COVİT Mİ, TRUM MI İNSANLIĞA ZARARLI?
Covid virüsünden sonra Dünyanın başına bir virüs geldi ki
sormayın gitsin, bir dönem evlerimize hapis olunduk bu virüs illetini
başımıza bela eden emperyal devletler sayesinde, şimdi de iki ayaklı bir
virüs var ki insanlğın üstünde sonu ne olacak pek de hayra alamet değil!..
Suriye’de Esat’ın devrilmesinde bizimde katkımız var.
Başta ÖSO kurulmasında ve çok şeyde..
Bu bakımdan Suriye’de hakkımız var diyorduk ancak Emevi
Camisinde namaz kılmak ve Şara’yı kucaklamaktan öte gidemedik..
İsrail Suriye’de Şam kapılarına dayanırken biz ise;
09 Ocak 2025 tarihinde Roma ‘da Suriye’nin geleceğini
ABD, İtalya, İngiltere, Fransa, Almanya ve AB temsilcileri konuştular.
Suriye’ye 911 km sınırı olan, ülkesinde milyonlarca Suriyeli sığınmacı
barındıran, NATO üyesi ve yandaş ekran bülbüllerinin “Suriye fatihi”
ilan ettiği Türkiye ise, o masada yoktuk..
Bu ara Emekli Tümamiral Cihat Yaycı diyor ki;
‘’Dünya’ da 193 tane devlet var.
BM rakamlarına göre toplam kayıtlı sığınmacıların nerdeyse % 20 si
Türkiye’de’’ diyerek tehlikeye dikkat çekti.
‘’ABD nin doktrinleri Naval Postgraduate School isimli okulda oluşturulur.
Bu okulda ‘Göçler ulus devletleri yıkmak için bir silah olarak
nasıl kullanılır’ tezi doktrin haline getirilmiştir.
Bu doktrine göre bir devlet göç akımlarıyla 7 basamakta yıkılır.
1- O devletin politikasını istediğiniz yönde değiştirebilirsiniz.
2- Gerekirse toprak elde edebilirsiniz.
3- Kendi ülkenizde istemediğiniz unsurları o ülkeye
göçmen akınıyla ihraç edebilirsiniz.
4- Göçmenleri casusu olarak kullanabilirsiniz.
5- İstediğiniz kadar propaganda yaparak algı değiştirebilirsiniz.
6- Tecrübeli teröristleri sızdırarak bu ülkeleri karıştırabilirsiniz.
7- Birleştirici çimento haline gelmiş, bütün köklü gelenek,
örf ve adetlerini, bir milleti millet yapan bütün unsurları
ortadan kaldırabilirsiniz.
Bu açıklamayı ülkemiz göçmen istilasında ya birileri bilerek ya da
bilmeyerek, Ensar- muhacir diyorlar ya, aslında ne kadar para döndüğü
Avrupa basını yazıyor o nun içşn bilgi sahibi olun diye ekledim..
Şimdi asıl gündeme dönelim, Trump diş gösteriyor dur diyende
var vur diyende!
ABD nin başkanını herkes biliyor.
Tabiri caizse bizim burada bu tip kişilere biraz tahtası eksik derler de
yaptıklarına bakınca biraz değil tam tahtası eksik.
Tabi Türkiye’deki İslami kesimin bir kısmı Gazze’yi dağıtmayı planlatan,
Ortadoğu’yu dümdüz edeceğini söyleyen, İsrail yanlısı açıklamalar yapan
Gazze’ye tatil köyü yapmayı planlayan ABD başkanı olunca, Türkiye’deki
bazı İslamcılar zil takıp oynadılar.
Sebebi şu tüm dünyaya çıkarları üstünden baktıkları için değerler
üstünden değil sadece ve sadece güç okuması ve bana yarıyor mu sorusu
üstünden baktıkları için Trump ın seçilmesine sevinç çığlıkları attılar.
Twittler paylaştılar dostum Trump dediler vs. bunu neden yaptılar çünkü
onlarda Trumpgibi değerleri yok, güce inanıyorlar bu duruma uluslararası
siyasette realizm teorisiyle izah edilir.
Yani hiyerarşik bir gücün olduğuna inanan her şeyi güçle açıklayan
milli devletlerin harmonik bir ilişkilerin içine giremeyeceğini söyleyen
güçlernispetinde uluslararası ilişkileri şekilleştireceklerini dillendiren
uluslararası hukuk uluslararası örgütler uluslararası organizasyonlar
gibi yapılara çok fazla güvenmeyen değer vermeyen yani güce dayalı
çıkara dayalı bir aktör ya da teori izahı bu şekilde.
ABD deki cumhuriyetçiler realizmi temsil eder, realizm ekseninde
hamleler yaparlar tıpkı Erdoğan gibi Putin gibi. Türkiye’dekiler şöyle düşündüler.
Biz bu adama yanaşırsak, O nun gölgesinde palazlanırız o bize sahip çıkar
içeride yapacağımız hamlelere göz yumar, bizde o na denir ki ne istiyorsun,
ne istedin de vermedik hepsini verdik vermeye de hazırız.
Şimdi diyor ki Gazzeyide istiyorum.
Türkiyedeki bazı kesim İslamcılar başladılar Gazzeliler hicret edebilirler
oralar durulacak gibi yer gibi değil!..
Şimdi bunun pazarlığı yapılıyor.
Netanyahu da diyor ki iki ülkeyle görüşüyoruz Gazzelileri alacaklar.
Birinci ülkenin Türkiye olduğu dillendirildi ( yani Türkiye Filistin’den
gelecek göç dalgasına hazırlansın) ikinci ülkede Trump kimin tepesine vurursa.
Şimdi Trump’ la Netanyahu’ nun biraraya geldiği konuşmalara bakalım;
Trump diyor ki ben Erdoğan’ı seviyorum o da beni seviyor.
O kimsenin yapmadığını yaptı Suriye’yi aldı.
Sonra Netanyahu Trump’a buluşmasında diyor ki;
-Suriye’deki durum hakkında da konuştuk.
-Türkiye ile komşuluk ilişkilerimiz kötüye gitti.
-Türkiye dâhil Suriye’nin kimse tarafından İsrail’e
saldırı için üs olarak kullanılmasını istemiyoruz.
-Türkiye ABD ile harika ilişkileri olan bir ülke.
-Başkanın da Türkiye lideriyle harika ilişkileri var.
-Bu çatışmayı nasıl önleyebileceğimizi konuştuk.
-Bunun için ABD başkanından daha iyi bir arabulucu düşünemiyorum.
Ve Trump Netanyahu’ ya cevaben diyor ki;
-Erdoğan adında bir adamla çok iyi ilişkilerim var.
-Basının Erdoğan sevmeme kızdığını biliyorum.
-Ama ben seviyorum.
-O da beni seviyor ve hiçbir sorunumuz olmadı.
-Erdoğan çetin ve zeki bir adam.
-Başka kimsenin yapamadığı bir şeyi yaptı.
-Türkiye ile yaşadığımız her sorunu çözebileceğimi düşünüyorum.
-biz makul olduğumuz sürece, bu konuda sizde bizde makul olmalıyız.
-Hatırlayacağınız üzere rahibi de geri aldık Türkiye’den. vb..
Görünen o ki bu Trump ve Netanyahu belaları olduğu sürece, ülkemizi
Yönetenlerde Ülkeyi değil şad si menfalarını düşünürlerse daha çok rahipleri de
veririz Gazzelileride Türkiye’ye doldururuz, akabinde Kıbrıs’ı da AB sokup tekrar
Yunanistan’a teslim ederiz, nasılsa Akdeniz’de sondaj çalışmalarımızı engellediler
hemen kendi karasularımızdan kaçıp Karadeniz’e kendimizi zor attık.
İsrail’i ve ABD yi kızdırmayalım başkanlık gider ve en kötüsü de BOP yara alır.
Velhasıl yaramız derin şu an onarılacak gibi değil, daha kötüsü olmazsa…
Gelelim Trumpa ve yaptığı hamlelere.
Küreleşmeyi baba Buch başlattı.
Duvarları yıkacağız yenidünya düzenini kuruyoruz.
Küreselleşme anlamında gerçekten dünyanın biti kanlandı palazlandı.
Üretim arttı bazı fakir ülkeler okumayı doğru yaptılar.
Kore gibi, Çin gibi, Tayland gibi, Hindistan gibi ve küreleşme içerisinde
çok önemli rol oynayarak pastadan çok büyük paylar aldılar.
Batılılar ayakta uyudular.
İşte üretimin tamamını onlara çıkarırsak orada bir orta kuşak oluşur
bunlarda demokrasiye evrilir ve dünyada karşılıklı bağımlılık çerçevesinde
bir barış ekseni kurarız üstüne yatırım yaptılar.
Bu teorinin babaları ABD li siyaset bilimcileri.
Karşılıklı bağımlılık teorisi çerçevesinde uluslararası ilişkileri bu gerçek
üzerine oturttular.
Aslında gayet mantıklı bu zamana kadar uluslararası yazılmış en önemli
teorilerden bir tanesi realizmin karşısında taş gibi duran Liberalizm
destekleyen teori bu.
Nedir karşılıklı bağımlılık, ben senden petrol alıyorum sen benden
iphone alıyorsun, sen bana su veriyorsun ben sana petrol veriyorum
karşılıklı ilişki içine girdiğimiz zaman savaşamıyoruz.
Neden kaybedecek çok fazla şeyimiz olduğu için bunu riske edemiyoruz.
Küresel siyasete barışı tesis edebilmenin yolu buradan geçiyor.
Bakın kimler sorun çıkarıyor üretim yapan değil de parayı petrol ve
doğalgazdan çıkaran ülkeler sorun çıkarıyorlar.
Bu teorinin içine sisteme girmiyorlar.
Teorinin bir kısmı çöktü diğer her tarafı tutturdular.
Ne Çin’de demokratik bir devlet oluştu ne Hindistan’da böyle bir
şey oluştu nede Rusya normalleşti.
Trump ta sonunda bir karar aldı.
Bir baktı ABD nin acayip ticaret açığı verdiğini gördü.
Tüm Amerikan markaları Çin’de üretiliyor Hindistan’da üretiliyor
içerde işsizlik arttı üretim olmuyor.
Üretim olmayınca vergi alamıyorlar.
İçerdeki zenginler zenginliklerine zenginlik katarken istihdam sorunu çözülmüyor.
Neden ABD de maaşlar yüksek Çin de çok ucuz Çin bu kaliteyi yakaladı artık
Çin malı ucuz mal anlamına gelmiyor kaliteli mal anlamına da geliyor bizim
bundan sonra bunlarla rekabet etmemiz imkânsız devasa bir Çin ekonomisi oluştu.
Artık dünya iki kutuplu diyebiliriz ekonomik açıdan.
Askeri açıdan hala tek kutup.
Ama Çini durdurmanın bir yolunu bulmam lazım diyor Trump.
Ne yaptı kendi başlattığı küreselleşmeye savaş açtı.
Ticaret savaşı demek küreselleşmenin dinamitlenmesi anlamına geliyor.
Peki, bu bir çözüm mü?
Siz Çin’de üretilen IPhone % 154 vergi koydu. 400 Euro olan Iphone
tahmini 650 euro oldu.
Çok güzel 250 euro vergi aldınız devletin kasasına 250 euro girdi ama
Iphone tüketimi % 50 düştü.
Iphonenin ihracatı düşmeye başladı. Ve içerde tüm bu mallarda artış
olduğu için enflasyon kademeli olarak artmaya başladı.
Bu bir çözüm değil yani buradan Amerika’nın çok büyük karlar elde
etmesi vs çok mümkün değil.
Sanayiyi Amerika’ya kazanmaları da çok mümkün değil.
Kısmen göreceli olarak bazı kazanımlar olabilir.
Ama tüm işte Çinin ticari gücünü dengeleyeceğiz onu yol edeceğiz demek
pek hele hele kısa vadede bu imkânsıza yakın bir şey.
Bunu geç.
Yani Çin ne kadar modern batıya bağımlı ise modern batı Çine o kadar bağımlıdır.
Zira tüm üretim ağlarını orada inşa ettiler bu bir stratejik hataydı
ama artık çok geç.
Peki, bu politika başarıya ulaşamazsa ne olur.
Çok basit Trump un yöntemi şu.
Mahallenin berduşu delisi gibi önce kabadayılık yapıyor.
İşleyip işlememesi önemli değil karşıdaki korktu mu korkmadı mı ona bakıyor.
Korktuysa bu gerçeği hayata geçirmeden pazarlık yapıyor alabileceklerini alıyor.
Alamadıklarını tekrar bir strateji çizip yoluna devam ediyor.
Zaten realizm budur ön görmemezlik her gün yeni bir hamle her gün yeni bir saçmalık
her gün risk ön görmemezlik olduğu zaman tüm dünya ekonomileri bundan etkilenir.
Tüm dünya ekonomileri bundan etkilenirken Türkiye bundan ne kadar etkilendi.
Birinci derecede etkilenmeyecektir.
Çünkü Türkiye’nin bir dünya markası yok.
Bir BEKO var THY var THY zaten bir şey üretmiyor.
Âmâ Türkiye dünya markalarına fason üreten bir yedek Çin diye düşünebiliriz.
Türkiyeci böyle adlede biliriz.
Asgari ücretin sefalet seviyesinde olduğu tabi Çin’den birazcık iyi olduğu,
ama batını Avrupa’nın hemen dibinde hemen mobilize olabilen hemen üretimi
oraya gönderebilen çok dinamik bir üretici kadrosu var Türkiye’nin.
Dolayısıyla Audi’nin, Mercedes’in, şunun bunun etkilendiği bir ortamda
bu bir domino etkisi yapacak üretim ve yatırımlar durduğu için fason üretimi
yapan Türkiye ekonomisi de bundan net bir şekilde etkilenecektir.
ABD ve Çin’in ticaret savaşları Türkiye için alternatif bir tedarikçi kapısını
açabilir ama AB liği bundan çok ciddi bir şekilde etkilenmez ve ama Trumpla
uzlaşma yollarını bulabilirse.
Avrupa pazarından pay alıp yoluna devam edebilir.
Şimdi Avrupa’nın nasıl bir karşılık vermediğini bilmediğimiz gibi ABD ile
eksende gidecek bunu da bilemiyoruz.
Yani tamamen diş bağımlı olarak devam eden Türkiye ekonomisi bir dünya
markası çıkaramamış olan Türkiye ekonomisi oldukça zor bir duruma girecek.
Zaten çok zor bir durumda daha da zor duruma girecek.
ABD le ilişkilerini ekonomi politika dengesi üzerine kurmak zorunda kalacak
ve yaşayabilmek için Trump un emrettiği masaya koyduğu her şeyi
harfiyen yerine getirmek zorunda kalacak.
Ve Türkiye yeni Pazar aratışlarına girecek ama küresel bir kriz oluştuğu
için yeni bir Pazar bulmak ve yeni pazarlar üzerinden ekonomiyi
normalleştirmekte çok kolay olmayacak.
Trump öldürülemez bir lider ve onun seçilmesine sevinenler şimdi
bu ekonomik krize yeni faturalar ekleyerek bedel ödemeye devam edecekler.
Şimdilik işin özeti böyle gibi.—araştırma-derleme-. Vesselam…
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
