RAMAZAN YAZAR DAN DÂHİLİ VE HARİCİ BEDHAHLAR! « Kırşehir Anadolu Haber

RAMAZAN YAZAR DAN DÂHİLİ VE HARİCİ BEDHAHLAR!

Bu haber 22 Mayıs 2025 - 15:27 'de eklendi ve 163 views kez görüntülendi.
DÂHİLİ VE HARİCİ BEDHAHLAR!
• PKK zaten bitmişti, nasıl isim değiştirerek.
Artık Türkiye’nin yeni düşmanı PKK üniformalı İsrail’dir.
Zaten bitmiş PKK, ortadan kalkacak, yerine KCK çıkacak.
• Modern silahlarla hendek savaşlarını ve ayaklanmaları
şehirlerde başlatacağı iddiaları bölgede konuşulmaya başlandı…
“Gerek kalmadı..” yaygarasıyla koruculuğu kaldırtıp, Suriye
ve Irak’tan geçiş koridorlarını boşalttırıp, yeniden giriş çıkış
için kullanacaklarmış.
• Büyük karakollara gövde gösterisi ve halkı sindirmek için
Modern hava silahlarıyla saldırılar planlandığı iddiaları haber
kaynakları tarafından anlatıldı..
• ABD/AB/İSRAİL ve İran ele ele vermiş durumda..
Anadolu’yu, teröristleri ve ayaklandıracağı milyonları kullanarak
bölme hesapları yapılıyormuş.
• Irak’ta Süleymaniye şehir merkezi artık PKK’nın karargâhı
olmuş durumda.
Tüm üst düzey teröristler orada yaşıyor.
Barzani ve Talabani yönetimleri ABD’nin emriyle PKK’ya selam
çakar hale getirilmişler.
Sözde dost İran’ın molla rejimi tüm havaalanlarını PKK’ya açmış.
Almanya’ya her gün gidenler gelenler varmış…
• İran, İsrail desteğindeki PKK’ya 50 adet 45 km menzili olan
dronlardan vermiş.
6 aydır bu dronlarla birliklerimize saldırılıyor.
Mehmetçik teyakkuzda, kuş uçurtmuyor.
• ABD, bir süredir Suriye’de yeraltı sığınaklarını artıran
YPG ‘lilerden Helikopter, Dron ve uçak pilotu yetiştiriyormuş.
Yeni dönem savaşları ağırlıklı olarak hava savaşları olacak gibi gözüküyor.
Artık eski kalaşnikoflar terk ediliyor, yerine hafif, dürbünlü,
otomatik silahlar dağıtılıyormuş.
Muhtemelen eski silahlar sözde teslimde kullanılacak.
• Bütün bu sözde barış yalanları gerçekte Türkiye’ye büyük saldırı
hazırlığı değilse nedir?
Askerimiz her şeyi biliyor ama iktidar ve medyası can alıcı
konularda sessiz kalmaya devam ediyor.
Açıklama yapılmıyor.
• Bu arada, PKK’nın çürüğe ayırdığı, işine yaramayan yaklaşık 1000
kadar kullanılmış örgüt üyesi Zaho ve çevresinde bir süredir bekletiliyorlardı.
Türkiye’ye iade edilecek sözde savaşçılar bu safralar olacakmış
diye bir haber yayıldı…
Şu ana kadar teslim edilmiş bırakın silahı; bir mermi dahi yok..
15 bin tır modern silahlardan bakalım ne teslim edecekler…
hesap başka, oyun başka.
• Diyarbakır Barosu’ndan iki avukat, Kürt diasporası adına
Lozan Antlaşması’nın iptali için Danıştay’da dava açmış.
Aynı konuda bir başvuru yurt dışından da yapıldı ve BM tarafından
işleme alınmış.
Fakat bu son derece önemli gelişme, medyada tek bir satır yer bulamadı.
Türkiye’nin temeli olan Lozan’ı hedef alan bu girişim, halktan bilinçli
olarak saklanıyor.
• ABD, Yunanistan’a F-35 veriyor, Adalar silahlandırılıyor.
Erdoğan’ın “dostum” Dediği Trump, parasını ödediğimiz uçakları Türkiye’ye vermedi.
Ve bu durum artık gündemde bile değil. NATO ve AB haritalarında Türkiye’nin
sınırları defalarca yanlış çiziliyor.
Türkiye tepki gösteriyor, özür dileniyor gibi yapılıyor. Ama dünya çoktan
“bölünmüş Türkiye haritası”na göre plan yapıyor.
Biz hâlâ “terörü bitirdik” diye seviniyoruz.
• PYD Ordulaşıyor, ABD Destekliyor KCK, PYD ve alt yapıları silah
bırakmıyor çünkü bırakmaları demek, geçmişteki karanlık saldırıların aydınlatılması
anlamına geliyor.
Bu yapıların arkasında ABD var.
Hava savunma sistemlerinden drone teknolojisine kadar bir “ordu” kurulmuş.
Artık bu gruplar, Suriye’nin kuzeyinde devlet gibi hareket ediyor.
Silah bırakmaları belki bir PR çalışması olur ama gerçeklikten uzak.
• Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim öncesinde,
“Biz olmazsak Öcalan’ı serbest bırakırlar”dedi.
Süleyman Soylu ise, “Karayılan’ı yakalayamazsak yüzümüze tükürün”
diyerek meydan okudu.
“Açılım yok” denildi.
“Kıbrıs satılmayacak”, “Mavi Vatan’dan taviz verilmeyecek”,
“Suriyelilere ev yapılıyor, geri dönecekler” gibi vaatlerle seçime gidildi.
Ama gerçekler farklıydı.
Açılım sürecini başlatan da, sürdüren de aynı zihniyetti.
CHP yapsa kıyamet kopardı belki, ama iktidar yaptığında ses çıkarılmadı.
Bu çifte standart, siyasi ironi değil midir?
Mavi Vatan Gitti, Sondaj Başkalarına Kaldı Mavi Vatan çoktan sahipsiz kaldı.
Türkiye’nin sondaj gemileri Somali’ye ve Karadeniz’e gönderildi.
• Parsel’de Katar ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi sondaj yapıyor.
Yunanistan’ın “ilişkilerimiz iyi” açıklamalarının arkasında, karşılıksız verilen tavizler var.
• Gıda, Lira, Etki: Çöküş Sessiz İlerliyor Tarım ve hayvancılık çöküşte.
Gıda fiyatları kontrolden çıktı.
Enflasyon önlenemez hale geldi.
Türk Lirası ise tarihinin en değersiz dönemini yaşıyor.
Buna rağmen ekonomik bağımsızlıkla övünmeye devam ediliyor.
• El-Şara ve İslam Projesi Başkalarına Geçti Türkiye’nin etkisi artık zayıf.
El-Şara gibi bölgelerde etkinlik Suudi Arabistan’a devredildi.
Batı’nın “ılımlı İslam” projesi artık onlara emanet edildi.
Trump, Suudi Arabistan’a kadar gitti ama İstanbul’a uğramadı.
Küresel güçler, artık Erdoğan’ın yerine Arap dünyasıyla iş tutuyor.
• İsrail ise Şam içinde operasyonlar yapıyor.
Türkiye “İsrail’le savaşmak istemiyoruz” diyerek geri çekiliyor.
Filistin’e destek isteyen halkın ellerinde kalan bayraklar, meydanlarda
yönsüzce dalgalanıyor.
• Partiler, Oy; Halk, Sessizlikte Partiler hâlâ reklam, taban ve oy derdinde.
Gerçek bir muhalefet hâlâ yok.
Azınlık oyları için 30 yıldır projelere göz yuman liderler, bugün de aynı
tutumu sürdürüyor.
Sözde farklı çizgideki partilerle farklı kesimler yönlendirilerek, tek elden
yürütülen bir plan uygulanıyor.
Dindarlar, milliyetçiler, Atatürkçüler…
Hepsi ayrı ayrı hedef alınıyor ama yön aynı.
• Türkiye’de asgari ücret, tarihin hiçbir döneminde bir kişinin insanca
yaşayabilmesi için yeterli olmadı.
Geçim, her zaman bir mücadeleydi. Ama bugün bu yetersizliğe bir de asgari
ücreti fersah fersah aşan kira bedelleri eklendi.
Artık bir kişi, eğer kendine ait bir evi, yatırımı ya da ek geliri yoksa başını sokacak
bir yer bulamıyor.
Bulsa bile fahiş kira zamları nedeniyle orada kalması neredeyse
imkânsız hale geliyor.
Ama en trajik olanı, bu derinleşen ekonomik buhrana rağmen toplumun
üzerinde adeta bir ölü toprağı serilmiş gibi.
Sanki olan biten her şey normalmiş gibi bir kabulleniş var.
Oysa bu kabullenişin altında yatan şey, sessiz bir çöküş.
Çocuğuna mama alamadığı için canına kıyan insanlar var bu ülkede.
Üç kuruş maaşa, uzun vardiyalarla, ağır koşullarda çalışan milyonlarca kişi,
sadece bedenlerini değil, ruhlarını da tüketiyor.
Ne ailelerine zaman ayırabiliyorlar ne de hayatlarını inşa edebiliyorlar.
Ayırabilseler bile yorgun, stresli, tükenmiş bir bedenle ne kadar mümkün olabilir ki?
İşin ilginç yanı, bu toprakların insanı barınamaz hale gelirken, dışarıdan
gelenlerin bir şekilde her yere yerleşebiliyor olması.
Bu nasıl mümkün oluyor?
Nasıl oluyor da, vatandaş evini kaybederken, onlar yaşam alanlarını genişletiyor?
Durun bir dakika!
Belki de asıl sorun tam da burada yatıyor…
Bu mesele sadece ekonomik bir çöküş değil.
Aynı zamanda bir düzenin, hatta bir planın sonucu olabilir mi?..
Sonuç: PKK bitti deniliyor da, KCK, PYD, YPG ve diğerleri ne olacak.
• PKK, sözde kendini fesh ederken, aynı teröristler üniforma değiştirip,
KCK ve YPG olarak Sevr rövanşistlerinin yeni paralı askerleri olacaklar.
Bekledikleri tek şey bebek katili Apo’nun serbest bırakılıp Suriye’ye
gönderilmesi..
• Birleşik Kürdistan’ın ilan edilmesi ve Apo alçağının ilk başkan
yapılmasına az kaldı.
Tabi, Türk milleti uyanıp her şeyi başlarına geçirmezse..
Velhasıl; PKK nin tuzağına düşmeyelim
PKK fesih metni manifestoya benziyor Lozan’ı reddedip
Türkiye’yi suçluyor.
Yenildi ama taviz peşinde PKK evvela 5-Mayıs tarihlerinde
Öcalan’ın isteği doğrultusunda kongresinin toplandığının açıkladı;
bir gün sonra fesih ve silah bırakma kararlarının alındığı,
gerekenlerin yapılacağı ilan edildi.
Ancak hayli uzun olan metin bir veda mesajı olmaktan ziyade,
örgütün kuruluş amacını, eylem yönteminin doğruluğunu ve
haklılığını savunan bir örgüt manifestosu niteliği taşıyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ağır şekilde suçlanıyor.
Oysa devletin tepki gösterebileceği bir dil kullanılmayacağı söylenmişti.
Bu metni okuyan bir görevli yok muydu, ?
Buna nasıl göz yumuldu, umarız açıklanır.
*PKK, Türkiye devletinin kuruluş senedi olan Lozan’ı da, Ulus
devletin kuruluşunun hukuki zeminini oluşturan 1924 Anayasası’nın da
Kürtlerin varlığını ret ve inkâr anlamını içerdiğini iddia ediyor,
Sevr’i işaret ediyor.
İstiklal Savaşı sürerken aceleyle kaleme alınan, tamamlanmamış
kısa bir metin olan 1921 Teşkilat Yasası’nı övüyor.
*Türkiye Devleti Kürtlere asimilasyon ve soykırım yapmakla suçlanıyor.
*PKK’nın kuruluşunun nedeni sayılan terör eylemlerinin doğru ve
haklı olduğu savunuluyor: “Partimiz PKK, kaynağını Lozan Antlaşması
ve 1924 Anayasası’ndan alan Kürt inkâr ve imha siyasetine karşı
halkımızın özgürlük hareketi olarak ortaya çıktı.
Ulusların kendi kaderini tayin hakkı ilkesini benimseyerek silahlı
mücadele stratejisi temelinde meşru, haklı bir mücadele yürüttü.
PKK, katı Kürt inkârının, buna dayalı imha siyasetinin soykırım ve
asimilasyon siyasetinin egemen olduğu koşullarda şekillendi.“
*Terör örgütü kendini bu derece meşru ve haklı görüyorsa neden
fesih ve silah bırakma kararı aldı?
PKK her zamanki gibi demagoji yaparak gerçeği gizlemeye çalışıyor.
*PKK terör örgütü Türkiye Devletine yenildi, eylem
yapamaz hale geldi, ezildi.
En son 2015 yaz aylarında Suriye sınırındaki on kadar il ve ilçe
merkezinde Suriye’dekine benzer özerklik oluşturma girişimleri
Türk Silahlı Güçleri tarafından ezildi.
Bir yıldan fazla süren mücadelede 400’den fazla şehit verdik ama
PKK ‘yı ezdik, Türkiye‘de ve kuzey Irak’ta barınamaz hale geldiler.
Kalan güçleri Suriye’ye geçerek YPG’ye katıldı.
*Örgüt, Öcalan’ın isteği doğrultusunda silahlı mücadeleden siyasi
mücadeleye yönelme kararını verirken önümüzdeki görüşme sürecinde
Devletten birtakım yasal ve anayasal tavizler koparmayı plânlıyor.
Her türlü şeytani tuzakları kurma özelliğine sahip PKK’nın
oyununa gelmeyelim.
İlk olarak ağır hakaretler içeren bu sözde açıklamayı geri almaları
sağlansın.
Tüm yetkililer ve siyasetçiler terör örgütüne müteşekkir görüntülerden,
ifadelerden kesinlikle kaçınmalıdırlar.
Kurtuluş Savaşı Zihinde Başlayacak Görünen o ki, bu millet bir kurtuluş
savaşını daha vermek zorunda kalacak.
Ama bu kez düşman tanklarla gelmeyecek.
Tehlike; ekonomiyle, nüfus mühendisliğiyle, kültürel kimliksizleşmeyle gelecek.
Bu mücadele; sandıkta, medyada, sokakta ve en önemlisi zihinlerde verilecek.
Çünkü bu sefer savaş; görünmeyen, gösterilmeyen ve anlatılmayan bir işgal
karşısında yürütülecek. “-araştırma-derleme- Vesselam…
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.