İNSANLIĞIN NESLİ TÜKENİYOR… « Kırşehir Anadolu Haber

İNSANLIĞIN NESLİ TÜKENİYOR…

Bu haber 22 Ocak 2021 - 22:27 'de eklendi ve 135 views kez görüntülendi.

– CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Kırşehir ziyareti sırasında vatandaşlar
sıkıntılarını anlatırken, abdallardan bir hemşerimiz herkesin yüreğini burkan,
insanlık dramı sözler etti. “Hayvanların bile nesli tükenirken koruma altına
alınıyor. Aylardır evimize bir kuruş girmiyor, neslimiz tükeniyor, kimse bize el
uzatmıyor, devlet bizi hiç görmüyor” diyor, geçimini düğünlerde saz, keman
çalmaya bağlamış vatandaşımız…

– Yüreğimizi dağlayan bu çığlığı milyonlarca restoranı, kahvehanesi, müzisyen,
servisçi, kantinci haykırıyor. Milyonlarca insanımız açlıkla boğuşuyor,
psikolojimiz bozuldu, ruh sağlığımız alt üst oldu.

– Psikolojimizin bu denli bozulmasının nedeni sadece “ben ne zaman virüs
kapacağım” korkusu degil. Hatta aylardır eve kapanıp “Şu saatte çıkacaksın, şu
saatte yasak, şuna ceza, buna hapis” baskısı da tek başına neden değil.

– Çevremizdeki kötülükleri, tehlikeleri, insanlık dışı olayları gördükçe; herkese,
her şeye kuşkuyla bakar olduk.
Hiç kimseye güvenememekte haklıyız. Kimin ne zaman size kötülük yapacağını,
kazık atacağını bilemiyorsunuz.
Herkes birer zırh kuşanmış, kendini savunma içgüdüsüyle bu zırhı her ortamda,
herkese karşı kullanmak zorunda hissediyor… Biraz inançla, güvenle zırhını
araladığında, en yakın kişilerin bile akla gelmeyecek zararlar verebileceğine
inanıyor insanlar.
Bunun için de; yardımlaşma, dayanışma, güven duyma, paylaşma gibi değerler,
artık geçersiz birer sözcük olmaktan öteye gidemiyor.
Çok temkinli, aşırı dikkatli olduğumuzda, tüm kötülüklerden korunacağımızı
sanıyor; tüm davranışlarımızı abartıyoruz.

– Toplumun genel yargısı; siyasetçilerin hepsi üçkağıtçı, iş adamlarının tümü
sahtekâr, belli bölgelerdeki insanların tamamı potansiyel terörist, az gelirle
geçimini sağlayabilen herkes hırsız, sokaktaki insanların yarısı kapkaççı,
yarısı dolandırıcı… Alımlı kadınların çoğu fahişe, kibar erkeklerin hepsi kadın
avcısı…

___Çocuk, okula gitmek için evden ayrılırken, anne-babanın ilk uyarısı “Aman ha
oğlum/kızım. Okulun etrafındaki uyuşturucu tacirlerine yaklaşma sakın”…
___Eşi, işe giderken kocası sıkı sıkı tembih ediyor: “Kapkaççılara dikkat et. Çantanı
boynundan çapraz as… Şu sokaktan sakın geçme, orda tinerciler var. Yukarı sokağı
dolan”…

___Kızını yolcu eden anne-baba, “Yanındaki yolcu yiyecek, içecek bir şey ikram ederse
sakın alma. Dünyanın her türlü hâli var. İnsanları böyle uyutup, organlarını
alıyorlar” demekten kendilerini alamıyor.

___Kocası arada bir eve geç gelse, karısı “Beni mutlaka aldatıyor” diye düşünüyor. Karısı
biraz iyi giyinse, makyajına dikkat etse, özel bir telefon görüşmesi yapsa,
kocası “acaba”ları sıralıyor içinden…

___Bir yakınınız veya akrabanız olmadık bir zamanda arasa, “Kesin para isteyecek” diye
temkinli davranıyor, geçim sıkıntısından filan söz etmeye başlıyorsunuz hemen.
İnsanlar, sadece insanlardan gelebilecek tehlikelere karşı değil, doğadan,
çevreden, diğer canlılardan gelebilecek zararlara karşı da neredeyse birer
psikopat haline geldi.

___Biraz üşütsek, ateşimiz yükselse “Ya koronaya yakalandik, ya zatureye” diye test
yaptırmak için, o doktor, bu poliklinik dolaşıyoruz. Kendimizi mağdur, cümle
âlemi virüs gibi görüyoruz. Herkesin tavsiye ettiği onlarca ilacı kullanıp,
vücudumuzu ilaç manyağı yapıyoruz. Bakana bakıp akşam aşı kararı veriyoruz,
sabah bilim adamlarına inanıp vazgeçiyoruz.

___Aldığımız tüm gıda maddelerinin önce son kullanma tarihine bakıyoruz. Sonra Tarım
Bakanlığı’nın izni var mı, Sağlık Bakanlığı’nın denetiminden geçmiş mi diye
minnacık yazıları inceliyor, yazılanların hepsinin doğru olduğuna kendimizi
inandırıp, gönül rahatlığıyla tüketiyoruz. Sonra gazetelerde GDO haberlerini
okuyup, yediklerimizi çıkartasımız geliyor.

___Tatile gidiyoruz. “Plaj çok kalabalık, kimbilir kimler covidli” paranoyasıyla, denize
girmeden, pansiyon balkonlarında oturup dönüyoruz tatilden.

___ En çok ayda bir, ortaya bir deprem senaryosu atılıyor. Tam da o günlerde bir yerler sallanıyor.
Günlerce onu tartışıyor, depremle yatıp depremle kalkıyoruz.

___ İnsanlara, topluma, en yakınlarımıza güvenimiz yok.
Doğaya, çevreye, canlı-cansız tüm varlıklara kuşkuyla bakıp, kendimizi
kuruyoruz.

– Milletçe psikopat olduk tek kelimeyle. Güvenden, yardımlaşmadan, paylaşmadan yoksun, herkese, her şeye endişeyle
yaklaşan insanların, toplumun, mutlu olması mümkün mü?

– Mutlu olamayan toplumların ruh sağlığının yerinde olması da mümkün değil. Bu
koşullarda ruh sağlığım yerinde diyenin akıl sağlığından şüphe duymak lazım.

– Sadece geçimini müziğe, lokantaya, kahveye bağlayanların değil, insanlığın nesli
tükeniyor.

– Çok geç olmadan insanlığa sahip çıkmazsak, cinayetlerle, tacizlerle,
hırsızlıklarla, kapkaçlarla, talanlarla başetmemiz imkansız olur.

Mehmet Atılgan

Mehmet ATILGAN
Mehmet ATILGANmehmetatilgan@kirsehiranadoluhaber.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

PİYASALARDA SON DURUM

  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -

EN ÇOK KAZANANLAR

    EN ÇOK KAYBEDENLER

      EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER

        BUGÜN 1000TL NE OLDU?

        • -

          BORSA

        • -

          DOLAR

        • -

          EURO

        • -

          ALTIN