RAMAZAN YAZAR DAN 12 EYLÜL NELER GÖTÜRDÜ NELER GETİRDİ? « Kırşehir Anadolu Haber

RAMAZAN YAZAR DAN 12 EYLÜL NELER GÖTÜRDÜ NELER GETİRDİ?

Bu haber 12 Eylül 2025 - 15:58 'de eklendi ve 877 views kez görüntülendi.
12 Eylül Neler Götürdü Neler Getirdi?..
12 Eylül 1980 Askeri Darbe Davası ve Hakikat Hakkı Mücadelesi
Darbenin üzerinden 45 yıl geçti.
12 Eylül 1980 günü gerçekleştirilen askeri darbe
ülkemizde çok ağır insan hakları ihlallerine yol açtı.
Öncelikle, ülkemiz tarihindeki bu kara günü bir kez daha lanetliyoruz.
İdamlar gerçekleştirildi, işkence ve kötü muamele yasağını ihlal eden politika
ve uygulamalar yaşandı, sendikalar, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri kapatıldı,
ifade özgürlüğü ihlal edildi.
Yurttaşlar ülkesini terk ederek sürgüne gitmek durumunda kaldı.
12 Eylül davasında yaşananları bir kez daha hatırlatmanın cezasızlıkla mücadelede
önemli olduğunu belirtmek isterim.
12 Eylül 1980 tarihinde, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları tarafından
Türkiye tarihinin en kanlı askeri darbesi gerçekleştirilmiştir.
12 Eylül 1980 askeri darbesini gerçekleştiren ve kendilerine Milli Güvenlik Konseyi
adını veren generallerin 12 Eylül 1980 ile 6 Aralık 1983 tarihleri arasında neden olduğu
ihlaller şöyledir;
• 650 bin kişi gözaltına alındı ve 90 güne varan gözaltı sürelerinde ağır
işkence gördü,
• 1 milyon 683 bin kişi, komünist, alevi, Kürt, dinci, şeriatçı denilerek fişlendi,
• Açılan 210 bin davada 230 bin kişi Sıkıyönetim Mahkemeleri’nde yargılandı,
• 7 bin kişi için idam cezası istendi, 517 kişiye idam cezası verildi,
• 124 kişinin idam cezası Askeri Yargıtay tarafından onaylandı,
• Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı (18 sol görüşlü, 8 sağ
görüşlü, 23 adli suçlu, 1 ASALA militanı),
• İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi,
• 500 kişi Türk Ceza Kanunu’nun 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı,
• 404 kişi “örgüt üyesi olmak” suçlamalarından yargılandı,
• 388 bin kişiye pasaport verilmedi,
• 30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atıldı,
• 525 kamu görevlisi hakkında soruşturma açıldı,
• 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı,
• 30 bin kişi “mülteci” olarak yurtdışına gitti,
• 366 kişi “kuşkulu bir şekilde” öldü,
• 171 kişinin “işkenceden öldüğü” belgelendi,
• Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi,
• 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü,
• 14 kişi açlık grevinde öldü,
• 16 kişi “kaçarken” vuruldu,
• 95 kişi “çatışmada” öldü,
• 73 kişiye “doğal ölüm raporu” verildi,
• 43 kişinin “intihar ettiği” bildirildi,
• 937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklandı,
• 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu,
• Siyasi partiler ve sendikalar kapatıldı, çok sayıda siyasetçi gerekçesiz
gözaltında tutuldu ve tutuklandı.
• 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47
hâkimin işine son verildi,
• 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi,
• Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi,
• 31 gazeteci cezaevine girdi,
• 300 gazeteci saldırıya uğradı,
• 3 gazeteci silahla öldürüldü,
• Gazeteler 300 gün yayın yapamadı,
• 13 büyük gazete için 303 dava açıldı,
• 39 ton gazete ve dergi imha edildi,
• Yüzbinlerce yayına el konuldu ve imha edildi. Sadece Bilim ve Sosyalizm
yayınlarına ait 113.607 kitap yakıldı. Yayınevi sahipleri gözaltına alındı,
tutuklandı, işkence gördü.
İlhan Erdost işkence yapılarak öldürüldü.
Bu suçlardan önemli bir kısmı insanlığa karşı suçlar kategorisindedir
“Faşizm son kalıntısına kadar ortadan kaldırılmadıkça barış ve demokrasi olmayacaktır.”
Georgi Dimitrov
Şu küçük hikâyeyi dinleyip o günleri anımsayalım…
12 Eylül’ün tanığı ve mağduru 32 kadının anlatımlarında yer alan bazı ifadeler şöyle:
– “Elektrik dâhil bütün işkence yöntemlerini yaşadık ama en ağırı cinsel işkenceydi.”
– “Tecavüz ettikleri kadınları kanlı etekleriyle koğuş koğuş dolaştırdılar.”
– “Kocasının yanına getirdiler kadını, sordular ‘Kim bunun kocası’ ardından da
‘Şimdi tecavüz etmeye götürüyoruz’ dediler.”
– “Etekleri başlarımıza geçiriyor, altımızın çıplak olmasını sağlıyor, ‘gez’ diyorlardı.”
– “Sutyenlerimize elektrik veriyorlardı.”
– “Banyodan çıkıp bornozla karşımıza gelirler ve bize baka baka mastürbasyon
yaparlardı.”
– “En büyük işkence başka kadınların çığlıklarını dinlemekti.”
– “11 yaşında ikiz oğulları olan arkadaşımızın, oğullarına işkence yapıp sesini
ona dinletmişlerdi.”
– “Lağım sularının içine zorla kadınları soktular.”
– “Serbest bırakıldım ve eve gittim.
Beni yıllarca görmeyen annemin bana ilk dediği şey,
‘Bunca yıl, neredeydin?’ olup, kızlık muayenesine götürdü.”
Eylül’ün kadın yüzleri adlı belgeselden…
Maalesef Bugün yine 12 Eylül Faşizminin 45. Yıldönümü gelip çattı.
Kahrolmamak elde değil…
Dimitrov’un dediği gibi faşizmin son kırıntılarını hatta izlerini bile temizlemediğimiz
sürece barış ve demokrasi ülkemize zor gelecektir…
Günümüzde “12 Eylül Faşizminin” bırakın kırıntısını temizlemeyi, tam tersine
rüzgarı bile kuvvetli esmektedir…
12 Eylül öncesi toplumsal, siyasal ve ekonomik olguları şöyle bir gözden
geçirirsek, Faşist Askeri Darbeyi anlamamız daha kolay olur…
Böylece belleğimizi yenileyip, bu zulmü sonsuza kadar aklımızdan çıkarmayız…
Daha öncede yazılarımda belirttiğim gibi her darbe aynı zamanda bir Ekonomik
gerçeği anlatır…
Sivas, Çorum, Maraş toplumsal olayları gelen faşizmin ayak sesleri idi…
Bizler bu gerçekleri görsek de geniş yığınlara anlatamadık veya daha
doğrusu anlattırmadılar…
Toplum adeta ikiye yarılmış, her gün kan gövdeyi götürüyordu…
Siyasal çatışmalar toplumsal uzlaşmanın gerçekleşmesi önündeki en
büyük engeldi…
Ancak 12 Eylül’e giden yolda en belirleyici olan baş çelişki
“Ekonomik Kriz” idi…
Bunun için ekonomide makas değişikliğine gereksinimleri vardı.
Bunu adım adım sıkıca ördüler…
24 Ocak 1980 ekonomik kararları uygulanmaya başlanmıştı…
Bu kararların toplumsal ve siyasal karşılığının oluşturulması gerekiyordu…
Bu kararların en can alıcı noktası
“Serbest Piyasa Ekonomisi ve Neoliberal Politikalar” idi..
Bu politikalar nelere karşı bir duruş oluşturuyordu?
*Emekçi sınıfların örgütlenmesine…
*Üniversitelerin demokratik eğitim isteğine…
*Halkın eğitim ve sağlıkta doğru yönlendirilmesine…
Kısaca topluma son derece dar gelebilecek ve soluk almasına engel olacak
uygulamalardı…
Bu uygulamalar hâlihazırdaki Meclis sistemi ile yerine getirilmezdi…
Derhal planladıkları yaptırımları uygulamaya koydular…
*Parlamentonun feshi,
*Siyasi partilerin kapatılması,
*Toplumsal direncin kırılması,
*Örgütlenme özgürlüğünün engellenmesi,
*En önemlisi 1960 Anayasanın sağladığı özgürlüklerin tırpanlanması ve
yeni bir anayasa idi….
Maalesef bunları başardılar…
Arkalarında dünyanın o günkü ve şu andaki efendisi ABD Emperyalizmi vardı…
Halkı adım adım bu gelişmeye hazırlamışlardı…
Toplumu “ILIMLI İSLAM” ile yönetmek temel amaçlarıydı.
Bunu da maalesef sonuna kadar başardılar…
Doğu ve Güney Doğu’da yaşayan halka uçaklardan
“Kuran Ayetleri Yazan Bildiriler”
atarak, güya toplumsal birliği sağlamayı amaçlıyorlardı…
Ilımlı İslam ile toplumun siyasal yapısını ve dokusunu adım adım örerek,
ülkemizin bugünkü karanlığa evrilmesini başardılar…-araştırma-Vesselam…
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.