BENİM MEMURUM İŞİNİ BİLİRDEN GÜNÜMÜZE!… « Kırşehir Anadolu Haber

BENİM MEMURUM İŞİNİ BİLİRDEN GÜNÜMÜZE!…

Bu haber 01 Mart 2024 - 17:27 'de eklendi ve 701 views kez görüntülendi.
Ülkemizin bu hale gelmesi kendiliğinden olmadı..
Bir dönem bizleri yönetenler vatandaşın ekonomik sıkıntılarla savaşıp, ayakta kalabilmelerinin ip uçlarını da vermişlerdi..
İşte onlardan biri ve en önemlisi büyük yol göstericisi! , 12 Eylül sonrasının seçimle iktidar olan ilk başbakanı Turgut Özal…
Yıllar önce “BENİM MEMURUM İŞİNİ BİLİR”
diyerek yolsuzluğu meşrulaştırmıştı.
Ülkemizde yolsuzluklar onun zamanında başlamış değildi ama işlerin hızlı yürümesi için her türlü yolsuzluk yaşantımızda resmileşmişti..
Bugün belki bu yüzden duyduğumuz hiçbir yolsuzluk bizleri şaşırtmıyor.
Yolsuzluk, hırsızlık, dolandırıcılık vb yaşantımıza girdiler bizden oldular!..
Yolsuzluk yapmayanlar çeşmenin başında olamayanlardır, o derece yaygındır bu işler.
Millet derin bir yoksullukla boğuşurken, devam eden ve edecek diğer yolsuzlukların patlaması boşuna değildir.
Büyük yolsuzluklar pek kolay açığa çıkmaz, halkın içinde küçük işler de var, her gün yaşaya yaşaya bunlara alıştığımızdan olsa gerek,
olanları yeterince göremiyoruz.
Küçük bir gıda işine girin, nelerle karşılaşırsınız..
Bundan seneler önce bir tanıdık mini market açmıştı da benzer olaylarla karşılaşmıştı.
Markete birçok kapkaççı girip çıkmış, mal satmaya, daha doğrusu kaba tabirle “çakmaya” çalışmıştı.
Bunlar bir kere gelirler, bir daha semtinize uğramazlar.
Birde devamlı iş yaptıklarınız vardır, onlar sizi bütün yeniliklerden haberdar ederek halkı ikna yöntemlerini öğretirlerdi.
Henüz müşteriniz artmamıştır ama toptancı sayısı giderek artar, Ülkede bu kadar çok toptancı varmış diye şaşarsınız.
Su satarlar size, iki yıl satsanız tüketemeyeceğiniz..
birim fiyatı size uygun gelir, alırsınız da nerede saklayacaksınız?
Meşrubatçılar ayrı.
Onların biri gider, biri gelir, kolasından portakallısına, limonlusundan sadesine çeşit sunarlar.
Her markayı almak istersiniz, müşteri bu, neyi isteyeceği belli olmaz.
Ama nerede saklayacaksınız?
Gün görmüş, güneş görmüş önemli miydi ya..
ulu orta dışarıya dizersiniz derlerdi size.
Hadi gene bunlar marka isimlerdi, birde araçta hiçbir isim, yazı olmayanlarda gelirdi.
Kaşarcı çıkabilir, yoğurtçu çıkabilirdi bunlar.
Öyle ucuz fiyatlar verirlerdi ki dudağınız uçuklar, aklınız almaz.
Kaşarcı bir parça kaşar tattırır, tadının nasıl olduğunu sırıtarak sorar ve sırrını açıklardı, patates püresi, yağ ve kaşar aromasından oluşuyormuş ve hiçbir zararı yokmuş.
Nefsi öldürmekmiş gaye.
En korkuncu yoğurtçunun süte un, nişasta, jelatin katmakla yetinmeyenlerin kıvam için sönmüş kireç tozu kattıklarını söylemesiydi.
Hazır köfte, çekilmiş kıyma satmaya gelenlerde olmuştu.
Etin piyasa fiyatının yarısının bile altında satıyordu.
Nasıl olurdu bu aklım almıyordu.
Meğer et, et değilmiş ki.. bakın içeriğinde neler varmış.
Tavuk derisi, kemiği, soya fasulyesi ve tabii et aroması.
Bunları ünlü otellerde alıyormuş.
Aklınıza geliyordur her halde; bu memlekette doğru dürüst iş, sahte olmayan şey yok mu?
Aldığınız simit, yediğiniz poğaça nasıl imal edilmişti, gittiğiniz lokanta veya
restoran nasıl malzeme kullanmışlardı, size ne yedirmiş, ne içirmişlerdi?
Bir şeylerin malzemelerini siz almıyor ve o malzemeleri ürün haline getirmiyorsanız kandırılmaya hazır olun.
Kandırılmamanıza imkân yok!
Bir yerden sonra mutlaka kandırılıyorsunuz.
Sonunda sizde o ürünleri alır, satar, hatta yer, içersiniz.
Konu gıdaysa işi bitmiştir.
Ayakkabı köselesini bile çeşitli aromalarla biftek diye yedirebilirler.
Yediğinizi zannettiğiniz bifteğe kekik ekmek isterseniz onunda aroması var.
Köftenin kimyonunu az mı buldunuz, aromasını buyurmaz mısınız?
En pahalısından koyun peyniri mi çekti canınız,
Koyun Peyniri Aroması emrinize amade efendim.
Gece uykudan önce süt mü içersiniz,
Koyun Sütü daha hafifini isterseniz,
İnek Sütü Aroması sizin için var.
Parmesan Peyniri Aroması, Tereyağı Aroması, Yoğurt Aroması,
Zeytin Aroması, Zeytinyağı Aroması, Ekmek Aroması…
Yuh artık ekmeğinde aroması olur muymuş demeyin, varmış işte.
Un beyazlatıcı, maya besleyici (köylerimizde eskiden annelerimiz ekşi mayadan,
nohuttan ekmek yaparlardı) hacim arttırıcı gibi şeyler artık katkı malzemesi.
Ekmeklerin bozulduğu o kadar çok oldu ki, taa francaladan beri.
Acı Biber Aroması, Acıbadem Aroması, Ahududu Aromasını aroma
ürünleri listesine alabilirsiniz.
Artık canınız balık istediğinde balıkçıya gitmenize gerek yok,
Alabalık Aroması market raflarında sizi bekliyor.
Bu kadarla kalmıyor, Ananas Aroması, Anason Aroması, Antep Fıstığı Aroması, Ayran Aroması diye devam ediyor.
Arının bal yapmasını beklemeye gerek var mı, “Bal Aroması” ne güne duruyor?
Bergamot Aroması, Böğürtlen Aroması, Çam Sakızı Aroması, Çedar Peyniri Aroması,
Ceviz Aroması, Çikolata Aroması, Çilek Aroması, Et Aroması, Fındık Aroması,
Fıstık Aroması, Keçi Peyniri Aroması, Keçi Sütü Aroması,
Açgözlüler tarafından kandırıla kandırıla,
kandıran durumuna gelmek uzun zaman aldı.
İşin başka bir tarafı da, yukarıda sıraladıklarımı tv ler ve sosyal medya
üzerinden paylaşılanlardır..
Bu açgözlülerin elinden yediklerimizle, içtiklerimiz genlerimize karıştı.
Hiçbir şeye şaşırmıyorsak bundan şaşırmıyoruz.
Dilini bozan, üretimini bozan, üretmeden tüketen bir toplum ancak böyle olur.
Bizim için yaşam biçimidir artık… Vesselam….
Hoşça kalın dostça kalın, sağlıklı kalın…
Ramazan Yazar
Emekli Teknik Öğretmen
Ramazan YAZAR
Ramazan YAZARramazanyazar@kirsehiranadoluhaber.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.