İMRALI YOLCULARI TBMM KOMİSYONU VE OYNANAN OYUNLAR!
“Kürdistan’ı kurmak istiyorsak, Kürtleri kışkırtmak en kolay iş!
Zor olan, Türkleri uyutacak birilerini bulmaktır!
Bize iki adam lazım; biri dindar Müslümanları uyutacak,
Diğeri milliyetçilere ninni söyleyecek.”
CIA Ajanı Ruzi Nazar
Bahçeli siz olmazdı.
Kendisine verilen görev icabı, gereğini yapmıştır…
Apo yakalanıyor, Devlet Bahçeli orada…
Apo’nun idamı kaldırılıyor Devlet Bahçeli orada…
Apo’ya AF hakkı geliyor Devlet Bahçeli yine orada…
İktidar tam düşecek Bahçeli oraya geliyor,
AKP seçimi kaybediyor, kazanma ihtimali sıfır Bahçeli orada.
17-25 Operasyonu oluyor BAHÇELİ önde
AKP, 17-25’i savuşturuyor, Bahçeli AKP’ yanına geçiyor,
Bahçeli bu iktidarları 27 yıldır ayakta tutuyor.
Unutma, ALPARSLAN TÜRKEŞ onun için MİT’TENDİR demişti.
Artık Türkiye MİT’i mi başka ülke MİT’i mi bilinmez!..
Yılmaz Özdil
Nereden nereye;
Bahçeli sene 2022 diyordu ki; ;
“Muhalefet kazanırsa Apo serbest kalacak.
Terörist Demirtaş ve Kavala serbest kalacak.
Ezan susacak, bayrak inecek, Kudüs düşecek.”
Ve Bahçeli Meclis Grubunda haykırdı ve sordu.
Dava arkadaşlarım İmralı’ya gitmeme izin veriyor musunuz?
Dava arkadaşları ayakta alkışlayarak onay verdiler.
Bahçeli çok konuşulan İmralı çıkışına yeni bir boyut kattı:
“Sürecin asıl muhataplarından biriyle doğrudan temas
kurulamayacaksa sonuç nasıl alınacak?
Komisyon bu çerçevede karar alamazsa, hiç kimse bu ziyarete yanaşmazsa
açık açık söylüyorum, alırım yanıma 3 arkadaşımı, kendi imkanlarımızla
İmralı’ya gitmekten, karşı karşıya gelmekten imtina etmem, gocunmam,
çekinmem.”
Ve aynı gün Cenk Özatcı kendi gurubu konuşmasında dedi ki;
‘’02.05.2025 tarihinde terörist başı Öcalan PKK elebaşlarıyla bir telekonferans
görüşmesi yapıyor.
Öcalan’la PKK elebaşlarının Kandildeki telekonferans
görüşmelerinin notları.
Öcalan diyor ki; ‘’Türkiye’ye söylüyorum.
Türkiye için bu yıl parçalanma yılıdır.
Eğer çözüm getirilmezse, Türkiye sorun yaşar.
Ben atakta tutuyorum. Devleti dönüştürüyoruz.
Bizim diyalog halinde olduğumuz bu değişen devlettir.’’
Diye izahat veriyor PKK elebaşlarına. Öcalan bunları söylüyor.
Öcalan’a ‘’kurucu önder diyenlerde aynı gün açıklama yapıyor;
‘’Milletin kaderi Cumhur İttifakına bağlıdır.’’ Diyor.
– Siz eski ve yeni Apo cular; siz ihanet sürecinin taşeronları.
Siz İmralı postacılarının mektup yalayıcıları.
‘’Siz ‘’Altaylardan Tuna’ya’’ deyip yola çıkıp, ‘’İmralı’dan Kandile ‘’ varanlar.
Siz Türk milletinin kaderi değilsiniz! Türk milletinin istikbali değilsiniz!
Siz bugün varsınız, yarın yoksunuz!
Siz ilk yapılacak seçim ve milletin teveccühü ile İmralı feribotuna binip bu
memleket ve iktidardan defolup gideceksiniz.
Ama Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet devleti ilelebet payidar kalacaktır!
5000 yıllık Türk devlet geleneğiyle, 23 yıllık iktidarınızı mukayese etmeye
kalkışmayın! Sözlerini söylemiş..
Ahlak, sadece kişiye özgü vicdani bir değer, insan karakterinin bir özelliği değildir.
Ahlak, toplumsal hayatın maddi koşullarından, insanların hayat tarzından, üretim
ilişkilerinden, yönetim anlayışından, ideolojik iklimden doğduğu için tarihseldir.
Bu bağlamda ahlaksızlık da tarihseldir ve ancak devrimle aşılabilir.
Son 23 yılda, hukuk ile ahlak arasındaki bağlantıya duyulan güven çöktü,
algılar gerçeklerin yerini aldı.
Tüm kültürler, siyasi gelenek ve görenekler yıprandı, bazıları yozlaştı çürüdü.
Siyasi söylem ve manevralarla varılacak bir hedef, sandık
demokrasisinden bir hamlede çıkabilecek tek çözüm bırakmadılar.
Bu Tek Adam rejiminin mimarlarından Bahçeli’yi MHP Grup Toplantısında
yaptığı konuşmayı dinledik. Şaşırdık mı?
Ömrünün son deminde, köklerine son hizmetini yapabilmek için, ,
Türk Milleti ile tüm bağlarını koparmaktan utanmayan biri için, onun yapabileceği
konuşmalar için şaşırılmaz.
Ondan daha iğrençlerini beklemek gerek!
Bahçeli, Öcalan’ı, 54 BİN insanımızın katilini yıkadı-yağladı Katolik Papazı gibi
günah çıkarttı, tertemiz bir oğlan gibi ve kurucu önder yaptı!
Bahçeli üç noktaya vurgu yaptı
* TBMM Komisyonu, Bebek Katili Caninin ayağına gitmelidir. (MHP gidecek)
* PKK Kurucu Önder’i Öcalan Umut Hakkından yararlanıp, serbest kalmalı.
*Selahattin Demirtaş da serbest bırakılmalıdır.
Bahçeli’nin ardından DEM yetkileri ve Demirtaş konuştular.
Bahçeli’ye teşekkür ettiler ve cezaevindeki mahkûm olmuş tüm PKK Militanlarının
serbest bırakılmasını istediler.
Bahçeli; “İmralı, sözünü tutmuştur” dedi!
İmralı “Terörsüz Türkiye Yalanının” gerçekleşmesi için gönderdiği mektupta
şunları istemişti;
-“Kürt Meselesi 100 yıllık bir mücadeledir.
Ret-Asimilasyon-İnkar, LOZAN Antlaşması ve 1924 Anayasası ile başlamıştır.
Bu yanlış düzeltilmelidir!”
Bahçeli Bey dinleyin; “İmralı sözünü tutmadı.
Suriye’deki SGD denen PKK güçlerine katıldılar.
Başında Colani denen katil ile birlikte bölgede hem terör estirecekler,
hem de bir ABD ve İSRAİL projesi olan “Kürt Devleti” için çalışacaklar.
Siz ve ortağınız Erdoğan, LOZAN ve 1924 Anayasası için, Öcalan gibi mi?
düşünüyorsunuz? Sizce Türk Devleti, Lozan Antlaşmasından bu yana
Kürt Kökenli vatandaşlarımıza SOYKIRIM MI uyguladı?
Bahçeli Bey; Siz, Ahmet Türk, Hakan Fidan ve Öcalan ile hısım mısınız?
Osmaniye’ye Halfeti’den gelmişsiniz.
Bir şey saklamıyorsanız, soyunuz Halfeti’ye nereden ve ne zaman geldi?
Bunu Türk Milletine açıklar mısınız?
Cumhur İttifakının “Terörsüz Türkiye” yalanı ile yapılanları, damarlarında
tek damla Türk kanı olanlar yapmaz, yapamaz.
Ama damarlarında, Kevork ve Artin kanı olanlar yapar.
Tıpkı PKK’nın militanları olarak Türk Askerini, Türk Polisini öldürmekten zevk alan
Asala militanları gibi…
Allah, Türk Milletini sağlıklı düşünemeyen hasta ve soyu karışık yöneticilerden
korusun…”Bugünkü Türk Milleti siyasi ve içtimai camiası içinde kendilerine
Kürtlük fikri, Çerkezlik fikri ve hatta Lazlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda
edilmek istenmiş vatandaş ve millettaşlarımız vardır.
Fakat mazinin istibdat devirleri mahsulü olan bu yanlış adlandırmalar.
Birkaç düşman aleti mürteci, beyinsizden başka hiçbir millet ferdi üzerinde
üzüntüden başka bir tesir yapmamıştır.
Çünkü bu millet, fertleri de umum Türk camiası gibi aynı
müşterek maziye, tarihe, ahlaka, hukuka sahip bulunuyorlar.
Bugün içimizde bulunan Hıristiyan, Musevi vatandaşlar, mukadderat ve talihlerini
Türk Milletine vicdani arzularıyla bağladıktan sonra kendilerine yan gözle, yabancı
gözüyle bakılmak, medeni Türk milletinin asil ahlakından beklenebilir mi?
Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı,
hep aynı cevherin damarlarıdır.
Bu damarlar, birbirini tanısın. Türk milletinin toplumsal düzenini bozmaya yönelik
çabalar boğulmaya mahkûmdur.
Türk milleti kendinin ve memleketinin yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen
bozguncu, alçak, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin saçmalamalarındaki gizli ve
kirli emelleri anlamayacak ve onlara hoşgörü gösterecek bir topluluk değildir…
Biz ne Bolşevik’iz, ne de komünist: Ne biri, ne diğeri olamayız.
Türkler, milliyetperver ve dinlerine hürmetkâr bir millettir.
Bizim hükümet şeklimiz tam bir demokrat hükümetidir. Bizim milletimiz, derin bir
maziye maliktir. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde
kuvvet bulacaktır.
Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği
bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu…
Bu memleket tarihte Türk’tü, hâlde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.
Bu millet kılı kıpırdamadan dava uğruna canını vermeye razı olmasaydı, ben hiçbir
şey yapamazdım.
Bugün vardığımız barışın, ebedî barış olacağına inanmak safilik olur.
Bu o kadar önemli bir gerçektir ki, ondan bir an bile gaflet, milletin hayatını tehlikeye sokar.
Şüphesiz, hukukumuza, şeref ve haysiyetimize saygı gösterildikçe, mukabil saygıda
asla kusur etmeyeceğiz…
Bu dünyadan göçerek Türk Milletine veda edeceklerin çocuklarına, kendinden sonra
yaşayacaklara, son sözü şu olmalıdır:
‘Benim Türk milletine, Türk cemiyetine, Türklüğün istikbaline ait ödevlerim bitmemişti,
siz onları tamamlayacaksınız’. Siz de, sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.”
(Mustafa Kemal Atatürk)
‘Siyaset sahnesinde yer aldığımız tarihten bu yana ‘devletle milletin, siville askerin
barışmasında başka çıkar yol yoktur’ dedik.Doğru söylemedik mi?
Onun için her birimize düşen vazife Yüce Milleti ‘bir bilek, bir yürek’ yapmaktır.
Sivili, askeri, devleti milleti, Lazını, Arabını, Kürdünü, Boşnağını, Yahudisini,
Çerkezini, Keldanisini, Ermenisini, Rumunu, Yezdanisini bir bilek, bir yürek yapmaktır.
Dünya bu birlikten, bu tevhitten korkuyor ve ürküyor. İçimizden ajanlar aldılar,
bedava asker yaptılar.
Bu ajanları o kadar bedava asker yaptılar ki, o kadar paraya kendilerini satacak
olduklarını bilseydiniz, o ücreti onlara öderdiniz ve o tarafa göndermezdiniz!
Oyun Anadolu coğrafyasına, oyun Türk milletine, oyun Türk devletine…
Zannetmeyin ki, orduya ve devlete yapılan yanlış, devlet ve orduyla sınırlıdır.
Hedef sizsiniz. Asıl hedef Türk milletidir.
Kendisini koruyan zırhı olmayan devletin ayakta durabilmesi mümkün olabilir mi?
O halde bu ordu, bu devlet yok olacak ki, bu millet sürü haline gelsin.
Oynanan oyun günümüze kadar bu milleti sürü yapma oyunudur.
“Terörsüz Türkiye” sürecinin birinci hedefi, Anayasa değişikliği.
Siyasi iktidar, gecikmeden “Anayasa Komisyonu”nu bile kurdu.
Peki, Anayasa’da hangi maddeler?
42 ve 66’ncı maddeler ve, 101’inci madde.
Amaç, bir sır değil elbette…
DEM Partili Saruhan Oluç, “Anayasa’nın 66’ncı maddesi endişe
içerdiği için sorunludur” diyerek niyeti ortaya koydu.
Anayasa 66’ncı madde:
“Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.
Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk kabul edilir.”
66’ncı maddede…
“Türk” sözcüğü, rahatsız ediyor. “Türk” yerine, “Türkiyeli” ya da Türk, Kürt, Arap…
Veya buna benzer esnek bir ifade…
Böylece, Milet’in tanımı değiştirilecek.
Oysa…Bu tanım, etnik, din, mezhep, cins ayrımı gözetmez.
Ayrıştırıcı değil, birleştiricidir.
Anayasa’nın 10’uncu maddesi de, 66’yı tamamlar.
“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep
ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”
Yani, bu maddeyle farklı kimliklerin hukuki eşitliği, zaten güvence altına alınmıştır.
Görüldüğü gibi, aslında bir sorun yok.
Geldik, hedefteki diğer maddeye… Anayasa, madde 42:
“Eğitim ve öğretim, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim
ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılır…
Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında
Türk vatandaşlarına ana dili olarak okutulamaz ve öğretilemez.”
Madde 42’de rahatsızlık ne?
Eğitimin, Atatürk İlke ve İnkılapları doğrultusunda yapılması.
Eğitim ve öğretim dilinin, Türkçe olması.
Peki… Madde 42 ve 66 değişirse ne olur?
Anayasa’nın değiştirilemez maddelerine dokunulmuş olur.
Ulus ve üniter devlet yapısının temeli sarsılır.
Gelelim, değiştirilmek istenen asıl maddeye…
Madde 101:
“Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa
cumhurbaşkanı seçilebilir…
Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday
Cumhurbaşkanı seçilir.”
Bu maddede sıkıntı ne?
“Bir kimse en fazla iki defa seçilir” hükmü değiştirilerek, Cumhurbaşkanı’na
daha fazla seçilme hakkı verilmesi.
Ve… Oyların “yüzde 50’den fazlası” yerine, “en fazla oyu alan” adayın seçilmesi.
1990’larda, Yugoslavya parçalandı ve altı devlet ortaya çıktı.
Yugoslavya, tarih sahnesinden silindi.
Neden? Üniter devlet yapısını koruyamadığından…
Irak, ABD’nin 2003 işgalinden sonra parçalandı.
Kuzey Irak’ta, bir devlet kuruldu.
Neden? Üniter yapısı yok oldu.
ABD’li Profesör Noam Chomsky, “Kader Üçgeni” adlı kitabında,
“Kudüs Amerikan Girişimcilik Enstitüsü”nün raporuna yer verir:
“Ortadoğu’da ulusalcılık ve ulusal kimlik yok edilmeli, bunun için de
Ortadoğu Osmanlılaştırılmalıdır.
Böylece, bölgede Batı çıkarlarına karşı çıkacak ulusal güç ve direnç kalmayacak,
sistemlerin çarkları rahatlıkla işleyecektir.
ABD için en tehlikeli düşman ve tehdit, bağımsızlık tehdididir.”
ABD Merkezi İstihbarat Örgütü (CIA) Ortadoğu Direktörü Graham Fuller, 1990’da
şunları söyler:“Kemalizm bitti… O da sonsuza dek yaşayacak bir ürün veremedi.
Oysa, İncil ve Kur’an hâlâ veriyor. Bu nedenle, kendisine entelektüel güven
duyan Türkiye, İslam’ın günlük yaşamdaki yerini almasını yeniden düşünmelidir.”
“Terörsüz Türkiye” sürecinde, Suriye’deki PKK’nın kolu PYD silah bırakıyor mu?
Suriye Savunma Bakanı, PKK/PYD’nin silah bırakmayacağını söyledi.
Yani, PKK/PYD Suriye’de federal bir yapıya gidecek.
Tıpkı, Kuzey Irak gibi. Türkiye farkında mı, bilinmez…
Önce, yeni Anayasa’yla, ulus ve üniter devlet yapısının temellerinin yıkılması…
Ardından…Hatay dahil olmak üzere, Kahramanmaraş, Sivas, Erzincan, Erzurum,
Kars ve güneyinde sözde “Kürdistan”ın kurulması için…
Önce, özerklik/federal yapının elde edilmesi…
Ve, sonra Sevr haritası hayaline kavuşma…
“Müslüman olmayana Türk denmez”, Suriyeli ve diğer göçmenlerin ülkelerine
gönderilmemesi, Lozan hezimettir söylemleri, 1921 Anayasası’na vurgu yapılması…
Hepsi, ama hepsi…“Terörsüz Türkiye” süreciyle birlikte yol alırken…
“Yeni bir Milli Kimlik” hedefinde birleşiyorlar…
Büyük Ortadoğu Projesi, çok mutlu…ABD, İngiltere çok mutlu…
PKK terör örgütü ve terörist başı, çok mutlu…Graham Fuller, çok mutlu…
Ve, tabii “yetmez ama evet”çiler, çok mutlu…
Peki, Türkiye…Gelecek kuşaklara, acı ve gözyaşının dinmediği bir coğrafya
bırakma yolunda dört nala koşmakta…
Atatürk’ün Onuncu Yıl Nutku’nda 17 kez Türk sözcüğü geçer.
Onuncu Yıl Nutku’ nu, hemen yasaklayın!..
Bu satırları okuyunca…İçinizi büyük bir hüzün kapladı, biliyorum…
Atatürk’ün… Onuncu Yıl Nutku’n da, sesinden duymadığımız, duygulanıp üzerini
çizdiği cümle: “Bu söylediklerim gerçek olduğu gün, senden (Türk Milleti’nden)
ve bütün medeni dünyadan dileğim şudur: Beni hatırlayınız!”
Hepimizin umudunu yeşerten söz, budur…
Umudunuzu kaybetmeyin!. Sakın!.
Bu oyunu bozmaya var mısınız? Herkes yaptığından sorumludur…
Gerisi size kalmış… Vesselam- alıntı-araştırma-derleme-
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
