YENİ YIL, YENİ ZAMLAR VE MİLLET HA HO DİYOR!…
Önceki günkü kabine toplantısında;
Reis dedi ki işçimizi ve emeklimizi enflasyona karşı
ezdirmedik dedi ve hepimizi Allah’a emanet etti gitti! Şükür..
Ve Ali Tezel: Çalışanlar, Emekliler 2026 yılında “Lütfen
kulağınızın arkasını koruyun.’’ Ne demek istediyse!…
Evet, bu zamların muhatabı ne yazık ki yine halk, yine
emekçi, faturalardan köprü geçiş ücretlerine, ehliyetten pasaporta
birçok kalemde yeni zamlar geldi….
Ayrıca bunun yanında halkı zor durumda bırakacak
birçok yeni değişiklik yapıldı..
Tapuda yapılan işlemden sonra, emlak vergisi değerinden
daha düşük bir bedel üzerinden harç ödendiğinin veya beyan
edilen devir ve iktisap bedelinin gerçek durumu yansıtmadığının
tespit edilmesi halinde ödenecek ceza tutarı “yüzde 25”ken
“bir kat” şeklinde değiştirildi.
Emlak vergisi ve kira gelirlerinde de değişiklik yapıldı.
Emlak Vergisi 2026 yılında bina ve arsa vergi değerleri,
2025 yılı vergi değerinin iki katını geçemeyecek.
Aynı uygulama 2027-2029 arasında da devam edecek.
Devlet hastanesinde muayene olmak artık 26 TL,
özel hastanede 60 TL.
MTV, damga vergisi, harçlar %18,95 zamlandı.
Köprü ve otoyollara %20 zam geldi.
Rakamlar dudak uçuklatıyor:
Osmangazi Köprüsü 995 TL,
1915 Çanakkale Köprüsü 995 TL,
İstanbul–İzmir Otoyolu 2.466 TL,
Ankara–Niğde 740 TL,
Aydın–Denizli 502 TL.
Emekçiye reva görülen asgari sefalet ücreti ortada.
Otoyol ücretleri Avrupa ayarında, maaşlar 3. dünya ülkesi seviyesinde.
Bu ülkede köprüler dövizle geçiliyor, halk TL’yle geçiniyor.
Geçmediğin köprünün, otoyolun bedelini ödüyorsun
ama yaşadığın yoksulluğun hesabını soramıyorsun.
YASAK!
Bu düzen zam düzenidir.
Bu düzen yoksulluğu kalıcı, zenginliği ayrıcalıklı hale
getiren bir kara düzendir.
1 Ocak’ta yürürlüğe giren düzenlemeyle emeklilik için prim
borçlanması yapacakların cebinden daha fazla ödeme çıkacak.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda yapılan
değişiklikle “Prim oranları ve Devlet katkısı” başlıklı hükmündeki
ilgili prim oranları değiştirildi.
Asgari ücretin 7,5 katı uygulanan prime esas kazanç üst sınırı,
asgari ücretin 9 katına çıkarıldı.
Dışarıdan emekli olmak isteyenler artık daha fazla para ödeyecek.
SGK’ye borcu olan ve SGK’den aylık alan kişilerin aylıklarından
kesinti yapılması uygulaması başlayacak.
Düzenleme 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi…
SGK’ye borcu bulunan kişilerin aylıklarından yüzde 25’i geçmemek
üzere otomatik kesinti yapılacak.
Prim, genel sağlık sigortası borçları ve idari para cezaları aylıklardan
tahsil edilecek.
Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar SGK tarafından belirlenecek.
SGK’den “emekli, malul, vazife malulü, dul veya yetim aylığı” alınabiliyor.
Yeni yılda kimlik kartı, pasaport, sürücü belgesi ve
diğer resmi belgelerin fiyatları da değişti..
Noter kâğıdı ve beyanname bedeli:
149 TL, ikamet izni bedeli 964 TL, kanuni süre dışında doğum/değişiklik
nedeniyle kimlik kartı 220 TL, kayıp nedeniyle düzenlenen kimlik
kartı 440 TL, aile cüzdanı bedeli 1202 TL, sürücü belgesi ve çalışma
karnesi 1690 TL, motorlu araç tescil belgesi 1511 TL ve iş makinesi
tescil belgesi 1251 TL oldu..
Pasaport harçları da yeni tarifeyle güncellendi.
Pasaport defter bedeli 1 Ocak 2026’dan itibaren 1.351 TL oldu..
Buna göre 6 aylık pasaport harcı 2.960 TL, 1 yıllık pasaport harcı
4.328 TL, 3 yıllık pasaport harcı 10.039 TL, 4–10 yıllık pasaport harcı
ise 14.147,7 TL oldu..
Yurt dışı çıkış harcı da 1.000 TL’den 1.254 TL’ye yükseltildi.
MTV’DE DE ARTIŞ tutarları %25,49 artırıldı.
Örneğin 2025 yılında MTV’si 10.000 TL olan bir aracın,
2026 yılı MTV’si 12.549 TL oldu.
Elektrik ve doğalgaz ne olacak?
EPDK meskenlerde elektrik tüketim tutarını 4 bin kWh ile sınırlandırıldı.
Uygulama yıllık 4 bin kilovatsaati yani aylık ortalama 333 kilovatsaati
aşan kullanıcıların tüm tüketimlerini kapsıyor.
Aylık 333 kilovatsaat elektrik tüketen yani bugünkü tarifeyle aylık 984
liranın üstüne çıkan her kullanıcı bundan etkilenecek.
Toplamda 2,5 milyon abone, yani abonelerin yaklaşık yüzde 6’sı
etkilenmiş olacak.
980 lira olan faturanın 1955 liraya yükselmesi bekleniyor.
Doğalgazda ise şimdilik bir fatura artışı beklenmiyor.
Ancak Enerji Bakanı doğalgazda da elektrik faturalarındaki gibi bir
uygulamanın hayata geçeceğini açıklamıştı.
Su faturaları ise ilden ile değişiklik gösteriyor.
AKARYAKIT; Benzinin litre fiyatına 1 lira 32 kuruş,
Motorinin litre fiyatına ise 1 lira 42 kuruş oranında zam yansıtılacak
Akaryakıt, alkollü içecekler, tütün ürünleri ve enerji fiyatlarını içeren
ÖTV’ye ise yüzde 19,01 zam geleceğini tahmin ediliyor.
Şimdi de millete bakalım ne diyor!
Millet ha ho ediyor….!!
Halk röportajı sırasında Urfalı bir vatandaşa mikrofon
uzatılarak, içinde bulunduğumuz ekonomik koşullar
sorulunca vatandaş konuşmaya başlıyor;
-“Millet haho ediyor, ferman ediyor, elektrik, doğalgaz,
hayat pahalılığı mutfakta yangın var yanıyor..!”
Bu röportaj internet ortamında milyonlarca kişi
tarafından beğenilmişti.
Hala da izleniyor, canı sıkılan bu videoyu açıp tekrar tekrar izliyor.
Gerçekten şöyle ekonomik verilere baktığımızda vatandaş ferman
(feryat) etmekte haklı.
25-30 yıl çalışan asgari ücretli veya prim ödeyen esnaf,
emekli olduğunda 28 900 TL emekli maaşı alıyor.
Çeyrek altına baktığımızda ise 10.5 bin TL’yi geçmiş durumda…
5 yıl önce en düşük emekli maaşı ile 4 çeyrek altın alırken bugün
ancak 2 çeyrek altın alabiliyorsun anlayacağımız 5 yılda emekli
maaşının değeri 2,5 kat gerilemiş.
Daha da özetlersek; 5 yılda 2,5 kat daha çok fakirleşmişiz!
“Ekmek soğan yerim yine vazgeçmem”
diyenler bence ekmek soğan bile yiyemiyor…
Açlık sınırı 30.184 tl yoksulluk sınırı ise 98.188 TL olduğuna
göre 18 bin 900 TL emekli maaşı alan bir vatandaş ekonomik
olarak acaba hangi kategoriye giriyor?
Açlık, yoksulluk derken bence bu iş sefilleri de geçti.
Ünlü yazar Victor Hugo ‘Sefiller’ romanını bugün yazsa idi roman
kahramanı kürek mahkumu değil emekli vatandaşlarımız olurdu!…
Siyaset işte böyle bir şey arkadaşlar.
Açlığı tarif ederken cuma hutbelerinde bu insanlara sabrı öğretiyorlar.
Biri çıkıp, “ganimeti paylaşanları neden anlatmıyorsunuz?” diyemiyor.
Hele desin biri anında imha ederler Alimallah (!)
Kemal Sunal’ın unutulmaz repliklerinden birinde rol arkadaşına soruyor;
-“Şimdi ne olacak?”
-“Sus meşgul etme düşünüyorum.”
-“Ne kadar sürer?”
-“Belli olmaz”
Gerçekten de ülkemizde neyin ne olacağı hiç belli olmaz.
Belli olan tek şey; gidişatın iyi olmadığı..
MİLLETİN HA HO ETTİĞİ!…
Durum böyle olunca bakın..
Bu milletin adaletiyle oynamayın!
Bir tarafta 18 bin liraya mahkûm edilen emekliler, diğer tarafta
bir kalemde 30 bin lira seyyanen zam istenen bürokratlar…
Bir tarafta kira ödeyemeyen, ev bulamayan kendi
vatandaşımız, diğer tarafta Suriye’nin kuzeyine 120 bin konut yapan anlayış…
Bir tarafta hastanelerde randevu bulamayan kendi insanımız,
diğer tarafta Suriye’ye 750 hastane 825 okul yapma sevdası…
Yine Suriye’nin kuzeyine; sağlık merkezi, Bir tıp fakültesi,
bir üniversite hastanesi breh breh breh..
Bir tarafta kök maaşa mahkûm edilen memur,
diğer tarafta dört maaş birden alan yöneticiler…
Buna adalet mi diyorsunuz?
Bu ülkenin evladı çöpte ekmek ararken,
birileri sofralarından bayat ekmekleri çöpe savuruyor.
Bu milletin emeklisi pazar çantasını dolduramazken,
makam arabaları konvoylarla yolları kaplıyor.
Halk açken, halk geçinemiyorken; saraydan kilo hesabıyla
alınan enflasyon rakamlarıyla, kâğıt üstünde düşürülen TÜRK
enflasyonuyla bu milleti uyutacağınızı mı sanıyorsunuz?
Bakın bu millet uyumaz!
Bu millet hiç unutmaz!
Türk milletinin vergisiyle büyüyen devlet, bugün Türk
milletinin evladına değil; on milyonun üzerinde sığınmacıya,
geçici” denilip kalıcı yapılan yabancı nüfusa kucak açıyorsa…
Bu toprakların sahibi olan aziz millet kendi vatanında sığıntı
muamelesi görürken, “misafirlere” sınırsız imkan sağlanıyorsa…
Bunun adı devlet yönetimi değil, bunun adı milletine
yabancılaşmaktır!
Bu milletin çocuğu işsizken, bu milletin genci geleceksizken,
bu milletin yaşlısı geçim derdindeyken, siz neyin peşindesiniz?
Vatandaş sadaka değil, adalet ister!
Türk halkı hamaset değil, hesap soran bir devlet ister!
Türk halkı yabancıya değil, kendisine sahip çıkan bir irade ister!
Unutmayın:
Bu vatanın sahibi Türk milletidir!
Bu millet sabreder ama diz çökmez.
Sineye çeker ama unutmaz.
Sesi kısılır ama susmaz.
Ve günü geldiğinde, adaleti eline alır, sandıkta öyle bir hesap sorar ki…
Ne çöpe atılan ekmek kalır, ne çöpte ekmek arayan Türk evladının çığlığı…
Bu milletin adalet terazisi ağırdır.
Ve o terazi terazidir…
Bir gün mutlaka tartar ona göre!
Hatırlayacak olursak, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine güle oynaya
oy veren emeklilerin oranı %70’di.
Parlementer sistemi yerden yere vurarak “evet” oyu kullanan emeklilerdi.
Koalisyon hükümetlerinden bıktık, ikide bir seçim mi ?
olur diyerek başkanlık sistemine “evet” diyende emeklilerdi.
Soğan, ekmek yeriz reisi yedirtmeyiz diyerek “evet” oyu verenlerde emeklilerdi.
Şimdi ise aynı emekliler “geçinemiyoruz, sandık istiyoruz” diye bas bas bağırıyorlar.
Ne oldu parlementer sistemden, koalisyonlardan ve seçimlerden bıkmıştınız hani?
Hani diyordunuz ya “biz ne kuyruklar gördük ne kuyruklar yaşadık”
Şimdi ise ucuz et, ucuz süt, ucuz peynir, ucuz gıda kuyruğundansınız değil mi?
Askıda ekmek, askıda Patetes, askıda domatesi de yaşadınız değil mi?
Daha dur, bu günler en iyi günleriniz. 2027’de alacağınız zam %6 olacak.
Emekliye %12, ev kiralarına %35 zam açıklamak tamda sizin uğrunda soğan,
ekmek yediğiniz hükümete yakışır.
Buyurun soğan, ekmek yemeye devam edin.
Seçim mi? 2027’nin Kasım ayını bekleyiniz.
Bu kafa sizde, bu iktidar başta olduğu sürece zatenseçimlerde de değişen
hiçbir şey olmaz kanaatindeyim.
Velhasıl;
Maaş zammı gelince enflasyonu düşürüp vergi, harç, ceza ve faturalarda tavan
yaptıranlara günü gelince HA HO denilecek..-Vesselam-
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
