Gaflet ve İhanet!
Adam namussuzdur.
Elindeki her olanağı kullanarak devleti soyar,
kendisini ve yakınlarını zengin eder.
Sonra da gözünüzün içine baka baka konuşur:
– Manevi değerlere bağlıyız…
Adam ahlaksızdır.
Her gün ayaküstünde bin yalan söyler.
Dün övdüklerine bugün söver, dün ana avrat
sövgüler yağdırdığı insanlara, salya sümük övgüler dizer …
Sonra başlar aynı sözü gevelemeye:
– Manevi değerlere bağlıyız…
“Neyine bağlısın ki?…” diye soramazsınız.
Çünkü bu işlerin ölçüsü tartısı kalmamıştır.
“Ar damarı” denen namus ve ahlak sigortası var ya,
o çatlamıştır.
Ne söylesen boş!
Farkında mısınız bu gidiş,
toplumun bütün değer yargılarını çürütmüştür.
Hırsız olduğunu, namussuz olduğunu, su katılmamış
rezil olduğunu bildiğimiz nice cambaz, ip üzerinde yeni hünerlerini
gösteriyor, bizler de hep birlikte, ara sıra da “yaşa. varol”
diye bağırarak çağırarak izliyoruz olup bitenleri.
Toplum bütün kurumlarıyla çökmüş, çökertilmiştir.
Günlük yaşamımızdan politika sahnelerine kadar elimizin değdiği,
gözümüzün iliştiği her yerde yeni çürümüşlükler, yeni yozlaşmalar
art arda birbirini izlemektedir.
Enflasyonlu-devalüasyonlu bu düzen, bankalarla bankerlerin
boğuştuğu, bir kilo soğanın yüz liraya çıktığı.
Ekmeğin pasta fiyatına satıldığı bu düzen,
insanı insan yapan bütün erdemleri, bütün değerleri, iyi, güzel,
doğru gibi bütün kavramları da beraberinde çekip götürüyor.
Burnunuzun ucuna gelen bu koku, bu yıkıntının.
bu çürümüşlüğün kokusudur.
Uğur MUMCU
Eskiden de cehalet vardı ama örgütlü değildi.
Şimdiki cehalet örgütlü,
organize ve gücün yanında olduğu için çok daha tehlikeli
Slavoj zizek
Ve ne demişti Alparslan Türkeş:
“Beceriksizlikle ihanet arasında kıldan ince bir çizgi vardır.
Beceremediği halde makam – mevki işgal etmek en büyük ihanettir.”
Bizlere bugünlerde birilerini hatırlatıyor ama …
Ve;
“Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş,
bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin
her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere,
memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta
hıyanet içinde bulunabilirler.
Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî
emelleriyle tevhit edebilirler.
Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.”
Atatürk gençliğe hitabede bunları söylediğinde 20 Ekim 1927 tarihini
gösteriyordu takvim yaprakları.
Aradan 98 yıl geçmiş ama bu sürede pek çok ihanetle ve gaflet
içindekilerin hataları ile karşılaştı Türk Milleti.
Anlamakta zorlanan olabilir diye önce ihanet ve gaflet nedir açıklayalım.
Türk Dil Kurumuna ‘göre ihanet kelimesi;
– Hıyanet, hainlik
– Evlilikte, sevgide aldatma, sadakatsizlik
– Gerektiğinde yardımda bulunmama, bir kimsenin güvenini yok etme.
Gaflet kelime anlamı olarak dalgınlık, dikkatsizlik, boş bulunma, aymazlık,
dalgı, ihtiyatsızlık anlamlarına gelmektedir.
Bunlara ek olarak dalalet ise sapkınlık ve doğru yoldan ayrılmayı
ifade etmektedir.
İhanet kelimesine bakıldığında temelinde bir kötü
niyet vardır.
Hainin kafasında hainlik, zarar verme, yakıp yıkma vardır.
Gaflet ise daha masum görünür.
İyi niyetle ama sonuçlarını görememe, ayakta uyuma, bilgisizlik ve
cahillik sebebiyle büyük zararlara sebep olmak söz konusudur.
Öyle anlar olur ki gaflet ihanete ve felakete yol verir.
Gaflet ve ihanet kol kola yürürse telafi edilemez sonuçlara yol açar.
Ne diyordu Mehmed Âkif:
Geçmişten adam hisse kaparmış…
Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
“Tarih”i “tekerrür” diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?
Anadolu coğrafyası zor bir coğrafya.
Bu coğrafyada hayatta kalmak için güçlü millet güçlü devlet olmak zorundayız.
Bunun olması için insanımızı;
Güçlü bir ahlakla, güçlü bir bilgi donanımı, güçlü bir adalet ve güçlü bir
milli bilinç ile donatmalıyız.
İnsanlarımız uyanık olmalı.
Bu coğrafya tarihte işgalleri gördü, acıları yaşadı.
Bu millet ihaneti gördü.
Gaflet içinde olanların yaptıklarının ihanete eşdeğer sonuçlarını yaşadı.
Bu millet 27 Mayıs, 12 Eylül ve Şeyh Sait ihanetini, Tunceli isyanını gördü.
ASALA/PKK ihanetini yaşadı, yaşamaya devam ediyor.
Gaflete düşenler;
Türk milletinin eli iki cihanda da yakanızda olacak.
Gençliğe hitabenin son sözleri ile bitirelim yazımızı…
Ey Türk istikbalinin evlâdı!
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen;
Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret,
Damarlarındaki asil kanda, mevcuttur! ..
Bu vesile ile;
Yalnızca bizim tarihimiz açısından değil tüm dünya tarihi açısından
istisna şahsiyetlerden biri olan Cumhuriyetimizin kurucusu, Milli Mücadelenin
önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 87. Yıldönümünde
sevgi, saygı ve minnet anıyoruz… Vesselam…
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan yazar
Emekli teknik öğretmen
