AL GÜLÜM VER GÜLÜM! ALIRIM GÜLÜM DE VERMEM!
ABD’ye nasıl ve neden peşkeş çekildi?
Bakın yaşadığımız gerçekler.
‘Ülkemiz siyasetçilerinin, ABD’nin takdiri ve desteği ile iktidara geldiklerini’
Bir parti genel başkanı diyor ki;
‘Başkalarına söz verenler bu millete, bu devlete hiçbir şey veremezler’.
Menderes’ten Özal’a, Özal’dan Erdoğan’a bu tespit, teyit edilmiştir.
23 yıllık AKP iktidarı bu devlet ve millete hiç bir şey veremedi ama
ABD’ye her istediklerini verdi.
Geldiğimiz noktada ekonomi, sağlık, eğitim, yargı başta olmak üzere her
alanda Erdoğan iktidarı, halkın nezdindeki itibarını, güvenini kaybetti, kaybediyor.
Ama hiç önemli değil! Önemli olan ABD’de nezdinde itibar kaybetmemek!
‘İktidarın derdi uluslararası meşruiyeti sağlamak, toplumun meşruiyetini
kazanmak gibi bir derdi yok’.
Erdoğan iktidarı genelde uluslararası özelde ise ABD nezdindeki
meşruiyetini son ziyaret ile perçinledi.
Sırf Beyaz Saray’a girebilmek için önceden verilen tavizler, Trump’ın, Dışişleri
Bakanının, Ankara Büyükelçisinin kurduğu cümleler ve imza atılan o anlaşmalar,
devlet ve milletimizin hayrına olmadığı gibi sonuçları itibarıyla sadece içerde değil
komşularımızla da daha büyük siyasi ve ekonomik sorunlar yaşayacağımızın habercisidir.
Ekonomi boyutunda nasıl peşkeş çekildik
Ana başlıklar ile ABD’den ithal ettiğimiz ürünleri bir hatırlayalım:
Ham petrol, rafine petrol ürünleri ve bunların alt ürünleri.
Demir-çelik hurdaları, yarı işlenmiş çelik levhalar, alaşımlı çelikler.
Endüstriyel makineler, tarım makineleri, tekstil makineleri.
Kimyasal hammaddeler, polimerler, farmasötik ara ürünler.
Binek otomobiller, yedek parçalar, motor bileşenleri.
Bilgisayarlar, elektronik devreler, tıbbi cihazlar, akıllı telefon bileşenleri.
Ham pamuk, pirinç, badem, ceviz, Antep fıstığı gibi sert kabuklu meyveler.
Alkollü içkiler, yaprak tütünü.
Makyaj malzemeleri, kozmetik ürünler.
Ham ve yarı işlenmiş altın, uçak parçaları, medikal ürünler.
Bunların hiç birisinin ülkemizde olmadığını varsayalım!
Bizzat komşularımızda ve kıtamızda bunların tamamı varken ve çok daha
ucuza alınabilecekken neden 10.000 kilometre uzaktan alma gereği duyuyorlar?
Alkole bakalım mı?
Devleti alkol üretiminden çekip bahis ve faiz siteminde aktifleştiren AKP iktidarı,
devlete ait alkol tesislerini sattı.
Sattı da!
2004’te 66 firma alkol üretiyorken iken bugün bu sayı 250’yi geçti.
Tarıma bakalım mı?
‘Alkol’ için bana ne, diyen dini bütün kardeşlerim okusun…
Türkiye ceviz üretiminde dünyada 4. sırada yer alıyor ama iktidar ABD’den ceviz alıyor.
Türkiye pamuk (lif) üretiminde dünyada 7. sırada alıyor ama iktidar ABD’den pamuk alıyor.
Türkiye badem üretiminde dünyada 6. sırada alıyor ama iktidarı, ABD’den badem alıyor.
Türkiye Antep fıstığı üretiminde dünyada 2. sırada alıyor ama iktidarı, ABD’den fıstık alıyor.
Türkiye pirinç üretiminde dünyada 23. Sırada alıyor ama iktidarı, ABD’den pirinç alıyor.
Türkiye tütün üretiminde dünyada 13. sırada alıyor ama iktidar ABD’den tütün alıyor.
(Ki, Anadolu’nun bereketli toprakları bu sıralamayı asla kabul etmiyor.)
Düşünün şimdi! Milli zeka ve teknolojiler ile kat ve kat daha fazla yetiştirebileceğiniz
Ürünleri gidip okyanus ötesinden almak sadakat ve meşruiyet göstergesi değil de nedir?
Altın ve demir
Türkiye, demir-çelik sektöründe dünyanın en büyük 8. üreticisi konumunda.
İşletilebilir rezerv yaklaşık 124,6 milyon ton, toplam bilinen rezerv ise
500 milyon ton civarında olduğunu bizzat ilgili kuruluşlar açıklıyor.
Şimdi! Rezervlerini kullanamıyorsun. Kullandığın rezervlerden İsrail’e satıyorsun.
‘İsrail ile ticareti kestik’ deyip Filistin’e çelik ihracatında patlama yaşatıyorsun!
Ardından ABD’den çelik alıyorsun. Bunun adı nedir?
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar geçtiğimiz ‘Madenciler Gününde’
şu cümlelerle dile getirdi:
‘Ülkemizde eski hesaplamalara göre 6 bin 500 ton altın rezervi olduğunu,
bunun yeni çalışmalar ile 10 bin ton olabileceğini tahmin ediyoruz.
Yıllık altın üretimimizi 100 tona çıkaracağız.
Dünyadaki değerli taşların % 70’inin ülkemizde.
Ülkemiz maden çeşitliliği açısından dünyada 7. Sırada…”
MTA verilerine göre kanıtlanmış ve işletilebilir altın rezervleri yaklaşık 1.500-2.000 ton.
Aynı Bakanımız Haziran 2025’te:
“Dünyada tek sahadaki en büyük ikinci nadir toprak elementleri rezervi,
Türkiye’yi dünyanın merkez ülkeleri arasına taşıyacak.”
Sonuç? Nijer’de altın arayan AKP iktidarı, ABD’den de altın ithalatına devam ediyor.
Bizim altınlar mı? AKP, onları sattı.
Şimdi diğer değerli madenlerimizi de satıyor. Niçin peki?
Devlet ve milletimiz için mi?
Nadir toprak elementleri verildi mi?
Erdoğan’ın ABD de oturduğu pazarlık masasında Trump a verdiği nadir toprak
elementleri tavizi kamuoyunda gizleniyor.
Pazarlık şu; Trump Erdoğan’a meşruiyet verecek.
Karşılığında da istediği her şeyi alacak.
AKP, 25 Eylül 2025 te Trump’la bir anlaşma imzaladılar.
Anlaşmanın adı stratejik Sivil Nükleer İşbirliği Mutabakat zaptı.
Bu anlaşmadaki tüm yollar Türkiye’deki nadir toprak elementlerine çıkıyor.
Eskişehir Beylikova’da aynı sahada bulunan dünyanın en büyük ikinci rezervinden nadir
toprak elementlerini çıkabilmeniz için önce aynı cevherdeki toryumu ayrıştırmanız gerekiyor.
Toryum nükleer ve radyoaktif bir element.
Toryumu çıkarabilmeniz için de doğal izolasyon malzemesi olan barit ve floriti
ayrıştırmanız gerekiyor.
25 Eylül 2025 te aynen toplantıda belirtildiği gibi Erdoğan Trump ın masasına
oturtuluyor ve Trump Erdoğan’dan ne istediyse, o pazarlık masasından alarak kalkıyor.
AK partinin nadir toprak elementlerini Türkiye’de üretmek, zenginleştirmek gibi bir derdi yok.
Sayıştay raporu diyor ki, havacılık, savunma ve uzay sanayi ve biyomedikal gibi alanlarda
kullanılan nadir toprak elementleri keşfi yıllar öncesine dayanmasına rağmen endüstriyel
tesislerin kurulumuna dair hiçbir gelişme yoktur diyor.
Anlaşılıyor ki AKP nin amacı milli servetimiz olan nadir toprak elementlerini ülkemizde
zenginleştirmek değil.
Bu paha biçilmez madenleri cevher halinde ucuz fiyattan ABD ye satmak.
Yoksa ABD’nin rızasını kazanıp ve meşruiyet alabilmek için mi?
Her şey ABD’nin rızası için mi?
Erdoğan, BM’de, ‘dünya 5’ten büyüktür’ dedikten sonra Beyaz Saray’da, ABD’nin
her isteğine evet, dedi’ Nasıl mı?
Sırf Trump ile görüşmek için yüzlerce Boeing alım sözü verildi.
Yetinmediler! Yerli üretimi adeta baltalarcasına gümrük vergilerini sıfırladılar.
Bir tv kanalındaki sözleri için ‘çeviri hatası’ olarak tanımlayıp
adeta özür dilediler.
Ve 2019’dan sonra Erdoğan nihayet Beyaz Saray’a girdi.
Erdoğan’ın, ülkemiz ve BM’deki açıklamalarından beklentilerimiz nelerdi?
Gazze’deki soykırıma karşı ABD’den net adım atması istenecekti.
Şimdilik soykırım durmuş gibi.
İsrail’e yardım etmemesi istenecekti.
Fırat’ın doğusundaki terör örgütüne (PKK/YPG/SDG) desteğini kesmesi istenecekti.
Proje ortağı olduğumuz ve 1 buçuk milyar dolar verdiğimiz F-35 projesine
geri dönecektik. Yıllardır gündemde olan F-16’ların modernizasyonu tamamlanacaktı.
Kendi paramızla hava savunma sistemleri almamıza izin verilecekti.
Ülkemize uygulanan yaptırımlar kaldırılacaktı.
Sonuç? F-35, F-16 ve hava savunma sistemleri yok.
Yaptırımlar devam ediyor.
PKK/YPG/SDG başlığında Türkiye lehine tek olumlu cümle dahi yok.
İsrail’e karşı tek bir kınayıcı açıklama yok.
Müslüman soykırımına karşı tek bir olumlu açıklama yok.
Ne var? Meşruiyet. Acı ama gerçek bu ve bunu bizzat onlar dile getirdi.
ABD’nin Ankara Büyükelçi Tom Barrack, Erdoğan-Trump görüşmesi öncesinde
kurduğu cümleler: “Bu meseleler 10 yıldır devam ediyor.
‘S-400’ler, F-35’ler, F-16’lar, Halkbank.
Bu karmaşa. Dost mu, düşman mı? Rusya’yla iş yapıyorlar.
Onlar, muhafazakâr Müslümanlar. Onlar, saldırgan Müslümanlar.
Müslüman Kardeşler’i kınamadılar. Hamas’ı kınamadılar.
Hep aynı kafa karıştırıcı meseleler.O yüzden başkanımız diyor ki, ‘Biliyor musunuz?
Bunların hepsinden yoruldum.’
Cesur bir adım atalım ve ilişkiyi, ilişki bazında kuralım, onlara ihtiyaç duyduklarını
verelim: Meşruiyet. Çünkü mesele kırmızıçizgiler değil”.
Peki, ABD göre meşruluk nedir?
Her istediğine evet demek, düşmanımı düşman, dostumu dost edinmektir.
Başka? Nükleer işbirliği, doğalgaz ve petrol başlıklarında Rusya’yı devre dışı bırakma var.
Ruhban okulu var. Ve Boeing.
Saray’da, TBMM’de İsrail’e tepki için cola yasaklayan Erdoğan’ın aldığı Boeinglerin
ne olduğunu Soner Yalçın yazdı:
Boeing, Gazze’nin neresinde? Yıl, 2025. Boeing üç yıl önce sözleşme yaptığı,
İsrail’e KC-46A tanker uçaklarını teslim etti. Bu tip uçaklar, savaş jetlerinin uzun
uçuşlarında hava ikmali yapmalarına olanak sağlıyor.
Yıl, 2024. İsrail, Boeing’ten 25 adet F-15IA savaş uçağı almak için 5,2 milyar dolarlık
anlaşma imzaladı. Yıl, 2023. Boeing tarafından üretilen JDAM gibi modifiye, GBU-39
“Small Diameter Bombs” gibi hassas bombalar İsrail’e teslim edildi.
Bu mühimmatlar, Refah mülteci kampı ile El-Sardi ve Et-Tabiin okullarının
bombalanması da dâhil olmak üzere çok saldırıda kullanıldı.
Ve bakınız:
Boeing ürünlerinin (uçaklar, teçhizat, mühimmat) teslimi ABD hükümetinin izni ve
denetimiyle oluyor.
Mesela: Boeing’in İsrail Hava Kuvvetleri’ne Gazze’ye yönelik hava saldırılarının ilk
haftasında bin adet küçük çaplı “akıllı” bomba gönderdi ve bu mühimmat ABD Hava
Kuvvetleri üssünden sevk edildi.
Gazze saldırısından önce zor durumdaki Boeing’in hisse senedi fiyatları, İsrail ile
yaptığı ek silah sözleşmeleri nedeniyle yükseldi; Gazze’nin kanından besleniyorlar…
Uluslararası Af Örgütü, Eylül 2025’te yayımladığı raporunda Boeing’i, İsrail’in
Filistinlilere yönelik işlediği soykırım, işgal ve ayrımcılığa ekonomik destek veren
15 şirketten biri olarak kara listeye aldı.” (Soner Yalçın)
THY imzayı attı Oğul Trump’a 300 Boeing sözü verildiği iddia edilmişti.
Erdoğan-Trump görüşmesinden sonra THY, Boeing’ten 225 uçak siparişi verdiğini
KAP’a bildirdi.
Türkiye, 2045 yılına kadar ABD’den yıllık 4 milyar metreküp Sıvılaştırılmış Doğal Gaz
ithalatı için ABD ile 43 milyar dolarlık, 20 yıllık anlaşma imzaladı.
Trump: “Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile harika bir toplantı yaptık.
Birçok konuda sonuç verici bir toplantı yaptık.
Kendisi çok saygın bir Cumhurbaşkanı’ dedikten sonra Türk heyetine:
“Onları herkesten daha iyi tanıyorum.
Çok zekiler, keşke bu kadar zeki olmasalardı’ dedi. Keşke!
Trump bu kez twit atmadı, mektup yazmadı ama yine yutulmayacak sözleri dile getirdi!
‘Bu adama çok büyük saygım var. Çok iyi bir ilişkimiz var.
Rahip Brunson’ı serbest bıraktı ve 35 yıllığına hapse atılmıştı,bunu durdurması gerekiyordu;
onu aradım ve kendisini serbest bıraktı. Bunu asla unutmam. 35 yıllık hapis cezasından
kurtardı, kendisini.” Katledilen yarım milyon Müslümanın önemi yok
Gazze’de açıklanan 70 bin açıklanmayan ise yarım milyondan fazla Müslümanın
katledildiği gerçeği var.
Trump’ın derdi ise 20 rehine!
“Gazze konusunda bir tür anlaşmaya varmak üzereyiz.
Rehineleri kurtaracağız, bunları kurtarmak zorundayız.
Ama görünüyor ki 20 canlı ve 38 ölü rehine var.
Gerçekten üzücü.
Ailelerinin de tek istediği çocukların cansız bedenlerini almak.
Orta Doğu’daki en güçlü liderleriyle anlaşmaya yakın olduğumuzu düşünüyorum”.
Erdoğan: “Beyaz Saray’da Sayın Trump ve heyeti tarafından gayet iyi ağırlandık.
Washington’dan memnun ayrılıyoruz.
Atılan çamurlarla kirletilemeyecek kadar güzel bir ziyaretti.
Sayın Başkan’la samimi, yapıcı ve verimli bir atmosferde görüşmelerimizi gerçekleştirdik.
Zaten Sayın Trump ile ilişkimiz, malum geçmişten bu yana çok iyi.”
Diğer bazı liderlerin Trump’a övgüleri ve Trump ın Erdoğan’a övgüleri!
Katar Emiri: “Başkan Trump’ın bu tarihi anlaşmadaki liderliği, Orta Doğu’da barış için
bir dönüm noktası oldu.”
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi: “Trump’ın vizyonu, Gazze’de kanın durmasını sağladı.
Onun kararlılığı takdir edilmeli.”
Erdoğan: “Başkan Trump ile çalışmak, barış sürecini hızlandırdı.
Onun liderliği, bölgedeki adaleti güçlendirdi.”
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman: “Trump’ın barış planı, bölgesel istikrar
için büyük bir fırsat. Onun liderliğiyle bu başarıya ulaştık.”
BAE Başkanı Al Nahyan: “Trump’ın liderliği, Abraham anlaşmalarından sonra
şimdi Gazze’de de barışı mümkün kıldı.”
Ürdün Kralı: “Başkan Trump’ın çabaları, barış için yeni bir umut yarattı.
Onun liderliğine minnettarız.”
Trump bu övgülere mazhar olmak için ne yaptı?
Trump: “Dünyanın en iyi silahlarını üretiyoruz ve çok fazla var.
Dürüst olmak gerekirse, İsrail’e çok fazla silah verdik.
Bibi (Netenyahu) beni defalarca arardı ve ‘Şu silahı, bu silahı bana sağlayabilir misin?’
derdi.
Bazılarını ben bile duymamıştım, ama onları buraya getirdik, değil mi?
Siz, onları çok iyi kullandınız.
İsrail o kadar güçlü ve kudretli hale geldi… işte bu barışı getirdi.”
Trump’ı başka övende vardı
“Trump, Beyaz Saray’daki en iyi başkan!
Başka hiçbir ABD Başkanı, İsrail için bu kadar çaba göstermedi.
Trump sayesinde tüm hedeflere ulaştık. İsrail, İran’ın tüm kötülük ekseni üzerinde
zafer kazandı.
Sinvar, Esad, Haniyeh, Nasrallah, hepsi gitti. İran’ın nükleer ve balistik programı gitti.
Husi liderliğinin çoğu, hepsi gitti.
Rehineleri geri getirmekte oynadığınız rol, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığınız,
Golan Tepeleri üzerindeki ve Judea ve Samaria (Gazze ve Batı Şeria) üzerindeki haklarımızı
tanıdığınız için, İbrahim anlaşmaları ve İran’a karşı eylemleriniz için teşekkür ederiz.”
Netenyahu varsa ben yokum
Mısır’daki paylaşım toplantısını yandaş medya Erdoğan’a atfen, ‘Netenyahu varsa ben
yokum’ manşetleriyle verdi.
Trump’ın olduğu yerde Netenyahu’ya ne gerek var ki?
Erdoğan ne demişti? “Türkiye, Türkiye’den çok daha büyüktür.
Türkiye’nin itibarı, gücü, sözünün ağırlığı, ekonomisinin de nüfusunun da
topraklarının da çok çok ötesindedir.”
Trump ne diyor? “Benim dostum.
Ne zaman ihtiyacım olsa her zaman benim için orada oldu o yüzden Cumhurbaşkanı
Erdoğan’a teşekkür etmek isterim.”
Ve hatırlayacak olursak,
Erdoğan: ‘Golan Tepelerinin işgalinin meşrulaştırılmasına asla izin verilemez.’
Erdoğan ‘Mescid-i Aksa kırmızıçizgimizdir’
Erdoğan: “Mescid-i Aksa’ya sahip çıkmak İslam dünyasını güçlendirir”
Erdoğan: “Mescid-i Aksa sadece Müslümanlara aittir, zedeletmeyiz”
Erdoğan ‘Kudüs’ün tek çakıl taşını dahi vermeyiz’
Erdoğan: “Suriye’nin toprak bütünlüğü, Türkiye için vazgeçilemezdir.
Suriye’yi karıştırmaya yönelik her türlü eylemin karşısında konumlanırız.”
Esad’ın devrildiği 8 Aralık 2024’ten 18 Eylül 2025’e kadar İsrail, suriye’ye 1000’den
fazla hava saldırısı ve 400’ün üzerinde kara saldırısı düzenledi.
Ekim 2025 itibarıyla işgal ettiği alan 500 km²’ye ulaştı.
Bu alanlarda üsler kurdu, asker yerleştirdi.
Hermon Dağı ve çevresine kalıcı üsler kurdu, turist turları düzenlendi
Trump: ‘Erdoğan sert bir adamdır. İnatçıdır.
Ama ben onu hep sevdim’
Erdoğan: ‘Değerli Dostum Sayın Donald Trump’..
Muhabbetleri bol olsun…
Ve Erdoğan;
Nadir toprak elementlerini ABD nin hizmetine verdiklerini önceki gün naklen açıkladı
Trump meşruiyeti Erdoğan’a sağlarsa, hele ele Mutlak Butlanda Kılıçdaroğlu CHP nin başına
tekrar getirilirse, Erdoğan’ın ve Trump ın değmeyin keyfine.-Derleme–araştırma- Vesselam…
Hoşça kalın, Dostça kalın, Sağlıklı kalın
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
