RAMAZAN YAZAR DAN ERDOĞAN’DAN SONRASINA HAZIRLIKLAR! « Kırşehir Anadolu Haber

RAMAZAN YAZAR DAN ERDOĞAN’DAN SONRASINA HAZIRLIKLAR!

Bu haber 01 Eylül 2025 - 16:56 'de eklendi ve 548 views kez görüntülendi.
ERDOĞAN’DAN SONRASINA HAZIRLIKLAR!
Saray yargı eliyle CHP ye diz çöktürmeye çalışıyor.
Farklı kollardan yaptığı hamlelerle bir taraftan İBB başkanı ve
çevresindeki ekibe operasyon yapılırken diğer taraftan Türkiye’nin
dört bir tarafındaki belediyelere ya kayyım atandı, ya hapse tıkıldı,
ya da yerine AKP li başkan seçildi.
Dur durak bilmiyorlar.
Buna eklenen son halka CHP nin İstanbul’da yaptığı kurultaylarla alakalı.
Kurultaya yönelik başlatılan davanın iddianamesi kabul edildi.
İl başkanı Özgür Çelik ve 10 arkadaşı hakkında hapis isteniyor.
Bu yapılanlar 15 Eylüldeki CHP davasının ön hazırlıkları.
Yükselen birinci parti konumuna gelen CHP yi ancak Kılıçdaroğlunu
tekrar CHP nin başına geçirerek durdurabileceklerini bildikleri için mahkeme gününü bekliyorlar.
Kılıçdaroğlu da dört gözle koltuğuna oturmanın hayallerini kuruyor.
Onun için ülke elden gidiyormuş, halk perişanmış vs hiç önemi yok.
Erdoğan buna dedi gel tekrar CHP nin başına seni geçireyim sende
Oralar da oyalan, milleti sokaklara dökme yeter dedi ve anlaştılar.
Yani şunu söylüyorlar.
Saraya karşı bundan sonra Türkiye’de direnip 1.ci parti konumuna
kin gelirse gelsin yargı eliyle bir şekilde budanacaklar.
Bunun adı şu. Türkiye yargı eliyle bir rejim değişikliğine gidiyor.
Yani çok partili hayatın görünürde varmış gibi yapıldığı ama
yargı eliyle de facto bitirildiği bir rejimden bahsediyoruz.
Ne demek bu? Birinci parti olmaz.
Sadece rejimi meşrulaştıracak kadar küçük oranlarda oy alırsanız muhalefet
yapmanıza izin verilecek ve dışarıdan bakıldığında sanki burada çok
partili bir hayat varmış fotoğrafı ortaya konulacak ama o büyük günahı işler.
İki büyük günahtan ikisini de işlerseniz, birincisi birinci parti konumuna
gelirseniz, ikincisi Erdoğan karşısında kazanabilecek bir adayla
karşımıza çıkarsanız telef olursunuz.
Şu anda yargı eliyle yapılmaya çalışılan bu.
2024 yerel seçimlerinde CHP 1. Ci parti çıktıktan sonra saray bir daha
seçimle birinci parti çıkamayacaklarını ve Erdoğan’ın bir daha
seçimle orada kalamayacağını kabul etmiş durumda.
Olay, hadise sadece bununla mı alakalı?
Bununla alakalı olduğu görülmüyor. Erdoğan’ın çizdiği program şu şekilde.
Biz yerel yönetimlerde sizin kazandığınız belediyelere dokunmayalım.
Oranın rantıya bir şekilde partililerinizi, delegelerinizi abat edin.
Hepsini görmezden gelelim ama Erdoğan’ın karşısına
kazanacak bir adayla çıkmayın.
Kılıçdaroğlu gibi bir adayla çıkın.
Bizde size yargıyı senelerce kullanmayalım, hareket ettirmeyelim.
Ama o büyük şirke bulaşırsanız yarı tanrı olan adamın karşısına
bir aday çıkarıp kazanma cüretini gösterirseniz telef olursunuz.
Peki, bu yerel ranta razı olmanın son halkası neydi?
Hangi sinyali verdiler?
Başta Aydın belediye başkanı olmak üzere bazı CHP li belediyeleri
transfer ederek diğer CHP lilere şu mesajı verdiler.
Bakın aklı olan gelip bizimle anlaşıyor.
Hapise gitmek yerine rant paylaşımına bizimle kaldığı yerden yoluna
devam edebiliyor.
Siz de akıllı olun. Direnmeyin. Boyun bükün, diz çökün, eğilin.
Bu modern devlet iddianızdan, demokrasiden vazgeçin.
Biz de sizi abat edelim. Bu Türkiye’de sürdürülebilir mi?
En büyük ve en önemli sorun bu.
CHP ye baktığımız zaman da, muhalif seçmene baktığımız
zaman da bunun sürdürülemez olduğu görülüyor.
Erdoğan tüm bunları sadece kendi dönemiyle alakalı yapmıyor.
Erdoğan şunun farkında.
Yaşlandı, hasta, sağlık sorunları var ve er geç görevine devam
edemeyeceği günler gelecek ya da kendi tabiriyle hak baki olacak.
Her beşer gibi o da ölüp gidecek.
Ee e si şu geride pasta nasıl paylaşılmayı şimdiden kurgulamak istiyor ve
kafasındaki aday Bilal Erdoğan.
Bilal Erdoğan’ın bir seçim kazanma ihtimali yok ya da çok düşük.
Dolayısıyla tıpkı orta Asya cumhuriyetlerinde olduğu gibi, örneğin
Azerbaycan’da olduğu gibi babadan oğula seçimle geçen sanki bir
seçim varmış gibi bir düzenek kuralım.
Muhalefetin tamamı saraya hizmet etsin ve bizim seçimlerimizi
meşrulaştırsın gayreti içinde oldukları görülüyor.
Yani Erdoğan şu anda kendi dönemiyle alakalı değil aslında
ilal Erdoğan dönemiyle alakalı taşları döşemeyi düşündüğü görülüyor.
Hani bazıları Bilal Erdoğan seçilemez diyenler var.
Ya Putin nasıl seçiliyorsa, Aliyev nasıl seçiliyorsa öyle bir rejim
getirmeye çalışıyorlar.
Erdoğan zaten Bilal Erdoğan’ın rahat bir şekilde seçilebileceğini
bilse bu hamleleri yapmaz ki.
Elinde medyası, parası, yargısı, bir sürü enstrümanı var.
Hepsini kullanır ve ona seçim kazandırtacak bir teşkilatı onun emrine verir.
Bazı AKP liler Hakan Fidan diyorlar.
Hakan Fidan konuşmayarak kariyer yapmış bir adam.
Yani Murat Kurumda çok böyle karizmatik bir şekilde İstanbul’a gelmişti.
O karizma çizildi. İmamoğlu ikiye katladı, geriye gönderdi.
Bu siyaset böyle, er meydanına çıkmadan ne olduğun fazla ölçülemiyor.
Bu bir. İkincisi yani bu kadar sistemi inşa etmiş, bu kadar taş taş üstüne koymuş.
Erdoğan gelip gümüş tepside sarayı ve bütün gücü
Fidana verecek ya da damatlarına verecek.Böyle bir şey olamaz.
Yani A planının böyle bir şey olabilmesi için çok çaresiz olması gerekiyor.
Yani Emine Erdoğan dünürüne gel sen burada prenses ol, biz kenara
çekiliyoruz artık demez.
Bu kafada insanlar da değiller zaten.
Bu da normal değil de damadı cumhurbaşkanı yapmak.
Tüm o opsiyonları kafanızdan silin.
Bir numaralı planları A planı Bilal Erdoğan’a bir rejim inşa edebilmek.
Güçleri ve kuvvetleri varken bu çerçevede tüm enerjilerin
sarf edip öyle bir rejim kurmaya çalışıyorlar.
CHP sine yönelik yapılan operasyonun nedeni bu.
Diz çök, teslim ol, telef olma. Karşılığında ne alacaksın?
Karşılığında kazanabildiğin yerel yönetimlerin rantlarını sana bırakırım.
Hapise girmediğine şükredersin. Bu kadar. Bundan öteside yok.
Özgür Özel de şöyle bir açıklama yapmış.
Kendisinin adaylığının doğru olmayacağını, kendisini parlatma gayreti içinde
olmadığını, şayet İmamoğlu’na siyasi yasak gelirse, Mansur Yavaş bu şartlar
altında yadsınamayacak bir seçenektir. Açıklamasını yapmış.
Yani kendisini geri çekerek seçilebilecek aday formülüyle seçime
gireceklerini ifade ediyorlar.
Hal böyle olunca da, bu kadar operasyon yapan, bu kadar insan tutuklayan,
taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmayan bu rejim Mansur Yavaş’ ıda
seçime sokmayacağı görülüyor.
Yani ona yönelikte A,B,C,D planları yapmışlardır.
CHP side karşılığında bizim 2 ci, 3 cü, 4 cü adayımız kimler olabilir
konusu üstünde kafa yorup bunu medya ile ve kamuoyuyla paylaşmadan
kendi içinde bu hususları tartışmaları gerektiği görülüyor. Bu önünüze gelecek.
Yani Mansur yavaşın da aday olamayacağı bir seçim süreci önünüze gelecek.
Artık bunu söylemek için öngörü sahibi olmaya falan gerek yok.
Türkiye’nin gidişatına baktığınız zaman hangi istikamette ve nasıl bir seçime
gireceğimizi aşağı yukarı hepimiz öngörebiliyoruz. Erdoğan kaybedeceği
bir seçime girmeyecek.
Gireceği seçimi %100 kazanacağı şartları oluşturduktan sonra seçim
startını verecek. Bu da şu anlama geliyor.
Açık ara kazanma ihtimali olan adayların tamamı ya siyasi yasaklı
olacak ya da bir şekilde elemine edilecekler.
Şimdi gündeme bakacak olursak gündemde Fahrettin Altun’un oğlu.
Henüz üniversite 2. Sınıfta ve 21 yaşında iken 500.000 bin lira sermaye
ile kurduğu şirket 210 milyon tl ye ulaşmış.
Yani imtiyazlarını, devlet güçlerini kullanarak para istifleyen, servet yığan,
asıl gündemleri bu olan ve bulundukları makamları buna paratoner
olarak kullanan aktörlerle karşımıza çıkan bir saray rejimi var.
Bunlara çok aşırıya gitmedikleri sürece bir yerden 5 maaş alıyorlar,
bir yerden bilmem kaç maaş alıyorlar.
Abartmadıkları sürece saray rejimi sesini çıkartmıyor.
Zira kendileri de benzer yöntemlerle servet yığdıkları için bu böyle toplumun kan
emici unsurları gibi, vantuzlar gibi yapışmış ekonomiyi içlerine doğru çekiyorlar.
Bu yanlış mı? Bu ne kadar doğru?
Herkes olanların doğruluğunu yanlışlığını görüyorlar.
Evet netice de bir gün cürüm işlemiş, suç işlemiş hepiniz manşet olacaksınız.
Sıra mutlaka bunlara da gelecek, sadece usulca sıranızı bekleyin.
Şimdi biraz gerilere gidelim ve Erdoğan’ın, Belediye Başkanlığı döneminde
düzenlenen bir Kitap Fuarı’nda, demokrasi hakkındaki görüşlerini
bakın nasıl dile getirmiş.
Daha doğrusu bir zamanların Erdoğan’ından demokrasi dersi alalım,
Değerli kardeşlerim;
Demokratikleşme meselesine geliyorum.
Şu ülke demokratik midir?
Hayır.
Hayır.
İnanın bu ülke demokratik geçinen diktatörler ülkesidir.
Ne bizi diktatörler yönetiyor ama etiketleri demokratik.
Ne diyor?
Gitmem diyor.
Nasıl gitmezsin ya?
Millet sana git diyor.
O zaman gel referandum yap.
Sor bakalım millete kalalım mı gidelim mi? şu soruyu sor.
Bu milletin eğer % 51 ri size kalın diyorsa başımız gözümüz üstüne.
Ama bu milletin % 51 ri size gidin diyorsa gitmeye mecbursunuz.
Ondan sonra çözümü arayalım.
Biz bu konuda rahatız. Açığız.
Biz diyoruz ki arkadaş seçtiklerinizi denetleyin.
Yapıyor musunuz bunu? Evet.
Şu anda biz bunu yerel yönetimlerde yapıyoruz.
Belediye başkanları müdürleriyle beraber, meclis üyeleriyle
beraber her hafta mahallelerde geliyor, kahvelerde toplanıyorlar
ve kahvelerde halkımıza hatalarımızı söylüyor.
Bir haftada biz şunları şunları şunları yaptık.
Yanlışlarımız varsa bizi ikaz edin.
Buyurun bizi halkın karşısında yargılayın diyorum.
Sizden rüşvet alan var mı?
Yolsuzluk var mı?
Suiistimal var mı?
Bize bunu söyleyin halkın huzurunda diyorlar ve
halkıyla bütünleşiyor yerel yönetimlerde Refah partisi.
Yarın merkezi yönetimi devraldığımızda da merkezi
yönetimler olarak yine halkımızla bütünleşeceğiz inşallah.
Halkımıza diyeceğiz ki 2 yıl sonra, 3 yıl sonra
gelin bir referandumla devam mı tamam mı?
Devam diyorsanız kalırız, tamam diyorsanız çekiliriz. Niye?
Halk memnun olmadıktan sonra zorla bunun başında
kalmak iyi niyet ifadesi değildir.
O nedir? Kötü niyet ifadesidir.
Bir taraftan egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyeceksin.
Ondan sonra da 5 yıl gelmeden millete hiç müracaat etmeyeceksin.
O zaman anayasada onun yanına 5 yılda bir egemenlik kayıtsız
şartsız milletindir.
Öyle değil mi?
Öyle demeniz gerekiyor.
Aksi takdirde egemenlik kayıtsız milletin olamaz.
Saçma sapan bir şey.
Evet, şaşırdınız mı neler demiş Erdoğan acaba bu günleri
görüp mü söylemiş ve de şimdi Anıtkabir’e giderken görüyoruz üste
söylediklerinin hepsi kendisi için de geçerli zaman çabuk geçiyor.
Buna rağmen Anıtkabirde paralı askerlerinin yaptıkları terbiyesizliğin
Hesabı mutlaka birilerinden sorulacaktır, kendinize güveniyorsanız bir an
önce halka gidin ki ak koyun mu, kara koyun mu belli olsun bu millette kime
güveneceğine ve kimi istediğine karar versin ama diktatörlük böyle bir şey!
Biz yine de diyelim ki;
‘’Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.’’ –araştırma-Vesselam…
Hoşça kalın, dostça kalın, sağlıklı kalın… …
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.