BÜTÇE VE AYNI GEMİDE OLMAK!
Hz. Ömer Ranh.
“Adalet olmadıkça yönetimin,
Edep olmadıkça asaletin,
Cömertlik olmadıkça zenginliğin faydası olmaz”
demiş…
Ne kadar da güzel söylemiş…
Memleket yönetiminin neresinde bulunursanız bulunun
Adaletli bir şekilde yönetmeye çalışacaksınız…
İnsan olarak edepli olacaksınız ki asaletiniz olsun…
Cömert olacaksınız ki sizin bir yeri temsil ettiğiniz, güçlü
olduğunuz, hem ekonomik hem de fikir yönünden zengin olduğunuz anlaşılsın…
Bunların olmadığı yerlerdeki idare şekillerini her gün görüyoruz
ve yaşananları şahit oluyoruz…
Eskiden devlet malını yemek, çalmak ve çırpmak…
Haramdı…
Günahtı…
Şimdilerde ise….
“Devlet malı deniz, yemeyen domuz” misali
Herkes almış başını gidiyor…
Yiyin beyler!…
Yiyin!…
Dünya var olduğundan bu yana hiç kimse bu dünyayı bitiremedi…
Ama kendileri yok olup gitti…
Kimileri hoş bir seda bıraktı, kimileri ise unutuldu…
Bir gün sizler de öyle olacaksınız…
2026 bütçesini irdeleyecek olursak: Peşin söyleyeyim
asgari ücret 28.075 lira oldu.
Memur ve memur emeklileri yüzde 17,55.
SSK ve Bağ-Kur emeklileri yüzde 11,20 zam alacak.
Çok şükür vatandaş rahatlayacak!
Ne dedi iktidar ‘Halk parayı ne yapacak biz zaten Halktan alıp zengine veriyoruz’
Erdoğan 23 yılın sonunda harika tespit yapmış!
Diyor ki; “Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan düzen sürdürülemez.”
TBMM’de bütçe görüşmeleri halka ne getirdi koş koca hiç..
Tek parti iktidar hazırladığı bütçeye adeta toz kondurmadı..
İlginç kıstaslar, olağan dışı abartmalar yaptılar.
CB Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘Bütçemiz, yapısal dönüşümü hızlandıracak,
yüksek gelir hedefini destekleyecek bir anlayışla hazırlanmıştır’ dedi ve ekledi:
‘2026 yılı bütçesi AK Parti hükümetlerimizin 24’üncü, Cumhurbaşkanlığı
Hükümet Sistemi’nin 8’inci, Türkiye Yüzyıl’ının ise 3’üncü bütçesidir.
Bu kadar uzun süre ve kesintisiz bir şekilde bütçe hazırlama
İmkanı siyasi istikrarın en temel göstergesidir.’
23 bütçe hazırlamak siyasi istikrarın göstergesi midir, bilmem ama
23 bütçeden birini dahi tutturamamak ekonomik istikrarsızlığın ifadesidir.
‘Verin yetkiyi görün etkiyi’ dedikleri Cumhurbaşkanlığı
Hükümet Sistemi’nde (2019-2025) 6 trilyon liradan fazla.
Övündükleri 2026 bütçesi için hesapladıkları açık 2 trilyon 7000 milyar lira.
Allah aşkına!
Bir kere bile hesap tutturamayan bir anlayış, yine tutturamadığı
hesap ile övünüyor, savunuyor.
Daha ilginci ise çözüm olarak sunuyor.
Ortada bir çözüm var ama vatandaş için değil, zenginler için.
Bundan önceki gibi bu bütçede ‘halktan alıp zengine verme’ bütçesidir.
Mehmet Şimşek hazırladıkları bütçe için:
‘Mali disiplin sağlandığını, iyileşmenin öngörülenden iyi gittiğini, belirtti.
Başka?
Bütçenin ‘mali disiplin ve vatandaş lehine bir çerçeve çizdiğini’ vurgulayarak:
‘Çalışanlarımızın ve emeklilerimizin her zaman yanında olduk.
Aylık ve ücretlerinde enflasyonun üzerinde artışlar yaparak alım güçlerini
destekledik’ dedi üstüne de; ‘Dolar bazında memur maaşının 5 kat,
asgari ücretin 4,6 kat, emekli maaşının 10 kat arttığını, söyledi.
Efkan Ala ise TBMM Genel Kurulunda: ‘Türkiye ekonomisinin 23 yılda
5,4 kat büyüdüğünü belirterek “Bu, AK Parti’nin başarısıdır’ dedi.
Bu nasıl başarı?
Türkiye, TÜİK’in açıkladığı %31,07 enflasyon ile dünyanın en kötü 6. Ülkesi.
Avrupa’nın birincisi.
Türkiye’nin enflasyonu, 185 ülkenin enflasyonundan daha yüksek.
Türkiye 2025 itibarıyla gıda enflasyonunda 38 OECD ülkeleri arasında
açık ara zirvede.
Dünyada 190 ülke arasında ise 4. sırada.
Türkiye, 2025 itibarıyla gelir adaletsizliğinde Avrupa’nın zirvesinde,
OECD’nin ise en kötü 4. ülkesi.
Vergi adaletsizliğinde ise Avrupa birincisiyiz.
2025 itibarıyla dünyada en yüksek politika faizine sahip ülkeler arasında
Arjantin’den sonra Türkiye var.
Hazine’nin borç faizi ödemeleri 2000 yılından bu yana ilk kez anapara
ödemelerini aştı.
2025 bütçesinden 1 trilyon 563 milyar TL faiz ödemesi yapıldı-yapılacak.
2026 bütçesinden ise 2 trilyon 700 milyar TL faize ayrıldı.
İktidarın 22 yılda ödediği faiz miktarı 6000 milyar doları aştı.
Toplam Borç Stoku: 10,7 trilyon TL
İç Borç: Yaklaşık 4,9 trilyon TL
Dış Borç: Yaklaşık 5,8 trilyon TL
2026 bütçesi AKP’nin ekonomistleri 2026 için 18,9 trilyon TL harcama
hesaplarken 15 trilyon 630 milyar lira gelir hesapladı.
İyi bir ekonomist ne yapar?
Açık vermemek için devlete gelir kalemleri hazırlar.
AKP ne yaptı?
2 trilyon 700 milyar TL’yi faize aktardı.
Yani faizci olmasalar bütçe tutacak!
İktidarın gelir kalemi vatandaş.
2026’da hedeflenen 15 trilyon 630 milyar lira verginin %62’si dolaylı
yani vatandaşın alış-verişindeki vergilerden alınacak.
2026’da 3 trilyon 597 milyar liralık vergi istisnası ve teşvik var.
Kime? Zenginlere.
Yani vatandaştan alınan vergilerin 4’te biri zenginlere aktarılacak.
7’di de biri /2,74 trilyon TL) yani Milli Eğitim’den bile fazlası faiz
baronlarına aktarılacak.
Yoksul ve sosyal yardıma muhtaçlara 917 milyar TL,
çiftçiye 168 milyar TL destek verilecek.
Yap-İşlet-Devret modeli yani beş yandaşa ise 238 milyar TL ödenecek.
Netice itibarı ile Cevdet Yılmaz’ın dediği gibi ‘bütçe,
Erdoğan’ın vizyon ve talimatları doğrultusunda hazırlandı’.
Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, 2026 yılı bütçesinin
29 milyar lira fazla vermesini beklediklerini söyledi.
Sahi biz hala aynı gemide miyiz?
Türk milleti, ekonomik olarak zor durumda mı? Evet.
Türk milleti, işsizlik kıskacında mı? Evet.
Türk devleti ve Türk milleti borca batırılıp, başkalarının eline bakar
hale getirildi mi? Evet.
Türk milleti dini ve ahlaki değerlerinden uzaklaşıp,
milli ve manevi olarak zayıflatıldı mı? Evet
Türk milleti etnik, mezhepsel ve ideolojik ayrım körükleniyor mu? Evet.
O zaman bu ülkede Haçlı patentli ‘Kürt’ sorunu yoktur.
Bir sorun varsa o da Türk sorunudur.
Türk milletinin birlik ve beraberlik sorunudur.
Türk Devletinin beka sorunudur.
İşte bugün başlıklarını özetlediğim sorumları çıkaranlar Haçlı patentli ‘Kürt’
sorununu çözmek için toplanacaklar!
Nerede? Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde.
‘Bugüne kadar neyi Meclis’e sordunuz?’
Cevap hiç bir şeyi.
Üstüne milletin muhalefet görevi verdiği vekillerin sordukları soruları yanıtlamadılar.
Dahası TBMM’ye verilen FETÖ, açlık, yoksulluk, asgari ücret, terör, deprem,
yangın, yolsuzluk, rüşvet, kaçakçılık, mafya, eğitim, sağlık özetle bugün
ülkemizin gündemi olan tüm başlıklara, ‘TBMM’de millet adına komisyon kuralım.
Bu vahim gidişatın sebep, sonuç ve etkilerinin araştıralım’ tekliflerinin
tamamını reddettiler.
Bu zihniyet şimdi anayasaya, TBMM tüzüğüne ve halkın tepkisine
rağmen komisyon kurup, Türkiye’yi terörden arındıracakmış!
‘Bugüne kadar hiçbir şeyi Meclis’e sormayan bir iktidar yapısı
ne oldu da bu “Terörsüz Türkiye” sürecini Meclis’le çözmeye çalışıyor?
Siz bugüne kadar hiçbir şeyi Meclis’e sormadınız.
Hatta Meclis’in sesini bile duymadınız.
Bugüne gelip baktığımızda “büyük bir proje var, bu projeyi
Meclis’le yapmamız lazım” diyorsunuz’ çıkışı haksız mı?
Peki, neden böyle bir adım attılar?
“Biz bunu Meclis’te halledeceğiz” diyorlar.
Yani bir yanlış yapacaklar, günün sonunda faturayı Türk Milleti’ne kesecekler.
Diyecekler ki; “Ey Türk Milleti bunu sen yaptın’ şeklinde verdi.
Evet, TBMM yanlışa ortak edilmek isteniyor.
TBMM’ye, milletin öfkesine kalkan yapılmak istenmiyor.
biz, ülkemiz ve dünyada yaşanan zulmü, haksızlığı, yalanı, talanı dil ile
açıklamak, karşı olmak, uyarmak gerekiyor..
Afganistan, Irak, Libya, Mısır, Yemen, Suriye ve Filistin-Gazze’deki zulme,
soykırıma dil ile karşı olduk.
Açıklanan rakamlara göre 60 binden, gerçekte ise daha başka Filistinli
katledildi ve katliamlar artarak devam ederken bu zulmü eliyle değiştirme
makamında olanlar emin olun bizim yaptığımız kadarını bile yapmadılar.
Şimdi milyonlara hitaben ‘Gazze’de şükür namazı kılacağız’ diyorlar.
Bize, Allah’ın (c.c) hükmü gerçekleşinceye kadar beklemek düşüyor.
O mutlak adildir ve hükmünde asla sapma olmaz.
Cumhurbaşkanı, ‘Suriye’ye demokrasi götüreceğiz’ dedi.
Ulaştırma Bakanı; ‘Suriye’de yol yapacağız, hızlı internet ağı döşeyeceğiz’ dedi.
Enerji Bakanı; ‘Suriye’nin elektriğini, doğalgazını biz götüreceğiz’ dedi.
Milli Eğitim Bakanı da, ‘Suriye’de öğretmen yetiştirme’ planını açıkladı.
O Suriye kâğıt üzerinden 4’e bölünmüş durumda.
Suriye’nin yeraltı kaynaklarının kontrolü vekâleti ABD’den alan PKK/YPG elinde.
Dürziler, İsrail’den aldıkları vekâlet ve de silahlar ile Sünnilere saldırıyor.
Nusayriler (aleviler) dışlanmış vaziyette.
Suriye’de Kürtlerden çok nüfusa sahip Türkmenlerin adı hiçbir platformda geçmiyor.
Colani Ahmet el-Şara’ya, ‘Fransa gel’ diyor, gidiyor.
ABD, ‘imza at’ diyor, atıyor. İngiltere ‘tut’, diyor, tutuyor.
İsrail, Suriye’nin güneyini Gazze’ye çevirdi.
Giriyor, vuruyor, yakıyor, öldürüyor, imha ediyor.
Mücahit (!) Şara tek kurşun bile sıkamıyor.
Yeri gelmişken!
Bir yandaş kanalda yandaş bir yazara bu mealde bir soru soruldu.
Diyor ki; ‘Esad ile İsrail dost idi.
Onun için Esad iktidardayken İsrail, Suriye’ye saldırmıyordu.
Şimdi El Şara Müslüman ve İsrail karşıtı.
İsrail bundan dolayı Suriye’ye saldırıyor.’
Ya!
Alçaklıkta sınır olmadığını gördünüz mü?-araştırma-derleme- Vesselam..
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
