GAFLET DALALET VE HATTA HIYANET”!…
Bakın Ülkemizde ne vatanseverler var gözünü kırpmadan..
Bir ülke bu kadar hata yapar mı demeyin…
Taaa 1983’te…
ABD’nin Orta Doğu’ya vermek istediği şekli,
Noam Chomsky “Kader Üçgeni” adlı kitabında kaleme alır.
Kitapta, “Kudüs Amerikan Girişimcilik Enstitüsü ”nün raporu dikkat çekicidir.
Rapor ’da, Irak’ın üçe bölüneceği…
Suriye’nin üç devletçik olacağı belirtilir.
İsrail’in güvenliği için, Suriye’nin parçalanmasının zorunlu olduğu kaydedilir.
İran’ın; Sünniler, Şiiler, Persler ve Türkler olacak şekilde parçalanacağı belirtilir.
Türkiye’nin de Sünni, Alevi ve Kürtler olarak üç devletçiğe bölünmesinden söz edilir.
Yıl 2001…
NATO Komutanı ABD’li Orgeneral Wesley Clark…
Eylül 2001’de, Pentagon’u ziyaret eder.
Pentagonda, gizli bir belgeyi okur.
“Irak’la başlayarak, Suriye, Lübnan, Libya, Somali, Sudan’la devam edip
İran’la bitirerek ABD’nin yedi ülkeyi nasıl işgal edeceğini anlatan bir belge…”
Clark, 2004’te ABD Başkan aday adayı olur.
Pentagon’un bu gizli belgesini, 2007’de bir TV’de ayrıntılı olarak açıklar.
Tarih, 2006 Eylül, yer Roma Savunma Koleji…
Orta Doğu konusunda sunum yapan ABD’li bir Albay, BOP haritasını kullanır.
Haritada, Türkiye’nin 18 ilinde kurulan bir “Kürdistan Devleti’nin sınırları gösterilir.
Peki, hedefteki Türkiye ne yapar?
Tarih, 28 Şubat 1991…
Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal…
Özal’ın, “Bir koyup üç alma” ihtirası zirvededir…
Kuzey Irak’taki Kürtleri, Irak lideri Saddam Hüseyin’e karşı korumak için
bir sorumluluk üstlenir
ABD’den, Türkiye’ye “Çekiç Güç” gönderilmesini ister.
ABD liderliğinde oluşan kuvvet, Türkiye (İncirlik, Pirinçlik) üzerinden
“Çekiç Güç” harekâtını gerçekleştirir.
“Çekiç Güç”, 12 yıl boyunca Kuzey Irak’ın, Irak’tan koparılmasına şemsiye görevi yapar.
Kuzey Irak’ta, PKK terör örgütünün canlanmasına uygun ortam sağlar.
“Bir koyup üç alma” fırtınası, işte böyle bir depreme dönüşür.
Ve en fazla etkilen iki ülke olur.
Irak ve Türkiye…
Ve yıllardan 2011…
Chomsky’nin, Orta Doğu’nun parçalanmasını anlatan kitabının yayımlanmasından,
28 yıl sonra…
ABD’li albayın haritasının, ABD Silahlı Kuvvetler Dergisi’nde yer almasından,
sadece beş yıl sonra…
ABD’li Orgeneral Clark’ın, Pentagon’un gizli belgesini itiraf etmesinden
sadece dört yıl sonra…
Bu kez, sihirli bir “Bahar” devrededir…
“Arap Baharı” denilen, ama gerçekte “Kanlı Sonbahar” olan fırtına estirilir.
Türkiye, bu fırtınada hızını alamaz.
Suriye’de, başlangıçta ABD ile işbirliği yapar.
Esad’ın Suriye’si parçalanır…
Suriye’nin Türkiye’ye maliyeti, hesaplanmayacak kadar ağırdır…
Suriye’de PKK devletçiği kurulur.
Ve Türkiye, dünyanın en fazla sığınmacısını barındıran ülke olur.
Yani, büyük bir BEKA sorunu…
Gelecek kuşakları da etkileyecek kadar büyük…
Libya’nın parçalanması daha dramatiktir.
26 Nisan 2011’de NATO, Libya’ya hava saldırıları düzenler.
Türkiye, Libya’ya uygulanan silah ambargosunun denetlenmesi için dört fırkateyn,
bir yardımcı gemi ve bir denizaltıyla NATO’ya katkı sağlar.
Ve Kaddafi’nin Libya’sı parçalanır…
Oysa aynı Kaddafi 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Türkiye’ye destek sağlamıştı.
Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’dır.
2019’da verdiği röportaj, tarihin yansıması gibiydi.
Linç ettirdikleri Kaddafi’yle ilgili olarak, kahkaha atarak, “Geldik, gördük, öldü” diyordu.
Bu sözcükler, Julius Sezar’ın, Roma Senatosu’na yazdığı Zela Savaşı zaferini
anlatan mektubunda yer alır.
“Veni, vidi, vici”, yani “Geldim, gördüm, yendim” diyordu, Sezar mektubunda…
Eee, bunları neden yazdım diye merak ediyorsunuz?..
Yanisi şu…
Bir ülkenin kendisine zarar verecek adımlardan sakınması için, özel istihbarata
ihtiyacı bile yoktu.
Bu belge ve kaynaklar, yeterliydi hatta fazlaydı bile…
Haliyle merak ediyorsunuz…
Bir ülke, bu kadar hata yapar mı diye?..
Daha durun!..
Siz muhtemelen…
“Terörsüz Türkiye” yolculuğunda, terörist başının çağrısında yer alan tuzakların
farkında değilsiniz…
“Yüzyılın Projesi”nde, Irak ve Suriye halkalarının tamamlandığını…
İran ve Türkiye taşlarının hızla döşendiğini…
Bunun için gerekli Anayasa değişikliğinin kapıda olduğunu…
Ulus, Üniter ve Laik devlet yapısının bundan nasibini alacağını…
Bilin…
Bu kadar da olur demeyin?..
“Yetmez ama evet” rüzgârını arkasına almış bir ülkeden, Atatürk’ün mirasını
nasıl koruyacağını
hala kavrayamamış mirasyedilerden ne bekliyordunuz?…
Yukarıdaki yazıyı böyle yazmış vatanseverin biri….
Ülke vatandaşı olarak ne yapacağımızı şaşırdık, ekonomimiz bozuk, eğitim bozuk,
adalet bozuk, sağlık bozuk, vb sistemin her tarafı dökülüyor güven bitmiş..
İyi değiliz.
Hiçbir şey iyiye gitmiyor.
Eğitim sistemi bilerek, tercih edilerek çökertildi.
Cehalet bilerek ve istenerek yayıldı.
Sonuçlarını yaşıyoruz bu durumun.
İnsanlar yaptıkları şeylerin sonuçlarını düşünmüyor.
Ekranların tamamı, müebbede mahkûm olmuş bir katilin açıklamasına odaklanmış.
Türkiye’yi bölmek için bir terör örgütü kurmuş olan, on binlerce insanımızı şehit eden
bir katil, ülkeye yön vermeye kalkıyor.
Ve birtakım siyasiler, “devlet aklı” denen odaklar, yazarlar, çizerler, ekranlar,
ekran bülbülleri buna yol veriyor.
Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana hiç bu kadar zelil olmamıştık.
Birtakım odaklar, siyasiler, “dâhilî ve haricî bedhahlar” zilleti, alçalmayı kabul edebilirler.
Ancak tarihteki nice şanlı zaferini İstiklal Savaşı ile taçlandırmış Türk milletine
böyle bir zilleti yaşatmaya hakları yoktur.
Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet’in çocuklarına böyle bir alçalmayı
yaşatmaya hakları yoktur.
Türk ordusu, Türk askeri kırk yıldır bu bölücü örgütle mücadele etmedi mi?
Binlerce şehit vermedik mi?
Onları ya kıskıvrak yakalayıp hapse attık ya inlerinde yok ettik ya da sınır dışına sürdük.
Şimdi ne oluyor?
Nasıl oluyor da bu koca memleket, müebbede mahkûm ettiği bir terörist katilin
çağrısından medet umuyor?
Bütün kameralar, bütün ekranlar bir caninin açıklamasına kilitlenmiş.
Yazıklar olsun demiyorum, lanet olsun diyorum.
Binlerce lanet yol açanlara, yol verenlere!
Türk’ü bu zelil duruma düşürenlere!
“Devlet aklı” dedikleri o odaklar kimlerse ortaya çıksınlar.
Ne zamandan beri Türkiye, dışarıdan idare ediliyor?
İmralı heyeti denen bu heyet, Irak’taki, Suriye’deki oluşumların
başkanlarıyla görüşmedi mi?
Irak ve Suriye’deki bölücü oluşumlardan izin / icazet / talimat alarak mı ?
ülkeyi idare ediyoruz?
“Dâhilî ve haricî bedhahlar” Türkiye’nin başına çöktü de haberimiz mi yok?
Yoksa birileri “şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid” mi etti?
Birilerinin şahsi çıkarları yerine gelsin diye mi kuruldu bu Cumhuriyet?
Yüz yıl sonra bölücülerle pazarlık yapılsın diye mi kuruldu bu Cumhuriyet?
Tarikatlara, tarikatların pasaklı beyinlerine teslim edilsin diye mi kuruldu bu Cumhuriyet?
Kanla, irfanla kuralım bu Cumhuriyet’i.
Terle, emekle, bilgiyle, sevda ile, ülküyle büyütelim.
Her sabah “Türküm, doğruyum…” diye göğsümüzü kabartalım.
Ülkenin kuruluş esaslarını değiştirmek isteyen şeyhiyle, şıhıyla, tarikatçısı,
cemaatçisi, bölücüsüyle boğazlaşalım.
Binlerce Mehmet’in kanı yeniden sulasın bu toprakları.
“Türk” diye haykıran kahramanlar içeri tıkılıp susturulsun.
Sonra bölücü bir katilin açıklamasından medet umalım.
Yeter, bu kadar “devlet aklı” yeter, Bu kadar “derin devlet” yeter!
Siz kimsiniz?
Hangi emperyal güçlerin uşağısınız?
Hangi emperyal planların uygulayıcılarısınız?
Sizi İmralı denen adaya kim yolladı?
Terörden mahkûm edilmiş katillerle bir masa etrafında sizi kim topladı?
Ya çokbilmiş basın mensuplarımız?
Yeri gelince sizden daha Cumhuriyetçi, sizden daha Atatürkçü yok.
Peki nedir bu bir teröristin, bir katilin açıklamasına üşüşmek?
Siz dördüncü kuvvet değil misiniz?
Gaflet ve dalaleti ortaya koyması gerekenler sizler değil misiniz?
“Gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet”
karşısında sesini yükseltecek olanlar sizler değil misiniz?
Sizler Millî Mücadele’deki Anadolu Ajansı’nın çocukları değil misiniz?
Sizler Kıbrıs harekâtının yiğit gazetecileri değil misiniz?
Şimdi bakalım çözüm sürecin medyaya yansıtılanlarına..
PKK kongrelerini toplamışlar bir iki yerde, Öcalan görüntülü talimat vermiş
PKK yi feshedin diye.
Yani Türk insanı haşa aptal ya, PKK giderse her şey bitecek mi, YPGi PYD,
ve diğerleri KCK ne olacak? Şimdi DEM parti ve bazıları ülkemizin değişik
yerlerinde ve Avrupa’da zılgıtlarla, teflerle, halay oyun vs le kutlamalar
yapıyorlar haklılar zafer kazandılar ya evet onlar için zafer..
Gelin olayları kısaca tekrar hatırlayalım;
Bu süreç 1,ci çözüm sürecinden daha tehlikeli bir süreç.
1.ci çözüm sürecinde hatırlanırsa 793 şehit verdik.
Kıbrıs barış harekâtında 498 şehit verdik.
1.ci çözüm sürecinde bu kadar zayiat verilmesinin sebebi şuydu.
Güvenlik güçlerimizin oradaki sivillere zarar gelmesin, oradaki çocuklara zarar
gelmesin hep bunların tuzaklarıyla uğraştılar.
Bunlar sivil insanları kendilerine kalkan yaptılar.
Onun için biz 793 evladımızı şehit verdik.
Şimdi bir sürece başlarsanız, o süreçten sonuç almazsanız
olan ateşi de körüklersiniz.
Şimdi vatandaş Habur süreci gibi rezaleti bir daha yaşamak istemiyor.
Yani ülke o Habur rezaletinin bir daha yaşamak istemiyor.
Günümüze geldiğimizde, şimdi terörsüz Türkiye’yi kim istemez?
Bu ülkede terörün bitmesini istemeyen vatan hainidir.
İnsan değildir en başta.
Kan dursun kim istemez?
Ama her şeyin bir oluru var, bir onuru var, bir oluş şekli var.
Şimdi açıklamaları görüyoruz.
Bir tanesi çıkıyor diyor ki, işte yeni bir sayfa açacağız.
Biz bu ülkeye yeni sayfayı 29 Ekim 1923 te açtık.
Cumhuriyeti kurarak 29 Ekim 1923 te beyaz bir sayfayı açtık biz.
Kimsenin bize sayfa açmasına ihtiyacımız yok.
Başka biri çıkıyor Öcalan kongreye katılsın.
Başka biri çıkıyor içerde 7000 PKK lı var tutuklu.
Bunların bir kısmı dışarı çıksın.
Ortada bir şeffaflık yok.
Ortada bir bilgi kirliliği var.
Bu bilgi kirliliği içinde bu sürece karşı çıkılması gerekir.
Bu sürecin önemli olan zamanlaması.
Niye şimdi. Neden 10 sene önce değil.
Neden şimdi.
Çünkü BOP (BÜYÜK ORTADOĞU) projesi bir adım bir adım ilerliyor.
Bakım önce Irak’ın durumu, sonra Suriye’nin durumu.
Filistin ayrı bir sıkıntı.
Suriye’yi böldüler parçaladılar.
Bir tarafına PKK nın bir kolu olan YPG yi yerleştirdiler.
TSK o bölgede operasyon yapmasın diye tiyatro, bir barış süreci
ama bu barış sürecinin içinde TSK oraya yapmasın bağlamı var.
Bunlar yarın çıkacak.
Yarın çok şeyler çıkacak hep beraber göreceğiz.
O zaman biz orada niçin buy kadar şehit verdik?
Biz Suriye’de niye bu kadar şehit verdik?
O sınırımızda niye bu kadar şehit verdik?
Vatandaş soruyor bu süreci kimle yapıyorsunuz nasıl yapıyorsunuz diye?
Karşınızda bir terör örgütü var.
Teröristle bir pazarlık yapılır mı?
Teröriste gereğini yapar devlet terörü bitirir. Kaldı kı 2002 bitmişti terör.
Sonra canlandı, şimdi yine bitme noktasında.
Anlamadığımız biz teröristle neden masaya oturacağız?
Vatandaş devletimiz adına ülkemiz adına zül duyuyor.
Vatandaşa ne onların kongrelerinden bilmem nesinden ne halleri varsa görsünler.
Biz ülke olarak yapacağımız işi bileceğiz.
Bu arada ABD nin Rusya nın güzellemelerine de ihtiyacımız yok.
Her devlet kendi doğrusunu yapar.
Bizde ülke olarak kendi doğrularımızı yapacağız.
Bu bakımdan bu güzellemelere karnımız tok.
Şu unutuluyor.
Bu ülkede 55 binin üzerinde şehit ve gazi var.
Bu devlet o bölgeye ne yaptı?
Aslında, PKK nın bir Kürt harekâtı olup Kürtleri temsil ettiği de düşünülmüyor.
Biz bir şehit geldiğinde şehirleri ayağa kaldırırdık Türk’ü, Kürdü..
Türk Kürt kardeş PKK kalleş diye.
PKK orada Kürt vatandaşlarını temsil edemez bir kere kendileri Kürt değiller.
PKK Emperyalist güçlerin ülkemizdeki uyguladıkları bir plan projedir.
Oraya yapılan yolları, okulları, hastane vb lerini yakıp yıktılar.
Fabrika götürüldü yaktılar yıktılar.
En çok o bölgenin insanı sıkıntı çekti, çile çekti.
Okullardaki öğretmenleri şehit ettiler.
Askerimizi, polisimizi şehit ettiler.
Kürt vatandaşlarımızı çoluk çocuk deneden köyleri basıp şehit ettiler.
O bölgede korucular vardı PKK ya karşı.
Bu süreç çok sıkıntılı süreç ve başka şeylere gebe süreç.
Herkes kendine gelsin, silkinsin bu süreci doğru okusunlar.
Pervin Buldan diyor ki, 2. Ci aşaması bitti, 3.cü aşamasına geldik diyor.
2.ci aşaması neydi bu vatandaşa bir açıklısınalar.
Suriye’de bir statü kazandık sıra Türkiye’de diyor.
Siz kimsiniz o nu söyleyin, Suriye’yle Türkiye’yi eş tutuyorsunuz.
Atalarımız dedelerimiz, ülkemizden, İngiliz’i, Yunanı, Fransız’ı, İtalya’nı söktü attı,
ermeni bozmalarına mı ? Baş eğdirecek.
Ülkemizi yönetenler bu süreci sağlıklı okusunlar.
Kendi şahsi çıkarları için, koltuk çıkarları için ateşle oynamasınlar oynatmasınlar.
Tekrar söyleyecek olursak kanın akmasına ve durmamasına asla karşı değiliz.
Süreç kapalı kapılar ardından doğru yönetilmiyor.
Vatandaşa doğrular söylenmiyor, her türlü medya organı ellerinde yalan üzerine
yalan söyleyerek insanları yanlış yönlendiriyorlar ama gerçekler elbet açığa çıkacak..
Kişisel çıkar ve menfaatler doğrultusunda hareket ediliyor.
Ülkenin bütünlüğü ve bekasıyla oynuyorlar. -araştırma-alıntı- Vesselam..
Hoşça kalın, dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
