DÜNÜYLE BUGÜNÜYLE BAYRAMLARIMIZ « Kırşehir Anadolu Haber

DÜNÜYLE BUGÜNÜYLE BAYRAMLARIMIZ

Bu haber 13 Mayıs 2021 - 23:16 'de eklendi ve 205 views kez görüntülendi.

Her bayram gelişinde gazetelerde, televizyonlarda, eş/dost sohbetlerinde “ Aah o eski bayramlar “ diye özlemle anarız geçen bayramlarımızı. Neler oluyordu eski bayramlarda şimdi arayıp ta bulamadığımız.

Pek çok değerimizi bilerek ya da bilmeyerek kaybettik ve kaybetmeye de devam ediyoruz. Bunların ilk başında dini ve milli bayram kutlamaları gelir. 1950’lilerin sonunda bugüne yaşadığımız bayramlar arasında çok ama çok fark var. Milli Bayramlarımızı bir başka yazımızda ele almak üzere şimdilik Dini bayramlarımızdaki değişiklikleri hatırlamaya çalışalım. İki yıldır koronadan dolayı bayramlarımızı kutlayamaz olduk, inşallah en kısa sürede bu illetten kurtuluruz ve normal hayata döneriz.

 

Eskisin ararken yeniden olduk,

  Biz bize kutladık bu yıl bayramı.

 Kapılar kapandı evlerde kaldık,

  Biz bize kutladık bu yıl bayramı.

        Gelen/giden yoktu kapı çalmadı,

     Kimse gelip şeker/tatlı almadı.

Tatlıların bile tadı kalmadı,

          Biz bize kutladık bu yıl bayramı.

 

Eskiden olup ta şimdi olmayan bence en önemli şey samimiyet, evet insanlar arasında samimiyet kalmadı. Her şey çıkarlara ve gösterişe bağlandı.

Bayrama birkaç gün kala evlerde önce bayram temizliği başlar sonrada sini sini börekler, tatlılar yapılırdı. Her aile gücünün yettiği oranında ev halkına ufak/tefek hediyeler alırdı. Hediyelerimizi saklar kesinlikle bayramdan önce giymezdik. Şimdiki gibi gösterişli, pahalı ve boğucu hediyeler alınmazdı ama herkes mutlu olurdu.

Arefe Günü çoluk/çocuk herkes safura kalkar o manevi duyguyu çocuklar da yaşardı. Kimi öğleye kadar, kimi ikindiye kadar oruç tutarlardı, bazıları da orucunu tamamlardı. Çocuklar dedelerinin, ebelerinin ellerini öper oruçlarını onlara verdiğini söyler karşılığında da harçlıklarını alırlardı.

Aynı Gün gurbette gelenlerin de katılımıyla hep beraber Camide İkindi Namazı kılınır, namazdan sonra toplu olarak mezarlığa gidilirdi. İmam efendi Yasin-i Şerifi okur, dua eder, ruhlara bağışlanır. Akabetinde herkes yakınlarının mezarlarını tek tek ziyaret eder, özel dualarını okurlar, günahı olanların affedilmeleri için Tanrı’ya yalvarıp bağışlanmalarını talep ederler. Mezarlara su dökülür, topraklar karıştırılır ve çevresi düzenlenir. Mümkün olduğunca mezarlıkta fazla konuşulmaz, sessizlik ölülere karşı bir saygı ifadesi olarak görülür.

          Orucumuz tuttuk şükür eyledik,

   El açtık Allah’a zikir eyledik,

Olup/bitenlere fikir eyledik

          Biz bize kutladık bu yıl bayramı.

 Camilerin en çok dolduğu günler,

İnsanların mutlu olduğu günler,

   Nerde kaldı şimdi yaşanan dünler

Biz bize kutladık bu yıl bayramı.

 

Bayram sabahı büyükler erken kalkar erkekler Sabah ve Bayram Namazı için Caminin yolu tutar, kadınlar ise güneş doğmadan çeşmeden alınan suyun Zemzem Suyu olduğu inancıyla testileri doldurup kahvaltı hazırlıklarına başlarlardı. Genellikle bayramın ilk kahvaltısı o kabilenin en yaşlısı ya da ileri geleninin evinde yapılırdı. Diğer aileler gelirken önceden hazırladıkları kahvaltılıkları getirirler, sofralar hazırlanır, Camidekiler gelince hep beraber neşe içinde kahvaltı yapılırdı. Kahvaltıdan sonra en yaşlı olan kişi hanımı ile ayağa kalkar diğerleri yaş sırasına göre onların ellerini öpüp sıraya geçerlerdi. Sıra çocuklara gelince büyükler önceden hazırladıkları harçlıkları onların şeker torbalarının içine atarlar, yanaklarından okşayıp öperlerdi. Çocuklardan en büyük iki tanesi bayram şekeri, kolonya ya da gülsuyu ikramını yaparlar. Bu bayramlaşmada el öpmeler, yüz öpmeler, sarılmalar hepsi samimi, hepsi candan olurdu. Her gün bir arada oldukları insanlarla sarılırken sanki kırk yıllık hasretmiş gibi duygulanıp birbirlerine iyi bayramlar dilerlerdi. Artık herkesin evine gidip eş/dost ziyaretleri yapmak için ev sahibinden müsaade alıp dağılma zamanıdır. Bir köyde birbiriyle bayramlaşmayan insan kalmazdı.

          Bayramlarda herkes bir tat alırdı,

 Öpülen ellerde sevgi kalırdı,

        Dede, çocuk, torun birlik olurdu

         Biz bize kutladık bu yıl bayramı.

 

Ya şimdi el öpmeler otuz santim uzakta, yüz öpmeler onbeş santim ara ile “ mup mup “ oluyor şaka gibi! Çocuklara harçlık verirken anne ve babasının göreceği şekilde “Bak ben senin çocuğuna harçlık veriyorum” dercesine gözünün içine bakarak oluyor. Üç/beş arkadaş ve birkaç komşu karşılıklı birbirlerine usulen beş/on dakikalık bir bayramlaşmayla her şey halloluyor.

Köyde veya mahallede küskün ya da kırgın olanlar mı var, hemen hatırı sayılır birkaç kişi bir araya gelir yaşça küçük olanı alıp diğerinin yanına götürüp “ Bir çayını içmeye geldik” diyerek bayramlaşıp onları kucaklaştırıp barıştırır üzerlerine düşen büyüklük görevlerini yaparlardı.

Ya şimdi, komşunun komşudan haberi yok. Aynı apartmanda küs olanları barıştıracak kendini sorumlu bulan komşu yok. Dinimiz gereği bayramlar küskünlerin barıştığı mübarek günler değil mi? Peki bunları yapmak için üzerimize düşen görevi neden yapmıyoruz?

    Umudumuz gelen yıla bağladık,

Görüşmeyi telefonla sağladık,

      Biraz hüzünlendik, biraz ağladık

      Biz bize kutladık bu yıl bayramı.

 

Zor günler geçiriyoruz, herkesin birbirine yaklaşamadığı, oturup sohbet edemediği, birlikte yiyip/içemediği, el/yüz öpme dursun tokalaşamadığı garip bir zaman dilimindeyiz.

 

    Bayramınız kutlu olsun erenler,

Sağlık ile bu günleri görenler,

     Sabır edip dost gönlüne girenler

     Biz bize kutladık bu yıl bayramı.

    Çaresiz bırakma Ya Rab kulunu,

   Aydınlık tarafa döndür yolunu,

Ozan Turgut arz eyledi halını

      Biz bize kutladık bu yıl bayramı.

 

Dünyamızın, bütün insanlığın korona illetinden kurtulması dileğiyle Ramazan Bayramınızı kutlar sağlık ve sıhhat içerisinde birbirimize sarılarak geçireceğimiz nice bayramlar diliyorum.

 

Veysel TURGUT

Veysel TURGUT
Veysel TURGUTveyselturgut@kirsehiranadoluhaber.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.