Ramazan Yazardan ‘dan Türkiye’ye kurduğu tuzak ve Teğmenler! « Kırşehir Anadolu Haber

Ramazan Yazardan ‘dan Türkiye’ye kurduğu tuzak ve Teğmenler!

Bu haber 01 Şubat 2025 - 15:05 'de eklendi ve 851 views kez görüntülendi.
Öcalan, PKK ve BOP Projesi’nin Türkiye’ye kurduğu tuzak ve Teğmenler!
Emperyalizm ve uzantılarının yıllardan beri ülkemiz üzerindeki emelleri Ve bu emellere ulaşmak için kurduğu oyunlar bitmedi bitmeyecek..
Türkiye, tarihinin en kritik dönemlerinden birini yaşamaktadır.
Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin milli güvenliğini ve toprak bütünlüğünü tehdit ederken, içeride yeniden Abdullah Öcalan ve PKK ile müzakere fikrinin gündeme getirilmesi, bu tehdidi daha da büyütmektedir.
Bu durum sadece terörle mücadele meselesi değil, aynı zamanda Türkiye’nin jeopolitik varlığını hedef alan bir planın parçasıdır.
Suriye’deki olaylar ve Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), bölgede yeni sınırlar ve devletler yaratmayı hedeflerken, PKK ve uzantıları bu planın taşeronları olarak sahada görev yapmaktadır.
Öcalan’la yeniden müzakere masasına oturmak, bu küresel planların Türkiye’yi içeriden zayıflatmasına açıkça hizmet etmek demektir.
BOP projesi ve PKK: Taşeronluğun İhaneti BOP projesi, kaos ve çatışma yaratarak bölge ülkelerini etnik ve mezhepsel çizgilerle bölmeyi amaçlamaktadır.
Bu planın merkezinde “Kürdistan” adı altında bir devlet kurulması yer alıyor.
PKK ve Suriye’deki uzantısı YPG, bu planın en önemli araçlarından biridir.
Türkiye’nin güney sınırlarında terör koridoru oluşturma girişimleri, BOP’un Türkiye’yi kuşatma planının bir parçasıdır.
Öcalan ve PKK ile müzakere, bu küresel projeye dolaylı olarak destek vermek anlamına gelir.
PKK’nın siyasi meşruiyet kazanması, sadece Türkiye’nin toprak bütünlüğüne değil, Ortadoğu’nun dengelerine de büyük zarar verir.
Suriye’deki Gelişmeler, Türkiye’yi Çevreleme Planı Suriye’nin kuzeyinde YPG/PYD terör örgütünün kurduğu yapı, PKK’nın uluslararası destekle büyütülmüş bir versiyonudur.
ABD ve diğer küresel aktörler, bu terör örgütüne açıkça destek vererek Türkiye’yi hem askeri hem de diplomatik alanda köşeye sıkıştırmaya çalışmaktadır.
Bugün Öcalan ve PKK ile müzakereyi yeniden gündeme getirmek, Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen terör devletine dolaylı bir onay vermek anlamına gelir.
Bu, Türkiye’nin güney sınırlarında ikinci bir İsrail yaratma planına sessizce razı olmaktan başka bir şey değildir.
Bu olay yeni değildir geçmişten gelen ihanettir çözüm sürecinin tahribattı..
Geçmişte yürütülen çözüm süreci, PKK’yı zayıflatmak yerine güçlendirmiş, terör örgütüne alan açmıştır.
O dönemde hendekler kazılmış, silahlar depolanmış ve şehir yapılanmaları oluşturulmuştu…
Bu ihanet zincirinin yeni bir halkasını oluşturacak bir müzakere süreci, Türkiye’nin iç güvenliğini ve sınırlarını tamamen tehdit altına sokacaktır.
Çözüm sürecinden aldığımız dersler çok açıktır ki, terörle pazarlık, sadece Türkiye’yi zayıflatır ve bölgesel projelerin bir piyonu haline getirir.
Milli güvenliğin anahtarı ise tavizsiz mücadele etmektir..
Bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehdit, sadece PKK ile sınırlı değildir.
Bu tehdit, uluslararası planlarla desteklenen, Türkiye’nin sınırlarını, toplumsal yapısını ve milli birliğini hedef alan bir saldırıdır.
PKK ve Öcalan ile müzakereyi savunanlar, bu küresel planların yerli işbirlikçileri olmaktan öteye geçemez.
Görünen o ki Türkiye’nin tavrı her konuda olduğu gibi net olmalıdır:
Devlet terörle pazarlık yapmaz, terörü yok eder!
Güney sınırlarımızda kurulmak istenen terör koridoruna karşı sahada verilen kararlı mücadele, içeride de aynı tavizsiz duruşla desteklenmelidir.
Şimdi ise yapılmak istenen BOP ve Öcalan Müzakereleri ile Türkiye’yi çökertme Planlarıdır,
Öcalan ile müzakereyi yeniden gündeme getirmek, BOP Projesi’nin Türkiye’ye yönelik saldırısını içeriden desteklemek anlamına gelir.
Bu, sadece terör örgütlerini meşrulaştırmaz; aynı zamanda Türkiye’nin bağımsızlığını ve egemenliğini de tehdit eder.
Milli irade, terörle pazarlık yapmaz.
Küresel projelere karşı en güçlü cevap, milletin birliğini koruyarak ve terör örgütlerine hiçbir şekilde alan tanımayarak verilir.
Türkiye’nin gücünü zayıflatacak her adım, bu coğrafyada düşmanlarımızın ekmeğine yağ sürmek demektir.
Velhasıl, Türkiye’nin geleceği ancak tavizsiz duruştadır
Bugün Öcalan ve PKK ile müzakereyi savunanlar, Türkiye’nin geleceğini tehlikeye atmaktadırlar…
Geçmişteki çözüm sürecinin tahribatını hâlâ onaramamışken, yeni bir ihanet sürecine girmek, Türkiye’nin jeopolitik varlığına ve toplumsal birliğine vurulacak en büyük darbedir.
Suriye’deki gelişmeler ve BOP projesi’nin taşeronlarıyla mücadele, Türkiye’nin bekası için zorunluluktur.
Öcalan ve PKK ile masaya oturmak, bu küresel saldırıya teslim olmaktır.
Türkiye, tarih boyunca olduğu gibi bugün de dik durmalı, terörle müzakere değil mücadele etmelidir.
Vatan toprakları pazarlık konusu yapılamaz, milli irade teslim alınamaz!
Şimdi tekrar ele alalım Öcalan “muteber”, teğmenler “sakıncalı”, öyle mi?
İktidarın Türkiye’yi ne hale getirdiğini son günlerde güncel olan “Öcalan ve teğmenler olayları”nda en çarpıcı şekilde görmek mümkün.
“Öcalan olayını biliyorsunuz birkaç yazıda yazmaya çalıştım…
Bombayı ilk 22 Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli patlattı, “Öcalan gelsin TBMM’de DEM Parti Grubu toplantısında konuşsun, PKK’yı lağvettiğini açıklasın” dedi.
Bahçeli’nin bu sözleri, “Öcalan’ın serbest bırakılması” anlamını taşıyordu.
Dahası, Öcalan “TBMM’de konuşma yapmakla” onurlandırılıyordu.
Bu, “akıllara durgunluk veren” bir olaydı.
1978’de emperyalizmin emrine giren ve aldığı talimatla 27 Kasım 1978’de PKK’yı kuran Öcalan, o tarihten bu yana Türkiye’ye kan kusturuyordu.
Hedefi, ülkemizi bölmek, coğrafyamızda “Kürdistan Devleti’ni kurmaktı.
Asker ve sivil 40 bin kişinin ölümünden sorumluydu.
Bir o kadar insanımız da terör olaylarında gözünü, elini, kolunu, bacağını kaybedip gazi olmuştu.
Terörün Türk ekonomisine yükü, 100 milyarlarca doları bulmuştu.
Öcalan, ülkemizi bölmeye çalıştığı için “vatan haini”,
40 bin insanımızın ölümünden sorumlu olduğu için de “katil”dir.
İşlediği bütün bu suçlar nedeniyle 26 yıldır İmralı Cezaevi’ndeydi.
“Vatan haini” ve “katil” bu Öcalan, 22 Ekim’de Devlet Bahçeli’nin verdiği startla nasıl olur da affedilirdi?
İyi Parti ve Zafer Partisi hariç, bütün partiler de “Öcalan’ın affedilmesine” sıcak bakıyor.
Ağızlarında bir “barış” sakızı, şakuduk şukuduk çiğneyip duruyorlar.
Anlayacağınız, bebek katili ve vatan haini Öcalan’ın, Türkiye’ye yön veren siyasetçiler nezdinde itibarı bugünlerde gayet yerinde.
O artık “muteber” bir kişi.
Cezaevinden siyasi partilere gönderdiği 7 maddelik “görüş-talimat”, aynen uygulanıyor.
Bahçeli ne diyor, konuşmalarında 1999’da idam cezasına çarptırılan, cezası ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilen ve 25 yıldır İmralı Cezaevi’nde bulunan Öcalan’ı kast ederek Öcalan için, “Terörist başının tecridi kaldırılırsa gelsin TBMM’de DEM Parti Grup Toplantısı’nda konuşsun.
Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın” demiş ve eklemişti:
“Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, ‘umut hakkı’nın kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın.
Yani Öcalan serbest bırakılsın diyorlar ki..
Zaten bunun temeli birkaç yıl önce sanırım TBMM’de bir gece mesaisin de bir yasa geçti, ” veya geçmesi düşünüldü.
Cezaevinde 25 yıl yatmış yaşı da 70’i geçmiş mahkûmlara afla salıverilmesiydi.
Sosyal paylaşım sitelerinde bu haber düşünce Yasanın Öcalan’ı da kapsadığı hemen fark edildi..
Günümüzde ise bu af hazırlığı sözde en sert!
Terör düşmanı partinin liderine yaptırılıyor.
Gerçekten Türkiye tuhaf bir ülkeye döndü.
Lafa gelince 40 bin kişinin katili dedikleri kişiye af getirme ve TBMM’de konuşma yapması vurgulanıyor.!
Bahçeli’nin ‘Öcalan’ çağrısına kendi partisinden bile destek yok!
Şimdi bir de “teğmenler” olayına bakalım!
30 Ağustos 2024’te düzenlenen diploma töreninden sonra “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye slogan atan ve kılıç kuşanan teğmenler, “disiplin suçu işledikleri”
gerekçesiyle cezalandırılmak isteniyor.
Geçen haftalarda, sözlü savunmaları alındı, büyük olasılıkla bazı teğmenler Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atılacaklar.
İnanılmaz bir olay!
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERİ OLMAK SUÇ MU?
Dünyanın tüm ordularında subay üniformalarında kılıç bulunur, Türk ordusunun subayları da tören üniformalarında kılıç taşırlar,
bu askerlik mesleğinin önemli bir sembolüdür.
Yeni mezun teğmenlerin “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” demeleri ve kendilerini Atatürkçü olarak ifade etmeleri ulusça mutlu olmamız, övünmemiz ve gururlanmamız gereken bir durumdur, bu nedenle teğmenlere soruşturma açılmasının hukuki bir yanı yoktur.
Atatürk’ün Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren benimsediği Politika gereği Türk ordusu siyaset üstüdür; ordumuz, askerlerimiz
güncel siyasal tartışmalara konu edilmemelidir.
Kılıç göstermek bir soruşturmaya gerekçe yapılacaksa resmi üniformalarındaki kılıçla yemin eden teğmenlere değil; görevinde
ve kıyafetinde kılıcın yeri olmayan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a ivedilikle soruşturma açılmalıdır.
Biliyorsunuz, aslında hedefleri, Atatürk ve kurdukları cumhuriyet..!
“Atatürk’e ve cumhuriyete olan alerjilerini” dışa vurdular.
İhraç edilmek istenen:
*Atatürkçülük cumhuriyet ve değerleri.…
*Bağımsızlık…
*Demokrasi…
*Laiklik…
*Milliyetçilik…
*Çağdaşlık
*Demokratik hukuk düzeni…
*Üreterek kalkınmak…
*Akıl ve bilim…
*Antiemperyalist düşünce…
*Üniter devlet…
*Ulus devlet…
Teğmenleri atmak isteyenler, gerçekte, bu düşünceleri
Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ve Türkiye’den silmek istiyorlar.
Arzuluyorlar ki, Türk Silahlı Kuvvetleri, tüm Türk milletinin değil,
“tek kişinin ordusu” olsun!
Eğer bu düşüncede değillerse, teğmenlerin “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganından neden gocunuyorlar?
Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın lideridir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kurucusudur.
Dahası, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başkomutanıdır.
Bu durumda, teğmenlerin “Mustafa Kemal’in askerleri” olmasından daha doğal ne olabilir?
Yemin metninin özünde ne var?
Cumhuriyet’e, vatana ve Atatürk’e bağlılık var.
Şimdi “Cumhuriyet’e, vatana ve Atatürk’e bağlı kalacağına” yemin eden teğmenler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atılmak isteniyor.
Bu teğmenler, “sakıncalı” görülüyor.
Evet, birileri çıksın şu olup biteni bir açıklasın!
Öcalan; vatan haini ve 40 bin kişinin ölümünden sorumlu bir katil.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bölmek, parçalamak, milletin birliğini ve beraberliğini yok etmek için çalışıyor.
Önce idama mahkûm edildi, sonra cezası “ağırlaştırılmış müebbet hapse” çevrildi, 26 yıldır cezaevinde bulunan bu Türk ve Türkiye düşmanı; şimdi affedilmek, TBMM’de konuşturulmak isteniyor.
“El üstünde” tutuluyor, “muteber insan” muamelesi görüyor…
Görevleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni korumak olan teğmenler ise “sakıncalı” bulunarak Ordu’dan atılmak isteniyor.
Teğmenlerin, 30 Ağustos’ta, resmi törenden sonra bir araya gelerek ettikleri yemin ortada.
Ne diyorlar?
“Ant içeriz ki laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına, ülkenin bölünmez bütünlüğüne, yüce Türk ulusunun namus ve şerefine, aziz vatanın bir karış toprağına uzanacak eller karşısında bizi bulacak ve kılıçlarımız daima keskin ve hazır olacaktır.
Bizler Türk istikbalinin evlatlarıyız.
Şerefimizle doğduk, şerefimizle yaşayacağız.
Ne mutlu Türküm diyene!”
Bu yeminin neresine karşısınız?
Laikliğe mi?
Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına mı?
Ülkemizin bölünmez bütünlüğüne mi?
Evet, bir tarafta vatan haini ve katil Öcalan…
Diğer tarafta Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü, Türk ulusunun namus ve şerefini korumayı kendisine görev edinmiş teğmenlerimiz.
Öcalan, “muteber insan” muamelesi görüyor.
Teğmenler ise, “sakıncalı” görülerek Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atılmak isteniyor.
Ve son dakika haberleri düşüyor;
“Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye bağıran teğmenlerden 5’i açıklanan kararla Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) ihraç edildi.
Birilerinin gözü aydın!
Şu olup bitenlere bir bakın!
Vatan üzerinde oyunlar oynanıyor…
Oldu olacak Öcalan’da serbest bırakılasında birileri sıkıntıya düşmesinler..
Allem edip gallem edip milletin aklıyla oynamasınlar..
Yazık değil mi bu memlekete insanlarımıza! -araştırma, derleme- Vesselam..
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
Ramazan YAZARramazanyazar@kirsehiranadoluhaber.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.