GÜZ AYLARI GELDİ « Kırşehir Anadolu Haber

GÜZ AYLARI GELDİ

Bu haber 09 Ekim 2023 - 16:29 'de eklendi ve 222 views kez görüntülendi.
MEVSİM SONBAHAR
çiçekli badem ağaçlarını unut.
değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
ıslak saçlarını güneşte kurut
olgun meyvelerin baygınlığıyla parıldasın
nemli, ağır kızıltılar…
sevgilim, sevgilim,
mevsim
sonbahar…
Nazım Hikmet
UMUT YAPRAKLARI
Öyle bir ilkyaz ol ki korkut yaprakları,
Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,
Sararıp dökülürken güz rüzgarlarında
Ardında savrulsunlar, unut yaprakları.
Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar
Seninle yeşerdiler, seninle soldular..
Olsunlar senden sonra da umut yaprakları.
Özdemir Asaf
………..
Özlemiyem başım hey dost dumanlı dağlar
Gözlerim yaşlı da dost dost içim kan ağlar
Güz ayları geldi dost dost bozuldu bağlar
Hazan yeli değdi değdi gülüme benim
Değme felek değme değme telime benim
..,..
Aşık Özlemi
Nazım Hikmet’le başladım, Özdemir Asaf’la devam ettim, Aşık Özlemi’nin harika bir türküsünün bir kısım sözleri ile yazıma başlamak istedim bu hafta.
  Hazan mevsiminin en güzel günlerini yaşıyoruz şu günlerde.  Havalarda oldukça iyi maşallah.  10 günlük hava raporlarına  göre bir süre daha devam edecekmiş sıcaklar. Bu günlerde yağmur yağsa harika olur. Tohumlar ekilecek çünkü. Doğadaki birçok ağaç, çiçek, ot, çöp canlılığını yitiriyor artık. Kimi çoktan yitirdi, ömrünü tamamlayıp kurudu, kimisi de zayıfladı, rengi soldu son demlerini yaşıyor. Börtü, böcek, kurt, kuş, yabani hayvanlar kış hazırlıklarını çoktan yapmışlardır. Bizler bile son hız kış hazırlıklarını yapıyoruz. Bizim kış  hazırlıklarını ayrı bir yazıda ele almak istiyorum. Kimisi kışı geçirecek yuvalarını yapmış, yiyeceklerini hazırlamıştır. Kimisi de göç etmiştir sıcak bölgelere, barınacak yuvalarına dönmüşlerdir. Ağaçların bir kısmı yapraklarını döktüler. Çırılçıplak olmasa da yaprakları azaldı. Yaprak: Yaprak deyip geçmeyin. Sıkışınca hemen altına girip nefes aldığımız yapraklar.  Rüzgar eserken bir sağa, bir sola sallanarak şarkı söyleyen yapraklar.  Gölgesinden canlı cansız her şeyin yararlandığı yapraklar. Kuşların arasına saklanarak yumurtalarını bıraktığı, yavrularını sakladığı yapraklar. Bütün bir yaz başımızın üzerinde idiler. Şimdi. Şimdi hepsi yerlere dökülmeye başladılar yazık ki. Ayaklar altında ezilmeye mahkumlar. Rüzgarın önünde oradan oraya sürükleniyorlar. Artık rüzgar nereye götürürse. Kimlikleri kişilikleri yok olmuş, başkalarının etkisi altına girmişler. Kötümü? Tabi ki değil. Doğanın kanunu. Yaradan böyle emretmiş, böyle devam edecek. ( Bu insanlar için geçerli değil tabiki)
Bazen de zararlıları da koruyup kolluyor bu yapraklar. Onları da altlarında saklayıp yeniden canlanacakları bahar mevsimine kadar, soğuktan, kardan-kışdan saklıyor, Baharda doğa yeniden canlanınca salıveriyor ortalığa. Burada da yapacak fazla bir şey yok sistem böyle devam edecek. Bir kısım ağaçlar da yavaş yavaş döküyor yaprakları. Çoğu sararmış ya da kurumuş. Gece iyi bir ayaz olur, kırağı düşerse sabah doğan güneşle birlikte onlarda ebediyen terk edecekler tutundukları dalları. Bir daha da yükseklere çıkma imkanları yok. Kuruyacaklar, gazel olacaklar. Ya birileri toplayıp yakacak ya da süpürülüp çöpe atılacaklar.
Bu mevsimde açan Güller, Çiçekler de var. Mesela Yediveren Gülleri-Güz gülleri. Hani bir şarkı vardır ya; “Güz Gülleri gibiyim, Hiç bahar yaşamadım, Ya sevmeyi bilmedim yıllarca, ya sevince geç kaldım.” Diye işte o güller. Birde  Kasımpatıları ve Kartopu çiçeği denilen çiçek var. Küçük küçük top gibi, beyaz, pembe açarlar. Sanırım onlarda Kasımpatının bir çeşidi. Bu mevsim yoğun olarak açarlar, Kasım ayı sonuna, hatta kuytu yerlerde Aralık ayı ortalarına kadar devam ederler. Bunların biz kısmı açıyor. Bahar mevsimindeki canlılığı-güzelliği yok gibi. Kendine has bir güzelliği var o kadar. Şöyle bakınca her an dökülüverecekmiş gibi. Hani bizim Kırşehir’de bir deyim vardır. “ Güz Cücüğü gibi” diye. Genellikle kışın çok üşüyen, buruşuk, buruşuk, keyifsiz, cansız duran   kişilere söylenir. Bu mevsimde yumurtadan çıkan cücükler cansız olur, bir kısmı fazla yaşamaz. Sanırım onun için böyle söylenir. Hatta bir başka deyimimiz daha var. “Tavuğun cücüğü güzün sayılır” diye. İşte bu Güller, çiçeklerde aynı. Bunlarda doğanın kanunu, Yüce Yaradanın bize sunduğu nimetlerin güzellikleri. Hepsini ayrı ayrı ve doya doya yaşamak lazım.
Bu günlerde doğada sabah yürüyüşleri yapın değerli okurlarım. Son demlerini süren ağaçları, yaprakları, çiçekleri görün. Kiminde hüzünlenir, kiminde keyiflenirsiniz. Benim için bu yürüyüşler bir yandan keyifli, diğer yandan hüzünlü olur. Keyifli olur çünkü bu günleri bir daha gördüm ve sararmış, kurumuş yapraklar arasında bir kez daha yürüyebildim diye. Hemen Yüce Yaradana şükrederdim.  Şükrederim çünkü belki bir daha göremeyebilirim. Hüzünlerdim çünkü  doğada yaşayan bir çok canlı yok oluyor. Bir daha hayata dönme şansı bulamıyor diye.  Onların yerine yenileri geliyor ama ne yazık ki onlar yok artık.
Sizlerde eğer fırsatınız varsa ki istenirse fırsat yaratılır, bu hafta sonu sabah erken, gün doğarken, Eşofmanlarınızı çekin, sıkıca giyinin çıkın dışarı ve yürüyün. Ama asfalt yollarda değil. Bir kere Araba sesinden, egzoz kokusundan uzaklaşın. Mesela Sebze pazarından başlayın, Irmak kenarından Üçgöze doğru yürüyün. Kırşehir Belediyemiz oraya harika bir yürüyüş yolu yaptı. Çimenler çiçeklerle bezendi eski mezbelelik yer. O yoldan Hızırağa köprüsüne kadar gidersiniz. Çok seveceğinizden eminim.
(Daha önceki birkaç yazımda belirttim ama bu gün bir kez daha bu ve buna benzer yerlerimiz için değerli Başkanım Selahattin EKİCİOĞLU’na saygı ve sevgilerimi sunmak istiyorum. Güzelliklere devam değerli başkanım.)
Ağaçlık alanlara gidin. Çok keyif alacağınızdan eminim. Ağaçların arasında dolaşın. Kuru yaprakların sesini dinleyin. Mutlaka kuş sesi de duyarsınız. Kuru yaprakların arasında yeni yeşermiş bir ot, bir çiçek görürseniz, yaprakları dökülmüş bir ağacın bedeninde yürüyen bir böcek görürseniz gerçekten çok mutlu olursunuz. İçinize huzur ve mutluluk dolduğunu hissedersiniz. Benden söylemesi. Gerisi size kalmış. Yoksa yukarıda bahsettiğim şarkıyı dinler dinler ah çekersiniz. “Güz Gülleri gibiyim, Hiç bahar yaşamadım, Ya sevmeyi bilmedim yıllarca, ya sevince geç kaldım.”
Değerli okurlarım.
  Bu kurumuş, rüzgarın etkisiyle sağa solan savrulan, kimliklerini yitirmiş yapraklardan ders çıkarın. Siz siz olun hayatınız boyunca bu yapraklar gibi rüzgara göre yön değiştirmeyin. Kendi kimliğiniz olsun. Rüzgarın insafına bırakmayın kendinizi.
Çam ağaçları gibi dimdik ve ömür boyu yeşil kalmak dileğiyle. Galın sağlıcakla.
Not: Ortadoğu’daki kanlı savaşı kınıyorum. Son 50 yılın en kanlı savaşından bahsediliyor. Yüzlerce masum insan hayatını kaybediyor. İsrailin yıllardır yaptığı zulme karşı, Hamasın bir kanadının verdiği karşılık. Adı her ne olursa olsun Savaşı tasvip etmek mümkün değil. Savaşı bana göre sadece birileri, Amerika tasvip eder, ediyor da . Bence asıl sorumlu da onlar. Sukunet, itidal çağrısı yapması gerekirken hemen Savaş gemisini İsraile destek amacıyla bölgeye gönderiyor. Buna ancak Yuh denir.
Bu savaşın bir an evvel durdurulmasını temenni ediyorum.
Gürsel SEÇİLMİŞ
Gürsel SEÇİLMİŞgurselsecilmis@kirsehiranadoluhaber.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.