10 KASIM ATATÜRK, BİZİMKİLER VE ÖRNEK ALANLAR.. « Kırşehir Anadolu Haber

10 KASIM ATATÜRK, BİZİMKİLER VE ÖRNEK ALANLAR..

Bu haber 08 Kasım 2025 - 13:41 'de eklendi ve 750 views kez görüntülendi.
10 KASIM ATATÜRK, BİZİMKİLER VE ÖRNEK ALANLAR..
Aziz Atatürk’ün 87 nici ölüm yıldönümü..
Son dönemde Mustafa Kemal Atatürk aleyhine söylenen ağır
hakaretlere çokça tanık oluyoruz.
Tanık olmanın ötesinde iç acıtan, kalp yaralayan ağır
hakaretlere tepki gösteriyor, toplum olarak isyan ediyoruz.
Cumhuriyetin kuruluşunun 102’nci yılında tanık olduğumuz bu
görüntüler ve bu görüntülerin ana karakterleri ne ilk ne de son olacak.
Atatürk, bu ülkenin kuruluşu ve bağımsızlığı için büyük mücadeleler verdi.
Yaşadığı 57 yıllık ömrüne binlerce kitap, fikir ve felsefe sığdırdı.
O’nun ilke ve inkılaplarına, söylevlerine bir bakın!
Yaptığı, yapmak istediği bütün reformlar, Türk milletini yüceltmeye,
Türk milletini geliştirmeye yönelik.
Bir insan, Türk milletini yücelten ve Türk milletine değer katan bir insana
tepki gösteriyor ve iftira atıyor ise burada amaç da gaye de bellidir.
Atatürk her yönüyle aydın bir insandı.
Her şeyden önce o sizin gibi, benim gibi bir insandı.
Her insanın hatası olduğu gibi O’nun da hataları, sevinçleri, bizim gibi duyguları vardı.
O’na türlü iftiraları yakıştıran, galiz hakaretlerde bulunan bu insanlar;
Atatürk kadar insan olabilseler keşke…
Atatürk’ün vizyonu, bilgisi ve ortaya koyduğu katma değeri anlayabilmek öyle kolay bir şey değil.
O’nu anlamak, O’nun söylediklerine kulak vermek bile ortalama bir zekâ gerektirir.
Bu zekâ sizde yoksa ne onu anlarsınız ne de yaptıklarının kıymetini bilirsiniz.
O’nun gölgesi bugün bile ülkemizi, toplumumuzu aydınlatmaya yetiyor.
Düşünün; 86 yıl önce Hakk’a teslim olmuş bir insanın fikir ve öğütlerine, bizim dışımızda
tüm dünya kulak veriyor ve uyguluyor.
Atatürk, çağın ötesinde düşünen, çağın ötesinde yaşayan bir insandı.
İlke ve inkılaplarına bakan, devrimlerinin ana niteliğini zahmet edip okuyan her insan,
bu gerçeği mutlaka ama mutlaka görecektir.
O’nun amaç ve gayelerini, yaşadığı zorlukları, topluma kazandırmak istediği niteliklerini
samimi olarak anlamak isteyen herkes,
O’nun gölgesine sığınacak ve kendini bu gölgede güvende ve güçlü hissedecektir.
Okuyan, düşünen, çağı gerçek anlamda anlamak isteyen herkes, vicdanlarında Atatürk’ün
fikirden çok öte bir yaşam biçimi olduğuna kanaat getirecektir.
Atatürk’e hakaret eden, iftira atan, yaptıklarını küçümseyen insanların tek bir ortak özelliği var.
Hangi özelliklere sahip olduklarını daha onlara bakar bakmaz anlıyorsunuz.
Hayatları boyunca tek kitap okumayan, kendi başta olmak üzere hiç kimseye
faydası olmayan, bomboş insanların Atatürk gibi bir insanı küçümsemelerine,
bu cesareti kendinde bulmalarına diyecek söz bulamıyorum.
Velhasıl;
Bizim yerliler Atatürk’ü sevmiyor malumunuz!
Anıtkabir’e gidişleri, milli bayramlarda ismini anışları hep kerhen!
Bizim Diyanet de öyle…
Çok zor durumda kaldığında ismini telaffuz ediyorsa da hutbelerde çaktırmadan lanet okuyabiliyor.
Mesela, sabık Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ayasofya’daki ilk cuma hutbesinde elinde bir kılıçla
“Vakıf mallarına, vakfiyelere dokunanlar yanar, lanetlenir” derken aslında Atatürk’e laf
sokmanın derin hazzını yaşamıştı.
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyette, Atatürk’ün kurtardığı İstanbul’da, Atatürk’ün kurduğu
Diyanet’in başkanı sıfatıyla, isim vermeden Atatürk’ü lanetleyebiliyor bu ülkede…
Peki, bizimkiler öyle de sair Müslümanlar için Atatürk kimdir?
Nedir?
Birkaç makale üzerinden aktarayım;
Atatürk önderliğindeki Türk Kurtuluş Savaşı gerçekten de ezilen, sömürülen mazlum
milletlere yol gösterici olmuştu.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ifadesiyle “Atatürk, her şeyden evvel yeryüzünün bütün
mazlum, mağdur milletlerine ‘kalk borusunu’ çalan ve onlara tam kurtuluş yolunu gösteren
bir hürriyet ve istiklal örneği” idi.
Atatürk, kazandığı zaferlerle ezilen, sömürülen milletlerde öyle büyük bir heyecan uyandırdı ki,
Prof. Dr. Mohammed Sadıq’ın ifadesiyle “Sömürge yönetimleri altında ezilen herkese ilham verdi.
Asya ve Afrika’da büyük bir uyanışın habercisi oldu;
Türkiye’nin kurtuluş hareketi, sömürgeciliğin ölüm çanını çaldı.”
Türk ordularının büyük zaferini duyan Hint Müslümanları, hani o bazılarının ‘Atatürk’ün
hilafeti kaldıracağını bilselerdi, o yardımı yapmazlardı’ dedikleri Hint Müslümanları, başından
sonuna kadar Atatürk’ü benimsediler, desteklediler.
O’nu camilerin duvarlarına “Zindebad Mustafa Kemal” (Yaşasın Mustafa Kemal)
yazarak İslam dünyasının ‘milli kahramanı’ ilan ettiler.
Sinan Meydan’nın aktarımıyla;
İzmir’in kurtuluş haberini alan Hint Müslümanları, Delhi’de büyük Türk zaferini kutlamak için
bir miting düzenlemişti.
Atatürk’ün İzmir’e girdiği 10 Eylül 1922’de yapılan bu mitingde bazı kararlar alınmıştı.
Bu kararlardan biri İngiltere’yi tehdit niteliğindeydi. İngiltere, Yunan yanlısı tutumunu sürdürürse
sadece Hindistan değil, bütün İslam dünyasının İngiltere’ye karşı çıkacağı belirtilmişti.
Atatürk’ün önderliğindeki Türk Kurtuluş Savaşı sadece Hint Müslümanlarını değil,
Müslüman olmayan Hinduları da derinden etkiledi.
Gandi, başından sonuna kadar Türk Kurtuluş Savaşı’nı yakından takip etti.
Atatürk’ün mücadelesine elinden geldiğince destek verdi.
Gandi, Atatürk’ün emperyalizm karşısındaki zaferi için şöyle demişti:
“Biz bir Asya memleketinin kapitalist bir devlet hâkimiyetinden tamamıyla kurtulup bağımsız
olacağını düşünmezdik.
Bizim parolamız otonomi idi.
Böyle bir memleketin, kapitalist bir devlet değil, bütün devletler hâkimiyetinden kurtulup
tamamıyla bağımsız olabileceğini Atatürk ispat etti.
Bizi, bağımsızlığımıza kavuşabileceğimize inandıran odur.”
Hindistan Bağımsızlık Savaşı önderlerinden Pandit Jawaharlal Nehru,
“Mustafa Kemal’in Yunanlara karşı zaferini duyunca ne büyük bir neşeyle kutlamıştık!
Şimdi hatırlıyorum:
Pek çoğumuz Lucknov District Goal Hapishanesi’ndeydik.
Türk zaferini, hapishane barakalarını süsleyerek kutlamış, hatta o gece ışıklandırmaya bile girişmiştik.
Mustafa Kemal Paşa, gençlik günlerimde benim kahramanımdı…
Onun en büyük hayranları arasında bulunmaya devam ediyorum.
Atatürk, sadece emperyalizme karşı kurtuluş savaşları çağını açan lider değil, aynı zamanda
yaptığı toplumsal devrimlerle “Doğu’da modern çağın yapıcısıdır” diyordu.
Türk zaferi Afganistan’da da büyük coşku yarattı.
Afgan Kralı Amanullah Han, sarayında verdiği büyük bir şölenle Türk zaferini kutladı.
Atatürk’e iltifatlar etti.
Türk zaferinin sesi ta Güney Afrika’dan bile duyuldu.
Johannesburg’dan gönderilen bir telgrafta
“İslam düşmanlarına karşı kazanılan Kemalist zafer için Allah’a şükürler olsun!
İslam’ın onurunu kurtardıkları için İslam’ın savunucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya
ve kahraman ordusuna derin minnettarlığımızı sunarız.
Allah sizin asil fedakârlığınızı ve çabalarınızı karşılıksız bırakmasın!” deniliyordu.
Tüm Afrika kıtası Atatürk’ün zaferini konuşuyordu.
Kenya’nın başkenti Nairobi Müslümanları Birliği gönderdiği bir telgrafla Türk zaferini
kutluyor ve “Mustafa Kemal’in kahraman ordusunun daha nice zaferler kazanması için
yürekten dua ettiklerini” belirtiyordu.
Etiyopya’da Türk zaferini kutlamak için şenlikler düzenlenmişti.
Mısır Kadınlar Derneği Kurucu Başkanı Lebibe Ahmed doğrudan Atatürk’e gönderdiği
uzun bir mektupta Atatürk’e şükranlarını sunuyordu.
Mısır basını Atatürk’ü “İslam’ın şampiyonu ve Doğu’nun kahramanı” diye alkışlıyor,
çekilen Telgrafta “Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinden Allah razı olsun” deniliyordu.
Tunus Devlet Başkanı Habib Burgiba şöyle demişti:
“Sakarya Zaferi 20 yaşımın en kuvvetli hatırası olmuştur.
O zamanlar kendi kendime diyordum:
Acaba ben de ulusumu böylesine seferber edemez miyim; ?
Onun ruhuna bu kurtarıcı hamleyi, dizgin tanımaz ihtirası aşılayamaz mıyım?”
Yani, Türk Kurtuluş Savaşı Asya’dan Afrika’ya bütün Doğu’da, özellikle İslam dünyasında
hem büyük bir coşku yarattı, hem de kurtuluş umuduna yol açtı.
Muhammed İkbal, “İslamiyet’in Uyanışı” ve “Mustafa Kemal Paşa’ya Sesleniş”
adlı şiirleriyle Atatürk’ten övgüyle söz etti.
Mısırlı ünlü şair Ahmet Şevki, Atatürk’le ilgili çok sayıda şiir yazdı;
Atatürk’ü ünlü İslam komutanı Halid Bin Velid’e benzetti.
Libyalı şair Ahmet Ginabe 1921’de yazdığı bir şiirde Atatürk’ü
“zulüm ve kahra karşı Müslümanların fedaisi” olarak adlandırdı.
Atatürk’ün erken ölümü, İslam dünyasını derin bir yasa soktu.
İslam ülkeleri bayraklarını yarıya indirdiler, okulları tatil ettiler, günlerce yas tuttular,
camilerde Atatürk’ün ruhuna dualar okuttular.
Pakistan’ın milli kahramanı Muhammet Ali Cinnah, 18 Kasım 1938 Cuma gününü
“Kemal Günü” olarak ilan etti.
Bütün Müslüman dükkânları, okulları ve kamu kuruluşları, Atatürk’e saygı amacıyla kapatıldı.
Camilerde Atatürk’ün ruhuna dualar okundu.
Hindistan camilerinde Atatürk için gıyabi cenaze namazı kılındı.
Hindistan’ın bütün eyaletlerinde günlerce “Atatürk yası” tutuldu.
Atatürk’ün ölümü nedeniyle Mısır’da 7, İran’da da 11 gün yas ilan edildi.
Buradan da anlıyoruz ki, bütün dünya Müslümanlarına örnek olan Türk’ün ve İslam’ın milli
kahramanı Atatürk, İslam dünyasının halen rahmetle andığı Atatürk, sadece bizimkilere batmış!
Neden acaba?
Türklüklerinde mi bir sıkıntı var, Müslümanlıklarında mı?
Sanırım onlar en güzel cümleyi Mevlâna söylemiş:
“Bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye”
Biz yine de dönelim Atatürk’e;
Hep yaptığımız bir yanlış var:
Ne yaparsak yapalım, her yaptığımızı şeklen yapıyoruz.
Özle ilgili yaptığımız bir şey yok.
Bunu sorgulayan, yanlış diyen, dert edinen de yok.
Aynı şeyleri yapıp farklı sonuç beklemek…
Bize has olsa gerek…
Her 10 Kasım’da Atatürk biraz daha unutuluyor!
Bu işte bir gariplik yok mu?
Milli bayramlar için de aynı şeyler söz konusu…
Dini bayramlara ne demeli…
Bayramda kesilen kurbanlar, yoksullara dağıtılmadan dondurucuya konuluyor.
Paylaşmak, dayanışmak…
Dini vecibeleri yerine getirmek…
Çok eskilerde kaldı…
Milli ve dini bayramlar, önemli günler…
Bilim ve fen…
Kültür, sanat, edebiyat…
Din, ahlak…
Aklınıza ne gelirse işte…
Hep şeklen…
İyi de 10 Kasım, anılıp geçilecek bir gün değil ki.
Dünya tarihine yön vermiş, tarih yazmış bir liderden bahsediyoruz…
Asker, devlet adamı, bilim insanı, siyasetçi, edebiyatçı, matematikçi kısaca bir deha…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk!
Onun hayatını öğrenmek, en büyük eğitim, öğretim…
Ülkenin kurtuluş yolu…
Yoksul bir ailede doğup, büyüyen, en üst makamlara kadar yükselen birisinin, tüm
makamları elinin tersi ile iterek, halkın kurtuluşu için mücadele etmesi, tek başına
düşmanı yurttan temizlemesi ve cumhuriyeti kurması…
Bilimi, fenni rehber edinmesi…
Sanatı, edebiyatı çok sevmesi…
Başka bir Atatürk Yok!
Bakın, bilim ve fen için neler demiş:
“Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse bilimi seçin!”
“Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki
mürşit ilimdir, fendir.
İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir.”
“Hayatta en hakiki mürşit bilimdir, fendir!”
“Benim manevi mirasım bilim ve akıldır.
Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde aklın ve bilimin
rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.
Bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her ulus kişisinin kafasına koyacağız.
Bilim ve fen için kayıt ve şart yoktur.”
“Bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına koyacağız.”
“Biz uygarlıktan, ilimden ve fenden kuvvet alıyor ve ona göre yürüyoruz.”
“Bir başka çağdan kalma adetlerinizde, alışkanlıklarınızda direnirseniz, cüzzamlılar, paryalar
gibi tek başınıza kala kalırsınız.
Benliğinize bağlı kalın ama gelişmiş uluslar için gerekli olan şeyleri Batı’dan almasını bilin.
Yoksa, bilim ve yeni düşünceler sizi bir lokmada yiyip bitirebilirler.”
“Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda elinde
ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir.
Bunun içindir ki milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan
zekâsını, bilime bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu, her zaman
ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek milli ülkümüzdür.”
Bilim, fen alanında değil her alanla ilgili bir sürü söz var.
Söylediği sözleri bi fiil hayata geçirmiş.
Teori ve pratik abidesi.
Büyük insan Atatürk!
Onu anlamak; bilimi, fenni, sanatı, edebiyatı anlamak, rehber edinmek demektir.
O nedenle 10 Kasım sıradan bir gün değildir.
Büyük bir dehanın seksen yedinciı ölüm yıl dönümüdür.
Şeklen değil özden anılmalıdır ruhu şad olsun.. Vesselam…
Hoşça kalın dostça kalın sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
Gürsel SEÇİLMİŞgurselsecilmis@kirsehiranadoluhaber.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.