RAMAZAN YAZAR DA ÖCALANIN ERMENİ OLDUĞUNUN AÇIKLANMASI « Kırşehir Anadolu Haber

RAMAZAN YAZAR DA ÖCALANIN ERMENİ OLDUĞUNUN AÇIKLANMASI

Bu haber 14 Mayıs 2025 - 15:55 'de eklendi ve 783 views kez görüntülendi.
ÖCALANIN ERMENİ OLDUĞUNUN AÇIKLANMASI,-1-
TÜRKİYE’ YE VERİLEN GÖREVLER, DARALAN ÇEMBER VE GELECEKTEKİ TEHLİKELER!
Aylardır Türkiye gündemini oyalayan PKK nın silah bırakma gerçeğinin
iç yüzüne bakalım, daha öncede yazdım bu bir kandırmacadır, PKK ve bağlantıları
silah bırakmaz, bırakamaz diye nedeni ağa babaları böyle istiyor da ondan.
Bakın silah bırakmak için öne sürdükleri şartlara olabilecek gibi mi?
PKK nın silah bırakmak için öne sürdüğü 4 şartı;
PKK kongresinde bir karar alındı ve PKK silah bıraktığını ve kendini
feshettiğini duyurdu.
Şimdi dünden beri sadece bu klasik karar konuşuluyor.
Oysaki Kürdistan özgürlük hareketi ya da PKK 4 şart ileri sürmüş burada.
Kongre kararlarında 4 şart var. Bu şartlar yerine getirilirse biz aldığımız
bu kararları uygulayacağız diye..
1- Önder APO nun süreci yürütüp yönlendirmesi.
2- Demokratik siyaset hakkının tanınması.
3- Sağlam bütünlüklü bir hukuki güvence, Kürt sorununun çözümü,
genel aftan, kanunların değiştirilmesi birçok şeyi içeriyor.
4- Türkiye Büyük Millet Meclisinin tarihi sorumlulukla rolünü oynaması.
Bu 4 şart yerine getirildiği zaman bu kararlar ancak bu şekilde
uygulanır diye kongre karar açıklamalarında bunu görmek mümkün.
Ama basına baktığınız zaman gerek Kürt basını, gerek Türk basını
sadece karar aldılar kendilerini feshettiler, silah bırakıyorlar diyorlar.
Âmâ oysaki hiç kimse açıp şu açıklanan kararı detaylı bir şekilde
incelemiyor ve üzerinde de yorum yapmıyor maalesef.
Dolayısıyla şu anda, Erdoğan’ın yaptığı açıklama da ona işaret etti aslında.
Biz dedi önümüzdeki günlerde daha detaylı açıklama yapacağız.
Yani şu anda karar alındı.
Kendini feshetme kararı alındı.
Ama bu şartların yerine getirilmesi gerekiyor nettir..
Bu şartlar devlet tarafından adımlar atıldığından itibaren resmen bu
süreç başlamış olacak.
Tarihi bir gündü kongre kararının alındığı gün tarihi kararlar alındı.
Bu tarihi kararlarında hayata geçirilmesi için de PKK diyor ki
devlet öncelikle şu şu adımları atınki kararlar yürürlüğe girsin.
“PKK kendini 40 bin kişinin katili silahlı bir terör örgütü değil, ‘tarihsel ve
hukuki temeli olan bir yapı’ gibi göstermeye çalışıyor.
PKK yokmuş gibi gösterilip, YPG-PYD-KCK-YJA-Star gibi yapılar
üzerinden devam edilecek!”
“PKK devletleşti ordulaştı”
“İşin özü şu, her terör örgütü gibi PKK’nın da siyasi amacı vardı.
PKK zaten o siyasi amacına ulaştı PKK’nın silah bırakması söz konusu değil PKK
devletleşti ordulaştı uluslararası meşruiyet kazandı tanındı ama önce bizi yönetenler
tanıdı nerede Oslo’da kimdi orada o zamanki başbakanın siyasi temsilcisi bugünkü
dışişleri bakanıydı.
Daha Oslo’da tanınmıştı.
Hatta üçüncü bir ülkenin önünde onun gözetimi altında yapılan görüşmelerde Kürtlerin
temsilcisi olarak PKK muhatap alındı o zaman zaten siyasi mücadele kaybedilmişti. “
Şimdi Öcalan kimdir gerçek kimliği nedir anlamaya çalışalım
Önce geçmişse bir dönelim bazı açıklamalar ve gerçekleri görelim..
“Öcalan Kürtçe bilmediği için metni kendisi okumadı, metin Türkçe yazılmıştı” dedi.
Öcalan metni neden kendi okumadı diye bende düşündüm…
Bu Kürtçe bilmediği için mi?
Yoksa yaşı gereği demans ya da alzheimer mi oldu acaba demiştim…
Gerçekten öyle put gibi oturuyordu mimiksiz.
Öcalan’ın Kürtçe bilmediğini Şemdin Sakık da açıklamıştı..
Şimdi PKK ve Öcalan gerçekleri görelim..
Bir zamanlar Apo’nun en yakın arkadaşı, sağ kolu, başyardımcısı, kayınçosu
“Parmaksız Zeki” kod adlı Şemdin Sakık anlatıyor….!
Sakık, 18 yıl dağlarda PKK eylemleri yönettikten sonra Kuzey Irak’ta
Türk Güvenlik Güçlerince yakalanmış, Türkiye’ye getirilmiş, yargılanmış,,
mahkum olmuştu.
Şimdi Diyarbakır Cezaevi’nde. Cezaevi’nde kolay kolay vakit geçer mi?
Oturmuş “Şemdin Sakık’tan Mektuplar” adını verdiği bir kitap yazmış.
Kitabın 202’nci sayfasında Abdullah Öcalan için şöyle diyor:
“Hangi milletten olduğu anlaşılmadığı gibi hangi dine mensup
olduğu da bir o kadar muğlaktır.
Bir bakarsınız ki, İslam Dini ‘ne sarılmış, bir bakarsınız Papa’dan daha
fazla İsevi olup çıkmış.
Hatta kendisiyle Hz. Musa arasında benzerlikler kuracak kadar Yahudileşmiş çıkmış.
Bazen Sünni, bazen Alevi, bazen Harici’dir.”
Terörist başı Öcalan’ın “Kürt” değil, “Ermeni” olduğunu ve gerçek adının da
“ArtinAgopyan” olduğunu iki yıl önce yazılmıştı.
Dikkat ederseniz, Cezaevi’nde yazdığı kitabında Şemdin Sakık da benzer şeyler söylüyor:
“Hangi milletten olduğu anlaşılamadığı gibi, hangi dine mensup olduğu da
bir o kadar muğlaktır” diyor.
Anlayacağınız, DTP’nin Diyarbakır Kongresi’nde “Kürt Halk Lideri”
diye tanıttığı “Abdullah Öcalan” aslında bir dönme…
Dönme derken, Rum, Ermeni, Levanten olup da, Hıristiyanlığını ve aslını gizleyip,
Müslüman görünen öz-be-öz Türk adları taşıyarak, bizleri kandıranları kastediyoruz.
İşte bu dönmelerden biri de, yıllardır bize “Abdullah Öcalan” adıyla tanıtılan
terör örgütü PKK’nın eli kanlı lideri Artin Agopyan…
Kürtleri “Bağımsızlığa kavuşturacağını” iddia edip, Türk’ten çok Kürt öldüren,
“Abdullah Öcalan” takma adlı Artin Agopyan’nın gerçek bir Ermeni olduğunda kuşku yok.
Çünkü gerçek anlamda Kürtçe bilmiyor.
Bir halk lideri düşünün ki, kendi dilini bilmesin!..
Şimdi kimileri diyecek ki: “Bunu da nereden çıkardın”..
Ben çıkarmadım, ama nereden çıktığını anlatayım…
Bütün olay, ASALA eliyle 1973’den beri yürütülen Hıristiyan Ermeni terörünün.
Artık dünya kamuoyunda tepki çekmeye başlaması, Batılı emperyalist devletlerin
yeni bir kuklaya ihtiyaç duymasından kaynaklandı.
Bu öyle bir kukla olmalıydı ki, ne Hıristiyanların ne Batılıların gözüne batsın…
Tam tersine, hem Türkiye meşgul edilsin hem de Türklerle Kürtler birbirini kırsın!.
Üstelik Türkiye’nin Suriye, Irak, İran, Filistin, Libya gibi Müslüman devlet ve
topluluklarla arası da bozulsun.
Devlet Müslümanları öldüren, kendi insana zulmeden bir duruma düşsün.
Abdullah Öcalan’ın babası ermeni dir.
Amarlı Köyü, eski bir Ermeni yerleşim birimidir.
Abdullah Öcalan’ın aile içindeki asıl adı “Artin Agopyan” dır.
Gerçek kimliği ortaya çıkmasın diye bir gece Halfeti Nüfus Müdürlüğünü basmıştır.
Ve nüfus kütüklerinin hepsini yakmıştır.
Ayrıca Öcalan, Kürtçe de bilmiyor.
PKK’nın Komutan düzeyinde olanları Ermeni, dağda ölen ayak takımı kandırılmış Kürt’tür.
İşte PKK lideri Apo diye bilinen, İmralı’da tatil yapar gibi sözde cezasını çeken
Artin Agopyan’ın hikâyesi.
Bunu kim ortaya çıkardı biliyor musunuz?
31 Mayıs 1999 günkü duruşmada söz alan bir şehit babası.
Başbağlar katliamında oğlunu kaybeden Ahmet Beşkardeş, İmralı’daki yargılanması
sırasında, (Abdullah Öcalan’a hitaben Kırmanç (Kürt) ağzı ile “Ez Kırmanç im
diye başlayıp “Sen Kürt değilsin, Ermeni’sin.
Eğer Kürt isen, ben şimdi seninle Kürtçe konuşuyorum, bana Kürtçe cevap ver!.” dedi.
Ama hiçbir cevap alamadı.
(Bu olaydan sonra kendisine Kurmançça eğitimi verilmiş işte bazı cümleler
kullanabilir hale getirilmiştir ki, bu iddia yalanlanabilsin. E.D.)
Böylece “Apo” diye bilinen katilin aslında Ermeni olduğu bu şehit babası tarafından
yüzüne haykırıldı ve kayıtlara geçti.
Araştırırsanız sizler de bu bilgilere ulaşabilirsiniz.
İyi ama hiç basına yansıdı mı?
Bu bilgiler, bu ifadeler?
Yansımadı, yansıtılmadı.
O da ayrı bir tartışma konusu.
Bu duruşmalar çoğu zaman dönme medyada yer almamış yer aldığı zaman ise alt
sıralarda yer aldı.
Bazı televizyonlar bu konuyu yansıtmak yerine, “size şimdi çok önemli bir olay göstereceğiz,”
diyerek Apo’nun “gözlük kullandığı” sahneleri yayınladılar!..
Baş terörist ülke A.B.D.’nin ünlü televizyonu C.N.N. ne yaptı, biliyor musunuz?
Ne bu Kırmanç Türk köylüsünün tespitini yayınladı, ne de Artin Agopyan’ın Batılı ülkeleri
suçlayan ifadelerini!
Kısaca “Apo yaşamasına izin verildiği takdirde ülkede barışı sağlayacağını söyledi,” dedikten sonra,
– “Şimdi Türkiye’ye sokulmayan Abdullah Öcalan’ın avukatına bağlanıyoruz,” anonsunu yaptı!..
Bu arada, şu gerçeğin altını da özellikle çizmemiz gerekiyor.
Bizim Kürt kökenli vatandaşlarımız, bölücü terör örgütü ortaya çıkana kadar kendilerine
Kürt demezlerdi.
Hala da çoğu o kelimeyi kullanmaz.
Kendilerini “Kırmanç, Zaza, Dersimli” diye adlandırır, boy ve aşiret adlarını kullanırlar.
Bu da Avşar, Karakeçili, Türkmen demekten farsızdır.
Kürt Kökenli vatandaşlarımız çok dikkatli olmalı, yıllardır bizlere “Abdullah Öcalan” diye tanıtılan,
şimdi de “Kürt Halk Lideri” diye takdim edilen Ermeni asıllı Artin Agopyanı iyi tanımalı.
Türk-Kürt çatışması yaratarak Türkiye’yi bölmeye çalışan ülkelerin Türkiye’yi bölmeye
çalışan ülkelerin maşası olduğunu görmeli artık.
Tarih, çoluk çocuk, kadın erkek, genç yaşlı demeden kendi halkını katleden,
aşağılayan bir “Halk Önderi “ne tanıklık etmemiştir.
Öcalan, denildiği gibi gerçekten “Kürt Halk Önderi” olsa,
Terör Örgütü PKK’nın eylemlerini kendi halkına yapar mıydı?
Çabuk unutan bir toplumuz..
Biz yine de hatırlatalım.
Öcalan’ın lideri olduğu, PKK terör örgütü en büyük eylemlerinden birini 20 Haziran 1987’de
Mardin’in Ömerli İlçesi’ne bağlı Pınarcık’ta yaptı 16 çocuk, 6 kadın, 8 erkek
toplam 30 Kürt Vatandaşımızı katletti.
Bu ülkede Öcalan gibi dönmeler çok..
Bir başka PKK gerçeği ise
“PKK örgüt yöneticilerin çoğu Ermeni’dir.
Cezaevinde yatarak çıkan bir PKK’lı ile sohbet esnasında bana bazı şeyleri itiraf etti;
Evet, doğru, bir Ermeni komutan benim yanımda bir Kürt arkadaşımı öldürdü.
Ne suçu vardı, neden öldürdün, dediğim zaman,
O; “Onun Müslüman olması benim için yeterli.
Bir Müslüman eksilmiş oldu ya”.
Dedi.
Ben bu işte Ermeni Parmağı olduğunu görünce, bunun üzerine örgütten ayrıldım”
Ölü olarak ele geçen bazı cesetlerin Sünnetsiz çıkması da bunların Ermeni
olduklarını göstermektedir.
Kürtler Müslüman, bu nedenle Kürt Çocukları arasında Sünnetsiz kimse olamaz.
Ayrıca PKK Komünist-Marksist- Ateist ve Allah’a- Dine inanmayan,
Dini bir Uyuşturucu Afyon olarak gören bir örgüttür.
Yani bu çatışmalarda Kürtler ölecek, Zafer Ermenilerin olacak…
Çünkü Ermeni araştırmacı Johannes Lepsius;
“Gecekondu bir Kürt devleti kurulmadan, Büyük Ermenistan kurulamaz” diyor.
PKK’ lı itiraf ediyor:
PKK’nın elindeki haritada, daha önce Ermeni öldüren Kürt köylerinin isimleri işaretlidir.
Örgüt elemanı köye giriyor ve öncelikle Ermeni öldüren eve misafir oluyor,
Kürtçe konuştuğu için ev sahibi ona güveniyor ve hürmet ediyor,
birkaç saat sonra PKK’lı ev sahibine bir soru yöneltiyor;
“Dayı siz buralarda hiç Ermeni öldürdünüz mü?”
PKK’lı Kürtçe konuştuğu için, ev sahibi ona güvenerek, nerede ve nasıl öldürdüklerini
detayları ile anlatıyor.
Gece yarısı PKK militanları kalkıp giderken;
“Dayı, sen kendi ağzınla Ermeni öldürdüğünü itiraf ettin, ayrıca şahit’e gerek yok.” diyor
ve; “Aha işte Ermeni öyle öldürülmez, böyle öldürülür!” diyor ve ev halkını tarayarak öldürüyor.
Beşikteki çocuğa kadar öldürmesinin nedeni, hem Ermeni İntikamının alındığı Kürtlerce
bilinmesin diye şahit bırakılmıyor, hem de beşikteki çocuğa kadar öldürüyor,
Kürtlerden 1915 ‘lerin intikamını alıyor.
PKK, doğuda Kürtleri göçe zorlamakla, bilinçli olarak doğudaki Kürt nüfusunu azaltma
yoluna gidiyor ve ileride olabilecek bir oylama ile, bu toprakların bir ilhak sonucu
Ermenistan’a bağlanabilmesi için zemin hazırlıyor.
Doğuda bazı yerlerin isimlerinin neden Ermenice isimlerle değiştirildiğini
bu işin arkasında kimlerin olduğunu da düşünelim.
Örnek: Güroymak ismini Norşin diye değiştirdiler sözde Kürtçeyle.
Ama Norşin Ermenicedir.
Meğer bizim Norşin; Ermeniceymiş.
Antalya` da çok değer verdiğim Proto-Türk Tarihinde uzman, dilbilimci bir abim var. (S.Kunar)
Avrasya dillerinin tamamına hâkim önemli bir bilim adamı.
Telefon açıp konuyu ona danıştım.
Söylediklerini aynen aktarıyorum.
“Nor: Yeni, Şen ve Şin: Köy anlamında.
Bu iki hece birleşince karşınıza `Norşin` (Yeniköy) çıkıyor. % 100Ermenice.
Sonradan Kürtçe gibi algılanması, tehcir sonrası bölgede ağırlıklı olarak
Kürtlerin kalmış olmasından kaynaklanıyor.” Diyor.
Değerli takipçiler sizde görüyorsunuz ki burada bir tuzak var.
Kürtler hiçbir zaman kendi bağımsız yerleşim birimlerini kurmuş değiller aslında.
Tarih boyunca Türklerle birlikte hareket ettikleri gözleniyor.
Bu durumda kendilerine has idari yetki ve yapılanmaları
olmadığı için yerleşim birimi ismi de koyamazlar zaten.
Dahası daha önceki bir yazımızda; Zazaki, Kırmanci, Sorani gibi değişik ve
birbiriyle asla anlaşamayan lehçelere sahip Kürtçe`nin; Eski Türkmence, Arapça,
Farsça ve sair yerel dillerin hâkimiyetinde karma (Yığma) bir yapısı olduğunu da söylemiştik.
Şimdi bu şartlarda ortada kendi devletini veya idari yerleşkesini hiç kurmamış,
bağımsız bir kültür hayatı yaratmamış göçebe Kürtlerin oturduğu yerlerin isimlerinin
eski isimlerini anarak, aslında bizi yanılttıkları gerçeği çıkıyor karşımıza.
Şimdi gelelim diğer konulara;
“*Bahçeli, 2002’de “Kürdistan kurulmasını savaş sebebi sayarım diyen
” Ecevit hükümetini yıkarak AKP’yi iktidara taşıdı ve Irak Kürdistanını kurdurdu.
*PKK, şu an Suriye’dedir ve orada devlet kuruyor.
*Esat rejimi bu amaçla yıkıldı.
*MHP’nin görevi bu yıkımı gizlemektir.”
Türkiye’nin önüne bir ödev kondu Türkiye bu ödevi uyguluyor.
Ne demişti Bahçeli; 28 Mayıs fetih öncesi bir tarih olarak
fetihin önemi ne ise siyasete de o önemi kazandıracaktır.
Önümüzdeki günlerde çok şey değişecektir, her şey değişecektir.
Öyle gözüküyor umarım inşallah Türkiye değişmez.
Bugünlerde her şeyin değiştiği Türkiye’nin kırmızıçizgilerinin
değiştiği bahçelinin köklü politikalarının bir anda değiştiği
Türkiye’nin coğrafyasında yakın sınırlarında, Türkiye’nin
içerisinde pek çok şeyin değiştiği günlerin içerisinden geçiyoruz.
Suriye’de ikinci Kürt devleti resmen kuruldu bu anlaşmayla.
Bahçelide inşallah bu anlaşmayla Türkiye değişmez diyor.
Bakın bir seçim zaferi olmuş seçimde Bahçelinin desteklediği
Erdoğan tekrar seçilmiş seçimi kazanmış, seçimin kazanıldığının
akşamı o saatlerde bahçeli böyle garip bir cümle kuruyor diyor ki,
‘’her şey değişecek inşallah Türkiye değişmez’’ diyor.
Bir endişe taşıyor anlaşılan bir taraftan, bir taraftan bir şeyler biliyor
kaçınılmaz olarak kendisi de bu işlerin bir parçası olacak anlaşılan
bu sebeple bahçeli inşallah Türkiye değişmez diye, sözde seçim
gecesinin zaferinde endişe verici bir cümle kuruyor.
Sonrasında neler oldu çok şeyler değişti, bahçelinin kendisi de
değişti Öcalan’a özgürlük isteyen noktaya geldi ve bahçeli iktidarında
sınırlarımızda bir Kürt devleti daha resmen kurulmuş vaziyette ve ikinci
Kürt devleti. AKP döneminde birincisi Irakta ikincisi Suriye’de kurulmuş oldu.
Yandaş medya haberi nasıl çarpıtarak veriyor biliyor musunuz?
Mazlum Abdi teslim oldu Colaniyle anlaşma imzaladı bu şekilde sunuyorlar haberi.
Böyle bir propaganda yapıyorlar fakat bunlar AKP iktidarında her şeyi
tersinden anlayacaksınız Erdoğan bir yargı paketi gönderiyor ya yargıyı
bağımsız hale getireceğiz, anlayın ki yargıyı daha bağımlı hale getirecekler.
Demokratikleşme paketi gönderiyorlar ya anlayın ki demokrasinin canına okuyacaklar.
Her şey tersinden şimdi yandaş medya her taraftan Mazlum Abdi teslim oldu,
Kürtler teslim oldu Türkiye’nin istediği oldu filan bir şeyler söylüyorlar ya
bunların hepsi palavra.
Analistler çıkıyor Mazlum Abdi nin başarısını Türkiye’nin başarısı gibi söylüyorlar!.
Şimdi Türkiye’de iktidarda siyasal İslamcılar var Suriye dede siyasal
İslamcılar var buda uluslararası oyun kuranlar için bulunmaz bir nimet.
Bunlara istediklerinizi yaptırabilirsiniz.
O kadar çok açıkları vardır ki o kadar iş bilmezlerdir ki bunları çeşitli
karmaşık durumların içine sokarsınız, kendileri de kendilerini sokarlar
zaten sonra bunlara istediklerinizi yaptırırsınız.
Bakın İsrail Netanyahunun geçmişte yaptığı açıklamalar vardı demi
biz Haması desteklemeyiz Filistin kurtuluş örgütüne karşı vs..diye.
Neden hamasın geldi İslam’ı köken İsrail’e avantajlar sağlayacak nihayetinde
buğun Gazze’yi düm düz etmesinde Hamasın yaptığı saçma sapan bir saldırı önünü
açtı demi. hamasın bütün dünyada kendisine nefret ettirme insanların nefretini
kazandıran bir konsere saldırı yaptı ki bu Netanyahu nun önünü açtı.
Netanyahu nun neden Haması desteklemeliyiz ortaya çıkıyor.
Bu süreci içerisinde hamasın bütün liderleri Karun gibi zengin oldular.
Savaş ekonomisinin içerisinde.
Aynı şekilde Ahmet Şara nın Suriye’de iktidarda bulunması
şu an İsrail’in bütün yaptığı operasyonları meşru hale getiriyor.
Çünkü Ahmet el-Şara nın bir geçmişi var el kaide Isid geçmişinden geliyor
ve daha kendi elemanları atadığı bakanlar emniyet müdürleri vs bunların
hepsiyle ilgili internette bunlarla ilgili çarşaf çarşaf bunların geçmişte Işidle
nasıl önemli konumlarda oldukları haberleri çıkıyor bunların hepsi İsrail
açısından meşru bir güvenlik problemi bu sebeplerde İsrail Suriye’yi
silahsızlandırmak için tüm yaptığı operasyonlar sağı solu her yeri neredeyse
kalaşnikofların bulunduğu küçük kutular dâhil Suriye silahlı kuvvetlerine
atik her şeyi bombalıyor meşru bir durum.
Dolayısıyla ne oldu Suriye’de siyasal İslamcıların iktidarda bulunması
Suriye’ye İsrail’e bir meşruiyet getirdi ve İsrail geldi taa Şam ın
dibine Şama hakim o tepeye yerleşti.
Bu nedenle siyasal İslamcıların iktidardan gitmemeleri uluslararası güçler
açısından çök önemli ve çok iyidir bu sebeple Erdoğan’ın iktidardan gitmemesi
için uluslararası güçler Allah uzun ömürler versin Erdoğan’a diye dua ediyorlar.
Erdoğan’ın iktidarında Türkiye’nin bütün kırmızıçizgileri aşıldı..
Türkiye’de istediklerini yaptırdılar.
Colani ile Mazlum Abdi bir anlaşma imzaladılar ve Suriye başkanlı ofisinde
bir duyuru yapıldı yapılan duyuruda SDG komutanı Mazlum Abdi ile
Suriye devlet başkanı Ahmet el Şara tarafından imzalanan anlaşma
yani bu zamana kadar Mazlum Abdi silahlı bir gurubun lideri olarak
tanımlanıyordu anlaşmada suriye demokratik güçlerin komutanı
general abdi olarak net olarak ifade edildi.
İkincisi Ahmet el Şara Suriye’deki diğer guruplarla görüşmeler yaptı
bunlarla yapılan anlaşmalar hep el altından duyuruldu bunlarla
bir masaya oturulup imzalar falan atılmadı.
Ama Mazlum Abdi yi aynı masaya oturdu devlet başkanı olarak kendisi imzaladı.
Birlikte poz verdiler.
Bundan sonra Suriye’de yapılacak her şeye ortağız dediler
Türkiye medyasında çıkan her şey yalan.
Anlaşmada üç madde var ki Kürtler açısından tarihi bir zafer.
Aynı zamanda da ikinci Kürt devletinin resmen ilanı.
Anlaşmada Salih Müslüm in söylediği önemli bir şey var anlaşma
imzalanırken uluslararası arabulucular vardı hem Ahmet Şara nın hem de
Mazlum Abdi nin arabulucuları bu arabulucular devletlerde olabilir.
Salih Müslim bu devletin her şeyiyle ortağıyız diyor.
Burada yönlendirmede ABD vardı her şeyi tereyağından kıl çeker gibi halletti.
Türkiye açısından Türkiye YPG karşı operasyonlar düzenliyordu ta ki
ABD karlı çıkana kadar ve Rusya savunma kalkanını devreye sokana
kadar Türkiye’nin operasyonları durdu.
……………..devam edecek————-alıntı-araştırma- Vesselam…
Hoşça kalın, Dostça kalın, Sağlıklı kalın
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.