyası meydana
çıkınca, 10 Nisan 1821’de Fener Rum Patrikhanesi’nin ana girişi olan
orta kapısının önünde idam edildi.
O gün itibariyle Patrikhane bu kapıyı kilitledi ve bir Türk hükümdarı/devlet
başkanı bu kapının önünde idam edilmeden de kapıyı açmama kararı alındı.
Tam 200 yıldır kilitli olan bu kapıya da “KİN KAPISI” adı verildi.
Yani bugün “Ekümenik” sıfatıyla gövde gösterisi yapan ve yaptıklarına
AKP hükümeti tarafından göz yumulan Fener Rum Patriği Bartelomeos’un
nihayi hedefi, bugün Türk Devletinin başında olan Erdoğan’ı,
bu Kin Kapısının önünde idam etmektir.
Adamlar hala kinlerini diri tutuyorlar. Peki, siz ne yapıyorsunuz?
“Hoşgörü” deyip tolerans gösteriyorsunuz.
Çünkü ya bunların gerçek niyetini bilmiyorsunuz, ya çok aptalsınız,
ya da ihanetin tam içindesiniz..Ekümenik Patriklik diye bir şey yoktur.
Fener Rum Patrikhanesi Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü
tanımış ve Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına tabi olmuştur.
Lakin Fener Rum Patriği “Ekümenik” sıfatını kullanarak aynı zamanda
Bizans İmparatoru olduğunu, İmparator yetkilerine sahip olduğu mesajını vermektedir.
Bu Anayasal bir suçtur, bu suça göz yumanlar da bu suça en az patrik kadar ortaktır.
Hatırlatacak olursak, 1821’de idam edilen Patrik V. Gregorius’un kullandığı
sıfatlardan biri de Konstantinapolis Kralı’dır.
Bugün Gregorius için hala bu sıfatı kullanıyorlar.
Yine bugün Fener Rum Patrikhanesinde, yeni bir patriğin göreve gelmesi halinde
“tahta çıktı” ifadesi kullanılıyor. Taht nedir? ve bunlar nerenin tahtına çıkıyorlar?
Tüm bu gerçekler ortadayken, Size göre Fener Rum Patriğinin “Ekümenik”
sıfatını kullanmasında bir beis yok, ama kendini ekümenik zanneden Patrikhaneyi,
Fatih Müftülüğüne bağlayan ve bu ülkede misyonerlik faaliyetlerini kesinlikle
yasaklayan Atatürk için camilerde dua edilmesi büyük sorun…
İhanetin tam ortasındasınız… Bile isteye hem de…
Fener Rum Patrikhanesi’ni, ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin içindeki en tehlikeli beşinci kol’
olarak tanımlar ve iddiaları çokça dile getilmiştir. İşte birkaç tespit;
Türkiye ve Ortodokslar : “Fener Patrikhanesi, Vatikan’la birlikte Bizans’ı
yeniden diriltme projesinin merkezindedir.
“Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra oluşturulan ve Türkiye’yi hedef alan
‘Ortodoks İttifakı’nı, Vatikan ile Fener Patrikhanesi arasındaki ilişkileri ve
Patrikhane’nin karıştırdığı bazı olayları, Bizans’ı yeniden canlandırma faaliyetlerini…
gözler önüne seriyor.”
‘Ekümeniklik, bir dinî unvan değil, siyasî bir silahtır’
“Patrikhane’nin ‘ekümenik’ sıfatı, 1923’ten beri Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınmıyor.
Ama Patrikhane bunu uluslararası alanda zorla kabul ettirmeye çalışıyor.
Bu, Lozan’ı delmek, Türkiye’de ‘devlet içinde devlet’ yaratmaktır.”
(2006’dakanal B röportajı ve Vatikan ve Papa’nın Gizli Türkiye Senaryosu)
‘Patrik Bartholomeos, CIA ve Vatikan’ın ortak projesinde kilit aktördür’
“Bartholomeos, 1991’de patrik seçildiğinde ABD’de ‘Prens Adaları’nda CIA tarafından
eğitilmiş bir kişidir.
‘Yeşil Patrik’ imajı da dâhil, tüm faaliyetleri Batı istihbarat servislerinin
kontrolündedir.” (2008’de Star TV açık oturumu)
‘Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması, ikinci bir Vatikan yaratma projesidir’
“Ruhban Okulu açılırsa, burası sadece din adamı yetiştiren bir okul olmayacak;
Pontus, Kıbrıs, Ege adaları ve İstanbul’da yaşayan Rum azınlık üzerinden
Türkiye’yi içeriden çökertmek için bir karargâh olacak.”
(2010’da TGRT ve Kanal 7 programları)
‘Patrikhane, AB ve ABD üzerinden Türkiye’ye ‘Azınlık Raporu’ dayatıyor’
“AB ilerleme raporlarında sürekli ‘Fener Patrikhanesi’nin ekümenik statüsü
tanınsın, mülkleri iade edilsin, Ruhban Okulu açılsın’ maddeleri var.
Bu maddeler, doğrudan Patrikhane tarafından dikte ettiriliyor.
AB, Patrikhane’nin taşeronluğunu yapıyor.”
Patrikhane’nin elinde hâlâ 1453’ten kalma ‘beratlar’ var ve bunları hâlâ geçerli sayıyor.
Osmanlı’nın verdiği beratlarla Patrikhane, Balkanlar’daki bütün Ortodoks kiliseleri
üzerinde hâlâ hak iddia ediyor. Bugün Bulgar, Sırp, Romanya kiliseleri buna isyan ediyor.
Ama Patrikhane, bu beratları Türkiye’ye karşı koz olarak kullanıyor.”
(Türkiye ve Ortodokslar kitabı)
‘Patrikhane, Karadeniz’de Pontus devletçiği kurma projesinin dinî ayağıdır’
“1990’lardan beri Karadeniz’de Pontusçu dernekler, kiliseler, yayınlar…
Bunların arkasında Patrikhane ve onun ABD’deki uzantıları var.
Dinî görünüm altında etnik bölücülük yapılıyor.” (2009’da Ülke TV)
En çarpıcı ve en çok tekrarladığı cümlelerden biri: “Fener Rum Patrikhanesi,
Türkiye Cumhuriyeti topraklarında bulunan en tehlikeli yabancı istihbarat üssüdür.
Burada CIA, MI6, Vatikan İstihbaratı ve Yunan istihbaratı iç içe çalışır.”
(2011’de Kanal A 2013)
Fethullah Gülen hareketi, Vatikan’ın Türkiye’deki en başarılı operasyonudur
‘1998’de Gülen Papa’yı ziyaret ettiğinde Vatikan’ın resmi televizyonu
bunu ‘tarihi olay’ diye verdi.
Gülen’in okulları 100’ün üstünde ülkede…
Bu okullarda Kur’an değil, Vatikan’ın onayladığı ‘Ilımlı İslam’ öğretiliyor.
Gülen 1999’da ABD’ye kaçtı, Vatikan pasaportuyla değil ama Vatikan’ın onayıyla…
Medeniyetler İttifakı da aynı projenin siyasi adıdır
“Dinler arası diyalog, İbrahimi Dinler Birliği, Tek Dünya Dini’nin altyapısıdır…
Medeniyetler İttifakı da aynı projenin siyasi adıdır…
Hedef 2050’ye kadar Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’ı tek çatı altında toplamak.
Adı ‘İbrahimi Dinler’ olacak. Merkezi Vatikan, lideri Papa olacak.
Müslümanlar ‘biz de İbrahim’in çocuklarıyız’ diye kabul edecek.
Böylece İslam kendi varlığını inkar etmiş olacak.”
(2012, Beyaz TV – Derin Tarih programı)
“2005’te Erdoğan ve Zapatero’nun başlattığı Medeniyetler İttifakı’nın gizli mimarı Vatikan’dır.
BM’de bile Vatikan daimi gözlemci…
Bu ittifakın sonunda ‘dinler üstü bir hoşgörü dini’ çıkacak, İslam tarihe karışacak.”
(2007, Kanal B)
Papa’nın Türkiye’ye gelmesi (2006) diyalog projesinin dönüm noktasıdır
“Papa 2006’da geldiğinde Ayasofya’da dua etti, Meryem Ana Evi’nde ayin yaptı.
Türk medyası ‘tarihi ziyaret’ dedi.
Halbuki bu, ‘ben buranın yeni sahibiyim’ mesajıydı.
Diyalog maskesiyle Anadolu’ya yeniden haç dikildi.”
“Dinler arası diyalog diyen herkes, bilerek ya da bilmeyerek, İslam’ın mezarını kazıyor…
Bu projenin Türkiye’deki kod adı ‘Ilımlı İslam’dır. Ilımlı İslam, Protestan Müslümanlık,
Vatikan’a bağlı Müslümanlık. Sonuçta camiye haç dikilecek.” (2011, Kanal A)
Papa’nın ziyaretini görenler ve görmeyenler
Hıristiyan inancının belirlendiği 325 yılındaki konsilin 1700’cu yıl dönümü artı 27 Kasım
1095’te ‘İlahımız kutsal toprakları geri almamızı istiyor’ sözleri ile ilk Haçlı seferini Papa II.
Urbanus’un çağrısının 930. yıldönümünde, Papa 14. Leo (27 Kasım 2025) ülkemize geldi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Daire Başkanlığı ve Dezenformasyon ile Mücadele Merkezi
bu ziyaret ve yaşananlarla ilgili olayları, kendi ifadeleriyle ‘ortaya atılan manipülatif içeriklerin
gerçeği yansıtmadığı belirtilerek tüm iddialara tek tek açıklık getirildi’ başlığıyla aklamaya çalıştılar.
Ama aklarken de itiraf ettiler.
*- Papa’yı bu tarihte ülkemize davet eden bizzat Erdoğan’mış.
*- Yapılan törenler, görüşmeler, İstanbul ve İznik’teki etkinlikler iki devlet arasındaki
diplomatik diyaloğun güçlendirilmesine hizmet etmiş.
*- Papa’nın ziyareti ülkemizin egemenliğine ve tarihsel kazanımlarımıza bir tehdit değilmiş.
*- AKP iktidarı 2007 yılında ‘Hatay Medeniyetler Korosu’ adı altında üyelere üç semavi
dine (!) mensup koru kurmuş.
*- ‘Talâal Bedru Aleyna’ ilahisi Papa salonda yokken seslendirilmiş.
Papa geldiğinde ise Ahmet Hatipoğlu’na ait Tevhid ve Esma Zikri okunmuş.
*- Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ndeki Cihannüma Salonu’nda ise ilk kez bir basın
toplantısı düzenlenmiştir.
Salonun tavanındaki kubbede, Alak Suresi’nin 4. ve 5. ayetlerinin Türkçe meali olan
“O, kalemle yazmayı öğretendir.
İnsana bilmediğini öğretendir.” ifadeleri yer almaktadır, açıklaması yaptılar.
*- Yabancı devlet başkanlarının kendi inançları doğrultusunda ülkemiz sınırları içinde ibadet
etmeleri, laikliğe aykırılık değil; laikliğin gereği olan çoğulculuk ve hoşgörünün bir
yansımasıdır, dediler.
*- Farklı dinlere ve kültürlere ait eserlerin korunması ve ihyası, Türkiye’nin insanlığın ortak
kültürel mirasını koruma politikası doğrultusunda yürüttüğü çalışmalardır’ ifadesini kulandılar.
İletişim Başkanlığı! Bu ziyarete NAS ne diyor? Tarih ne diyor?
Özellikle seçim dönemlerinde (haşa) Peygamberimizi rüyada görüp, kime oy verilmesini
açıklayanlar piyasada yoktu. Şii-Alevi düşmanlığı yapanlarda piyasada yoktu.
Her yıl ‘Müslüman yılbaşı kutlamaz’ afiş ve sloganlarının sahipleri de piyasada yoktu.
Meyhaneleri, içki satılan yerleri gezen tebliğci (!) arkadaşlarda piyasada yoktu.
Kadın ve kadınların kıyafetleri üzerinden iman iddiasında bulunan şalvarlı-cübbeli
arkadaşlarda piyasada yoktu.
İmanlarını Atatürk ve cumhuriyet karşıtlığı üzerine kurmuş olanlarda yoktu piyasada.
Daha birçoğu yoktu piyasada.
Ama emin olun ki iktidar değil de başka bir şey olsaydı ortada ne din kalmıştı
ne de iman!
Yaşadığımız bütün olumsuzlukları Atatürk’e, cumhuriyete bağlayan, Osmanlı hayranı
AKP destekçisi Ayasofya’nın devrik imamı : ‘Papa’nın ziyaretiyle ilgili eleştirilecek o kadar
çok şey var ki!
Hepsinin özü şudur: Müslümanlıkla yoğrulan yurdu ve devleti yeniden
İslam’a döndürmeden bu saçmalıklardan kurtulamayız. Gerisi teferruat’ dedi.
Emin olun Papa’yı, Erdoğan’ın davet ettiğini bilseydi bunu bile yazamazdı.
Söz ve çıkışları ile insanımızın imanını kundaklayan Diyanetten maaşlı
Halil Konakçı: ‘Papa gibi yaşayanlar Papa ziyaretini eleştirecek en son kitle bile değilsiniz.
Bu ziyaretin ve ziyaret programında olanların değerlendirmesini ve eleştirilerini yapacaksak
biz İslam nizamı taraftarları yapacak’ dedi.
Yok, yok. Yapamadı.
Cübbeli Ahmet Efendi ise konuşmasında ‘cumhuriyeti kuran irade buna izin vermemiş,
siz onlardan da mı geri düştünüz’ sözlerini ‘hükümeti de Allah için uyarıyorum, devleti ‘de
Allah için uyarıyorum.
Yapmayın burada bir Vatikan kurmak istiyorlar, bu sur içini işgal etmek istiyorlar.” dedi.
Halil Kundakçı’yı salın üzerine gitsin…
Atatürk’ün Müslümanlığını hazmedemeyen, Anıtkabir ziyaretlerini sindiremeyen
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, Papa ziyereti hakkında ne düşünüyor,
diye X hesabına baktım.
Saral, Kara Cuma’nın geleneklerimizle bağdaşmadığını, gerekli hukuki ve idari adımların
atılması gerektiğini söylemiş. Başka bir şey yok.
Papa’nın ziyaretini ‘tarihi fırsat’ ve ‘dinler arası yakınlaşma’ olarak nitelendi.
Erdoğan’ın, Papa’ya verdiği ‘Filistin’e adalet borcumuz var’ sözlerini manşete taşıdı
Vatikan’ın Gazze soykırımına karşı somut adımlar atmaması eleştirildi.
Papa ziyaretine siyasi partilerden de eleştiriler geldi. DEM hariç.
DEM’liler ziyaretin ‘Türkiye’deki ve Kuzey Kürdistan’daki Hristiyanlar için umut verici,
azınlıkların sesini güçlendirici ve din özgürlüğünü pekiştirici’ olarak yorumladılar.
Bahçeli’nin ziyarete tepki amacıyla ATV’de yayınlanan ‘Kuruluş Orhan’ dizisinin
yapımcısı ve senaristini aradığını açıkladı.
Şu ki; Ziyaret Erdoğan istediği için Erdoğan’ın himayelerinde gerçekleşti.
Söz konusu vatan, söz konusu ima, söz konusu İslam ama herkes film sanıyor,
rol üstleniyor da, ülke vatandaşları ekonomik sıkıntının baskısı altında rol yapmıyor, işçisi,
köylüsü, kentlisi, emeklisi, dar gelirlisi sıkıntı içindeler. -alıntı-araştırma-derleme-Vesselam-
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.