RAMAZAN YAZAR DAN İRAN ABD GEMİLERİNİ KAPANAMI ALDI « Kırşehir Anadolu Haber

RAMAZAN YAZAR DAN İRAN ABD GEMİLERİNİ KAPANAMI ALDI

Bu haber 06 Mart 2026 - 15:55 'de eklendi ve 342 views kez görüntülendi.

İRAN, ABD GEMİLERİNİ KAPANA MI ALDI?

ABD ULUSLARARASI HUKUKA GÖRE SUÇ İŞLİYOR!

İran hedefte ve sonraki adım: Türkiye!

Yıl 1980, 22 Eylül…

Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, Irak-İran savaşını başlattı.

Savaş, 20 Ağustos 1988’e kadar sekiz yıl sürdü.

Bir milyon insan yaşamını kaybetti.

İran rejimi güç kazandı, Irak ekonomik krize girdi.

Savaşta… İran’ı Suriye, Libya, Kuzey Kore ve Çin destekledi.

Sovyet Rusya, Irak’a daha yakın durdu.

İran’ı destekleyen bir ülke daha vardı: İsrail…

İran’a gizli silah satışı yaptı.

Çünkü Saddam’ın Irak’ı, ABD ve İsrail için daha tehlikeliydi.

Yıl, 1981, günlerden 7 Haziran…

İsrail, Irak’ın Bağdat yakınlarında bulunan Osirak nükleer reaktörünü bombaladı.

Gerekçe, Irak’ın nükleer silah geliştirmesini engellemek…

Tıpkı,13 Haziran 2025’te, İran’a saldırı düzenlediği gibi.

Birkaç dakikada, reaktör tümüyle imha edildi.

Operasyona, F-16 ve F-15 savaş uçakları katıldı.

İsrail uçakları, Ürdün ve Suudi Arabistan hava sahasını ihlal ederek Irak’a girdi.

İsrail, hiçbir kayıp vermedi.

Saddam’ın İsrail’le yıldızı hiç barışmadı.

Ve, Irak 2003 yılında ABD tarafından işgal edildi.

Irak, o günden bugüne, kendi güvenliğini sağlayacak bir konuma henüz gelemedi.

Kuzey Irak’ta, yeni bir devlet ortaya çıktı.

7 Ağustos 2003…

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, daha Ulusal Güvenlik Danışmanı iken

(BOP) kapsamında, 23 ülkenin rejimi ile sınırlarının değişeceğini açıkladı.

Moritanya, Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır, Sudan, İsrail, Ürdün, Suudi Arabistan,

Yemen, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Katar, Kuveyt, Irak, Suriye, Lübnan,

Türkiye, İran, Afganistan, Pakistan’ın oluşturduğu ülkeler, 7 milyon kilometrekarelik

bir coğrafyayı kapsamaktaydı.

Yıl, 2004, 2 Nisan…

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powel, BOP’tan söz ederken, Türkiye’yi “İslam

Cumhuriyeti” olarak tanımladı: Türkiye, ABD tarafından BOP’un model ülkesi seçilmişti.

ABD’nin önemli siyaset bilimcisi Samuel Huntington, ABD’nin hedefini uzun bir cümleyle

açıklar: “Eğer Türkiye Batılı ülke olma ısrarından vazgeçer, modernleşme ve demokrasinin

bir İslam ülkesinde olduğunu göstermeye daha çok ağırlık verir ise, bütün dünyaya

ve İslam’a büyük model olur.” Ama, model olmanın da bir süreci vardı…

Türkiye’nin güçlü ordusu zayıflatılarak tasfiye edilecek ve ulus devlet yapısı

çökertilecekti.

6 Nisan 2009…

ABD Başkanı Obama, seçildikten sonra Türkiye’yi ziyaret eder.

Türkiye’ye verdiği değeri, konuşmasında belirtir. Model ülke olmak kolay değildi elbette…

Yıl, 2011…

Sözde “Arap Baharı”, gerçekte “Kanlı Sonbahar” fırtınasıyla, Suriye ve Libya dağıtılır.

Ve, 2011’de Kaddafi, 2024’te Esad devrilir.

Atatürk’ten uzaklaşan Türkiye, bu dönemde ABD’yle işbirliği yapar.

İşbirliğinin maliyeti çok ağır olur.

Dünyanın en fazla göçmenini barındıran ülke konumuna gelir.

Türkiye’de iç cephe çökme noktasına gelir.

Suriye’de, PKK terör örgütünün kolu PYD/YPG özerk yönetimi fiilen kurulur.

1990’larda da, Cumhurbaşkanı Özal’ın katkısıyla Kuzey Irak’ta, Irak Kürt Bölgesel

Yönetimi kurulmuştu.

13 Haziran 2025…

İsrail, İran’a havadan saldırı başlatır. İran, ABD için stratejik hedefti.

Amaç, İran’ı; Irak, Suriye ve Libya gibi çökmüş bir devlete dönüştürmek.

İsrail, İran’da belirlediği hedefleri, sırayla etkisiz duruma getirmeyi sürdürüyor.

Yakında, ABD ve İngiltere de devreye girecek ve İran’ın alt yapısı çökertilecek.

Rejim değişinceye kadar…

BOP açıklandıktan 22 yıl sonra…

ABD, en zorlu ülkelerden birini, İran’ı da BOP haritasına göre düzenlemiş olacak.

Sanılır ki… Bu savaştan, İran etkilenecek. Öyle değil…

İran’dan sonra, en fazla etkilenecek ülke Türkiye.

İran dağıtılırken, tıpkı Irak ve Suriye’de olduğu gibi…

İran’ın batısında, Irak’la sınır olan PKK (PJAK) devleti kurulacak.

Yani üçüncü halka tamamlanacak.

Ve sonra…Sonrası malum…Türkiye’de, “Yeni Anayasa” süreci…

Ulus ve Üniter devlet yapısının sarsılması.

Ve, Hatay dahil olmak üzere, Kahramanmaraş, Sivas, Erzincan, Erzurum, Kars ve

güneyinin Türkiye’den kopartılması…Yani, zincirin dördüncü halkası…Ve sonra…

“Bağımsız ve Birleşik Kürdistan” devleti.

Ne demişti, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powel, 2 Nisan 2004’te…

Türkiye’yi “İslam Cumhuriyeti” olarak tanımlamıştı. Şimdi taşları birleştirin…

PKK terör örgütünün sözde “silah bırakma” süreci, Suriye’de Esad’ın devrilmesi ve

İran’a saldırılar…

Suriye’de özerk bir PKK, İran’da özerk bir PKK ve sonra sıra Türkiye’den koparılacak bölge…

Lozan’ın, Cumhuriyet’in ve 1924 Anayasası’nın reddedilmesinin nedeni budur…

“100 yıldır devlet olmamız engellendi” diyenlerin hedeflerine ve hayallerine kavuşma

coşkusu budur… ABD’nin ve İsrail’in coşkusu da saldırısı da budur…

Ve tarihi katliamlarla dolu olan ABD yine yapacağını yaptı ve uluslararası

hukuku hiçe sayarak Ortadoğu coğrafyasında İsrail ile bir olup terör estirdi.

Cenevre’de ABD-İran dolaylı müzakereleri Umman arabuluculuğuyla

devam ediyordu.

Umman Dışişleri Bakanı Busaidi, müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini,

İran’ın zenginleştirilmiş uranyumda sıfır stok şartını kabul ettiğini açıklamıştı.

Ama ABD ve İsrail daha önce de benzerleri olduğu gibi aniden saldırıya geçti,

İran’ın üst düzey liderlerini başta Ali Hamaney olmak üzere öldürdü.

Hâlbuki müzakereler yürütülürken, böylesine bir saldırı uluslararası

hukuka göre suçtur.

ABD ve İsrail, 1961 Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi ve 1969 Özel Misyonlar

Sözleşmesi’ni ihlâl etmiş oldu.

ABD’nin bu saldırısıyla artık ne uluslararası hukuk kaldı, ne diplomasi ne de siyaset…

Böylece kötülükte yepyeni bir çığır daha açılmış oldu.

Dünya çok daha tehlikeli bir vadiye sürüklendi.

Gündemle alakalı şu tespitler oldukça önemli: “Amerikan emperyalizminin bütün dünyada

çok vahşi bir biçimde hakim olduğu dönemleri yaşıyoruz…

Bu vahşi hareket tarzını dünyanın birlik olup sonlandırması lazım.

Bir bakıyorsunuz 2 saatlik bir operasyonla Venezuela Devlet Başkanı evinden alınıyor.

Birkaç saatlik operasyonla İran Devlet Başkanı öldürülüyor.

Bunlar için hiçbir haklı gerekçe yok. Dünyanın jandarması olduğunu iddia eden ABD bugün

dünyanın mafya örgütü gibi davranıyor.

Bunun karşısında bütün dünya ülkelerinin birleşmesi gerekiyor aksi halde hepimizi

çok zor ve kötü günler bekliyor.”

ABD’nin bu saldırıdaki nihai hedefi şüphesiz İran’da bir rejim değişikliği.

Peki, Nasıl bir rejim değişikliği istiyor?

Aynen Suriye’de olduğu gibi, kendisine itaat etmeyen ‘Esad’ların gitmesini, bir dediğini

iki yapmayacak ‘Şara’ların gelmesini istiyor.

Öyle bir rejim istiyor ki; ABD’ye teslim olacak, İsrail ile normalleşme anlaşması imzalayacak,

üslerini ABD’ye açacak, madenlerini, kurumlarını ABD’ye teslim edecek, askerini ABD’nin

çıkarları için kullanacak, ABD kalk dediğinde kakacak, otur dediğinde oturacak, savaş dediğinde

savaşacak, barış dediğinde barışacak, ABD’ye karşı dirençsiz, etkisiz, kukla bir rejim olacak.

Peki, İran’ın liderlerini öldürdüğü son saldırıyla bu amacına hemen ulaşabilir mi?

Her zaman ifade ediyoruz, İran asla Venezuela değildir.

ABD, Venezuela lideri Maduro’yu ve eşini yatak odasından kaçırdı, şimdi de yeni yönetimi

parmağında oynatıyor. İran böyle olmaz, çünkü “kadim” ve “kurumsal” bir yapıya sahiptir.

İran’da bir lider şehit olduysa, binlercesi sırada bekliyordur.

Devletin işleyişinde bir aksama da olmaz.

Dikkat ederseniz, İran lideri Hamaney ve birçok üst düzey komutan hayatını kaybetmesine

rağmen, İran, başta İsrail’e olmak üzere dört bir tarafa füzelerini ve İHA’larını gönderiyor,

Hürmüz Boğazı’nı kapatıyor ve düşmanlarına karşı ciddi bir direnç ortaya koyuyor.

İran’ın, ABD üsleri bulunan BAE, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan, Ürdün, Irak

Suriye gibi ülkelere saldırmasının nedeni de, ABD’ye destek verdikleri için bu ülkeleri

cezalandırmak, ABD’ye bir baskı oluşturmalarını sağlamak ve bu üsleri bir şekilde kapattırmak.

Başarılı olabilir mi? En azından deniyor.

Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının nedeni de, yine hem Körfez ülkeleri üzerinde hem de dünya

genelinde bu baskıyı oluşturabilmek, çünkü buradaki petrol arz sorunu küresel bir sorun, tüm

ülkelerin ekonomilerini derinden etkiliyor.

Hürmüz Boğazı, günlük yaklaşık 20 milyon varillik petrol akışıyla küresel tüketimin

yüzde 20’sini karşılıyor. İran’ın boğazı kapatmasıyla bölgedeki ticaret durmuş vaziyette, yaklaşık

700 geminin demir atıp beklediği ifade ediliyor.

ABD, İran’a yönelik bir kara işgali düşünmüyor ama mevcut saldırılara bir süre devam

edecek görünüyor.

ABD Başkanı Trump, 4 haftalık bir süreçten bahsetti.

Buradaki amacı, İran’daki yeni yönetimi zor duruma sokmak, ekonomik sıkıntıları daha da

tırmandırmak ve devletle milleti karşı karşı karşıya getirmek.

Yani rejim değişikliğini İranlı muhaliflerin yapmasını istiyor.

Dikkat ederseniz, ABD, İsrail, Fransa, İngiltere gibi ülkelerden yapılan açıklamalarda hep ”

İran halkının özgürlüğü” vurgusu yapılıyor.

Gerçekte bu Batılı ülkelerin İran halkı diye en ufak bir dertleri yok.

Onlar sadece kendi emperyal hedeflerine odaklanmış vaziyetteler.

Ortadoğu coğrafyasında bulunan ülkelerin halkları şuna bakmalılar:

ABD kontrol altına aldığı örneğin Suriye gibi ülkelerde halk ne kadar özgür ki,

ABD’nin istediği bir değişiklikle özgür olunabilsin? Bunlar hep kandırmaca, hep aldatmaca.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu veciz sözleriyle yazımızı bitirelim:

“Hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nasihatiyle, ecnebilerin planlarıyla yükseltilebilsin?

Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir.

Tarihte, böyle bir olay yaratmaya kalkışanlar, zehirli sonuçlarla karşılaşmışlardır.”

Ve bizim medyamız yaptığı yayın ve yorumlarla milletimize adeta ‘ABD yenilmez’ mesajı veriyor.

Anketlere göre Amerikalıların sadece %27’si İran’a saldırıları onaylıyor, yüzde 43’ü ise karşı çıkıyor,

ABD medyası, Trump’ın Netenyahu’nun emrine girdiğin iddia ediyor.

Ekonomistler savaşın sürmesi halinde bundan en çok zararlı çıkanın ABD olacağını ifade ediyor.

Eski CIA analisti Larry Johnson’nun ABD-İsrail, İran savaşına yaptığı çok yönlü tespit ve yorumları idi.

Eski CIA analisti Larry Johnson Ortadoğu’daki son gelişmeleri değerlendirmiş..

Johnson demiş ki;

*- ABD ve İsrail, kazanamayacakları, kaybedecekleri bir kavgaya girdi ve ellerinde kolay bir çıkış

yolu bulunmuyor.

*- Cumartesi sabahı İran’da gerçekleşen baskın saldırıdan sadece bir buçuk saat sonra İran karşı

ateş açmaya başladı. İranlılar bu durum için tüm hazırlıklarını yapmıştı.

*- Bu kez durum Haziran 2025’ten çok farklı. İran sadece İsrail hedefleriyle sınırlı kalmadı,

Basra Körfezi’nden Irak’a kadar tüm ABD üs ve tesislerini hedef alıyor.

ABD önemli can kayıpları ve maddi kayıplar yaşıyor.

İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatarak ABD gemilerini kapana kıstırdı

*- İran bölgedeki Amerikan lojistik ağını felç etti.

Özellikle Bahreyn’deki Beşinci Filo tesisine yapılan saldırının kritik önemde.

Bahreyn’deki donanma limanı, 96 füze slotu bulunan Amerikan muhriplerine hizmet sağlamak için

hayati önem taşıyor.

Bu gemilerin Tomahawk seyir füzelerini veya Aegis hava savunma füzelerini fırlattıktan sonra

mühimmat tazelemek için bir limana yanaşmak zorunda.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla birlikte birçok ABD gemisinin Basra Körfezi’nde mahsur kaldı.

İran, bu gemileri etkisiz hale getirecek gemisavar füzelere sahip.

*- Umman Denizi’ndeki Abraham Lincoln uçak gemisi ve ona eşlik eden muhriplerin mühimmatları

bittiğinde, en yakın ikmal noktasının 3,5 günlük mesafedeki Diego Garcia adası.

Bu durumun denizden yürütülen operasyonun sürdürülebilirliğini imkansız kılıyor.

Üç gün gidiş, üç gün dönüş; bu bir hafta demek. Bir hava saldırısını sürekli olarak sürdüremezsiniz.

Çünkü kara tabanlı uçaklar da güdümlü füzelerini bıraktıktan sonra yeniden yükleme yapmak için

beklemek zorunda.

*- Bahreyn’deki ABD donanma personeline ait tesisler yanıyor ve yerel halk,

İran füzeleri hedefleri vurdukça sevinç gösterileri yapıyor.

Hava savunma füzeleri bir günde tükenebilir

*- ABD’nin Patriot füzeleri için yıllık üretim kapasitesi yaklaşık 700 adet.

Gelen her hedefe karşı en az iki füze fırlatılıyor.

İran’ın, İsrail’e bir günde 50 füze atması durumunda, yıllık üretimin yüzde 15’inin tek bir günde

tükenecek.Tel Aviv’de doğrudan isabet alan noktaların görüntüleri gelmeye başladı bile; İran onları

parça parça ayıracak.

*- İran stratejik hedeflerini sivil kayıpları minimize edecek şekilde seçiyor.

Saldırılarını gece saatlerinde askeri ve istihbarat karargahları ile endüstriyel tesislere yapıyor.

İsrail’in aksine İran’ın, sivil öldürme odaklı bir yaklaşımı yok.

*- İranlı bir askeri yetkilinin “Savaşın başında stoklarımızdakileri kullanacağız ancak ilerleyen günlerde

Henüz açıklamadığımız en güçlü füzelerimizi devreye sokacağız” şeklindeki açıklamasını hatırlatan

Johnson, bu tehditlerin boş olmadığını ifade etti.

Johnson, “İranlılar bu konuda çok ciddi insanlar. YouTube’da görebileceğiniz ‘füze şehirleri’ videoları

gerçeği yansıtıyor. Bunlar devasa kamyonların sürülebildiği yeraltı tünelleri ve yüzlerce mobil fırlatıcı

barışık vaziyette bekliyor” dedi.

105 kız çocuğunun öldürülmesi İran halkını kenetledi

*- ABD-İsrail füzelerinin bir kız okuluna isabet etmesi sonucu 105 çocuğun hayatını kaybetti.

Bu olayın İran toplumunda yarattığı etkiyi 11 Eylül saldırıları sonrası ABD’de oluşan birlik duygusuna

benzeten Johnson, “10 Eylül’deki siyasi farklılıklar bir gecede nasıl ortadan kalktıysa, bugün İran’da

yaşanan da tam olarak budur. Karşılarında 105 küçük kızın cenazesi duruyor ve bu durum halkı

yönetim etrafında kenetledi” değerlendirmesini yaptı.

Mühimmat tedarik zinciri Çin’in elinde

*- Askeri kapasitenin sürdürülebilirliği konusunda Çin faktörüne dikkat çeken Johnson, hava savunma

füzelerinin üretiminde kullanılan kritik minerallerin Çin tarafından ABD’ye ihracatının durdurulduğunu

hatırlattı. “ABD’nin bir hava harekatını sürdürme kabiliyeti son derece sınırlı kalacak” diyen Johnson,

Ürdün ve Suudi Arabistan’daki üslerin İran ateşine maruz kalması nedeniyle uçakların Kıbrıs gibi

daha uzak noktalara çekilmek zorunda kalacağını, bunun da lojistik ve yakıt ikmali sorunlarını

beraberinde getireceğini belirterek İran’ın ise Rusya ve Çin ile kurulu olan tedarik zincirleri sayesinde

yeraltı tesislerinde üretime devam edebildiğini kaydetti.

Petrol fiyatlarının varil başına 120 dolara kadar çıkabilir

*- Hürmüz Boğazı birkaç saatten fazla kapalı kalırsa fiyatlar dramatik şekilde artar.

Çin’in bu durumu öngörerek son dört haftadır yoğun şekilde petrol stokluyor.

Ancak Japonya, Endonezya ve Malezya gibi ülkelerin hazırlıksız yakalandı.

Yaptırımlar tamamen kalkmadan İran bombardımanı durdurmayacaktır.

Trump’ın başkanlığı sona erebilir

*- ABD askerlerinin naaşlarının ülkeye dönmeye başlamasıyla Trump’ın kamuoyu desteğini kaybedecek.

2 bin civarında kayıp verilirse bu Trump başkanlığının sonu demektir. Kongre onayı olmadan savaşa

girilmesi nedeniyle bir azil süreci de başlayabilir.

*- Sadece elitler değil, sokaktaki ortalama Suudi vatandaşı bile Amerikan üslerinin vurulmasını alkışlıyor.

*- ABD bir zamanlar ağır sıklet şampiyonuydu ancak artık yaşlandık, şişmanladık ve yavaşladık.

Bu kibrimiz bizi yıkıma götürecek.”

ABD ve İsrail, insanlığa en büyük tehditlerdir…

Bu ara ABD İran savaşı tüm hızıyla devam ediyor 7 ci güne girdi..

Bu ara petrol fiyatları hızla yükseliyor.83 doların üstüne çıktı, bugün itibarıyla 100 dolara doğru ilerliyor.

Özellikle Hürmüz boğazının İran tarafından kapatılmış olması gemilerin rotasını Ümit burnuna

çevirmeleri fiyatları daha da artırıyor.

ABD senatosu Trump a sınırsız savaş yetkisi verdi. Diğer taraftan İran’ın yeni lideri Müşteba Hamaney

olursa bu işin daha da büyüyecek gibi gözüküyor. Neden Trump ve ABD savaşta bu kadar ısrarlı denilirse,

sorudunun cevaplarından birisi de, elbette silah, ilaç ya da enerji sektörlerinin Trump üzerindeki baskısı.

Trump ı koltuğa oturtanlar onlar savaş sürdükçe paralarına para katacaklar onlar. Hürmüz boğazında

yalnız Çin gemilerine izin veriliyor. Çünkü İran’ın arka planında duranda Çin. Yani ABD ile Çin’in gizli

savaşı denilebilir.

Bakalım ileride daha neler göreceğiz emperyalizmin paylaşım savaşında.-derleme–araştırma- Vesselam…

Hoşça kalın, Dostça kalın, Sağlıklı kalın

Ramazan Yazar

Emekli Teknik Öğretmen

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.