Ezenler ezilenler olduğu sürece ezmeye çalışmışlar.
Bu aynı zamanda ülkeyi yönetenlerde de devam ediyor.
Erdoğan milyarlarca dolar yatırıp kimisini kamu harcamalarında,
kimisini ihale verdiği iş adamlarından oluşturduğu havuzla Türkiye’deki
çok büyük medya kuruluşlarının tamamına yakınını satın aldı.
Satın alamadıklarına komiser gönderip devşirdi.
Devşiremediklerini RTÜK le iletişim başkanlığıyla tehdit altına
alarak, yargı eliyle tehdit altına alarak sesini kesmeye çalıştı.
Âmâ düşe, düşe, düşe nereye düştüler?
İmamoğlu’nun X platformundaki hesabını Türkiye’de erişilmez kıldılar.
Elinde düzinelerce medya organı var.
TRT nin tüm kanalları emrinde.
Yüzlerce tv, radyo, gazete, Web sayfası, binlerce çalışanı olan iletişim
başkanlığı, düşünebiliyor musunuz?
Bu kadar medya gücü olan bir adam sadece bir twitter hesabı olan
İmamoğlu’na karşı tahammül edemiyor.
Endişe içinde yaşıyor.
Korkularını yenemediği için bir twitter hesabını Türkiye’de kapatmaya çalışıyor.
Erişilmez kılmaya çalışıyor.
Yani demek istediği şu;
Bizim ne kadar topumuz, tüfeğimiz, medyamız, bir sürü gibi vb medya
çalışanımız olsa da sesimiz çıkmıyor, kafamız basmıyor.
Ahlaki üstünlüğü yitirdik.
Bir twittır hesabı karşısında bile ayakta duramıyoruz onu da kapatmamız lazım.
Çok enteresan bir fotoğraf. gerçekten çok enteresan bir fotoğraf.
Karşısında bir hücrede yatan, dört duvar arasında küçücük bir hücrede
yatan İmamoğlu var.
Ama onun oradaki varlığının dışarıya yansımasına bile tahammül edemiyor.
İmamoğlu’nun X hesabı askıya alındı, Alen muks hemen emri yerine getirdi.
Şöyle bir fotoğrafla karşı karşıyayız.
CHP cumhurbaşkanı adayının twitterden konuşmasına izin verilmiyor.
Kurmuş olduğu gerekçe şu yargı diyor ki, kurmuş olduğu suç
örgütünün propaganda mahiyetinde paylaşımlar yaptığı için.
Adama sorarlar ne örgütü?
Daha iddianame hazırlamadınız, ortada doğru düzgün bir delil yok.
Henüz dava açılmamış ama savcı ve hâkim hükmü vermişler.
Yani sarayda İmamoğlu’nun hükmü kesilmiş dosyası, iddianamesi,
hazırlanmış ve şimdi gereğini yapıyorlar ve tutuklu neden?
Kurduğu örgütten bahsediliyor, hüküm mü verilmiş bir örgüt var diye.
Alınmış bir yargı kararı mı var bu adam bir suç örgütü kurdu diye.
Gözleri dönmüş hukuk dilini bile kullanamıyorlar.
Sadece ve sadece okuma ve yazmada zorluk çeken, okuduğunu anlamakta zorluk çeken,
en basit dört işlemi yapmaktan aciz olan SCD verilerine göre Türkiye’de bir % 40 var.
Bu % 40 in anlayabileceği şekilde yargı, propaganda malzemesi üretiyor.
Bunlar hukuk dili değil.
Ben hukukçu değilim ama hukuk bilmek gerekmiyor.
Yani hukuk giriş dersi bile almış olsanız bunun bir hukuk dili olmadığını bilebilirsiniz.
Erdoğan yönetimini İmamoğlu nu hapse atmak kesmedi.
Kini, nefreti dinmedi.
Şimdi ona bir dijital sansür getirmeye çalışıyor.
Ve X platformu da bir açıklama yapmış.
Diyor ki, Türkiye’den böyle bir talep geldi.
Bizde aslında fikir özgürlüğünden yanayız.
Aslında çok istemiyorduk böyle bir şey olsun.
Bu bakın Trump la konuştu, ertesi gün İmamoğlu’nu tutukladı.
Trumpla konuştui ertesi gün X platformu kapatıldı.
Türk iyede yapılan 19 Mart yargı darbesinin arkasında çok net bir Trump desteği var.
ABD desteği var ve bu desteğin arkasında şu görülüyor.
Tüm otokratlar kenetlenmiş, Dünyayı mahvetmek üzere kol kola girmişler.
Tüm dünyada demokratlar ortak bir mücadele vermek zorundalar.
Bu savaş otokratlarla demokratlar arasındaki savaştır.
Ukrayna’daki savaş patlak verdiğinde bir dünya savaşı olmayacak
ana yeni soğuk savaşı adı otokratlarla demokratlar arasındaki savaş görülüyordu.
Net bir şekilde Trump seçilmesiyle bu senaryolar hayata geçiyor.
İmamoğlu’nun X hesabını engelleyen hâkim in dosyasına bakan gazeteciler.
Şöyle bir şey çıkıyormuş.
Sezgin Baran Korkmaz ın mal varlığına tedbir kararını kaldırmış, aynı adam HÜDAPAR
ve Hizbullah aleyhindeki haberleri kaldırtmış, Sadat aleyhindeki haberleri kaldırtmış.
Yani karşınızda dayanışma içinde olan bir yargı şebekesi var, kol kola girmişler.
Rejimi yargı eliyle dönüştürecekler.
Erdoğan elini sıcak sudan soğuk suya bile sokmayacak.
Ne diyor adalet bakanı? Bağımsız yargı bağımsız yargı teraneleri..
Başka söyleyebilecekleri hiçbir şey yok.
Yani biz yapıyoruz diyemeyecek ve hâkimleri satıyorlar aslında.
Ve şöyle haberlere rastlıyoruz.
Erdoğan’ın aslında bunlardan çok fazla haberi yok vs diye.
Tabi bu bağımsız yargı otokrat dayanışmasının karşısında bir demokratlar
dayanışması da kendini gösteriyor.
Gençler, siyasiler bir araya gelmeye çalışıyorlar.
Mansur Yavaş twitter hesabını imam oğlunun emrine tahsisi edeceğini açıkladı.
Bu hem iyi bir jest hem de demokratik bir adım.
Kötü haber Erdoğan rejim adına kötü haber ama Türkiye adına da kötü haber nerden
geldi Avrupa’dan, Avrupa parlamentosu demokratik gerileme yani sürekli bir devam eden
demokratik gerileme gerekçesiyle Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini süresiz olarak dondurdu.
Yani şöyle dedi.
Erdoğan olduğu müddetçe Avrupa birliği ile ilişki, ticari hacım artması, turizme destek
verilmesi hepsi askıya alınmış durumda.
Bir kalemde sadece 57 milyar dolar yakmadınız.
Bir kalemde Türkiye’nin geleceğini yaktınız, Türk dış politikasını yaktınız.
Türkiye’nin modernleşme sürecini yaktınız ve Türkiye’yi 3 .çü sınıf bir Ortadoğu rejimi
yapacağız ama bunu Bilal’e miras bırakacağımız bir rejim haline getireceğiz.
Yemini ettiğiniz için yoldan da geri dönemiyorsunuz.
Yani bir zamanlar bakın aynı adamlar.
Erdoğan, Brüksel’de yanındakilerde dedi ki, Avrupa parlamentosunda yaptığı ayaküstü sohbette
Türkiye’yi engellerlerse tam üyeliği bize bugün müzakereleri başlatmazlarsa Kopenhag kriterlerini
Ankara kriteri yaparız, bu reformların hepsini geçiririz.
Zira bizim halkımız birinci sınıf demokrasiyi hak ediyor.
Askerden korktukları için, rejimi ele geçirebilmek için
Avrupa birliği reform süreçlerini bir manivela olarak kullandılar, tüm Türkiye’ye yalan söylediler.
Şimdi Avrupa birliği ilişkilerinin kepenk indirilmesi pahasına seçilme ihtimali olan en güçlü rakiplerini
hücreye tıkıp, Türkiye’nin medeni dünyayla kucaklaşıp aynı standartlarda bir rejime sahip olmasına
mani olup Türkiye’yi tamamen dışa kapatıp yollarına devam etmek istiyorlar.
İmamoğlu suz bir CHP yi ancak yenebiliriz, bunu ezberlemişler.
İmamoğlu’nu hücrede tutarsak, onu orada dışarı çıkmasına izin vermezsek, siyasi yasak
getirmezsek bir şekilde CHP yi yeneriz.
Ezberiyle hareket ediyorlar.
Müthiş bir İmamoğlu korkuları var.
Ama o da bugün VPN e açık olan ya da Türkiye dışındakilere açık olan Türkiye’de askıya
alınan Twitter hesabından şu mesajı paylaştı.
Korkunun ecele faydası yok, gideceksin.
Yani geri adım atmıyor, pazarlık yapmıyor ve benden korktuğun için sırf o korkular yüzünden
tepe taklak olacaksın mesajını yollamış saraya. İBB ne yapılan operasyonu amasız fakatsız
düpedüz bir seçme ve seçilme hakkının gasp edilmesi olarak görülmesi gerekiyor.
Seçilme ihtimali olan tüm adayların başına aynı şeyler gelecek.
Ta ki seçilme ihtimali kalmayan, medyayla manipüle edebilecekleri, etkileyebilecekleri bir
seçmen kitlesine ulaşabileceklerini görürlerse o zaman seçim yapacaklar.
Yollarına bu istikamette devam edecekler.
Kazandığı seçimi iptal ettiler.
Belediye iş yapamasın, icraat yapamasın diye türlü zorluklar çıkardılar.
Bütçelerini kıstılar, kredilerini onaylamadılar.
Metroları devam etsin, inşaatları devam etsin diye, diplomasını sildiler.
Kumpasla tutukladılar, iftira yağdırdılar ama baş edemiyorlar.
İmamoğlu içerdeyken bile anketlerde taş üstüne taş koymaya, Erdoğan’da erimeye devam ediyor.
Bu sarayın ne kadar aciz bir duruma düştüğünü gösteren, çaresiz kaldıklarını gösteren dün
Beylikdüzü belediye başkanı diye dalga geçtikleri adam karşısında ayakta duramayacaklarını
gösteren bir fotoğraf.
Şunu yapmaya çalışıyorlar, İmamoğlu diye biri yok, hiçte yaşamadı, unutulsun.
Hiç belediye başkanı olmadı, hiç 15 milyonla aday olmadı.
15 milyonun desteği ile aday olmadı cumhurbaşkanlığına ve onu köşesinde, hücresinde
telef edeceğiz, yok edeceğiz.
Bu hesap üstüne bir oyun kurmuşlar.
Netice alabilirlerse gerçekten 3.cü sınıf bir Ortadoğu rejiminde yaşamaya başlayacağız.
Netice alamazlarsa buradan siyaset bilimi literatürüne geçecek olan
bir demokratikleşme hikayesi çıkacak..
Yargı ile Türkiye’yi tehdit ediyorlar
CHP genel başkanı Özgür Özelin inanılmaz yükselişi karşısında saray çaresiz bir duruma düştü.
Özgür özel sarayın yapmış olduğu her türlü hamleye müthiş bir direniş göstererek, muazzam
bir liderlik örneği sergiliyor.
Onu engellemek için önce bir sokak saldırısı gerçekleştirdiler.
Baktılar ki geri adım atmıyor çevresindeki tüm aktörleri teker teker tutuklamaya başladılar.
Yetmedi Özgür Özel hakkında tam 44 dava açtılar.
Hepsinden önemlisi Erdoğan’ın talebiyle dokunulmazlığının kaldırılması hususundaki
fezlekeyi TBMM gönderdiler.
Demek ki bir şeyler oluyor.
Demek ki Mansur Yavaşın haricinde bir adayın daha çıkma ihtimali var.
Her seçilme ihtimali olan bir adayın doğuyor olması Erdoğan’ın otoriterleşme sürecini pahalıya
mal edeceği için yani yediği telef ettiği her rakip için 50-60-100 milyar dolarlar gibi paralar yakmak
zorunda olduğu ve bu kadar parası olmadığı için Özgür Özelin üstüne tehditlerle gitmeyi tercih ediyorlar.
Bakın saray ve iletişim başkanlığının tetikçiliğini yapan AKİT bir manşetinde diyor ki,
‘’Senin de sonun Silivri olacak’’ ve bunu yazan ve yazmasına müsaade edenler, dün mağdurum
edebiyatı ile hukuka, demokrasiye, evrensel değerlere sığınan, demokrasi ve özgürlük talep eden,
dün kendisi ve çevresi için demokrasiyi enstrüman olarak kullanmak üzere planlar
yapan insanlar bu günün cellatları, bu günün zalimleri oldular.
Bu adamların hesabı şu, bir daha güç el değiştirmeyecek.
Bizim bunların üzerinde acımasızca tepinmemiz gerekiyor.
Amaçları toplumu ikiye bölerek kendi yandaşlarını karşı tarafa tavırlı bir kitle oluşturuyorlar.
Birde madalyonun ters tarafını düşünün AKİT yazar ve çevresindekiler gücün el değiştirdiğini düşünün.
O zaman hangi yüzle çıkıp ta hukuk talep edeceksiniz?
Ve ey AKİT ve AKP tabanı bugün CHP ve muhalifleri ve KHK lıları yargıladığınız yargı sistemi ve
değerleriyle yarın güç el değiştirdiğinde sizlerin yargılandığınızı şöyle bir düşünün.
Ortada alınmış kararlar ve iddianameler de var.
Artık somut bir yargı değeri var. bu ülkede güç el değiştirirse insan içine çıkıp nasıl demokrasi
ve hukuk talep edeceksiniz?
Şayet bir dönem sonra ki yargıçlar çıkıp derseler ki AKP nin yargısını daraya koyduk.
Sizi onla tartıyoruz derlerse vay halinize.
Yani ömür boyu hapislerden çıkamayabilirsiniz.
Ömür boyu şimdiki makamlara dönemeyebilirsiniz.
Topladığınız, yığdığınız o haram mallar var ya onların hepsine devlet ey koyabilir ve elinizden alabilir.
Yedi nesliniz devletin kapısından içeri giremeyecek şekilde sizin yargınızla yüzleşebilir.
Yapmayın, Türkiye’yi uzlaştırın, seçimle değişimin önünü açın, Yargı eliyle muhalefeti tehdit
etmekten vazgeçin.
Türkiye’de muhalif olmayı vatan haini, işbirlikçi, dış güçlerin maşası olarak yansıttınız.
Demokrasinin en kutsal enstrümanı olan şey muhalif olabilmektir.
İktidarın sınırlı olabilmesi, denetleniyor olması, değiştirilebiliyor olmasıdır.
Siz bunların tamamını budadığınız zaman, bu ülkeye yaptığınız kötülüğün size gelip
dönmeyeceğini mi zannediyorsunuz?
Hukuksuz yargı yapanlara karşı CHP nin çıkıp açık bir manifesto yayınlaması ve tüm
muhalefetin bunu imzalaması gerekiyor.
Bu sürdürülebilir değil.
Yargı eliyle Türkiye’nin % 60-65 işini tehdit etmek çok tehlikeli bir silahla oynamaktır.
Bu AKİT ve çevresindeki diğer aktörler neyle oynadıklarını bilmiyorlar.
Türkiye’de ilerde bir çatışma olmaması için muhalefetin çıkıp hukuksuz yargılama yapan tüm
yargıçlara karşı bir manifesto yayınlaması acil çözümdür.
Bu sürdürülebilir değil. Bunu yapmayın sarayı dinlemeyin çıkın pazarda limon satın ama o
cüppeyle siyasi suçlar işlemeyin gibi bir manifesto yayınlanması gerekiyor.
CHP bununla kalmamalı ve derhal, 22-23 milletvekilini istifa ettirerek bu ara seçimi artık zorlamalı.
Ara seçim Türkiye’nin bir numaralı gündem maddesi olmalı.
Gündemi CHP belirlemeli ve AKP te ye karşı bir hamle yapmasının kaçınılmaz olduğu görülmektedir.
Ve ara seçimlerle birlikte o seçim sürecinde de Türkiye’deki tüm Kürtlerin ve Alevilerin tüm haklarının
garantörü CHP olacağının garantisinin de verilmesi ve çok geniş bir toplumsal uzlaşıya imza
atılması kaçınılmazdır diyorum.
Ve AKİT in manşeti tekrar hatırlatıyor ki seçilme ihtimali olan herkes telef olmakla tehdit
edilmeye devam edecektir.
Ancak Silivri’yi gösterip Türkiye’yi korkutamazlar. Demokraside çareler tükenmez!
Şöyle Türkiye’nin en önemli sorunlarına tekrar bakacak olursak;
Birinci sırada Türk halkının en büyük sorunu ekonomi,
İkinci sırada kaçak mülteci sorunu, Türkiye’deki silahsız işgal mülteci sorunu,
Üçüncü sırada adaletsizlik bakın hukuksuzluk değil adaletsizlik var,
bakın pek çok konuyu kılıfına uydurup hukuki hale getiriyorlar ama adalet olmuyor,
Dördüncü sırada işsizlik var.
Beşinci sırada eğitim var.
Çocuklarımızı matematik, fen, kimya seviyesini Afrika ülkelerinin
altına düşüren eğitim sorunu..
Tekrar başa komisyona ve sürece dönecek olursak, CHP ve muhalefet tabanı diyor ki,
komisyonda dik durup, hukukun herkes için işleyebileceği bir Türkiye’nin inşa edilmesi
gerektiğini orada çok güçlü bir şekilde savunmanız gerekiyor.
Bu süreçte uygulanacak olan serbest bırakılma, af vs ire gibi tartışmalar 15 Temmuzdan
sonra KHK lıları da haksız bir şekilde içeri tıkan, hayatlarını karartan süreci normalleştirir mi?
Burada Erdoğan’ın geri adım atacağı düşünülmüyor.
Toplumsal tepkileri de çok fazla kaile alacağı düşünülmüyor.
Şöyle diyebilirler, kendilerini fesheden örgütlere af çıkmıştır.
Deyip bu affı PKK ile sınırlandıracakları görülüyor.-alıntı-araştırma- derleme-Vesselam…
Hoşça kalın, Dostça kalın, Sağlıklı kalın
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
