SENİ ANLIYORUM « Kırşehir Anadolu Haber

SENİ ANLIYORUM

Bu haber 05 Mart 2021 - 18:09 'de eklendi ve 677 views kez görüntülendi.

Empati sözcüğünün Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre karşılığı “duygudaşlık” demek. Genelde bir kişinin kendi duygu ve düşüncelerinden soyutlayarak bir anlığına dahi olsa onun yerine kendini koyarak inançlarını, arzularını, davranışlarını ve özellikle duygularını farkına varabilme ve anlayabilme yeteneğidir.

Empati yapan kişi empati yaptığı kişinin ne yandaşıdır ne de onaylayıcısıdır. Empati, ruh sağlığı alanında çalışanlar için bilişsel bir süreç gerektirir ve etkin dinleme ile gerçekleşen duygu durumudur. Her gün daha fazla zamanımızı harcadığımız sosyal medya olarak adlandırılan, sanal ortamdan süzerek aldığım bu açıklamalar herkes tarafından kabul gören bilgilerdir.

Zaman zaman olaylar, kişiler ve davranışlar karşısında hepimiz farkında olmadan veya farkında olarak yorum yaparız. Yakın çevremizde gerçekleşen bizi doğrudan etkileyen bir olay olmasa bile işin doğrusunu anladığımızı düşünür, “bence bu olay şöyledir, bence bu kişi şöyle şöyle yapmıştır” der, bir de kabul etmeyene sinirlenir, kızar “beni anlamıyorsunuz, bilip bilmeden konuşuyorsunuz” diye de ahkâm keseriz. Bazen de dedikodusunu yapar seviyeyi ayaklar altına düşürürüz.

Hayatınız boyunca karşılaşmışsınızdır, her ailede, kahvehanede, iş çevresinde, arkadaş ortamında her konunun uzmanı olan birisi kesinlikle vardır. Dış politikadan, İslami meselelere, hayat pahalılığından, bilişim sektörüne, ilköğretimden rektörlük atamalarına kadar mutlaka söyleyecek sözü vardır o uzman arkadaşların (!)

Gerek yaşayışı ile gerekse de hayatı ile tüm insanlığın rehberi olan Sevgili Peygamberimiz (S.A.V) Hira Dağında, “oku” denildiğinde vahiy meleği Cebrail (a.s)’e “ben okuma bilmem” demişti. Hâlbuki Allah’ın Resulünün ilk sünnetinin “bilmemek” olduğunu dahi bilmeden ne kadar çok şey bilip anladığımızı ifade etmekten hiç çekinmeyiz. Zerre miktar düşündüğümüzde bile bu olgunun bizlere ne de güzel bir ders verdiğini anlarız.

En büyük sorunlarımızdan birinin bu olduğunu düşünüyorum. Kendimizi bir anlık dahi olsa karşısındakinin yerine koyarak ne düşündüğünü, neden böyle davrandığını, ne yaşadığını anlayabilmek bir hayli önemli. Empati yapabilmek yani. Başta da dediğimiz gibi bu mevzu içine hassasiyet, duyarlılık ve nezaketi de ilave edeceğimiz bir yetenek meselesi, aslında. Bizler bu hüneri veya kabiliyeti geliştirmek üzere daha fazla çaba göstermeli ve daha dikkatli olmalıyız kanımca.

Kamu görevlisi personelimizin henüz görevinin birinci gününden başlayarak -hizmet vereceği kesim için- oluşan üstenci bakış açısını nasıl düzeltebiliriz başka türlü.

“Gitmişti makama arz-ı hâl için

‘Bey’ dedi, yutkundu, eğdi başını.

Bir azar yedi ki oldu o biçim..

‘Şey’ dedi, yutkundu, eğdi başını.”

Bu durumu yaşamayan, adeta kuvöz içerisinde büyüttüğümüz yavrularımıza, mesleğe başladığı ilk gün “İsyanlı Sükût” ile karşı karşıya geldiğinde, sonucun

“Yürüdü, kör-topal çıktı şehirden

Ağzına küfürler doldu zehirden

Salladı dilini.. vazgeçti birden,

‘Oyyy’ dedi, yutkundu, eğdi başını.”

böyle biteceğini nasıl anlatırız başka türlü.

Dönelim yazımızın en başına: Türk Dil Kurumu belki de en güzel tanımı yapmış. “duygudaşlık” diye ifade etmiştik.

Kardeşlik, arkadaşlık, yoldaşlık gibi; duygudaşlık. “Seni anlıyorum” diyebilmek, ne kadar güzel aslında. “Duygularını taşıyorum, senden bir parçayım bir anlık da olsa, senden bir tane daha var” diyen, “neyi neden yaptığını fark ediyorum” diyen birilerinin olması, ne de çok rahatlatıcı değil mi sizce de? Hem bizlerin hem ailemizin hem de toplumumuzun ihtiyacı olan yüksek olgunluk seviyesine ulaşmamıza katkısı olmaz mı?

“Kimin umurunda?” Sorusunun en güzel cevabıdır aslında: Sen, evet sen, benim umurumdasın. Seni anlıyorum ve senin sorununun çözümünde ben de sağıma soluma bakmaksızın seninle birlikte varım.

Etrafımızdaki insanların “duygudaşı” mıyız?

Belki de sırf bu yüzden tok açın halinden anlamıyor, bu yüzden evlerde bayram sabahı giyilemeyen ayakkabılar var, bu yüzden; Doğu Türkistan, Afganistan, Arakan, Kırım, Keşmir, Filistin ve Kerkük’te acılar bitmiyor ve çoğalıyor.

İnancımızın bize emrettiği gibi işe en yakınlarımızdan başlayarak, ellerinden tutup göz bebeklerine bakarak, ben seninle duygudaşım. Seni anlıyorum, iyi ki varsın diye işe başlayalım. Dostlar ifade edebildim mi derdimi? Ne dersiniz? Hazır mıyız?

Prof. Dr. Ergin KARİPTAŞ

Mart 2021, KIRŞEHİR

Prof. Dr. Ergin KARİPTAŞ
Prof. Dr. Ergin KARİPTAŞerginkariptas@kirsehiranadoluhaber.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

3 ADET YORUM YAPILDI
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Serdar Güner6 Mart 2021 / 23:47Cevapla

HOCAM MÜKEMMEL BİR YAZI KALEME ALMIŞSINIZ, YÜREĞİNE, ELİNE SAGLIK. OKUYUNCA İNSANIN DUYGULARI DEĞİŞİYOR.

Mehmet Kırımlı1 Nisan 2021 / 20:06Cevapla

Hocam yüreğinize , kaleminize ellerinize sağlık. Aglattiniz bizi

Kasım karacı1 Nisan 2021 / 20:08Cevapla

Keşke hazırız diyebilsek hocam, keşke diyebilsek. İyi ki varsınız